Dün bütün gün annemle, babamla, teyzemle ve kuzenimle telefonda konuÅmama raÄmen hiç annemlerin evlilik yıldönümünden söz açmadım. Hatta annem ÅaÅırmıŠbile "Ãenebaz böyle günleri unutmazdı ama herhalde iÅten , güçten unuttu" demiÅ. Halbuki ben önceden sürprizimi hazırlamıÅtım. AkÅamüzeri saat 5 gibi oÄlumla birlikte markete gittik. Hem ızgaralık birÅeyler, hem de hazır yiyeceklerden aldık. Ãünkü ben anneme size yemeÄe geliyoruz desem bir sürü hazırlık yapacak ve bedenen çok yorulacak. Ãyle durumlarda da ben onun için üzülüyorum. Gidip ben hazırlayayım yemeÄi desem bana bırakmaz , biliyorum. O yüzden herÅeyi hazır aldım. EÅime de söyledim, o da iŠçıkıÅı direkt annemlere gelecekti. Ha, bir de kocaman bir demet çiçek aldık; pembe karanfiller, gül bulamadım.Sonra doÄru annemlere. Kapıyı babam açtı, çok ÅaÅırdı , çok sevindi. Annem kulaÄından kulaklıÄını çıkardıÄı için kapının zilini bile duymamıÅ. Biz salona girince o da çok ÅaÅırdı, sevindi ve tabii biraz sevinç gözyaÅları döktü. Benim getirdiklerimi görmediÄi için hemen yemek yapmaya kalkıÅtı ama elbirliÄi ile oturttuk. " Sen bugün gelin hanımsın, otur bakalım" dedik. EÅim de gelince ızgaraları yaptık, sofrayı kurduk, hep birlikte neÅe içinde bir yemek yedik.
Oradan saat 9.30 gibi kalktık. Eve geldik 10. Bizim alt katımızda oturan eÅimin teyzesi o gün kayınvalideme iftar vermiÅti. Hatta bizi de çaÄırdı ama biz annemlerdeki yemekten dolayı gidemeyeceÄimizi ama dönüÅte uÄrayacaÄımızı söylemiÅtik. OÄlum hemen eve gitti, sabah çok erken kalkıyor, uykusu gelmiÅti. Biz biraz teyzeye girdik. Kayınvalidemle, kayınpederimi de gördük. Biraz Aliye'yi seyrettik. Kalburbasma yedik(çok nefisti, bu arada) .1 saat kadar sonra biz de eve çıktık.
Benim için , yok sanırım hepimiz için güzel bir akÅamdı. Hem annemleri hem kayınvalideleri memnun ettik, yüzlerini güldürdük. Benim için onların mutluluÄu çok önemli. Allah gecinden versin ama daha ne kadar birlikte olabileceÄiz bakalım. Bazen bu düÅünceler aklıma geldikçe kafayı yiyecek gibi oluyorum. Hemen baÅka konulara yönelip bunları unutmaya çalıÅıyorum.
Neyse, bu güzel günde karamsar düÅüncelerden uzaklaÅmalı. Meteoroloji İzmir'e yaÄmur dedikçe, İzmir de onları yalancı çıkarmak istercesine günlük, güneÅlik. Kendini yollara vurmanın tam zamanı. Hem hava çok sıcak deÄil, hem de güneÅ var. Hadi bana byeeeee,
Salı, Ekim 10, 2006
Evlilik yıldönümü

Bugün canım annemle babamın, benim var olmanın müsebbiblerinin 48.evlilik yıldönümleri. İkisini de çok seviyorum. Asla birbirlerinden ayırt edemem. İnÅallah daha uzun yıllar birlikte mutlu, huzurlu, saÄlıklı olurlar.
Annem, orta 2. sınıfta iken anneanneme okumak istemediÄini söylemiÅ. Bunun üzerine önce enstitüye gidip, dikiŠöÄrenmiÅ biraz. Ordan da sıkılmıŠ(azıcık maymun iÅtahlıdır annem. Ev baÅlanıp yarım bırakılmıŠbirçok eliÅi örneÄi ile doludur) Bunun üzerine anneannem (ki daha önce yazmıÅtım. Dedem öldüÄü için çalıÅıyor) onu çalıÅtıÄı yere alıyor. Annem ve kendi yaÅlarında bir sürü kız birarada boÅ ve açık Åekildeli deterjan kutularına zamk sürüp, onları kutu haline getiriyorlar. (Malum o zamanlar naylon yok daha. HerÅey karton kutularda)
Babamsa zaten 12 yaÅında babasını kaybettiÄi için ilkokuldan sonra hayat gailesinin içine düÅmüÅ. 6 kardeÅler babamlar. Kimse elinden tutmamıŠokuması için. O nedenle önce baÅka yerlerde çalıÅtıktan sonra o da 15 yaÅında iken aynı yerde çalıÅmaya baÅlamıÅ. Babamla annemin arası 2 yaÅ, bu arada.
Daha birbirlerini hiç görmemiÅler. Birgün ustası babamdan üst kata çıkıp kutu getirmesini istiyor.Babam merdivenlerden çıkınca annemle yüzyüze geliyor ve babamın dediÄine göre babam orada görürgörmez anneme aÅık oluyor. Bu arada babam aslında çok utangaçtır. Hala daha otobüste, dolmuÅta yanına bir hanım otursa biraz sonra yerinden kalkar. Neyse, daha sonraki günlerde babam arasıra çeÅitli bahaneler uydurup annemlerin kata gidiyor. ArkadaÅları durumu anlıyor ve anneme " bu çocuk senin için geliyor" diyorlar. O ana dek anlamamıŠolan annem, ondan sonra dikkat ediyor ve o da babamdan hoÅlanmaya baÅlıyor. Daha sonra çalıÅtıkları yer bir Bergama gezisi düzenliyor. Babam orada anneme duygularını açıklıyor. Annem de ona olumlu karÅılık verince babam artık havalara uçuyor. Ama onların çıkması bugünkü gibi sürekli orada burada gezmek falan deÄil. Daha çok karÅılıklı bakıÅma ve mektuplaÅma ile süren bir aÅk. Aradan yıllar geçiyor. Babamın askerliÄi geliyor. Babam askere gitmeden annemi istetmek istiyor ama her zaman mantık abidesi olan annem" Ne diyeceÄiz? İŠyok,askerlik yok. Ben seni beklerim. Sen git,gel,ondan sonra istersiniz "diyor. O 2 yıl mektuplaÅmalarla sürüyor.
Babam askerden dönüp,iÅe girince annemi istetiyor. Yalnız anneannemin tepkisinden korktuklarından tanıÅtıklarını, birbirlerini sevdiklerini açıklamıyorlar. Halamın kayınvalidesi annemlerin komÅusu. Sanki onun aracılıÄı ile görücü gelmiÅler gibi bir hava yaratıyorlar. Fakat anneannem vermiyor. Bizimkiler çok bozuluyorlar ama hiç ses çıkarmıyorlar. 1 yıl sonra babam tekrar halamın kayınvalidesini devreye sokup tekrar annemi istetiyor. Anneannem yine reddince halamın kayınpederi (annemle babamın rızasını almadan) anneanneme onların uzun yıllardır arkadaÅ olduklarını ve birbirlerini sevdiklerini söylüyor. Anneannem çok aÅırı tepki veriyor. Ãok üzülüyor. Anneme " benim gibi dul bir kadına nasıl bunu yaparsın, benim yüzümü yerde gezdirirsin" diye çok kızıyor. Lütfen bu olayları deÄerlendirirken anneannemin 1908 doÄumlu olduÄunu, olayın 1955 yıllarında geçtiÄini gözönüne alın. O devrin düÅünce tarzı içinde deÄerlendirin. Bu konuda en büyük destek teyzemden geliyor. Teyzem, görücü usulü ile evlenmiÅ ve evliliÄinde mutlu deÄil. Bu yüzden annemlerin aÅkına saygı gösteriyor ve ben bu iÅi halledicem, hepsini razı edicem diyor. Hepsi derken teyzemin eÅi de bu evliliÄe karÅı. Dedem annemler çok küçükken öldüÄü için, eniÅtem de ailedeki tek erkek olduÄu için ona sonsuz yetki vermiÅ bizimkiler. Evin erkeÄi olarak görüyorlar.
Bu arada annem de " 30 yaÅıma kadar evlenmem. O yaÅtan sonra kimse bana karıÅamaz.Ben de onunla evlenirim" diyor. Annem babama ve aÅklarına o kadar güveniyor ki babamın onu 10 yol daha bekliyeceÄini düÅünüyor demek ki. Neyse; teyzem sayesinde herÅey yoluna giriyor. Bu olaylardan 2 yıl sonra 1957'de niÅanlanıyorlar. EniÅtem bu kez de babam eve gelip gidiyor diye nikah yapılmasında ısrar ediyor. Kırmamak için nikah da yapılıyor ama herkes annesinin evine dönüyor ve 10 Ekim 1958'de düÄün yaparak evleniyorlar. Ben 3 yıl sonra doÄmuÅum. Ãzellikle gençken ben anne ve babamın ne tartıÅtıklarını, ne kavga etttiklerini ne de birbirlerine baÄırdıklarını duydum. Mutlaka olumsuz Åeyler olmuÅtur ama annem hep, "kızım çocukların önünde tartıÅılmaz. Ne derdin varsa yatak odasında konuÅur, halledersin" derdi. Gerçi yaÅlandıktan sonra artık tartıÅtıklarını özellikle babamın anneme sesini yükselttiÄini gördüm ve görüyorum ama sanırım yıllar sinirleri de harap ediyor. Zaten onların küslükleri bir saat bile sürmüyor. İnsan sevince kolay affediyor demek ki.
Annecim, babacım,sizleri çok seviyorum. İyi ki birbirinizi bulmuÅsunuz, iyi ki sevmiÅ, sevilmiÅsiniz. Ãmür boyu mutlu olun.
Pazartesi, Ekim 09, 2006
Bu sabah yaÄmur var İzmir'de
Karanlık bir sabaha uyandım. Zaten 6.45'de kalkıyoruz ki daha güneÅ doÄmamıŠoluyor. Ãstüne bir de kara bulutlar eklenince , çok kasvetli oldu bu sabah. Hafiften yaÄmur da çiselemeye baÅladı. Offf, geldi kıŠya, geldi.
Cuma günü market alıÅveriÅi yaptım. Ãnce biraz ondan ,biraz bundan derken çıkıÅta taÅıma kapasitemin ötesinde bir alıÅveriÅ olduÄunu gördüm. Ben de atladım taksiye, öyle geldim eve. Åoför kesin küfretmiÅtir, Åuncacık mesafeye beni götürdü diye ama Allahtan İzmir'in Åoförleri henüz daha mesafe seçiciliÄine baÅlamadılar ya da bana kibarı denk geldi.
Cumartesi günü kahvaltı sonrası önce renklileri, sonra da beyazları makineye attım, yıkadım. Pazartesiye gömlekler ve tiÅörtler hazır olmalı. Bu arada görümcem telefon etti, akÅama iftara çaÄırdı. Daha doÄrusu kayınvalideme ve teyzesine iftar yapıyor. Biz ise oruçsuzlar olarak olaya yemek yönünden dahil oluyoruz. Giderken tatlı alacaktım. Alma, güllaç getir beraber yapalım dedi. Ben hayatımda hiç güllaç yapmamıÅtım, ilk kez milli oldum ve bu kadar kolay bir iÅi neden gözümde büyütüp hiç denemediÄime hayıflandım. Ãok kolaymıÅ. Gerçi burada meÅhur olan AÄam baklavacısının güllacı kadar süper ötesi deÄil ama yine de iyiydi.
Pazar günü ise bir gün önce yıkananları ütüledim. Sonra eÅimle sahilde yürüyüÅe çıktık. Denizin içi adam doluydu. Ne bu diyeceksiniz? MidyecilermiÅ. Bostanlı sahilinden herhalde bir 100 metre ilerisinde bile (ben de pek mesafe kavramı yoktur, atmıŠolabilirim) deniz insanın beline geliyor. Bu adamlar denize girmiÅler. Midye çıkarıyorlar. Etraflarında da kayıklar var. Topladıkları midyeleri bunlara koyuyorlar. Sanki sıcak bir yaz günü , ÃeÅme plajında insanlar denize girmiÅ gibi nasıl kalabalıkdı denizin içi anlatamam. Pazar akÅamı da bu kez kayınvalidem iftara çaÄırdı. Biraz erken gidip yardım ettim. Bir haftasonu daha böyle geçti.
Bugün önce bankalara gidip borçlar eda edilecek, sonra bir yarım saat kadar kiracımıza uÄrayacaÄım. Geçen hafta uÄramak istemiÅtim ama bir türlü günlerimiz uyuÅamamıÅdı görüÅmek için. Oradan da bir arkadaÅıma gideceÄim. Yarın temizlik var, kadın gelecek ama aynı zamanda annemlerin de evlilik yıldönümü. GideceÄimizi haber vermek istemiyorum. Sonra annem çok detaylı yemek iÅlerine giriÅiyor. Yoruluyor diye bu sefer ben üzülüyorum. Niyetim sürpriz yapmak. Telefonla tebrik edip, gelemeyecekmiÅ havası yaratıcam. Sonra da ben hazır birÅeyler alıp akÅam üzeri oÄlumla beraber gidicem. EÅim de direkt iÅten oraya gelir. AkÅam kutlama yaparız. Pastayı da unutmamak lazım. Dile kolay tam 48 yıl. İnÅallah 2 yıl sonra 50. yılları olacak ama babam tanıÅmalarının ve beraberliklerinin aslında 60 yıllık olduÄunu söylüyor. Yani gözlerini açmıÅlar, birbirlerini tanımıÅlar ve hiç ayrılmamıÅlar. Mesafe olarak ayrılıklar olsa da (askerlik, iÅ gibi nedenlerle) hep iletiÅimi sürdürmüÅler. Yarın benim ve onlar için özel olan o günde , onların öyküsünü yazacaÄım. Bu da benim hediyem olacak onlara.
Cuma günü market alıÅveriÅi yaptım. Ãnce biraz ondan ,biraz bundan derken çıkıÅta taÅıma kapasitemin ötesinde bir alıÅveriÅ olduÄunu gördüm. Ben de atladım taksiye, öyle geldim eve. Åoför kesin küfretmiÅtir, Åuncacık mesafeye beni götürdü diye ama Allahtan İzmir'in Åoförleri henüz daha mesafe seçiciliÄine baÅlamadılar ya da bana kibarı denk geldi.
Cumartesi günü kahvaltı sonrası önce renklileri, sonra da beyazları makineye attım, yıkadım. Pazartesiye gömlekler ve tiÅörtler hazır olmalı. Bu arada görümcem telefon etti, akÅama iftara çaÄırdı. Daha doÄrusu kayınvalideme ve teyzesine iftar yapıyor. Biz ise oruçsuzlar olarak olaya yemek yönünden dahil oluyoruz. Giderken tatlı alacaktım. Alma, güllaç getir beraber yapalım dedi. Ben hayatımda hiç güllaç yapmamıÅtım, ilk kez milli oldum ve bu kadar kolay bir iÅi neden gözümde büyütüp hiç denemediÄime hayıflandım. Ãok kolaymıÅ. Gerçi burada meÅhur olan AÄam baklavacısının güllacı kadar süper ötesi deÄil ama yine de iyiydi.
Pazar günü ise bir gün önce yıkananları ütüledim. Sonra eÅimle sahilde yürüyüÅe çıktık. Denizin içi adam doluydu. Ne bu diyeceksiniz? MidyecilermiÅ. Bostanlı sahilinden herhalde bir 100 metre ilerisinde bile (ben de pek mesafe kavramı yoktur, atmıŠolabilirim) deniz insanın beline geliyor. Bu adamlar denize girmiÅler. Midye çıkarıyorlar. Etraflarında da kayıklar var. Topladıkları midyeleri bunlara koyuyorlar. Sanki sıcak bir yaz günü , ÃeÅme plajında insanlar denize girmiÅ gibi nasıl kalabalıkdı denizin içi anlatamam. Pazar akÅamı da bu kez kayınvalidem iftara çaÄırdı. Biraz erken gidip yardım ettim. Bir haftasonu daha böyle geçti.
Bugün önce bankalara gidip borçlar eda edilecek, sonra bir yarım saat kadar kiracımıza uÄrayacaÄım. Geçen hafta uÄramak istemiÅtim ama bir türlü günlerimiz uyuÅamamıÅdı görüÅmek için. Oradan da bir arkadaÅıma gideceÄim. Yarın temizlik var, kadın gelecek ama aynı zamanda annemlerin de evlilik yıldönümü. GideceÄimizi haber vermek istemiyorum. Sonra annem çok detaylı yemek iÅlerine giriÅiyor. Yoruluyor diye bu sefer ben üzülüyorum. Niyetim sürpriz yapmak. Telefonla tebrik edip, gelemeyecekmiÅ havası yaratıcam. Sonra da ben hazır birÅeyler alıp akÅam üzeri oÄlumla beraber gidicem. EÅim de direkt iÅten oraya gelir. AkÅam kutlama yaparız. Pastayı da unutmamak lazım. Dile kolay tam 48 yıl. İnÅallah 2 yıl sonra 50. yılları olacak ama babam tanıÅmalarının ve beraberliklerinin aslında 60 yıllık olduÄunu söylüyor. Yani gözlerini açmıÅlar, birbirlerini tanımıÅlar ve hiç ayrılmamıÅlar. Mesafe olarak ayrılıklar olsa da (askerlik, iÅ gibi nedenlerle) hep iletiÅimi sürdürmüÅler. Yarın benim ve onlar için özel olan o günde , onların öyküsünü yazacaÄım. Bu da benim hediyem olacak onlara.
Cumartesi, Ekim 07, 2006
Aile İçi Åiddet
Bugünkü Hürriyet'in internet sayfasında Serdar Devrim'in aile içi Åiddet konusunda çok güzel bir yazısı var. Hem üzücü, hem düÅündürücü. Lütfen en sondaki videoyu da tıklayıp, seyredin.
Cuma, Ekim 06, 2006
Yine Cuma
ÃarÅamba günü sabahtan iÅleri toparladıktan sonra öÄleden sonra halama gittim. Halam ve 2 kuzenimle oturup bol bol muhabbet ettik. Tabi yanında çay, kakaolu kek, kabak köftesi ve peynirli poÄaça eÅliÄinde.
Dün ise anneme gitmeden önce ortanca halama uÄradım. 1 saat kadar oturdum onda da. Ben oradayken torunları da uÄradı. İyi oldu, onları da gördüm, görüÅtük. Oradan da anneme gittim. Ãok özlemiÅtim. Ãnce annemde epey bir lafladık. Sonra teyzeme çıktık. Son rahatsızlıÄından beri teyzem bir alt kata bile inemiyor artık. Ãok zorlanıyor.
Bu arada anneme gitmeden önce kitapçıya uÄradım. Raflara bakarken "Moris Farhi" diye bir yazarın "Genç Türk" adlı eserini gördüm. Cumhuriyet'in kuruluÅ yıllarını o yıllarda 13-14 yaÅlarında olan çocukların hayatları üzerinden anlatıyor.Sanki güzel gibi geldi, aldım. Ãnce annem okuyacak.Benim elimde Åimdilik birkaç kitap var. Ãnce onları bitireyim. Åu aralar basın dünyası ile ilgili kitaplar okuyorum. İlk okuduÄum kitap Zeynep Oral'ın "Meslek Yarası" adlı kitabı. Ãok akıcı bir dille yazılmıÅ, kendi iÅ yaÅamını anlattıÄı , bu arada da uzun bir döneme tanıklık ettiÄi bir kitap. İnanın boÅ vaktiniz varsa sıkılmadan bir gün içinde okuyup bitirebilirsiniz. Sonra Akgün Tekin'in "Türk Basınında Kayan Yıldız, Haldun Simavi'nin Günaydın'ı" adlı esere baÅladım. Biraz kalınca bir kitap. Son 80 sayfadayım. Ama aynı akıcılık bu kitapta da var. O da bitince sırada Emin ÃölaÅan'ın "Unutulmayan SöyleÅiler" kitabı var. Zaten Günaydın ile ilgili kitaba baÅlamadan önce Emin ÃölaÅan'ın kitabından Haldun Simavi ile yaptıÄı röportajı okumuÅtum. Ben yakın geçmiÅi anlatan kitapları okumayı çok seviyorum.
Geldik yine Cuma'ya. Herkese iyi tatiller.
Dün ise anneme gitmeden önce ortanca halama uÄradım. 1 saat kadar oturdum onda da. Ben oradayken torunları da uÄradı. İyi oldu, onları da gördüm, görüÅtük. Oradan da anneme gittim. Ãok özlemiÅtim. Ãnce annemde epey bir lafladık. Sonra teyzeme çıktık. Son rahatsızlıÄından beri teyzem bir alt kata bile inemiyor artık. Ãok zorlanıyor.
Bu arada anneme gitmeden önce kitapçıya uÄradım. Raflara bakarken "Moris Farhi" diye bir yazarın "Genç Türk" adlı eserini gördüm. Cumhuriyet'in kuruluÅ yıllarını o yıllarda 13-14 yaÅlarında olan çocukların hayatları üzerinden anlatıyor.Sanki güzel gibi geldi, aldım. Ãnce annem okuyacak.Benim elimde Åimdilik birkaç kitap var. Ãnce onları bitireyim. Åu aralar basın dünyası ile ilgili kitaplar okuyorum. İlk okuduÄum kitap Zeynep Oral'ın "Meslek Yarası" adlı kitabı. Ãok akıcı bir dille yazılmıÅ, kendi iÅ yaÅamını anlattıÄı , bu arada da uzun bir döneme tanıklık ettiÄi bir kitap. İnanın boÅ vaktiniz varsa sıkılmadan bir gün içinde okuyup bitirebilirsiniz. Sonra Akgün Tekin'in "Türk Basınında Kayan Yıldız, Haldun Simavi'nin Günaydın'ı" adlı esere baÅladım. Biraz kalınca bir kitap. Son 80 sayfadayım. Ama aynı akıcılık bu kitapta da var. O da bitince sırada Emin ÃölaÅan'ın "Unutulmayan SöyleÅiler" kitabı var. Zaten Günaydın ile ilgili kitaba baÅlamadan önce Emin ÃölaÅan'ın kitabından Haldun Simavi ile yaptıÄı röportajı okumuÅtum. Ben yakın geçmiÅi anlatan kitapları okumayı çok seviyorum.
Geldik yine Cuma'ya. Herkese iyi tatiller.
Çarşamba, Ekim 04, 2006
Kısa kısa
Pazartesi günü arkadaÅımın annesini hastanede ziyaret etmiÅtim. MaÅallah,çok iyiydi. Hiç ameliyat geçirmiÅ biri gibi deÄildi. Bir de herhalde hastalıÄını bilmediÄinden morali de düzgündü. Ãok sevindim. Umarım , tekrarlamaz ve hep böyle sürer gider.
Dün ise malum temizlik vardı. Bugün halamlara gideceÄim. Yarın ise anneme. Onu çok ihmal ettim. Yani 1 hafta olacak yarın ama ne bileyim uzun süredir görmemiÅim gibi geldi bana.
Aklımda bir sürü Åey vardı baÅlarken ama Åimdi hepsi uçtu gitti. Bu da böyle kısa bir post olsun bakalım.
Dün ise malum temizlik vardı. Bugün halamlara gideceÄim. Yarın ise anneme. Onu çok ihmal ettim. Yani 1 hafta olacak yarın ama ne bileyim uzun süredir görmemiÅim gibi geldi bana.
Aklımda bir sürü Åey vardı baÅlarken ama Åimdi hepsi uçtu gitti. Bu da böyle kısa bir post olsun bakalım.
Pazartesi, Ekim 02, 2006
İftar YemeÄi
Yine Pazartesi. OÄlum okula, eÅim iÅe gitti ev yine bana kaldı. Ãnce yaÄmurdan sonrasını anlatayım.
Cuma akÅamı yemekten sonra görümceme gittik. Evi temizlenmiÅ. Tertemiz olmuÅ. Halıları da yıkamaya vermiÅ. Bir dahaki yaÄmura kadar her Åey Åimdilik iyi. Kiracımızın üst katı da tadilatı tamamlamaya baÅlamıÅ. Bugün bir gidip bakacaÄım. Hem kiracımıza da geçmiÅ olsun diyeyim. KadıncaÄızın koltukları, eÅyaları berbat olmuÅ.
Cuma akÅamı üzücü bir haber aldım. 4 ay önce babasını kaybeden çok yakın bir arkadaÅımın annesi kansermiÅ ve cumartesi günü hemen ameliyata alınıyordu. Cumartesi günü sabahtan hastaneye gittim. Ãok Åükür, ameliyat iyi geçmiÅ ve doktor çok olumlu konuÅmuÅ. Kanser yayılmamıŠve o bölgeyi tamamen temizlemiÅler. Kemoterapiye bile gerek kalmayacakmıÅ. Bu arada annesine durumunu anlatmadılar. O farklı bir nedenle ameliyat olduÄunu sanıyor. Bugün de bir ara gidip göreceÄim teyzeciÄi ve arkadaÅımı.
Cumartesi günü hastaneden döndükten sonra pazar günkü iftar için eÅimle çıkıp biraz yiyecek alıÅveriÅi yaptık. Sonra Bostanlı sahilde yürüyüŠyapıp, sahildeki kafede oturup kuÅburnu çayı içtik, sonra da eve gelip GümüÅ'ün " MeÄmet, MeÄmet" diye melemelerini seyrettim.
Pazar günü kahvaltıdan sonra eÅim annelerini almaya yazlıÄa gitti. OÄlan bilgisayar baÅında, bense popoma motor takılmıŠgibi koÅuÅturdum. Biraz toz alma ve elektrik süpürgesi yapma(ki ben bu iÅi yıl boyunca toplam 10'dan fazla yapmam ve nefret ederim.) sonra yemekler. Neyse herÅey vaktinde yetiÅti. Yemekte 9 kiÅiydik. Gerçi yalnızca 3 kiÅi oruçluydu. GülüŠahenk yedik,içtik. Hadi menüyü de yazayım.Bu arada Türk Dil Kurumunun yazım kılavuzundan kontrol ettim. menü imiÅ, mönü deÄil. Neyse ,evet menüde
İftariyelikler (zeytin, peynir, tereyaÄ, reçel, hurma, pastırma çeÅitleri)
Kremalı mantar çorbası
Sucuklu yumurta
Kıymalı bezelye
Fırında köfte-patates
Pilav
ÅakÅuka
Salata
YoÄurt
Köz kırmızı biber
Ayrıca görümcem ciÄer sote ve haÅlama dil getirmiÅ.
Hepimize afiyet oldu.
Birazdan çıkarım. Ãnce çiçek alayım( hastane için) oradan hastane, hastane dönüÅü kiracıyı ziyaret, biraz alıÅveriÅ. Sonra eve gelip biraz ütü. Gün bitti. Bugün yemek falan yapmam. HerÅeyden o kadar çok arttı ki. Herhalde 2-3 gün yemek yapmama gerek kalmayacak. Kebap yani.
Cuma akÅamı yemekten sonra görümceme gittik. Evi temizlenmiÅ. Tertemiz olmuÅ. Halıları da yıkamaya vermiÅ. Bir dahaki yaÄmura kadar her Åey Åimdilik iyi. Kiracımızın üst katı da tadilatı tamamlamaya baÅlamıÅ. Bugün bir gidip bakacaÄım. Hem kiracımıza da geçmiÅ olsun diyeyim. KadıncaÄızın koltukları, eÅyaları berbat olmuÅ.
Cuma akÅamı üzücü bir haber aldım. 4 ay önce babasını kaybeden çok yakın bir arkadaÅımın annesi kansermiÅ ve cumartesi günü hemen ameliyata alınıyordu. Cumartesi günü sabahtan hastaneye gittim. Ãok Åükür, ameliyat iyi geçmiÅ ve doktor çok olumlu konuÅmuÅ. Kanser yayılmamıŠve o bölgeyi tamamen temizlemiÅler. Kemoterapiye bile gerek kalmayacakmıÅ. Bu arada annesine durumunu anlatmadılar. O farklı bir nedenle ameliyat olduÄunu sanıyor. Bugün de bir ara gidip göreceÄim teyzeciÄi ve arkadaÅımı.
Cumartesi günü hastaneden döndükten sonra pazar günkü iftar için eÅimle çıkıp biraz yiyecek alıÅveriÅi yaptık. Sonra Bostanlı sahilde yürüyüŠyapıp, sahildeki kafede oturup kuÅburnu çayı içtik, sonra da eve gelip GümüÅ'ün " MeÄmet, MeÄmet" diye melemelerini seyrettim.
Pazar günü kahvaltıdan sonra eÅim annelerini almaya yazlıÄa gitti. OÄlan bilgisayar baÅında, bense popoma motor takılmıŠgibi koÅuÅturdum. Biraz toz alma ve elektrik süpürgesi yapma(ki ben bu iÅi yıl boyunca toplam 10'dan fazla yapmam ve nefret ederim.) sonra yemekler. Neyse herÅey vaktinde yetiÅti. Yemekte 9 kiÅiydik. Gerçi yalnızca 3 kiÅi oruçluydu. GülüŠahenk yedik,içtik. Hadi menüyü de yazayım.Bu arada Türk Dil Kurumunun yazım kılavuzundan kontrol ettim. menü imiÅ, mönü deÄil. Neyse ,evet menüde
İftariyelikler (zeytin, peynir, tereyaÄ, reçel, hurma, pastırma çeÅitleri)
Kremalı mantar çorbası
Sucuklu yumurta
Kıymalı bezelye
Fırında köfte-patates
Pilav
ÅakÅuka
Salata
YoÄurt
Köz kırmızı biber
Ayrıca görümcem ciÄer sote ve haÅlama dil getirmiÅ.
Hepimize afiyet oldu.
Birazdan çıkarım. Ãnce çiçek alayım( hastane için) oradan hastane, hastane dönüÅü kiracıyı ziyaret, biraz alıÅveriÅ. Sonra eve gelip biraz ütü. Gün bitti. Bugün yemek falan yapmam. HerÅeyden o kadar çok arttı ki. Herhalde 2-3 gün yemek yapmama gerek kalmayacak. Kebap yani.
Cuma, Eylül 29, 2006
YaÄmur=Afat
Dün gece İzmir'i sel götürdü. Gündüz azar azar çiseledi hatta bir ara (ki o aralar nedense hep benim dıÅaıda olduÄum saatlere denk geldi) arttı yaÄmur. Ancak akÅam saatleri baÅlayan ve gökgürültüsü-ÅimÅek eÅliÄinde yaÄan yaÄmura biz afat desek daha doÄru olur. Kelimenin tam anlamı ile bardaktan pardon kovadan ya da en iyisi biz damacanadan boÅalırcasına diyelim. Bu evimizdeki (ciddi anlamda) ilk yaÄmur olduÄundan ve de ev en üst kat olduÄundan biraz da endiÅeli bir Åekilde tüm gece evin tavalarına baktık ama Åükür akan kokan olmadı. Fakat saat 8'e doÄru telefon geldi. Görümcemin evini laÄım basmıÅ. Evet su falan deÄil laÄım. Evi zemin dubleks. YaÄmur suyu ile dolan kanalizasyon boruları geri tepmiÅ. Zemindeki tuvaletten bütün milletin laÄım suları eve. Salonun yarısı, mutfak her yer affedersiniz bok içinde yüzüyormuÅ. "N'olur,bana acil bir tesisatçı bulun" dedi. Åansına bizimki yaÄmurdan dolayı dükkanı kapatmamıÅ. Adresi verdim, gitmiÅ. Bu arada biz de evden çıkamıyoruz. Bizim sokak tam Venedik olmuÅ. Bir gondol eksik. Arabaların kapısı ile beraberdi su seviyesi. Neyse ,tesisatçı bakmıÅ,"Abla,bu itfaiyenin iÅi. Onları çaÄırıp suyu vidanjörle çektirin" demiÅ. Fakat heyhat! Tüm İzmir'i sular bastıÄından itfaiye gelememiÅ. O saatte her zaman eve gelen kadınını bulmuÅ. O gelmiÅ.Evi temizlemiÅler ama halılar batmıŠtabi.Bugün halıları yıkatmaya gönderdi. Evin fotoÄraflarını çekmiÅler. DiÄer zararları da sigortadan alacak ama o üzüntü ve yorgunluk hepsinden beter. Bazı Åeyler para ile karÅılanmıyor.
Sabah da kiracı telefon etti. Benim 13 yıl oturduÄum ve bir damla su akmayan ev dün gece akmıÅ. Salon,mutfak ve 2 oda su içindeymiÅ. Bir tek banyo ile yatak odasında sorun yokmuÅ. Kiracımız çok iyi bir hanım. Bir üst katımız yarım çatıydı. Geçen yıl alanlar tadilat yapıp çatıyı tam kata çevirmek istediler. Ama Åu an tadilat yarım. Oradan kaynaklanmıÅ. O evin sahibi ile kendi de görüÅmüŠama rica etti siz de arayın diye. Ben pek öyle sert konuÅamam.EÅime havale ettim. O da "Ya bugün o meseleyi halledin ya da tadilatı onayımız olmadan yaptınız,belediyeye Åikayet ederim" diye biraz tehdit etmiÅ. Umarım iÅe yarar da kadıncaÄız bu dertten kurtulur. Ãünkü meteoroloji bu gece için de yaÄmur dedi.
Dün annemdeydim. Teyzeme çıktık. Teyzem iyileÅmiÅ, yemesinden belli. Hadi Åunu yapalım çayın yanına, bunu piÅirelim diyor. Halbuki 1-2 haftadır ekmek-peynirden baÅka bir Åey yiyemiyordu.Ãok Åükür. Yeryüzünde saÄlık, enbüyük varlık (lütfen melodisi ile söyleyin arkadaÅlar)
Pazar günü kayınvalidem ile kayınpederim artık yazlıktan dönüyorlar. O akÅam onları iftara alırım. Alt kattaki eÅimin teyzesini ve onda misafir olan bir yakınımızı da çaÄırırım. Pazar günü biraz koÅuÅmam gerekecek. Saatli olduÄu için biraz stres yapıyorum. İnÅallah alnımın akı ile çıkarım.
Herkese iyi haftasonları, iyi tatiller
Sabah da kiracı telefon etti. Benim 13 yıl oturduÄum ve bir damla su akmayan ev dün gece akmıÅ. Salon,mutfak ve 2 oda su içindeymiÅ. Bir tek banyo ile yatak odasında sorun yokmuÅ. Kiracımız çok iyi bir hanım. Bir üst katımız yarım çatıydı. Geçen yıl alanlar tadilat yapıp çatıyı tam kata çevirmek istediler. Ama Åu an tadilat yarım. Oradan kaynaklanmıÅ. O evin sahibi ile kendi de görüÅmüŠama rica etti siz de arayın diye. Ben pek öyle sert konuÅamam.EÅime havale ettim. O da "Ya bugün o meseleyi halledin ya da tadilatı onayımız olmadan yaptınız,belediyeye Åikayet ederim" diye biraz tehdit etmiÅ. Umarım iÅe yarar da kadıncaÄız bu dertten kurtulur. Ãünkü meteoroloji bu gece için de yaÄmur dedi.
Dün annemdeydim. Teyzeme çıktık. Teyzem iyileÅmiÅ, yemesinden belli. Hadi Åunu yapalım çayın yanına, bunu piÅirelim diyor. Halbuki 1-2 haftadır ekmek-peynirden baÅka bir Åey yiyemiyordu.Ãok Åükür. Yeryüzünde saÄlık, enbüyük varlık (lütfen melodisi ile söyleyin arkadaÅlar)
Pazar günü kayınvalidem ile kayınpederim artık yazlıktan dönüyorlar. O akÅam onları iftara alırım. Alt kattaki eÅimin teyzesini ve onda misafir olan bir yakınımızı da çaÄırırım. Pazar günü biraz koÅuÅmam gerekecek. Saatli olduÄu için biraz stres yapıyorum. İnÅallah alnımın akı ile çıkarım.
Herkese iyi haftasonları, iyi tatiller
Pazartesi, Eylül 25, 2006
Pazar Kopyası
Bugünkü post konumu Age35'den kopya çekiyorum. Pazartesi sendromu ya da pazardan nefret edenler klübü.
Pazar günü denince ilk aklıma gelen görüntü; 6-7 yaÅlarım. Daha tv yok. Bir pazar günü. YaÄmur Åakır Åakır yaÄıyor. Babam pencereye karÅı divana uzanmıÅ.Radyo açık ve Orhan Ayhan dıgır dıgır dıgır maç anlatıyor. İnanın her sefer bunlar aklıma gelir ve tüylerim diken diken olur. Zaten bir kadın olarak futbolu sevmiyorum. O her pazar aynı spikerden taramalı tüfek hızıyla maç dinlemek bir eziyetti. Hala da o adamcaÄızın sesini hiç sevmem. Bazen tv'de birÅeyler anlatırken rastlıyorum ve ıÅık hızı ile kanalı geçiyorum. O zamanlar da pazarlar çok sıkıcıydı.
Sonra ortaokul yıllarım geliyor. Artık tv var. Ama pazar günleri saat 2 ya da 3'den sonra baÅlıyor. O saate kadar kahvaltı ve gazete ile oyalanıp sonra hiptonize olmuÅ gibi aralıksız tv seyrediyorum. Telemaç, kutu kutu, GüneÅ Tecelli, rahmetli Cenk Koray, Tansu Polatkan, Alman kasabalarında yapılan eÄlenceli yarıÅlar, Bonanza. Ama yine de hep bir iç sıkıntısı ile. Yarın okul var.Pazarlar çok sıkıcı
Sonra lise yılları. Artık tv çok ilgimi çekmiyor. O yaÅlarda hep olur. Ãok sıkı dost 2 kızız. Sürekli bir araya gelip platonik aÅklarımızdan söz ediyoruz. Pazarları da kah o bizde, kah ben onlarda bol muhabbetle geçiyor. Yine de hep aynı iç sıkıntısı. Yarın okul var. Pazarlar çok sıkıcı
Ãniversitede pazartesi sendromu çok fazla deÄil. Ãünkü okul daha çok arkadaÅlarla bulıÅmak için gidilen bir üs. Ãstelik biz iktisatçılar öÄleden sonra gidiyoruz. Sabahtan iÅletmeciler gidiyor okula. Orada buluÅup, gideceÄimiz yerlere oradan daÄılıyoruz. Devam zorunluluÄu olmadıÄı için düzenli birilerinden notları alıp fotokopi çektirmek ve sınavlara girmek yeterli. Pazarlar yine çok sıkıcı. Ah, pazartesi olsa da okula gitsem:))
Sonra iÅe giriÅ. İŠkadını ve bekar.Tekrar hoÅgeldin pazartesi sendromu. Sabah erken kalkılacak. İŠvar. Ãstelik liseye giden sevgili kardeÅim, her pazar sorduÄum "Bak, yarına İngilizce ödevin var mı? Bana akÅam saati ödev çıkarma" uyarılarını her seferinde "yok" diye geçiÅtiriyor.Sonra da tam gece 11 civarı "ablaaa!" diye feryat edip ödevleri yapmam için veriyordu. Yani duble stres. "OÄlum benim uyumam lazım" "Ya, söz ablacım benim, bu son" Tabi sadece o hafta için son. Her pazar aynı senaryo tekrarlanır mı ? Bizim evde, EVET. Ben salak mıyım? EVET. Her pazar bak bu son deyip ertesi pazar gene paÅa paÅa ödevleri yapan kim? BEN. KardeÅimi seviyor muyum? ÃOK. Yarın iÅ var, ondan önce pazar gecesi yapılması gereken İngilizce ödevi var. Pazarlar çok sıkıcı.
İŠkadını ve evli ve çocuklu. Aman allahım. Pazartesiye yetiÅecek ne çok Åey var. Eskiden pazartesi sabahı herÅeyini ütülü bulan ben, Åimdi kendim dıÅında 2 kiÅinin daha giysilerini hazır ediyorum. Ãocuk küçükken anneanneye götürürken hazırlanan o devasa çantalar (günlük giysiler, gezmeklik giysiler, bezler, biberonlar, oyuncaklar, herÅeyin birer takım yedeÄi,) Ãocuk okula baÅlayınca, onun ödevleri, okul önlüÄü, eÅin giysileri, kendi giysilerin,haftaiçi için 1-2 yemek hazırlama. Artık pazarlar yetmiyor. Sıkılacak zaman bulamıyorsun.Ama yine de ertesi gün iÅ olması bile insanın yüreÄinin üstüne bir aÄırlık oturtuyor. Pazarlar sıkıcı
Åimdi emekli ve evli ve çocuklu. OÄlum ödevlerini kendi yapıyor. Ãtü haftaiçi hallediliyor. Ãok fazla iÅ yok üstelik pazartesi bana iÅ yok ama pazarlar yine çok sıkıcı.
Pazarları nereye gidersen git, nerede gezersen gez, akÅam olup ta eve dönünce o sıkıntı gelip yüreÄinin üzerine çörekleniyor ve pazartesi akÅamı olmadan da geçmiyor. Bu sendromun tedavisini bulan yüzyılın adamı olacak. Nerde o ? Ãabuk çıksın ortaya..
Pazar günü denince ilk aklıma gelen görüntü; 6-7 yaÅlarım. Daha tv yok. Bir pazar günü. YaÄmur Åakır Åakır yaÄıyor. Babam pencereye karÅı divana uzanmıÅ.Radyo açık ve Orhan Ayhan dıgır dıgır dıgır maç anlatıyor. İnanın her sefer bunlar aklıma gelir ve tüylerim diken diken olur. Zaten bir kadın olarak futbolu sevmiyorum. O her pazar aynı spikerden taramalı tüfek hızıyla maç dinlemek bir eziyetti. Hala da o adamcaÄızın sesini hiç sevmem. Bazen tv'de birÅeyler anlatırken rastlıyorum ve ıÅık hızı ile kanalı geçiyorum. O zamanlar da pazarlar çok sıkıcıydı.
Sonra ortaokul yıllarım geliyor. Artık tv var. Ama pazar günleri saat 2 ya da 3'den sonra baÅlıyor. O saate kadar kahvaltı ve gazete ile oyalanıp sonra hiptonize olmuÅ gibi aralıksız tv seyrediyorum. Telemaç, kutu kutu, GüneÅ Tecelli, rahmetli Cenk Koray, Tansu Polatkan, Alman kasabalarında yapılan eÄlenceli yarıÅlar, Bonanza. Ama yine de hep bir iç sıkıntısı ile. Yarın okul var.Pazarlar çok sıkıcı
Sonra lise yılları. Artık tv çok ilgimi çekmiyor. O yaÅlarda hep olur. Ãok sıkı dost 2 kızız. Sürekli bir araya gelip platonik aÅklarımızdan söz ediyoruz. Pazarları da kah o bizde, kah ben onlarda bol muhabbetle geçiyor. Yine de hep aynı iç sıkıntısı. Yarın okul var. Pazarlar çok sıkıcı
Ãniversitede pazartesi sendromu çok fazla deÄil. Ãünkü okul daha çok arkadaÅlarla bulıÅmak için gidilen bir üs. Ãstelik biz iktisatçılar öÄleden sonra gidiyoruz. Sabahtan iÅletmeciler gidiyor okula. Orada buluÅup, gideceÄimiz yerlere oradan daÄılıyoruz. Devam zorunluluÄu olmadıÄı için düzenli birilerinden notları alıp fotokopi çektirmek ve sınavlara girmek yeterli. Pazarlar yine çok sıkıcı. Ah, pazartesi olsa da okula gitsem:))
Sonra iÅe giriÅ. İŠkadını ve bekar.Tekrar hoÅgeldin pazartesi sendromu. Sabah erken kalkılacak. İŠvar. Ãstelik liseye giden sevgili kardeÅim, her pazar sorduÄum "Bak, yarına İngilizce ödevin var mı? Bana akÅam saati ödev çıkarma" uyarılarını her seferinde "yok" diye geçiÅtiriyor.Sonra da tam gece 11 civarı "ablaaa!" diye feryat edip ödevleri yapmam için veriyordu. Yani duble stres. "OÄlum benim uyumam lazım" "Ya, söz ablacım benim, bu son" Tabi sadece o hafta için son. Her pazar aynı senaryo tekrarlanır mı ? Bizim evde, EVET. Ben salak mıyım? EVET. Her pazar bak bu son deyip ertesi pazar gene paÅa paÅa ödevleri yapan kim? BEN. KardeÅimi seviyor muyum? ÃOK. Yarın iÅ var, ondan önce pazar gecesi yapılması gereken İngilizce ödevi var. Pazarlar çok sıkıcı.
İŠkadını ve evli ve çocuklu. Aman allahım. Pazartesiye yetiÅecek ne çok Åey var. Eskiden pazartesi sabahı herÅeyini ütülü bulan ben, Åimdi kendim dıÅında 2 kiÅinin daha giysilerini hazır ediyorum. Ãocuk küçükken anneanneye götürürken hazırlanan o devasa çantalar (günlük giysiler, gezmeklik giysiler, bezler, biberonlar, oyuncaklar, herÅeyin birer takım yedeÄi,) Ãocuk okula baÅlayınca, onun ödevleri, okul önlüÄü, eÅin giysileri, kendi giysilerin,haftaiçi için 1-2 yemek hazırlama. Artık pazarlar yetmiyor. Sıkılacak zaman bulamıyorsun.Ama yine de ertesi gün iÅ olması bile insanın yüreÄinin üstüne bir aÄırlık oturtuyor. Pazarlar sıkıcı
Åimdi emekli ve evli ve çocuklu. OÄlum ödevlerini kendi yapıyor. Ãtü haftaiçi hallediliyor. Ãok fazla iÅ yok üstelik pazartesi bana iÅ yok ama pazarlar yine çok sıkıcı.
Pazarları nereye gidersen git, nerede gezersen gez, akÅam olup ta eve dönünce o sıkıntı gelip yüreÄinin üzerine çörekleniyor ve pazartesi akÅamı olmadan da geçmiyor. Bu sendromun tedavisini bulan yüzyılın adamı olacak. Nerde o ? Ãabuk çıksın ortaya..
Cuma, Eylül 22, 2006
Hastane Günleri
Teyzem hastalandı. Sürekli ishaldi. En son gaytada pembelik görünce kulaktan dolma ilaçlarla bunu geçiremeyeceÄini anladı ve doktora gittik. Pazartesi günü oturdukları semte yakın özel bir hastaneye gittik. Doktor kontrol etti ve ertesi gün için kolonoskopi yapacaÄını söyledi. O gün yalnızca bedenen biraz yoruldu. Ãünkü teyzem 78 yaÅında ve ayak aÄrılarından dolayı yanında destekle bile neredeyse sürüklenerek yürüyor. Hastaneye gitmek , gelmek biraz yordu.Tabii ishal de devam ediyor. Kolonoskopi için doktor laktasif(doÄru mu yazdım,emin deÄilim) ilaçlar verdi. Zavallım o gece 10'dan sonra sürekli tuvalete taÅınmıÅ. Sabah 9 gibi hastaneye gittik. Bir iÄne ile bayılttılar. Bu arada tüm iÅlemler sırasında ben de yanındayım. Ãünkü giyinip soyunmasına falan hep ben yardım ediyorum. YaÅlanınca insanın hareketleri de yavaÅlıyor. Bir ayakkabı çıkarmak bile dakikalarca sürebiliyor. Neyse iÅlem bitti. Doktor önemli birÅey olmadıÄını, iltihap olduÄunu ama yine de aklımızda birÅey kalmaması için parça aldıÄını ve biyopsi yaptırmamızı söyledi. Daha sonra da baygın yatan teyzem için " Hastanızı üst kata çıkarın.1 saate kadar ayılmazsa tekrar bu kata getirin" dedi. İyi ki oÄlu ve babam yanımızdaydı. KızdıÄım nokta, doktorlar herkesin kendileri gibi herÅeyi bildiÄini sanıyorlar. EÄer ben böyle bir Åey yaptıracak olsaydım tek baÅıma giderdim. Bu durumda ben herhalde o masada ayılana kadar yatmak zorunda kalırdım. Teyzem uzun boylu ve kiloludur. OÄluyla birlikte önce tekerli sandalyeye koyduk. Ãst katta da yataÄa kollarından ve bacaklarından tutarak ikimiz yatırdık. Neyse 1 saat sonra kendiliÄinden ayıldı. Bu yaÅa kadar hayatında hiç narkoz almamıÅ. Onu çok etkiledi.Hastanede asansör olduÄu için problem yoktu ama evi 3. kat ve asansör yok. Bir sandalyeye koyup, 2. kata anneme kadar taÅıdık. Ãst kata çıkarmaya artık gücümüz yetmedi. Orada akÅama kadar yattı. Ama giderek açıldıÄı belli oluyordu. Artık iyice açılınca eve gelip doÄru banyoya girdim. Ãzerimdeki herÅeyi kirli sepetine, ben de banyoya. Hastaneye gidip geldikten sonra ben çok kötü oluyorum ya. Herkes benim gibi mi acaba? Kendimi inanılmaz mikroplu, pis,ne bileyim çok kötü hissediyorum iÅte. Dün de patoloji sonucunu aldık. O da iltihap diyor. Åükür , kötü birÅey yok. İlaçları yazıldı. Onları almaya baÅladı. İnÅallah kısa sürede düzelecek.
Kısacası benim bu haftamın neredeyse tamamı hastane köÅelerinde geçti. Allah ne eksik etsin ne de muhtaç etsin. Zaten hiç sevmem ne doktora gitmeyi ne de hastaneyi. Uzun bir süre inÅallah uzak olur bize.
Kısacası benim bu haftamın neredeyse tamamı hastane köÅelerinde geçti. Allah ne eksik etsin ne de muhtaç etsin. Zaten hiç sevmem ne doktora gitmeyi ne de hastaneyi. Uzun bir süre inÅallah uzak olur bize.
Pazartesi, Eylül 18, 2006
Åimdi Okullu Olduk
Bugün okullar açıldı. Bloglardaki pek çok anne için bugün çocuklarının ilk kez okula gittiÄi gün. Tüm yeni baÅlayanlara, devam edenlere ve benim Lise 2'deki koca eÅÅek gibilere baÅarılı bir öÄretim yılı olur inÅallah.
Ev birden bomboÅ oldu sanki. Tüm yaz oÄlumla birlikte olunca bu sabah yalnızlık biraz zor geldi. Tek iyi yanı, saat 12 ve hala bilgisayar ben de. Yoksa bu saatte imkanı yok bana bırakmazdı.
Haftasonu kayda deÄer hiçbir Åey yoktu. Görümcem bizde kaldı. Yedik,içtik, muhabbet ettik ve yan geldik yattık. Dün onlar 2 kardeÅ Foça'ya gitti. Bense koca tınazlar gibi ütülerimi yaptım. Ama bu hafta rahatım hiç olmazsa.
Ev birden bomboÅ oldu sanki. Tüm yaz oÄlumla birlikte olunca bu sabah yalnızlık biraz zor geldi. Tek iyi yanı, saat 12 ve hala bilgisayar ben de. Yoksa bu saatte imkanı yok bana bırakmazdı.
Haftasonu kayda deÄer hiçbir Åey yoktu. Görümcem bizde kaldı. Yedik,içtik, muhabbet ettik ve yan geldik yattık. Dün onlar 2 kardeÅ Foça'ya gitti. Bense koca tınazlar gibi ütülerimi yaptım. Ama bu hafta rahatım hiç olmazsa.
Cuma, Eylül 15, 2006
İyi ki DoÄdun Canım KardeÅim
Bugün de canım kardeÅimin doÄumgünü. Onu nasıl deliler gibi istemiÅ, sonra nasıl deliler gibi kıskanmıŠve sonra da nasıl anası gibi sahiplenmiÅtim. Genelde çocuklar kardeÅlerinin hemcinsi olmasını ister ama ben hep bir erkek kardeÅ istedim. Beni gelecek yeni kardeÅe hazırlamak için Fuar'a gittiÄimizde (doÄmasına 1 ay falan kalmıÅtı) bana bir ambulans almıÅlardı. Sonra da "kardeÅin bununla gelecek" demiÅlerdi. KardeÅimin adını ben koydum. Daha kardeÅin olacak dediklerinde hiç tereddütsüz " x geliyor" dedim ve adı öyle kaldı. Hep o ambulansı halının kenarlarında sürer ve kardeÅim geliyor, x geliyor diye oynardım. Hatta babaannem" ya kardeÅin kız olursa " dediÄinde çok bozulmuÅ, bu ihtimali düÅünmemiÅtim bile. Galiba allah küçük çocukların kalbine göre veriyor.
Annem beni de , kardeÅimi de evde dünyaya getirdi. Bunda o zamanki hastanelerde meydana gelen bebek karıÅması olaylarından duydukları korkunun payı var. O gün annem sancılanınca babam, hastaneyi arıyor. Hastaneden bir ebe ambulansla geliyor. (Bak, bana malum olmuÅ ambulans olayı) . Ebenin elinde bir çanta( Bunu niye yazdıÄımı alttaki satırlarda göreceksiniz) Tabi ev kalabalık, anneannem, annemin 2 teyzesi, ciciannem(annemin çocukluk arkadaÅı) Beni kapı karÅımızdaki bakkala gönderiyorlar. SaÄolsun rahmetli Tevfik beyamca beni kapıda oyalıyor. Sonra "gel , kardeÅini gör " diyorlar. Eve gidiyorum ama bu gelen küçücük bir bebek. Eee, benimle nasıl oynayacak bu Åimdi? Sonra bütün gün uyuyor, meme emiyor, gene uyuyor.Ben çok bozulmuÅum. Bir de bakkala gidip "Ebe gelirken bebeÄi çantada çok sıkıÅtırmıÅ, saçları ter içindeydi" diye anlatıyormuÅum. Ben çok safmıÅım çocukken ya. İzlediÄimiz Türk filmlerinde öpüÅme sahnesi bile olmazsa bebeklerin de çantada getirildiÄini düÅünürüz tabi. Åimdikiler iÅin detayına giriyorlar.
KardeÅim çok uslu bir bebekti. Yatması, kalkması, meme emmesi herÅeyi dakikti. Ama annem hep söyler, o kendi yaptı bunu, annem özel bir uÄraÅ göstermedi bunun için. Sonraki yıllarda ise kardeÅim oÄlum gibi oldu. İlkokula baÅladıÄı yıl ben Orta2'deydim ve o yıllar ortaokullar ilkokullardan geç açılıyordu. 2 hafta annesi gibi ben gittim, sırada yanına ben oturdum. Okula ben alıÅtırdım. Sonraki yıllarda da tüm ödevlerini ben yaptım. Sadece ders çalıÅtıramazdım. O da benim sabırsızlıÄımdan ve öÄretme yeteneÄimin olmamasından kaynaklanıyor. Her ders çalıÅtırma teÅebbüsüm defterlerin havada uçuÅması ve benim " bi daha sana ders çalıÅtırmıycam" , onun " bi daha senden ders çalıÅtırmanı istemiycem" çıÄlıkları ile son bulurdu. Ama hiçbir zaman öyle ciddi bir kavgamız olmamıÅtır.
Ben 16 yaÅlarında , o da 10 yaÅlarında beraber bir yerlere giderken yolda birileri bana laf atardı. O da pazar sabahı tam tüm aile kahvaltı sofrasında baÅlardı" söyliyeyim mi, söyliyeyim mi?" demeye. Babam meraklanır" söyle bakalım" derdi. O da " baba, iÅte Åu gün Åurda bi oÄlan ablama Åöyle Åöyle dedi" diye beni müzevirlerdi. Ben tabi yerin dibinde, kıpkırmızı. Utanırdım babamdan. Babam da olayı geçiÅtirirdi. Ben gene de bi Åey yapamazdım kardeÅime.
Büyüdü, ben çalıÅmaya baÅladım , o daha lise sondaydı. Tabi bu kez manevi desteÄin yanısıra maddi destek te olmaya baÅladım. Görüp beÄendiÄim Åeyleri alır, getirir ona sürpriz yapardım. Bir de onun " erkekler kırmızı giymez, Åunu takmaz" gibi alıÅkanlıklarını kırmak için özellikle bazı Åeyleri onun sevmediÄi Åeylerden alırdım. 1-2 hafta inat etse bile daha sonra inadı kırılırdı. Hiç unutmuyorum, ona kırmızı, yakası beyaz adidas bir tiÅört almıÅtım. Haftalarca kırmızı giymem diye yüzüne bile bakmadı. Annemle ona tuzak kurduk.Annem hiçbir tiÅörtünü yıkamadı. O gün dıÅarı çıkacak evde tek temiz tiÅört yok. Annem sanki çok sıradan bir Åey söyler gibi " OÄlum, o ablanın aldıÄını giyiver bugünlük " dedi. İstemeye istemeye giydi ama sonra bir alıÅtı, pir alıÅtı. Sırtından çıkarmadı. Eee, kadının fendi olayı.
KardeÅim 2003'den beri iÅ ve evlilik nedeni ile İstanbul'da. Gurbet çok zor. Annecim 20 yıl kardeÅine hasret kalmıÅtı. Sanırım biz de aynı olucaz. Umarım bir gün yolları yine İzmir'e düÅer. Burada olurlar. Annemle teyzem gibi biz de yaÅlılıÄımızda birlikte oluruz. KardeÅ bambaÅka. İnsanın ömrünün tanıÄı oluyor. Aynı yerler, aynı insanlar, aynı mekanlar.
Ooooo, yaz yaz bitmez. Canım kardeÅim seni çok seviyorum. EÅinle, çocuÄunla, bizlerle ve tüm sevdiklerinle geçireceÄin uzun, saÄlıklı, baÅarılı, mutlu ve huzurlu nice yıllar diliyorum.HerÅey gönlünce olsun.
İyi ki doÄdun, iyi ki benim kardeÅimsin.
Annem beni de , kardeÅimi de evde dünyaya getirdi. Bunda o zamanki hastanelerde meydana gelen bebek karıÅması olaylarından duydukları korkunun payı var. O gün annem sancılanınca babam, hastaneyi arıyor. Hastaneden bir ebe ambulansla geliyor. (Bak, bana malum olmuÅ ambulans olayı) . Ebenin elinde bir çanta( Bunu niye yazdıÄımı alttaki satırlarda göreceksiniz) Tabi ev kalabalık, anneannem, annemin 2 teyzesi, ciciannem(annemin çocukluk arkadaÅı) Beni kapı karÅımızdaki bakkala gönderiyorlar. SaÄolsun rahmetli Tevfik beyamca beni kapıda oyalıyor. Sonra "gel , kardeÅini gör " diyorlar. Eve gidiyorum ama bu gelen küçücük bir bebek. Eee, benimle nasıl oynayacak bu Åimdi? Sonra bütün gün uyuyor, meme emiyor, gene uyuyor.Ben çok bozulmuÅum. Bir de bakkala gidip "Ebe gelirken bebeÄi çantada çok sıkıÅtırmıÅ, saçları ter içindeydi" diye anlatıyormuÅum. Ben çok safmıÅım çocukken ya. İzlediÄimiz Türk filmlerinde öpüÅme sahnesi bile olmazsa bebeklerin de çantada getirildiÄini düÅünürüz tabi. Åimdikiler iÅin detayına giriyorlar.
KardeÅim çok uslu bir bebekti. Yatması, kalkması, meme emmesi herÅeyi dakikti. Ama annem hep söyler, o kendi yaptı bunu, annem özel bir uÄraÅ göstermedi bunun için. Sonraki yıllarda ise kardeÅim oÄlum gibi oldu. İlkokula baÅladıÄı yıl ben Orta2'deydim ve o yıllar ortaokullar ilkokullardan geç açılıyordu. 2 hafta annesi gibi ben gittim, sırada yanına ben oturdum. Okula ben alıÅtırdım. Sonraki yıllarda da tüm ödevlerini ben yaptım. Sadece ders çalıÅtıramazdım. O da benim sabırsızlıÄımdan ve öÄretme yeteneÄimin olmamasından kaynaklanıyor. Her ders çalıÅtırma teÅebbüsüm defterlerin havada uçuÅması ve benim " bi daha sana ders çalıÅtırmıycam" , onun " bi daha senden ders çalıÅtırmanı istemiycem" çıÄlıkları ile son bulurdu. Ama hiçbir zaman öyle ciddi bir kavgamız olmamıÅtır.
Ben 16 yaÅlarında , o da 10 yaÅlarında beraber bir yerlere giderken yolda birileri bana laf atardı. O da pazar sabahı tam tüm aile kahvaltı sofrasında baÅlardı" söyliyeyim mi, söyliyeyim mi?" demeye. Babam meraklanır" söyle bakalım" derdi. O da " baba, iÅte Åu gün Åurda bi oÄlan ablama Åöyle Åöyle dedi" diye beni müzevirlerdi. Ben tabi yerin dibinde, kıpkırmızı. Utanırdım babamdan. Babam da olayı geçiÅtirirdi. Ben gene de bi Åey yapamazdım kardeÅime.
Büyüdü, ben çalıÅmaya baÅladım , o daha lise sondaydı. Tabi bu kez manevi desteÄin yanısıra maddi destek te olmaya baÅladım. Görüp beÄendiÄim Åeyleri alır, getirir ona sürpriz yapardım. Bir de onun " erkekler kırmızı giymez, Åunu takmaz" gibi alıÅkanlıklarını kırmak için özellikle bazı Åeyleri onun sevmediÄi Åeylerden alırdım. 1-2 hafta inat etse bile daha sonra inadı kırılırdı. Hiç unutmuyorum, ona kırmızı, yakası beyaz adidas bir tiÅört almıÅtım. Haftalarca kırmızı giymem diye yüzüne bile bakmadı. Annemle ona tuzak kurduk.Annem hiçbir tiÅörtünü yıkamadı. O gün dıÅarı çıkacak evde tek temiz tiÅört yok. Annem sanki çok sıradan bir Åey söyler gibi " OÄlum, o ablanın aldıÄını giyiver bugünlük " dedi. İstemeye istemeye giydi ama sonra bir alıÅtı, pir alıÅtı. Sırtından çıkarmadı. Eee, kadının fendi olayı.
KardeÅim 2003'den beri iÅ ve evlilik nedeni ile İstanbul'da. Gurbet çok zor. Annecim 20 yıl kardeÅine hasret kalmıÅtı. Sanırım biz de aynı olucaz. Umarım bir gün yolları yine İzmir'e düÅer. Burada olurlar. Annemle teyzem gibi biz de yaÅlılıÄımızda birlikte oluruz. KardeÅ bambaÅka. İnsanın ömrünün tanıÄı oluyor. Aynı yerler, aynı insanlar, aynı mekanlar.
Ooooo, yaz yaz bitmez. Canım kardeÅim seni çok seviyorum. EÅinle, çocuÄunla, bizlerle ve tüm sevdiklerinle geçireceÄin uzun, saÄlıklı, baÅarılı, mutlu ve huzurlu nice yıllar diliyorum.HerÅey gönlünce olsun.
İyi ki doÄdun, iyi ki benim kardeÅimsin.
Salı, Eylül 12, 2006
DoÄumgünün Kutlu Olsun AnneciÄim

Bugün annemin doÄumgünü. Herkes için annesi dünyanın en iyi, en güzel, en fedakar, en, en, en annesidir. Benim annem de benim için en iyi, en güzel, en fedakar,annelerin annesi yani en bi endir. İyi ki doÄdun anneciÄim, iyi ki annemsin. Allah sana saÄlıklı daha nice seneler versin.
Pazartesi, Eylül 11, 2006
Hüzün
Sonbaharın geldiÄi dün kesin olarak ve de dankkk diye kafama dank etti. Gerçi ilkokul 2'den beri sonbaharın Eylül ayı ile birlikte baÅladıÄını biliyoruz ama biyolojik sonbahar dün geldi bana.
Cuma akÅamı ÃeÅme'ye gittik. Giderken bir sürü hazır meze , mangallık malzeme falan aldık. İzmir'in sıcaÄından sonra serin serin akÅam soframızı kurduk. Ben yine klasik light biramı içtim. Cumartesi günü hava fena deÄildi. Havuza girip, güneÅlendik oÄlumla. Ama dün, ah dün yok mu? Zaten sabaha karÅı uyandım ki bir uÄultu, bir uÄultu. Sanki Rüzgarlı Bayır ya da diÄer adı ile UÄultulu Tepeler romanı burada geçiyor. Neyse gene uyumuÅum. Ama sabah uyandım bir baktım hava bulutlu, rüzgar deli deli esiyor. Bu arada baktık, sitedeki herkeste hummalı bir faaliyet. Bu hafta herkes evlerini kapattı. Biz bile haftaya son bir kez geliriz derken, akıma uyduk herÅeyimizi derledik, topladık. Bu iÅte çok uzun sürüyor. Buzdolabını boÅalt, erit, temizle, halı ve yollukları topla, gidecek herÅeyi poÅetle, çekmeceleri aç, pencereleri içerden aç ki ev rutubet kokmasın. Ama iÅin doÄrusu beni bunlar yormadı. Yorulan gönlüm oldu. OÄlum bile saat 3 gibi sıkıldım gidelim demeye baÅladı. Zaten havuza ya da denize girmenin imkanı yoktu. Saat 4 gibi yola çıktık. Koca site bir anda boÅaldı. Evler kapatıldı, sadece bekçi aileler kaldı. Sitenin o terkedilmiÅ görüntüsünün üstüne bir de hava da kasvetliydi. Nasıl burukluk çöktü üzerime anlatamam. Gerçi eve gelince bu kez getirdiklerimizi boÅaltmaya çalıÅırken geçti o burukluk. BirÅeyler atıÅtırıp sonra da eÅimle yürüyüÅe çıktık. İzmir sıcaktı. Sahil esiyor ama içerleri sıcak. Yani İzmir hala yazı yaÅıyor. Bu da benim tesellim.
Bugün temizlik var. Normalde salıları ama yarın önemli bir gün, o gün boÅ olsun diye temizliÄi bugüne aldım. Ne olduÄunu yarın yazarım, günün anlam ve önemine uygun olarak. Birazdan çıkıp banka iÅlerini halledicem. Aslında oÄlumla çıkıp ona okul için pantolon, ayakkabı ve ayrıca spor ayakkabı almamız lazım ama sanırım gene beni son dakika koÅturtacak. Hepsini cumartesi günü yapmaya çalıÅıcaz. Neyse daha haftaya pazartesiye oooh çok var.
Cuma akÅamı ÃeÅme'ye gittik. Giderken bir sürü hazır meze , mangallık malzeme falan aldık. İzmir'in sıcaÄından sonra serin serin akÅam soframızı kurduk. Ben yine klasik light biramı içtim. Cumartesi günü hava fena deÄildi. Havuza girip, güneÅlendik oÄlumla. Ama dün, ah dün yok mu? Zaten sabaha karÅı uyandım ki bir uÄultu, bir uÄultu. Sanki Rüzgarlı Bayır ya da diÄer adı ile UÄultulu Tepeler romanı burada geçiyor. Neyse gene uyumuÅum. Ama sabah uyandım bir baktım hava bulutlu, rüzgar deli deli esiyor. Bu arada baktık, sitedeki herkeste hummalı bir faaliyet. Bu hafta herkes evlerini kapattı. Biz bile haftaya son bir kez geliriz derken, akıma uyduk herÅeyimizi derledik, topladık. Bu iÅte çok uzun sürüyor. Buzdolabını boÅalt, erit, temizle, halı ve yollukları topla, gidecek herÅeyi poÅetle, çekmeceleri aç, pencereleri içerden aç ki ev rutubet kokmasın. Ama iÅin doÄrusu beni bunlar yormadı. Yorulan gönlüm oldu. OÄlum bile saat 3 gibi sıkıldım gidelim demeye baÅladı. Zaten havuza ya da denize girmenin imkanı yoktu. Saat 4 gibi yola çıktık. Koca site bir anda boÅaldı. Evler kapatıldı, sadece bekçi aileler kaldı. Sitenin o terkedilmiÅ görüntüsünün üstüne bir de hava da kasvetliydi. Nasıl burukluk çöktü üzerime anlatamam. Gerçi eve gelince bu kez getirdiklerimizi boÅaltmaya çalıÅırken geçti o burukluk. BirÅeyler atıÅtırıp sonra da eÅimle yürüyüÅe çıktık. İzmir sıcaktı. Sahil esiyor ama içerleri sıcak. Yani İzmir hala yazı yaÅıyor. Bu da benim tesellim.
Bugün temizlik var. Normalde salıları ama yarın önemli bir gün, o gün boÅ olsun diye temizliÄi bugüne aldım. Ne olduÄunu yarın yazarım, günün anlam ve önemine uygun olarak. Birazdan çıkıp banka iÅlerini halledicem. Aslında oÄlumla çıkıp ona okul için pantolon, ayakkabı ve ayrıca spor ayakkabı almamız lazım ama sanırım gene beni son dakika koÅturtacak. Hepsini cumartesi günü yapmaya çalıÅıcaz. Neyse daha haftaya pazartesiye oooh çok var.
Cuma, Eylül 08, 2006
Festival
2 haftadır her gece yemekten sonra eÅimle sahilde hızlı tempoda 1 saat kadar yürüyoruz. O tembellik etse ben "hadi" diyorum,ben gevÅeyecek olsam, o bana "hadi" diyor. Eveli akÅam aynı sahilde bir baktık Kıraç konseri var. MeÄer festival varmıÅ. Nasıl doluydu heryer anlatamam. Konserin yapıldıÄı yer bir meydan ama çevresi yeÅillik. Millet çimenlere yayılmıÅ.Aileler, gençler, sevgililer, ufak çocuklar. Kimisi bir örtü ya da kilim getirmiÅ , yayılmıŠoturmuÅ. Bazıları yiyecek ve içeceklerle gelmiÅler. Zaten heryer seyyar satıcı kaynıyordu. ÃiÄdemciler(yani ayçekirdeÄi) , sucular, meÅrubatçılar, darıcılar(mısır,mısır o) , baloncular. GerçeÄini görmedim ama resimlerinden gördüÄüm kadarı ile Central Park gibiydi.
Dün gece ise Hande Yener vardı. Ama Kıraç kadar seyirci toplayamamıŠ. Ãünkü bir gece önce oradan geçerken insanlara çarpmamak için tempomuzu düÅürmüÅtük. Dün ise önümüz açıktı, aynı tempoda yürüdük.
Bugün inÅallah akÅamüzeri yazlıÄa gidicez. Artık son haftalar. Havalar iyice serinlemeden son kez bi suya banıp çıkalım bakalım. Ah gözünü sevdiÄim güzel yaz. Ãok çabuk geçiyo ya. İtirazım vaaarrr!!!!!
Dün gece ise Hande Yener vardı. Ama Kıraç kadar seyirci toplayamamıŠ. Ãünkü bir gece önce oradan geçerken insanlara çarpmamak için tempomuzu düÅürmüÅtük. Dün ise önümüz açıktı, aynı tempoda yürüdük.
Bugün inÅallah akÅamüzeri yazlıÄa gidicez. Artık son haftalar. Havalar iyice serinlemeden son kez bi suya banıp çıkalım bakalım. Ah gözünü sevdiÄim güzel yaz. Ãok çabuk geçiyo ya. İtirazım vaaarrr!!!!!
Salı, Eylül 05, 2006
Anneannemin Hayatı
Dünkü yazımda annemle babamın evliliklerinden ve aÅklarından söz etmiÅtim. Onu yazmak istiyordum ama önce anneannemden baÅlayayım dedim. O da ayrı bir irade abidesidir rahmetli.
Anneannem 1908 yılında Selanik'te doÄmuÅ. Selanik'in içinden, hatta o zamanki adı ile İslahane mahallesi, MithatpaÅa Caddesinde oturuyorlarmıÅ.Evin en büyük çocuÄu. Zaten 3 kızkardeÅler. Mübadele ile birlikte 1922'de İzmir'e geliyorlar. Geldiklerinde anneannem henüz 14 yaÅında. İzmir'e gelince Åok olmuÅlar. Ãünkü Selanik'te elektrik var, elektrikli tranvay var, çok modern bir kent. Burada hala gaz lambaları ve atlı tranvay.
Dedem ile annenannem amca çocukları. Dedemin babası ölürken çocuklarını (onlar da 3 kardeÅ,2 erkek 1 kız) diÄer amcaya emanet ediyor. O amca da el kızı yeÄenlerimi üzer diye hiç evlenmiyor ve dedemle ,kardeÅlerini büyütüyor. Neyse annenannem 18 yaÅına geldiÄinde birileri istiyor ve nikah hazırlıÄı için nüfüs cüzdanı erkek tarafına gönderiliyor. MeÄer dedem içten içe anneannemi severmiÅ. Zaten birlikte büyümüÅler. Gerçi aralarında 10 yaÅ var. Neyse dedem, amcasına durumu anlatıyor .Amcası da diÄer kardeÅine yani anneannemin babasına durumu söyleyince babası anneannemi dedeme veriyor. Anneannem bir süre "Bugüne dek ben ona x abi dedim,Åimdi nasıl adı ile hitap ederim" diye bocalıyor. Ama dedem çok romantik ve kadın ruhundan anlayan biriymiÅ. KonuÅmaları, yaklaÅımları ve hediyeleri ile anneannemin gönlünü almayı biliyor. Ãnce evlilik ardından önce teyzem, 7 yıl sonra annem doÄuyor. Bu arada dedemlerin marangozhaneleri var Kemeraltında. Ama iÅler ters gidiyor , dükkanı kapatıyorlar ve bir süre çeÅitli yerlerde çalıÅıyor. En son TuryaÄ'a giriyor ama daha 1 sene bile olmadan ve annem daha 7 yaÅındayken dedem kalp krizi geçirip ölüyor. Dedemin erkek kardeÅi çalıÅmayan, haylaz bir tipmiÅ. hazır yiyici. Ãnce anneanneme nasıl geçineceÄini soruyor. Sonra ona zengin bir ailenin yanında hizmetçilik iÅi buluyor. Anneanneme çocuklar benle kalır. Sen yatılı olarak çalıÅ. Ayda bir gelir çocuklarını görürsün diyor. Anneannem kabul etmiyor. Ãocuklar zaten babalarını kaybetti,bir de ben terkedersem çok üzülürler diyor. Amca buna çok kızıyor ve hemen malların satılıp paylaÅılmasını istiyor. Topu topu 1 ev var. Zaten o zaman mal para etmiyor. Ev satılıyor, amca parasını alıp onları terkediyor. Anneannem bir süre ne yapacaÄını bilemiyor ama sonra kendini topluyor. Dedemin son çalıÅtıÄı yer olan TuryaÄ'a gidip iÅe baÅvuruyor. O yıllarda iÅyerleri ölen personelin eÅi ya da çocuklarını uygun bir kadroya yerleÅtiriyorlarmıÅ. Ve o güne dek ekmek almak için dıÅarı çıkmamıŠ, mahalle mektebi dıÅında okula bile gitmemiÅ bir kadın 34 yaÅında iÅ yaÅamına giriyor. BaÅta çok çekiniyor, korkuyor. Dul olduÄu için özellikle çirkin, kapalı giyinmeye çalıÅıyor. Zamanla hepsini aÅıyor ama tabi zor günler geçirmiÅ. Bu arada dedemden kalan para ile baÅını sokacak bir ev alıyor. Kız çocuklarım var, sokakta kalmayalım diye.
Anneannem hayat dolu, neÅeli, gezmeyi çok seven biriydi. 55 yaÅında emekli olduktan sonra yazları bizle ,kıÅları teyzemle oturdu. Teyzem hep gurbetteydi. İzmir'e özellikle yazları gelirdi, sıcaÄı, hareketliliÄi nedeni ile. Bir de tabii her yaz bizim tatile gitmemiz nedeni ile. O da bizle gelirdi. Ãmrünün sonunda Bodrum, Marmaris, Fethiye , heryeri gördü. Gezmeyi çok severdi. Sinemaya, tv'ye bayılırdı. Dedem için o yüzden çok üzülürdü. Hiçbir yer , hiçbir yenilik göremedi derdi. Hep bizlerle haÅır neÅir olduÄundan son moda pop Åarkıların hepsini bilir, o Åarkıcılara kendince adlar takar, sonra da bize çal Åu kara oÄlanı ya da ne bileyim çal o süslü kadının Åarkısını falan derdi.
Bence çok erken öldü. Henüz 69 yaÅındaydı ama bu sıkıntılar onu yıpratmıÅtı. Yüksek tansiyonu vardı. Ãlümü bile ani oldu. Gayet iyi olduÄu bir akÅam yattı, sabah kalkamadı. Onu yataÄında uyur bulduk. Nur içinde yatsın. Ãok özlemiÅim annenannemi.
Anneannem 1908 yılında Selanik'te doÄmuÅ. Selanik'in içinden, hatta o zamanki adı ile İslahane mahallesi, MithatpaÅa Caddesinde oturuyorlarmıÅ.Evin en büyük çocuÄu. Zaten 3 kızkardeÅler. Mübadele ile birlikte 1922'de İzmir'e geliyorlar. Geldiklerinde anneannem henüz 14 yaÅında. İzmir'e gelince Åok olmuÅlar. Ãünkü Selanik'te elektrik var, elektrikli tranvay var, çok modern bir kent. Burada hala gaz lambaları ve atlı tranvay.
Dedem ile annenannem amca çocukları. Dedemin babası ölürken çocuklarını (onlar da 3 kardeÅ,2 erkek 1 kız) diÄer amcaya emanet ediyor. O amca da el kızı yeÄenlerimi üzer diye hiç evlenmiyor ve dedemle ,kardeÅlerini büyütüyor. Neyse annenannem 18 yaÅına geldiÄinde birileri istiyor ve nikah hazırlıÄı için nüfüs cüzdanı erkek tarafına gönderiliyor. MeÄer dedem içten içe anneannemi severmiÅ. Zaten birlikte büyümüÅler. Gerçi aralarında 10 yaÅ var. Neyse dedem, amcasına durumu anlatıyor .Amcası da diÄer kardeÅine yani anneannemin babasına durumu söyleyince babası anneannemi dedeme veriyor. Anneannem bir süre "Bugüne dek ben ona x abi dedim,Åimdi nasıl adı ile hitap ederim" diye bocalıyor. Ama dedem çok romantik ve kadın ruhundan anlayan biriymiÅ. KonuÅmaları, yaklaÅımları ve hediyeleri ile anneannemin gönlünü almayı biliyor. Ãnce evlilik ardından önce teyzem, 7 yıl sonra annem doÄuyor. Bu arada dedemlerin marangozhaneleri var Kemeraltında. Ama iÅler ters gidiyor , dükkanı kapatıyorlar ve bir süre çeÅitli yerlerde çalıÅıyor. En son TuryaÄ'a giriyor ama daha 1 sene bile olmadan ve annem daha 7 yaÅındayken dedem kalp krizi geçirip ölüyor. Dedemin erkek kardeÅi çalıÅmayan, haylaz bir tipmiÅ. hazır yiyici. Ãnce anneanneme nasıl geçineceÄini soruyor. Sonra ona zengin bir ailenin yanında hizmetçilik iÅi buluyor. Anneanneme çocuklar benle kalır. Sen yatılı olarak çalıÅ. Ayda bir gelir çocuklarını görürsün diyor. Anneannem kabul etmiyor. Ãocuklar zaten babalarını kaybetti,bir de ben terkedersem çok üzülürler diyor. Amca buna çok kızıyor ve hemen malların satılıp paylaÅılmasını istiyor. Topu topu 1 ev var. Zaten o zaman mal para etmiyor. Ev satılıyor, amca parasını alıp onları terkediyor. Anneannem bir süre ne yapacaÄını bilemiyor ama sonra kendini topluyor. Dedemin son çalıÅtıÄı yer olan TuryaÄ'a gidip iÅe baÅvuruyor. O yıllarda iÅyerleri ölen personelin eÅi ya da çocuklarını uygun bir kadroya yerleÅtiriyorlarmıÅ. Ve o güne dek ekmek almak için dıÅarı çıkmamıŠ, mahalle mektebi dıÅında okula bile gitmemiÅ bir kadın 34 yaÅında iÅ yaÅamına giriyor. BaÅta çok çekiniyor, korkuyor. Dul olduÄu için özellikle çirkin, kapalı giyinmeye çalıÅıyor. Zamanla hepsini aÅıyor ama tabi zor günler geçirmiÅ. Bu arada dedemden kalan para ile baÅını sokacak bir ev alıyor. Kız çocuklarım var, sokakta kalmayalım diye.
Anneannem hayat dolu, neÅeli, gezmeyi çok seven biriydi. 55 yaÅında emekli olduktan sonra yazları bizle ,kıÅları teyzemle oturdu. Teyzem hep gurbetteydi. İzmir'e özellikle yazları gelirdi, sıcaÄı, hareketliliÄi nedeni ile. Bir de tabii her yaz bizim tatile gitmemiz nedeni ile. O da bizle gelirdi. Ãmrünün sonunda Bodrum, Marmaris, Fethiye , heryeri gördü. Gezmeyi çok severdi. Sinemaya, tv'ye bayılırdı. Dedem için o yüzden çok üzülürdü. Hiçbir yer , hiçbir yenilik göremedi derdi. Hep bizlerle haÅır neÅir olduÄundan son moda pop Åarkıların hepsini bilir, o Åarkıcılara kendince adlar takar, sonra da bize çal Åu kara oÄlanı ya da ne bileyim çal o süslü kadının Åarkısını falan derdi.
Bence çok erken öldü. Henüz 69 yaÅındaydı ama bu sıkıntılar onu yıpratmıÅtı. Yüksek tansiyonu vardı. Ãlümü bile ani oldu. Gayet iyi olduÄu bir akÅam yattı, sabah kalkamadı. Onu yataÄında uyur bulduk. Nur içinde yatsın. Ãok özlemiÅim annenannemi.
Pazartesi, Eylül 04, 2006
Annem,Åükür daha iyi. Tansiyonu düÅtü ama o günlerde vücudu çok sarsıldıÄı için yorgun. Sürekli yatıyor, dinlenmek istiyor. Doktoru ile her zaman telefon temasındayız. ÃarÅamba gelince de ilk iÅ annemi ona göstereceÄiz. Babam da çok üzgün. Onların ki çok eski, uzun ve meÅakkatli bir aÅk olduÄu için ne kadar didiÅseler de, küsüÅseler de birbirlerini seviyorlar. Kısmetse Ekim'de 48. evlilik yıllarını kutlayacaklar ama öncesini bakarsan birbirlerini 55 yıldır tanıyorlar. Onların hikayesini de ayrı bir postta yazarım.
Evlenip Ankara'ya yerleÅen bu yüzden çok uzun aralıklarla görebildiÄimiz bir arkadaÅım, dostum 30 AÄustos tatilinden yararlanarak KuÅadasına tatile gelmiÅ. Cuma günü sırf görüÅebilelim diye 2 saatliÄine KuÅadasından buralara geldi ve döndü. 2 saat bile olsa onu görmek, birlikte muhabbet etmek çok güzeldi. Daha da güzel olanı sanki dün ayrılmıÅız gibi kaldıÄımız yerden muhabbete devam edebilmemizdi. O gün ondan ayrıldıktan sonra tekrar anneme gittim. Aklım oradaydı çünkü. İyiydi, Åükür.
Annem rahatsız olduÄu için haftasonu hiçbir yere gitmedik. Zaten hava da serindi, rüzgarlıydı. Cumartesi öÄleden sonra vapurla Konak'a geçip, uzun süredir dolaÅmadıÄımız Kemeraltı'nda dolaÅtık. AkÅam da Bostanlı'da bir yerlere gidip yemek yedik.
Pazar günü ise eÅim Foça'ya gidip annesi ile babasını İzmir'e getirdi. Bazı iÅleri varmıŠyapılacak. Haftasonuna tekrar dönecekler Foça'ya. Orayı seviyorlar. Kasım olmadan temelli dönmezler. Ben de biraz evi toparladıktan sonra 1-2 saatliÄine anneme gittim. AkÅam yemekten sonra eÅimle yürüyüÅe çıktık. Havalar serinledi, artık yürünebiliyor. 1 hafta önce adım atmak iÅkenceydi. Gerçi yaz bitiyor diye de hüzünlenmiyor deÄilim. Sonbaharı hiç sevmem. Ruh karartıcı, kasvetli bir havası vardır. Depresif bir mevsim. Bir an önce kıŠgelsin bari. KıÅı severim çünkü arkasından bahar geliyor. Ãstelik ben kıŠdoÄumlu biriyim. YılbaÅı da var. Bu yıl yılbaÅı ile Kurban Bayramının ilk günü aynı gün, 31 Aralık. Programlarınızı ona göre ayarlayın Åimdiden. Erken demeyin, zaman hızla akıyor. Bir bakmıÅsınız 31 Aralık olmuÅ bile.
Evlenip Ankara'ya yerleÅen bu yüzden çok uzun aralıklarla görebildiÄimiz bir arkadaÅım, dostum 30 AÄustos tatilinden yararlanarak KuÅadasına tatile gelmiÅ. Cuma günü sırf görüÅebilelim diye 2 saatliÄine KuÅadasından buralara geldi ve döndü. 2 saat bile olsa onu görmek, birlikte muhabbet etmek çok güzeldi. Daha da güzel olanı sanki dün ayrılmıÅız gibi kaldıÄımız yerden muhabbete devam edebilmemizdi. O gün ondan ayrıldıktan sonra tekrar anneme gittim. Aklım oradaydı çünkü. İyiydi, Åükür.
Annem rahatsız olduÄu için haftasonu hiçbir yere gitmedik. Zaten hava da serindi, rüzgarlıydı. Cumartesi öÄleden sonra vapurla Konak'a geçip, uzun süredir dolaÅmadıÄımız Kemeraltı'nda dolaÅtık. AkÅam da Bostanlı'da bir yerlere gidip yemek yedik.
Pazar günü ise eÅim Foça'ya gidip annesi ile babasını İzmir'e getirdi. Bazı iÅleri varmıŠyapılacak. Haftasonuna tekrar dönecekler Foça'ya. Orayı seviyorlar. Kasım olmadan temelli dönmezler. Ben de biraz evi toparladıktan sonra 1-2 saatliÄine anneme gittim. AkÅam yemekten sonra eÅimle yürüyüÅe çıktık. Havalar serinledi, artık yürünebiliyor. 1 hafta önce adım atmak iÅkenceydi. Gerçi yaz bitiyor diye de hüzünlenmiyor deÄilim. Sonbaharı hiç sevmem. Ruh karartıcı, kasvetli bir havası vardır. Depresif bir mevsim. Bir an önce kıŠgelsin bari. KıÅı severim çünkü arkasından bahar geliyor. Ãstelik ben kıŠdoÄumlu biriyim. YılbaÅı da var. Bu yıl yılbaÅı ile Kurban Bayramının ilk günü aynı gün, 31 Aralık. Programlarınızı ona göre ayarlayın Åimdiden. Erken demeyin, zaman hızla akıyor. Bir bakmıÅsınız 31 Aralık olmuÅ bile.
Cuma, Eylül 01, 2006
Canım sıkılıyor canım
Ãoook uzun zamandır yazmadım, yazamadım. Hem zamansızlıktan hem de isteksizlikten. Ãnce niÅandan baÅlıyayım.
Cumartesi sabah erkenden kalktım, kahvaltıdan sonra Göztepe'ye (bir KarÅıyakalı olarak kuaförüm Göztepe'de , n'olur kızmayın bana KarÅıyakalılar) gittim. Röfle, kesim, fön derken 4 saat geçmiÅ. Tekrar KarÅıyaka'ya geldim, fotoÄraf makinasına film falan gibi ıvır zıvır bi Åeyler aldım, doÄruu eve. Zaten giyindim, eÅim giyindi derken saat 7.30 olmuÅtu. Annemlere gittik. Teyzem, kuzenler(biri müstakbel damat oluyor) ,annem,babam, ciciannem( annemlerin gençlikten beri arkadaÅı,hepimizde emeÄi vardır.O yüzden hepimiz ona cicianne deriz) ve eÅi hepbirlikte kız evine gittik. Ha, bu arada yolda durduk çiçek yaptırdık falan saat 21.15'de ancak vardık kız evine. KızcaÄız vaz mı geçti diye düÅünmüÅtür herhalde. Biz 9 kiÅiydik, onlar 23 kiÅiydi. EniÅtem yıllar önce öldüÄü için babam istedi kızı babasından. Yüzükler takıldı, yenildi, içildi. Yalnız yenildi kısmını abartmıÅlar. Hani derler ya, kuÅ sütü eksikti sofrada. Gece 1'e yakın eve döndük.
Pazar günü Foça'ya kayınvalidelere gittik. Orada da öÄle yemeÄi yiyip akÅamüzeri geri döndük.
ÃarÅamba 30 AÄustos tatil olduÄundan (yani evin tek çalıÅanı eÅime) Salı sabahtan canım arkadaÅım F, kızı C, oÄlum ve ben ÃeÅme'ye gittik. F'nin oÄlu L bu yıl OKS sınavına girecek ve dersanesi baÅladı. Dersane 7'de bittiÄinden L, F'nin eÅi Ã, ve benim eÅim akÅamüzeri yola çıktılar ama yol çok kalabalıkmıÅ. KarÅıyakadan 7'de çıktılar, ÃeÅmeye vardıklarından saat 9.30'du. F ile kardeÅ gibiyiz. Ãok iyi anlaÅıyoruz. DertleÅtik, yüzdük, güneÅlendik, dolaÅtık. Bana terapi gibi geldi. Gayet mutlu olarak çarÅamba akÅamı eve döndük.
PerÅembe için önceden konuÅmuÅtuk halam gittim. 1 aydır gidememiÅtim. Muhabbet ettik, azıcıcık diÄer halaların dedikodusunu yaptık (biz aramızda kuyruÄundan çekmek deriz) çaylar,muhabbet derken cep telefonum çaldı. Baktım annem arıyor ama telefonu açtım baÅka bir ses. BaÅımdan aÅaÄı kaynar sular döküldü. Hemen anladım kötü bir Åeyler olduÄunu. Kendini tanıttıÄı halde arayanın kim olduÄunu anlayamadım bir süre. MeÄer annemlerin alt kattaki eczacıymıÅ. Annem kusmuÅ, tansiyonu 24 olmuÅ. babam da evde yokmuÅ(teyzem yanında idi ama o da çok yaÅlı) hemen gelirmisin diye çaÄırıyordu. Taksiye atlayıp gitmem 15 dakika sürmedi Gözünü sevdiÄimin İzmir'i. Heryere hemen ulaÅabiliyorsun, mesafeler yakın. Yolda annemin doktorunu aradım ama ne muayenehane, ne ev , ne yazlık ne de cebi yanıt vermedi. EniÅtemiz doktor, gerçi branÅı alakasız ama yine de bilir. Onu aradım. O bana yapmamız gerekenleri söyledi, ben de telefon edip eczacı hanımdan bazı ilaçlarını içirmesini istedim. GittiÄimde annem bitap bir Åekilde yatıyordu. Onu orda öyle görünce aÄlamamak için kendimi güç tuttum. Ãünkü eÄer ben de çözülürsem annemin morali daha da kötü olacaktı. AnneciÄim hiç kimseyi üzmek istemez. En kötü zamanında bile iyiyim deyip bize moral vermeye çalıÅır. Bana durmadan, seni de rahatsız ettim, buralara getirdim, ben iyiyim,merak etmeyin deyip o bize destek olmaya çalıÅıyordu ama beti benzi gitmiÅ, dudaklarına kadar mordu. Bu tansiyon yükselmesinin nedenini biliyorum. Teyzemin bazı maddi sıkıntıları var. Ama bayaÄı büyük sıkıntılar.Åu an itibarı ile bizim çözebileceÄimizin çok çok üstünde bir boyutta. Detaylara girmek istemiyorum ama nedeni de tamamen 2 oÄlu ve onların bu konuda en küçük bir çözüm arayıÅları yok. Teyzem de sorunu çözmek için sürekli doÄru /yanlıŠalternatifler üretiyor. Bunların tümünü anneme yine (yine diyorum,yaklaÅık 1-2 aydır hep böyleler) anlatmıÅ, annem ablası üzülüyor diye daha da üzülmüŠve bu neden olmuÅ. Zaten teyzem de hep benim yüzümden kardeÅçiÄim böyle oldu deyip durdu. Neyse 2 saat içinde tansiyonu 16'ya indi ama yine de yüksek. Bugün bir doktoru ile konuÅucam,gerekirse götürücez. Benim kızdıÄım, annem orda yatarken teyzemin gene dönüp dolaÅıp aynı sorunları anlatmaya baÅlaması. Ben de teyzecim, istersen bunları daha sonra konuÅalım, stresli Åeylerden uzak duralım dedim de sustu. Tamam, belki haklı. 78 yaÅında insan bu tür sıkıntılar çekemiyor ama sorumlusu gene kendi çocukları, baÅka kimse deÄil. OÄulları ile konuÅup çözüm bulacaklarına, onlara laf etmekten korkup herÅeyini anneme anlatıyor. Annem de 70 yaÅında, kalbi var, tansiyonu var, varoÄlu var. KardeÅini seven insan biraz onu da düÅünür. Neyse , çok uzattım ama dünden beri çok sinirlerim bozuk. İnÅallah bugün daha iyidir,bir ara uÄrayıp bakacaÄım.
Velhasıl, canım sıkılıyor canım
Cumartesi sabah erkenden kalktım, kahvaltıdan sonra Göztepe'ye (bir KarÅıyakalı olarak kuaförüm Göztepe'de , n'olur kızmayın bana KarÅıyakalılar) gittim. Röfle, kesim, fön derken 4 saat geçmiÅ. Tekrar KarÅıyaka'ya geldim, fotoÄraf makinasına film falan gibi ıvır zıvır bi Åeyler aldım, doÄruu eve. Zaten giyindim, eÅim giyindi derken saat 7.30 olmuÅtu. Annemlere gittik. Teyzem, kuzenler(biri müstakbel damat oluyor) ,annem,babam, ciciannem( annemlerin gençlikten beri arkadaÅı,hepimizde emeÄi vardır.O yüzden hepimiz ona cicianne deriz) ve eÅi hepbirlikte kız evine gittik. Ha, bu arada yolda durduk çiçek yaptırdık falan saat 21.15'de ancak vardık kız evine. KızcaÄız vaz mı geçti diye düÅünmüÅtür herhalde. Biz 9 kiÅiydik, onlar 23 kiÅiydi. EniÅtem yıllar önce öldüÄü için babam istedi kızı babasından. Yüzükler takıldı, yenildi, içildi. Yalnız yenildi kısmını abartmıÅlar. Hani derler ya, kuÅ sütü eksikti sofrada. Gece 1'e yakın eve döndük.
Pazar günü Foça'ya kayınvalidelere gittik. Orada da öÄle yemeÄi yiyip akÅamüzeri geri döndük.
ÃarÅamba 30 AÄustos tatil olduÄundan (yani evin tek çalıÅanı eÅime) Salı sabahtan canım arkadaÅım F, kızı C, oÄlum ve ben ÃeÅme'ye gittik. F'nin oÄlu L bu yıl OKS sınavına girecek ve dersanesi baÅladı. Dersane 7'de bittiÄinden L, F'nin eÅi Ã, ve benim eÅim akÅamüzeri yola çıktılar ama yol çok kalabalıkmıÅ. KarÅıyakadan 7'de çıktılar, ÃeÅmeye vardıklarından saat 9.30'du. F ile kardeÅ gibiyiz. Ãok iyi anlaÅıyoruz. DertleÅtik, yüzdük, güneÅlendik, dolaÅtık. Bana terapi gibi geldi. Gayet mutlu olarak çarÅamba akÅamı eve döndük.
PerÅembe için önceden konuÅmuÅtuk halam gittim. 1 aydır gidememiÅtim. Muhabbet ettik, azıcıcık diÄer halaların dedikodusunu yaptık (biz aramızda kuyruÄundan çekmek deriz) çaylar,muhabbet derken cep telefonum çaldı. Baktım annem arıyor ama telefonu açtım baÅka bir ses. BaÅımdan aÅaÄı kaynar sular döküldü. Hemen anladım kötü bir Åeyler olduÄunu. Kendini tanıttıÄı halde arayanın kim olduÄunu anlayamadım bir süre. MeÄer annemlerin alt kattaki eczacıymıÅ. Annem kusmuÅ, tansiyonu 24 olmuÅ. babam da evde yokmuÅ(teyzem yanında idi ama o da çok yaÅlı) hemen gelirmisin diye çaÄırıyordu. Taksiye atlayıp gitmem 15 dakika sürmedi Gözünü sevdiÄimin İzmir'i. Heryere hemen ulaÅabiliyorsun, mesafeler yakın. Yolda annemin doktorunu aradım ama ne muayenehane, ne ev , ne yazlık ne de cebi yanıt vermedi. EniÅtemiz doktor, gerçi branÅı alakasız ama yine de bilir. Onu aradım. O bana yapmamız gerekenleri söyledi, ben de telefon edip eczacı hanımdan bazı ilaçlarını içirmesini istedim. GittiÄimde annem bitap bir Åekilde yatıyordu. Onu orda öyle görünce aÄlamamak için kendimi güç tuttum. Ãünkü eÄer ben de çözülürsem annemin morali daha da kötü olacaktı. AnneciÄim hiç kimseyi üzmek istemez. En kötü zamanında bile iyiyim deyip bize moral vermeye çalıÅır. Bana durmadan, seni de rahatsız ettim, buralara getirdim, ben iyiyim,merak etmeyin deyip o bize destek olmaya çalıÅıyordu ama beti benzi gitmiÅ, dudaklarına kadar mordu. Bu tansiyon yükselmesinin nedenini biliyorum. Teyzemin bazı maddi sıkıntıları var. Ama bayaÄı büyük sıkıntılar.Åu an itibarı ile bizim çözebileceÄimizin çok çok üstünde bir boyutta. Detaylara girmek istemiyorum ama nedeni de tamamen 2 oÄlu ve onların bu konuda en küçük bir çözüm arayıÅları yok. Teyzem de sorunu çözmek için sürekli doÄru /yanlıŠalternatifler üretiyor. Bunların tümünü anneme yine (yine diyorum,yaklaÅık 1-2 aydır hep böyleler) anlatmıÅ, annem ablası üzülüyor diye daha da üzülmüŠve bu neden olmuÅ. Zaten teyzem de hep benim yüzümden kardeÅçiÄim böyle oldu deyip durdu. Neyse 2 saat içinde tansiyonu 16'ya indi ama yine de yüksek. Bugün bir doktoru ile konuÅucam,gerekirse götürücez. Benim kızdıÄım, annem orda yatarken teyzemin gene dönüp dolaÅıp aynı sorunları anlatmaya baÅlaması. Ben de teyzecim, istersen bunları daha sonra konuÅalım, stresli Åeylerden uzak duralım dedim de sustu. Tamam, belki haklı. 78 yaÅında insan bu tür sıkıntılar çekemiyor ama sorumlusu gene kendi çocukları, baÅka kimse deÄil. OÄulları ile konuÅup çözüm bulacaklarına, onlara laf etmekten korkup herÅeyini anneme anlatıyor. Annem de 70 yaÅında, kalbi var, tansiyonu var, varoÄlu var. KardeÅini seven insan biraz onu da düÅünür. Neyse , çok uzattım ama dünden beri çok sinirlerim bozuk. İnÅallah bugün daha iyidir,bir ara uÄrayıp bakacaÄım.
Velhasıl, canım sıkılıyor canım
Perşembe, Ağustos 24, 2006
HerÅey
Ãstüme üstüme geliyor. İncir çekirdeÄini doldurmayacak Åeylerden bile sinirleri bozulduÄunu iddia eden, sonra da tüm evi huzursuz yapan bir insanla birlikte olunca insanda sinir minir kalmıyor. Ne alıp veremediÄi var Åu dünya ile anlayamadım. Bir iÅin var, maddi durumun fena deÄil, saÄlıÄın bin Åükür iyi, var bazı rahatsızlıklar ama allah devasız dert vermesin. 45'den sonra insan bu kadar saÄlıklı olabiliyor. ÃocuÄundan yana okuldu, kötü arkadaÅtı sorunun yok. Daha ne istersin be adam? Sorunsuz ortamda sorun bulup sürekli gamlı baykuÅ Åeklinde dolaÅmanın ne alemi var? Ãstelik bunu tüm çevrene yayarak herkesi de mutsuz ediyorsun. İnsanın içindeki yaÅam sevincini öldürüyorsun. Bir gün bir tokat yiyince görecek gerçek sorunu, mutsuzluÄu. O zaman ,bu boÅuna mutsuz geçirdiÄi günlerin kıymetini anlayacak ama çok geç olacak, gafil
Salı, Ağustos 22, 2006
Fındıklı Kurabiye ve Geçen Hafta
Söz vermiÅtim, tutayım. Ben özellikle tatlı, tuzlu Åeyler konusunda öyle çok maharetli biri deÄilimdir. BildiÄim birkaç çeÅit Åey vardır, gelen konuklarıma onları yaparım. Onlar da daha ziyade çalıÅan kadının yaptıÄı türden,hazır bazı Åeyleri biraraya getirerek yapılan, kolay yiyeceklerdir. 2 yıl oldu emekli olalı ama herhalde biraz da meraklı olmadıÄımdan bu yönümü pek geliÅtirmedim hala. Neyse, ben "Fındıklı Kurabiye" tarifi vermek istiyorum. Hem kolay hem de çok lezzetli bir kurabiye
Malzeme: 3 yumurta sarısı (akları üzerine kullanılacak)
1 su bardaÄı pudra Åekeri
1 yemek kaÅıÄı yoÄurt
250 gr. margarin(oda sıcaklıÄında yumuÅatılmıÅ)
1 paket kabartma tozu
AldıÄı kadar un
1 su bardaÄı fındık kırıÄı
YapılıÅı: Yumurta sarıları, margarin, pudra Åekeri ve yoÄurdu karıÅtırdıktan sonra un ve kabartma tozunu ekleyelim. Kulak memesi kıvamında bir hamur olacak. Hamurdan ceviz büyüklüÄünde parçalar alıp ,yuvarlayalım. Ãnce yumurta akına sonra da fındık kırıÄına bulayıp yaÄlanmıŠtepsiye dizelim. 200 derece fırında hafif pembeleÅene dek piÅirelim. Afiyet olsun.
Gelelim yaptıklarıma. Malum haftasonu ÃeÅme. Bu hafta sonu üçümüz çekirdek aile Åeklinde takıldık ama piÅman oldum. Ay, insanlar olsun, ben yorulayım ve de muhabbet olsun. EÅim yorgunum dedi sürekli uyudu. Uyanık olduÄunda hep hayatı ile ilgili yakınacak birÅeyler buldu, trip yaptı. OÄlum genelde tv'ye ve cep tlf.daki oyunlara takıldı. Havuza bile 2 kerecik gitti. Ben de gazetelere gömüldüm, iyice moralim bozuldu. Hem dünyadaki hem de ülkemdeki herÅey kötüye gittiÄimizi teyit eder nitelikte. Kısacası iyi deÄilim. Geldik, İzmir yanıyor. Oysa orada pike örtünüyorduk geceleri. Burada klimalı odalarda modern hapis hayatı yaÅanıyor. Dün temizlik vardı. Normalde bana Salıları geliyor ama özel bir iÅi vardı, rica etti. Benim için de uygundu, kabul ettim.Saat 4 gibi de bir arkadaÅım geldi ziyarete. Yıllık izindeymiÅ, bugün iÅe baÅlayacak. BaÅlamadan beni görmek istemiÅ. Ãok sevindim. Bol muhabbet, biraz banka dedikodusu falan, vakit nasıl geçmiÅ anlamadık.
Cumartesi günü kuzenimin niÅanı var. Yarın ona gidip takım elbise almasında yardımcı olacaÄım. Bu sıcakta takım elbise, lafı bile korkunç görünüyor ama n'apsın? Åort ve tiÅortla olamayacaÄına göre. Bu arada kuaföre gidip gölgemi yeniletmem lazım. Bir akÅamüzeri uzun süredir görüÅmek isteyen arkadaÅımla buluÅup laflamam lazım. Ama sıcak inanın insanı canından bezdiriyor. Evden dıÅarı adım atasım yok. Neyse Eylül'e az kaldı. Havalar biraz serinlemeye baÅlar herhalde.
Eh, ben artık kaçayım. Yapılacak daha bir sürü iÅim var. Herkese iyi ve buz gibi bir gün
Malzeme: 3 yumurta sarısı (akları üzerine kullanılacak)
1 su bardaÄı pudra Åekeri
1 yemek kaÅıÄı yoÄurt
250 gr. margarin(oda sıcaklıÄında yumuÅatılmıÅ)
1 paket kabartma tozu
AldıÄı kadar un
1 su bardaÄı fındık kırıÄı
YapılıÅı: Yumurta sarıları, margarin, pudra Åekeri ve yoÄurdu karıÅtırdıktan sonra un ve kabartma tozunu ekleyelim. Kulak memesi kıvamında bir hamur olacak. Hamurdan ceviz büyüklüÄünde parçalar alıp ,yuvarlayalım. Ãnce yumurta akına sonra da fındık kırıÄına bulayıp yaÄlanmıŠtepsiye dizelim. 200 derece fırında hafif pembeleÅene dek piÅirelim. Afiyet olsun.
Gelelim yaptıklarıma. Malum haftasonu ÃeÅme. Bu hafta sonu üçümüz çekirdek aile Åeklinde takıldık ama piÅman oldum. Ay, insanlar olsun, ben yorulayım ve de muhabbet olsun. EÅim yorgunum dedi sürekli uyudu. Uyanık olduÄunda hep hayatı ile ilgili yakınacak birÅeyler buldu, trip yaptı. OÄlum genelde tv'ye ve cep tlf.daki oyunlara takıldı. Havuza bile 2 kerecik gitti. Ben de gazetelere gömüldüm, iyice moralim bozuldu. Hem dünyadaki hem de ülkemdeki herÅey kötüye gittiÄimizi teyit eder nitelikte. Kısacası iyi deÄilim. Geldik, İzmir yanıyor. Oysa orada pike örtünüyorduk geceleri. Burada klimalı odalarda modern hapis hayatı yaÅanıyor. Dün temizlik vardı. Normalde bana Salıları geliyor ama özel bir iÅi vardı, rica etti. Benim için de uygundu, kabul ettim.Saat 4 gibi de bir arkadaÅım geldi ziyarete. Yıllık izindeymiÅ, bugün iÅe baÅlayacak. BaÅlamadan beni görmek istemiÅ. Ãok sevindim. Bol muhabbet, biraz banka dedikodusu falan, vakit nasıl geçmiÅ anlamadık.
Cumartesi günü kuzenimin niÅanı var. Yarın ona gidip takım elbise almasında yardımcı olacaÄım. Bu sıcakta takım elbise, lafı bile korkunç görünüyor ama n'apsın? Åort ve tiÅortla olamayacaÄına göre. Bu arada kuaföre gidip gölgemi yeniletmem lazım. Bir akÅamüzeri uzun süredir görüÅmek isteyen arkadaÅımla buluÅup laflamam lazım. Ama sıcak inanın insanı canından bezdiriyor. Evden dıÅarı adım atasım yok. Neyse Eylül'e az kaldı. Havalar biraz serinlemeye baÅlar herhalde.
Eh, ben artık kaçayım. Yapılacak daha bir sürü iÅim var. Herkese iyi ve buz gibi bir gün
Çarşamba, Ağustos 16, 2006
Fındık Zamanı (ymıÅ)
Bugünlük yalnız logo. Ama söz en kısa sürede bir fındıklı tarif de ben yazıcam.
Salı, Ağustos 15, 2006
Döndüm
Bu 2. yazıÅım. Tam bitmiÅti, yazılar uçtu. Tüh ya
KardeÅim gelince annem,babam ve biz de onlara katılıp hep birlikte ÃeÅme'ye bizim eve gittik. YeÄenim maÅallah çok tatlı olmuÅ. Sapsarı bir kafa, kocaman kara gözler. Havuza bayıldı. ÃÄle saatlerinde zor aldık havuzdan. Ama denizden biraz ürktü, herhalde büyük geldi. Genellikle kumsalda kumlarla oynadı. O hafta sonu gelinimiz ve yeÄenim İstanbul'a döndüler. Gelin pazartesi iÅe baÅlayacaktı. Yalnızca 1 hafta izin alabilmiÅ bu yıl. Biz tatile devam ettik. Deniz , güneÅ, kum üçlüsüne takıldık. Burcu'nun dediÄi gibi Cece,mece bara falan takılamadık. Zira ruh istese de beden izin vermiyor o saatte ayakta olmaya. Tam bir dinlenme oldu benim için,hem bedenen hem ruhen.
GeçtiÄimiz Cumartesi de biz döndük eve. Ãünkü pazar günü kayınvalidem taÅınacaktı. Pazar günü onlar taÅındı. Dün biraz alıÅveriÅ yaptım. 15 gün evde olmayınca ev tam takır kuru bakır olmuÅ. Sonra kardeÅim geldi. Bütün gün evde muhabbet ettik. DıÅarı çıkamadık çünkü İzmir'de sıcaklık güneÅte 40 derece civarında. O yüzden sokaklara çıkmak pek akıl karı deÄil. Bugün Salı, temizliÄe kadın gelecek. Gerçi 15 gündür ev sımsıkı kapalı olduÄundan 1 gr. toz yok ama gene de ister.Yarın kardeÅim İstanbul'a dönüyor. Yarın yine onunla birlikte olmak için annemlere giderim. Sonrası ? Sonrası allah kerim.
KardeÅim gelince annem,babam ve biz de onlara katılıp hep birlikte ÃeÅme'ye bizim eve gittik. YeÄenim maÅallah çok tatlı olmuÅ. Sapsarı bir kafa, kocaman kara gözler. Havuza bayıldı. ÃÄle saatlerinde zor aldık havuzdan. Ama denizden biraz ürktü, herhalde büyük geldi. Genellikle kumsalda kumlarla oynadı. O hafta sonu gelinimiz ve yeÄenim İstanbul'a döndüler. Gelin pazartesi iÅe baÅlayacaktı. Yalnızca 1 hafta izin alabilmiÅ bu yıl. Biz tatile devam ettik. Deniz , güneÅ, kum üçlüsüne takıldık. Burcu'nun dediÄi gibi Cece,mece bara falan takılamadık. Zira ruh istese de beden izin vermiyor o saatte ayakta olmaya. Tam bir dinlenme oldu benim için,hem bedenen hem ruhen.
GeçtiÄimiz Cumartesi de biz döndük eve. Ãünkü pazar günü kayınvalidem taÅınacaktı. Pazar günü onlar taÅındı. Dün biraz alıÅveriÅ yaptım. 15 gün evde olmayınca ev tam takır kuru bakır olmuÅ. Sonra kardeÅim geldi. Bütün gün evde muhabbet ettik. DıÅarı çıkamadık çünkü İzmir'de sıcaklık güneÅte 40 derece civarında. O yüzden sokaklara çıkmak pek akıl karı deÄil. Bugün Salı, temizliÄe kadın gelecek. Gerçi 15 gündür ev sımsıkı kapalı olduÄundan 1 gr. toz yok ama gene de ister.Yarın kardeÅim İstanbul'a dönüyor. Yarın yine onunla birlikte olmak için annemlere giderim. Sonrası ? Sonrası allah kerim.
Pazartesi, Ağustos 07, 2006
Ben de Tatildeyim
Geçen hafta kardeÅim, eÅi ve yeÄenimle birlikte apar topar ÃeÅme'ye gittik. O nedenle allahaısmarladık yazısı yazamadım. Ãzerine eÅim de bu hafta yıllık izin aldı(nasıl olduysa Åeytanın bacaÄını kırdık) .Bugün İzmir'e birkaç saatliÄine geldim. Bankalarla yapılacak bazı iÅler var. ÃÄleden sonra tekrar ÃeÅme'ye dönücem ve pazar günü geri gelicez.
Pazartesiye görüÅmek üzere, hadi bana byeeee
Pazartesiye görüÅmek üzere, hadi bana byeeee
Cuma, Temmuz 28, 2006
Bu akÅam ne seyredelim?
Bu akÅam 2 güzel program çakıÅıyor. NTV'de saat 21'de Beyaz ile Kadir Ãöpdemir'in birlikte sundukları "Biri bana anlatsın" programı var. Saat 23'e dek sürüyor. CNN Türk'te ise 22'de Okan Bayülgen'in sunduÄu "Haber Makinası " baÅlıyor. Eee, 2 programın 1 saati çakıÅıyor. Napçaz Åimdi? Kadir Ãöpdemir'i Number1 TV'deki Geyik Parkı programından beri izleyen biri olarak herhalde Okan'ın programının ilk 1 saati güme gidecek gibi görünüyor. Allahım, ne büyük sorunsal bu yane :))
Pazartesi, Temmuz 24, 2006
Kriz
Bakıyorum da yazılarım hep bi gittik, bi geldik Åeklinde. Napayım ama yaz İzmir'de böyle geçiyor. EÅim yıllık iznini alamadıÄından yalvar yakar Cumayı kapmıÅ.Biz de oÄluÅumun bir arkadaÅını da alıp PerÅembe akÅamından ÃeÅme'ye gittik. İzmir yanarken orada geceleri battaniye örtünmek zorunda kalıyoruz. Nasıl serin ve güzel anlatamam. Cuma akÅamı için eÅimin kuzeni yemeÄe çaÄırmıÅtı. Oraya gittik. Ankara'daki kuzenleri gelmiÅ, onlardaymıÅ. Hep birlikte 10 kiÅilik koca bir masada gülüŠahenk yemek yedik. Ben de Cumartesi için onları yemeÄe çaÄırdım. Cumartesi günüm o yüzden yemek hazırlıÄı ile geçti. Ama yine de bir ara kaçamak yapıp havuza bile girdim. Pazar günü ise tam bir gevÅeme günü oldu. AkÅam saat 9 gibi de evdeydik.
Åimdi baÅlıÄa bakıp kriz bunun neresinde diyeceksiniz ki, bi dakka geliyor, anlatıcam, sabırsızlanmayın. Cuma sabah 11 gibi telefon çaldı. Benim erkek ve bekar kuzenlerden biri aradı. Gelsem olur mu, siz döndükten sonra da ben haftaiçi kalmaya devam ederim dedi. Ben asla tek ayak üstünde 40 yalan uyduramam. Buyur gel dedim. Tabi eÅim bunu duyunca kızılca kıyamet koptu. Kızmasının 2 nedeni var. Birincisi bu yıl yıllık izin anlamında yapacaÄımız tek tatil bu. Bırakın da Åurda bir haftasonu ailecek kalalım diyor(ki tüm sülale bunun bizim tek iznimiz olduÄunu biliyordu)İkinci ve önemli nedense kuzen biraz içkiye fazla düÅkün. Sabah kalkıyor kahvaltı masasına bira ÅiÅesini koyuyor, tüm gün boyu bu demlenme sürüyor. Gün ortasında da rakıya geçiyor ve gece yarısı yatana kadar sürüyor bu durum. Gerçi ne sarhoÅ olur, ne dili dolanır ,ne de çevresini rahatsız eder. Bu arada benim eÅim hiç içmez. Bense arkadaÅlar varsa birkaç kadeh Åarap ya da bir bira içerim. EÅim "Benim yetiÅme çaÄında oÄlum var. Kötü örnek olmasını istemiyorum."diyor. Hak vermiyor deÄilim .Ãünkü daha önce de oldu. Al sen de bir yudum muhabbetleri oluyor çocuÄa. Ayrıca biz o sitede daimiyiz. EÅim biz yokken o orada tek baÅına sabahtan akÅama verandada içecek, etraftakiler de rahatsız olacak diyor, falan filan. Velhasıl ben ona telefon açtım. İÅte beklemiyorduk, bir arkadaÅlar aniden geldi yatacak yer yok dedim. O da pazara gelirim, sizden anahtarı alırım dedi. Bu kez ona birÅey diyemedim. Hadi 2. kriz patladı. Bu kez de anneme telefon açtım. Bu konuyu hallet. Ben aciz kaldım dedim. Neyse konuyu onlar halletti ama hepsi geçici çözüm. Yaz uzun . Her an bizden yine anahtarı isteyebilir. Ne yalan uydurucam, ne bahane bulucam bilmiyorum. Galiba sonunda bana bu yazlıÄı sattıracaklar.
Bu arada bu Cuma günü kardeÅim, eÅi ve bi tanecik yeÄenim geliyor. Herhalde Cumartesi günü onlar ve biz annemle babamı da alıp ÃeÅmeye gideriz. Bu sefer 1 hafta kalacaklar. Ãünkü gelinimizin kızkardeÅi Eylül'de Antalya'da evlenecek. Kalan 1 haftalık iznini de o sırada kullanacak. Haklı kızcaÄız. İnsan böyle zamanda kardeÅinin yanında olmak ister. YeÄenim bana ÅeÅil (yani yeÅil) dinazor ısmarladı. Onu da aldım, hazır bekliyoruz keratayı. Nasıl özledim, nasıl burnumda tütüyor anlatamam. Hem kardeÅimle de azıcık dertleÅmek istiyorum. Telefonlar yetmiyor. İnsan gözgöze dizdize konuÅmak istiyor. Ne zaman bitecek bu hasretlik?
Åimdi baÅlıÄa bakıp kriz bunun neresinde diyeceksiniz ki, bi dakka geliyor, anlatıcam, sabırsızlanmayın. Cuma sabah 11 gibi telefon çaldı. Benim erkek ve bekar kuzenlerden biri aradı. Gelsem olur mu, siz döndükten sonra da ben haftaiçi kalmaya devam ederim dedi. Ben asla tek ayak üstünde 40 yalan uyduramam. Buyur gel dedim. Tabi eÅim bunu duyunca kızılca kıyamet koptu. Kızmasının 2 nedeni var. Birincisi bu yıl yıllık izin anlamında yapacaÄımız tek tatil bu. Bırakın da Åurda bir haftasonu ailecek kalalım diyor(ki tüm sülale bunun bizim tek iznimiz olduÄunu biliyordu)İkinci ve önemli nedense kuzen biraz içkiye fazla düÅkün. Sabah kalkıyor kahvaltı masasına bira ÅiÅesini koyuyor, tüm gün boyu bu demlenme sürüyor. Gün ortasında da rakıya geçiyor ve gece yarısı yatana kadar sürüyor bu durum. Gerçi ne sarhoÅ olur, ne dili dolanır ,ne de çevresini rahatsız eder. Bu arada benim eÅim hiç içmez. Bense arkadaÅlar varsa birkaç kadeh Åarap ya da bir bira içerim. EÅim "Benim yetiÅme çaÄında oÄlum var. Kötü örnek olmasını istemiyorum."diyor. Hak vermiyor deÄilim .Ãünkü daha önce de oldu. Al sen de bir yudum muhabbetleri oluyor çocuÄa. Ayrıca biz o sitede daimiyiz. EÅim biz yokken o orada tek baÅına sabahtan akÅama verandada içecek, etraftakiler de rahatsız olacak diyor, falan filan. Velhasıl ben ona telefon açtım. İÅte beklemiyorduk, bir arkadaÅlar aniden geldi yatacak yer yok dedim. O da pazara gelirim, sizden anahtarı alırım dedi. Bu kez ona birÅey diyemedim. Hadi 2. kriz patladı. Bu kez de anneme telefon açtım. Bu konuyu hallet. Ben aciz kaldım dedim. Neyse konuyu onlar halletti ama hepsi geçici çözüm. Yaz uzun . Her an bizden yine anahtarı isteyebilir. Ne yalan uydurucam, ne bahane bulucam bilmiyorum. Galiba sonunda bana bu yazlıÄı sattıracaklar.
Bu arada bu Cuma günü kardeÅim, eÅi ve bi tanecik yeÄenim geliyor. Herhalde Cumartesi günü onlar ve biz annemle babamı da alıp ÃeÅmeye gideriz. Bu sefer 1 hafta kalacaklar. Ãünkü gelinimizin kızkardeÅi Eylül'de Antalya'da evlenecek. Kalan 1 haftalık iznini de o sırada kullanacak. Haklı kızcaÄız. İnsan böyle zamanda kardeÅinin yanında olmak ister. YeÄenim bana ÅeÅil (yani yeÅil) dinazor ısmarladı. Onu da aldım, hazır bekliyoruz keratayı. Nasıl özledim, nasıl burnumda tütüyor anlatamam. Hem kardeÅimle de azıcık dertleÅmek istiyorum. Telefonlar yetmiyor. İnsan gözgöze dizdize konuÅmak istiyor. Ne zaman bitecek bu hasretlik?
Cuma, Temmuz 14, 2006
Bu Kez Farklı
Bu haftasonu ÃeÅme'ye deÄil de Foça'ya gidiyoruz. Hem kayınvalideleri ziyaret edeceÄiz , hem de zeytinleri sulayacak eÅim(bahçede 100 kadar zeytin fidanı var da). Bu akÅamdan gidiyoruz, yani 3 gün kafayı kırıcam. Pazar akÅamı olsa da dönsek diyorum ve huzurlarınızdan çekiliyorum.
Pazartesi, Temmuz 10, 2006
Yeknesak
Sanırım bu yaz boyunca ben hep aynı Åeyleri yazıcam. Gene cumadan yazlıÄa gidildi. Gene havuz, deniz, güneÅ. Bol bol yeme, içme, mangal. Eee iÅte hepsi bu. Programa ilaveten oÄlumun bir arkadaÅını da aldık bu kez. Sıkılmasın küçük bey diye. Ha bu arada karar verdim ben oÄlumu kimselerin yanına gönderemem. Ãünkü gelen arkadaÅı yataÄını topladı, sofradan kalkarken tabaÄını, bardaÄını kaldırdı. Bizimkinde maÅallah tık yok. Sabah çarÅaf ve pike top halinde yataÄın ortasında duruyordu. İnsan arkadaÅından utanır, toplar di mi ? Nerrdeee... Bu çocuk bir yere gitse rezil edecek beni. Ãstelik gittiÄi yere aÄırlık yapacak, zahmet verecek. Bu arada evlenince gelin hanımın çocuk yetiÅtirme konusunda hakkımda edeceÄi lafları yazamıyorum bile. Ben bir yerde yanlıŠyaptım ama ..?
Cuma, Temmuz 07, 2006
Perşembe, Temmuz 06, 2006
Genel Durum
Cuma günü arkadaÅımın babasının 40 lokması vardı. Ona gittim. DaÄıtımda yardımcı oldum. Yardımcı derken arabada co-pilotluk yaptım. Ehliyeti eski olmasına raÄmen azıcık cesaretsizdir benim canım arkadaÅım. Benim tek yaptıÄımsa "sen aslansın,sen kaplansın,oraya da gideriz,buraya gideriz "diye moral vermek yanında. Biz o akÅam 6 gibi ÃeÅme'ye gidecektik. Saat 5.30 gibi arkadaÅım aradı. Biz de geliyoruz dediler. Yazlıklar kalabalıkla güzel oluyor. Tabi son dakikada programı deÄiÅince, anca 7 gibi çıkabildik yola. Yollar Cuma akÅamı olması nedeni ile çok kalabalıktı. Yiyecek alıÅveriÅi falan derken biz saat 9.30 gibi eve ulaÅtık. YemeÄe oturduÄumuzda saat 10'du. Haftasonu güzel geçti. Yedik, içtik, yüzdük, eÄlendik. Pazartesi günü eÅleri sabahtan gönderdik. Biz o gün de denize girip akÅamüzeri geri döndük. Allahtan havalar biraz serinledi de İzmir de çok sıcak deÄildi.
Salı günü malum bende temizlik günü. Dün ise nihayet annemi kontrole götürdüm. Bu kez tansiyonu çok yüksekti. 21-10 gibi. Doktor acilen tansiyonu düÅürmeliyiz dedi. Aksi takdirde beyin kanaması, felç, kalp krizi, bunama gibi sonuçlar doÄurur dedi. Åimdi sıkı bir perhize girdi. İlaçları deÄiÅtirildi. Allah korusun, düÅünmek bile istemiyorum o kötü sonuçları. . Ama sonuçta kendi saÄlıÄı, dikkat etmesi gereken yine kendisi. Ãok ihmalkardır benim anacım bu iÅlerde. Bu ilaçları kullansın ,10 gün sonra tekrar kontrole gidicez.
EÄer bir mani olmazsa bu haftasonu eÅim 15 günlük izne çıkacak. Ama çok enteresan bir Åirkette çalıÅıyor. Son dakikaya kadar ne olacaÄı belli deÄil. Cuma akÅamı saat 6'da patronlar tamam derse izne çıkıyoruz, demezse gene kös kös İzmir bekliycez. Geçen sene de çıkamamıÅtı izne. Gerçi bizimkinde de kabahat var, biliyorum. İnsan aÄzından girer, burnundan çıkar gene alır o izni ama erkek iÅte. Yapamıyorlar.
Bu 2 günde kuaför iÅlerini halledeceÄim. Gölge zamanım geldi. Araya bir de istenmeyen tüylerden kurtulma operasyonu sıÄdıracaÄım. Bu sıcakta nasıl üÅeniyorum anlatamam. 3-4 saat o kuaförde oturmak cehennem azabı gibi. Zaten gölge yaptırmamın nedeni o. Boya olsa 20 günde bir kuaföre gitmek lazım. Bari 3 ayda bir gidip zamandan kazanıyorum.Bu arada ben KarÅıyaka'dayım, kuaförüm Göztepe'de. Gitmek bile iÅ yani (İstanbullular okuyunca çok kızacaklar. Ãünkü en fazla 45 dakikalık yol.)
Bu arada sabah eÅim iÅe gider gitmez bilgisayarın baÅına oturuyorum. Yoksa bir daha çok zor ele geçirmem. Malum okullar tatil. Bilgisayar küçükbeyin tekelinde. Ancak o uyurken ya da arkadaÅları ile dıÅarı çıktıÄında girebiliyorum bilgisayara. Tabi bu arada akÅamları da eÅim ele geçiriyor bilgisayarı. Bana ya sabahın körü ya da gecenin bir yarısı kalıyor. Buna da ÅÃKÃR(!)
Salı günü malum bende temizlik günü. Dün ise nihayet annemi kontrole götürdüm. Bu kez tansiyonu çok yüksekti. 21-10 gibi. Doktor acilen tansiyonu düÅürmeliyiz dedi. Aksi takdirde beyin kanaması, felç, kalp krizi, bunama gibi sonuçlar doÄurur dedi. Åimdi sıkı bir perhize girdi. İlaçları deÄiÅtirildi. Allah korusun, düÅünmek bile istemiyorum o kötü sonuçları. . Ama sonuçta kendi saÄlıÄı, dikkat etmesi gereken yine kendisi. Ãok ihmalkardır benim anacım bu iÅlerde. Bu ilaçları kullansın ,10 gün sonra tekrar kontrole gidicez.
EÄer bir mani olmazsa bu haftasonu eÅim 15 günlük izne çıkacak. Ama çok enteresan bir Åirkette çalıÅıyor. Son dakikaya kadar ne olacaÄı belli deÄil. Cuma akÅamı saat 6'da patronlar tamam derse izne çıkıyoruz, demezse gene kös kös İzmir bekliycez. Geçen sene de çıkamamıÅtı izne. Gerçi bizimkinde de kabahat var, biliyorum. İnsan aÄzından girer, burnundan çıkar gene alır o izni ama erkek iÅte. Yapamıyorlar.
Bu 2 günde kuaför iÅlerini halledeceÄim. Gölge zamanım geldi. Araya bir de istenmeyen tüylerden kurtulma operasyonu sıÄdıracaÄım. Bu sıcakta nasıl üÅeniyorum anlatamam. 3-4 saat o kuaförde oturmak cehennem azabı gibi. Zaten gölge yaptırmamın nedeni o. Boya olsa 20 günde bir kuaföre gitmek lazım. Bari 3 ayda bir gidip zamandan kazanıyorum.Bu arada ben KarÅıyaka'dayım, kuaförüm Göztepe'de. Gitmek bile iÅ yani (İstanbullular okuyunca çok kızacaklar. Ãünkü en fazla 45 dakikalık yol.)
Bu arada sabah eÅim iÅe gider gitmez bilgisayarın baÅına oturuyorum. Yoksa bir daha çok zor ele geçirmem. Malum okullar tatil. Bilgisayar küçükbeyin tekelinde. Ancak o uyurken ya da arkadaÅları ile dıÅarı çıktıÄında girebiliyorum bilgisayara. Tabi bu arada akÅamları da eÅim ele geçiriyor bilgisayarı. Bana ya sabahın körü ya da gecenin bir yarısı kalıyor. Buna da ÅÃKÃR(!)
Cuma, Haziran 30, 2006
Zor Hayat :))
Hafta nasıl geçti anlamadım. Salı günü annemi doktora götüremedim. Ãünkü doktorumuz bir seminere katılmak üzere Åehir dıÅındaymıÅ. Salı günü dönecekmiÅ. İnÅallah önümüzdeki hafta gideceÄiz. Zaten bir rahatsızlıÄı yok. Rutin kontrol. Ama annem çok stresli bir insandır. Her kontrol öncesi bizi de strese sokuyor. Zaten bu kontrol tarihine karar vermesi bile 1-2 ay önceden baÅlıyor. Babamın tabiri ile herÅeyi çok "damtraklı", yani fazla kuralcı gibi bir Åey demek oluyor. Bizim ailede böyle deyimler ve sözcükler çok fazladır. Biz birbirimizi anlıyoruz da bazen diÄer insanlar ve aileye yeni katılanlar "ne diyo bunlar "der gibi bakıyorlar o zaman açıklama ihtiyacı duyuyoruz.
ÃarÅamba günü arkadaÅımla birlikte AOS'a fabrika satıŠmaÄazalarına gittim. Kendime bir kot capri ve bluz, oÄluma 3 tane tiÅort ve 1 plaj havlusu aldım. ArkadaÅım da oÄluna 1 mayo ve 2 tiÅort aldı. Ancak biz bunları yaklaÅık 3-4 saat dolaÅarak hallettik. Bu arada arabanın sıcaklık göstergesi sürekli 40-42,5 arasında gitti, geldi. Varın siz anlayın yani sıcaÄı, nemi. Oradan da bostanlı pazarına geçtik ama yorgunluktan tekstil kısmına giremedik bile. Biraz meyve-sebze alıp hemen döndük.
Dün akÅamüzeri görümcem telefon etti,akÅam napıyorsunuz diye. Evdeyiz dedim. Hadi birlikte bir yerlere gidelim dedi. O, kızı, kocam, ben, oÄlum, kuzenleri, onun eÅi ve kızı Bostanlı'da deniz kenarında bir yere gittik. Deniz püfür püfür esiyor. Yol trafiÄe kapalı, gürültü yok. Balıklar, kalamarlar, midyeler. Onlar rakı içti, ben bira. Rakıyı bir türlü sevemedim gitti. Bu yaÅtan sonra da alıÅacak halim yok. 2 bira , deniz, balık derken bir de havai fiÅekler patlamaya baÅladı. 3 genç bizden ayrılıp baÅka bir kafeye oturmaya gittiler.Biz 5 yaÅlı(!) baÅbaÅa kaldık. Muhabbet güzeldi. Gece kendimi yataÄa nasıl attıÄımı bilemedim. Sabah da kalıp gibi kalktım.
Åimdi ufak bir çanta hazırlamak lazım. Malum akÅamüzeri ÃeÅmeye gidicez. Haftasonu yine deniz, havuz, güneÅ. Valla hayat zor be:))
ÃarÅamba günü arkadaÅımla birlikte AOS'a fabrika satıŠmaÄazalarına gittim. Kendime bir kot capri ve bluz, oÄluma 3 tane tiÅort ve 1 plaj havlusu aldım. ArkadaÅım da oÄluna 1 mayo ve 2 tiÅort aldı. Ancak biz bunları yaklaÅık 3-4 saat dolaÅarak hallettik. Bu arada arabanın sıcaklık göstergesi sürekli 40-42,5 arasında gitti, geldi. Varın siz anlayın yani sıcaÄı, nemi. Oradan da bostanlı pazarına geçtik ama yorgunluktan tekstil kısmına giremedik bile. Biraz meyve-sebze alıp hemen döndük.
Dün akÅamüzeri görümcem telefon etti,akÅam napıyorsunuz diye. Evdeyiz dedim. Hadi birlikte bir yerlere gidelim dedi. O, kızı, kocam, ben, oÄlum, kuzenleri, onun eÅi ve kızı Bostanlı'da deniz kenarında bir yere gittik. Deniz püfür püfür esiyor. Yol trafiÄe kapalı, gürültü yok. Balıklar, kalamarlar, midyeler. Onlar rakı içti, ben bira. Rakıyı bir türlü sevemedim gitti. Bu yaÅtan sonra da alıÅacak halim yok. 2 bira , deniz, balık derken bir de havai fiÅekler patlamaya baÅladı. 3 genç bizden ayrılıp baÅka bir kafeye oturmaya gittiler.Biz 5 yaÅlı(!) baÅbaÅa kaldık. Muhabbet güzeldi. Gece kendimi yataÄa nasıl attıÄımı bilemedim. Sabah da kalıp gibi kalktım.
Åimdi ufak bir çanta hazırlamak lazım. Malum akÅamüzeri ÃeÅmeye gidicez. Haftasonu yine deniz, havuz, güneÅ. Valla hayat zor be:))
Pazartesi, Haziran 26, 2006
Tatil
GeçtiÄimiz hafta pazartesi günü arkadaÅım arayarak ÃarÅamba günü ÃeÅme'ye bizim yazlıÄa çocukları da alıp gitmemizi teklif etti. Ben tabi hemen atladım ama önce ikna edilmesi gereken bir koca faktörü vardı. Benim koca biraz problemli. Gece evde yalnız baÅına kalamıyor. Tamamen psikolojik. Ya hastalanırsa, ya kalp krizi geçirirse gibi felaket senaryoları yazıyor ve bunlarda çok ciddi. Fakat bu arkadaÅımız ve eÅi onun üniversiteden arkadaÅları (ben tanıÅınca kızı çok sevdim ve çok iyi anlaÅtık) onları kıramadı, kabul etmek zorunda kaldı. Ama bana vıdı vıdı yaptı, beni bırakıp gidiyorsun, ya baÅıma bir Åey gelirse diye iç kurdu Åeklinde beni yedi bitirdi. Bizim de böyle bir problemimiz var. Bi ton aidat ödediÄimiz yazlık orada duruyor, biz yazın İzmir'i bekliyoruz. Haftsonundan haftasonuna ÃeÅme'ye gidebiliyoruz. Neyse, biz arkadaÅla çarÅamba sabahı çocukları da alıp yola çıktık. Ev tabi bu sezon ilk kez gidildiÄinden rezil durumdaydı. Ãocuklar hemen giyinip havuza, bizse temizliÄe koyulduk. Ev tripleks olduÄundan akÅama kadar anca sildik süpürdük. Bu arada tüm tabak çanak bulaÅık makinasına atıldı. 4-5 postada ancak onlar yıkandı. Tüm giysiler ve çarÅaflar rutubetten küf kokmuÅtu. Onlar da 4-5 postada makinada yıkandı, asıldı, kurutuldu ama ütü kısmı daha sonraya bırakıldı. O akÅam geç de olsa biz de bir havuz sefası yapabildik. Ertesi gün tamamen dinlenme üzerine kurulu bir gün ,akÅamına ÃeÅme sefası, ertesi gün ise camları sildik. Evin camları o küçük kare kare camlardan. İnsana sanki yüzlerce cam silmiÅ hissi veriyor. Cuma akÅamı beyler de geldi. Zaten harala gürele derken pazar oldu ve akÅam saat 7 gibi çıkıp eve geldik. Orada üzerimize pike örterken İzmir cayır cayır yanıyordu ve beni bu cehenneme geri getiren eÅime buradan tüm saygı ve sevgilerimi iletiyorum:D
Bu arada okullar kapandı, karnemizi aldık. Neyse bir son dakika sürprizi falan olmadı, teÅekkürle geçti oÄluÅum. Åimdi de fm mi, tm mi seçilecek ikilemi var. O fm istiyor ama karne notlarına bakarsan tm'ci görünüyor. Derslere çalıÅacak olan o. Bu yüzden herhalde onun istediÄi gibi fm olacak. Ama iÅimiz zor. Düzenli ve çok çalıÅması lazım ama bizimki bu konuda çok rahattır.
Bugün herhalde anneme giderim. Yarın temizlik. ÃarÅamba da annemi rutin kontrolü için kalp doktorumuza götüreceÄim. İnÅallah herÅey yolundadır. Sonrası için henüz program yok. Bu arada salı günü temizlik sonrası arkadaÅla organizedeki fabrika satıŠmaÄazalarına gideceÄiz. Geçen sefer gittiÄim bir maÄaza var. Adını unuttum ama yerini biliyorum. Yalnızca büyük beden çalıÅıyor. 40-56 arası. Bir yazlık pantolon aldım. Ben 44 giyiyorum. Oysa aldıÄım oradaki en küçük beden 40 bile hafif belden bol geldi. Yani hem morali düzeliyor insanın hem de cebi. Hem spor,hem günlük hem de abiye kıyafetler var. EÄer yarın bir terslik olmaz da gidersek bir sonraki postta firmanın adını da yazarım.
Hadi ben kaçtım, iŠçok.
Bu arada okullar kapandı, karnemizi aldık. Neyse bir son dakika sürprizi falan olmadı, teÅekkürle geçti oÄluÅum. Åimdi de fm mi, tm mi seçilecek ikilemi var. O fm istiyor ama karne notlarına bakarsan tm'ci görünüyor. Derslere çalıÅacak olan o. Bu yüzden herhalde onun istediÄi gibi fm olacak. Ama iÅimiz zor. Düzenli ve çok çalıÅması lazım ama bizimki bu konuda çok rahattır.
Bugün herhalde anneme giderim. Yarın temizlik. ÃarÅamba da annemi rutin kontrolü için kalp doktorumuza götüreceÄim. İnÅallah herÅey yolundadır. Sonrası için henüz program yok. Bu arada salı günü temizlik sonrası arkadaÅla organizedeki fabrika satıŠmaÄazalarına gideceÄiz. Geçen sefer gittiÄim bir maÄaza var. Adını unuttum ama yerini biliyorum. Yalnızca büyük beden çalıÅıyor. 40-56 arası. Bir yazlık pantolon aldım. Ben 44 giyiyorum. Oysa aldıÄım oradaki en küçük beden 40 bile hafif belden bol geldi. Yani hem morali düzeliyor insanın hem de cebi. Hem spor,hem günlük hem de abiye kıyafetler var. EÄer yarın bir terslik olmaz da gidersek bir sonraki postta firmanın adını da yazarım.
Hadi ben kaçtım, iŠçok.
Salı, Haziran 13, 2006
Bunak Ãenebaz
Bir önceki postta yazmıÅtım ya, Arka sayfa programı diye. Bunak Ãenebaz olarak Cuma akÅamı gözümden uyku aka aka bekledim, ha Åimdi baÅladı, baÅlıyacak diye. Halbuki bir önceki hafta program tatile girdi ve hatta o nedenle daha fazla sayıda kitap ve albüm tanıttılar. Yuh olsun bana yani. Herhalde Eylül, Ekim gibi yeni yayın döneminde baÅlar yine. Sürç-ü hafıza ettik,affola
Cumartesi görümcemin doÄumgünü idi. O yüzden sabah iÅlerimi hemen ayarlayıp, hediye alma faslına giriÅtim. Büyük bedende gidilebilecek maÄazalar sınırlı. Ãnce birkaç yere baktım ama aklım Albey'deydi. Netekim(!) aradıklarımı buldum. Ãstelik ( İzmir'li büyük bedenlere duyurulur) merserize ürünlerde büyük indirim var. 1. üründe %20 , 2. üründe ise %50 indirim yapıyorlar. Ben de 2 tane birden aldım. Biri bizden, biri de oÄluÅumdan diye. Tabi taksitli satıÅların dayanılmaz cazibesi de iÅin tadını ikiye katlıyor. AkÅam da onda yemekteydik. ArkadaÅı olan bir çiftte vardı. Bir sürü mezeler almıÅ. Salatalar ve karides güveç ile çipura. Yanında Åarap. Muhabbet iyi. Ooohhh, güpgüzel bir akÅamdı. Ama merak etmeyin, doÄumgünü kızı diye ona iÅ yaptırmadık. Sofrayı biz kurduk, biz kaldırdık, heryeri toplayıp öyle ayrıldık.
Pazar günü ise çocukları ÃeÅme'ye gittiÄinden görümcem yalnızdı. Ben de kahvaltıya bize çaÄırdım. Biz görümcemle önce arkadaÅtık. Sonradan gelin-görümce olduk. O yüzden (tahtalara vurayım, Allah bozmasın) iyi anlaÅırız. Kahvaltıdan sonra (maalesef oÄlumun sınavları da bittiÄinden) artık kaçarım yoktu, kayınvalideye yazlıÄa gittik. Zaten gittiÄimizde saat 2'ye geliyordu. Hep birlikte bir yemek yedik, çay içtik ve 7 gibi geri döndük. Gelirken kayınpederim de bizle geldi ve bizde kalıyor. Kontrolleri var, onları yaptırmaya baÅladı. Herhalde ÃarÅamba'ya dönecek. Bu arada aman unutmayın , bu pazar babalar günü. Babalarımızın hediyeleri hazır da ben eÅime ne alıcam,valla bilmiyorum. DoÄumgününde aldıÄım koÅu bandı çok pahalıydı. Bunu önümüzdeki 3-5 yılın bilumum özel günlerine say deyip çamura mı yatsam acaba ?
Cumartesi görümcemin doÄumgünü idi. O yüzden sabah iÅlerimi hemen ayarlayıp, hediye alma faslına giriÅtim. Büyük bedende gidilebilecek maÄazalar sınırlı. Ãnce birkaç yere baktım ama aklım Albey'deydi. Netekim(!) aradıklarımı buldum. Ãstelik ( İzmir'li büyük bedenlere duyurulur) merserize ürünlerde büyük indirim var. 1. üründe %20 , 2. üründe ise %50 indirim yapıyorlar. Ben de 2 tane birden aldım. Biri bizden, biri de oÄluÅumdan diye. Tabi taksitli satıÅların dayanılmaz cazibesi de iÅin tadını ikiye katlıyor. AkÅam da onda yemekteydik. ArkadaÅı olan bir çiftte vardı. Bir sürü mezeler almıÅ. Salatalar ve karides güveç ile çipura. Yanında Åarap. Muhabbet iyi. Ooohhh, güpgüzel bir akÅamdı. Ama merak etmeyin, doÄumgünü kızı diye ona iÅ yaptırmadık. Sofrayı biz kurduk, biz kaldırdık, heryeri toplayıp öyle ayrıldık.
Pazar günü ise çocukları ÃeÅme'ye gittiÄinden görümcem yalnızdı. Ben de kahvaltıya bize çaÄırdım. Biz görümcemle önce arkadaÅtık. Sonradan gelin-görümce olduk. O yüzden (tahtalara vurayım, Allah bozmasın) iyi anlaÅırız. Kahvaltıdan sonra (maalesef oÄlumun sınavları da bittiÄinden) artık kaçarım yoktu, kayınvalideye yazlıÄa gittik. Zaten gittiÄimizde saat 2'ye geliyordu. Hep birlikte bir yemek yedik, çay içtik ve 7 gibi geri döndük. Gelirken kayınpederim de bizle geldi ve bizde kalıyor. Kontrolleri var, onları yaptırmaya baÅladı. Herhalde ÃarÅamba'ya dönecek. Bu arada aman unutmayın , bu pazar babalar günü. Babalarımızın hediyeleri hazır da ben eÅime ne alıcam,valla bilmiyorum. DoÄumgününde aldıÄım koÅu bandı çok pahalıydı. Bunu önümüzdeki 3-5 yılın bilumum özel günlerine say deyip çamura mı yatsam acaba ?
Cumartesi, Haziran 10, 2006
YaÄmur
Ne bu havalar böyle? KıŠgeri geldi. Tam deniz, meniz, kum, güneÅ derken etraf çamur deryası oldu. Bi de bu havaya askılı bluz ve terlikle yolda yakalanınca daha beter oluyor. Ayaklar çamur içinde kaldı, her yaÄmur damlası bıçak gibi batıyor insanın tenine. Ãstelik öyle böyle deÄil, Åakır Åakır yaÄdı , ama uzun sürmedi ve yarım saat içinde dindi. Lakin bu bizim sıçan gibi olmamıza yetti de arttı bile. Bu olay dün oldu. Bugün de aynı hava devam ediyor. Buz gibi bir rüzgar var dıÅarıda. Bir ara yaÄdı geçti. Tabi bu tür hava koÅulları benim gibi gezentileri yolundan ala koyamıyor.
Bugün bozulan telefonumuzu Alsancak'taki yetkili servise götürdüm. E Alsancak'a inmiÅken biraz vitrin bakmak lazım. O dükkan senin, bu dükkan benim derken epey bir dolaÅmıÅım. Åimdi evdeyim, birazdan oÄluÅum gelir. Ona birÅeyler hazırlarım. Sonra akÅam yemeÄi hazırlıÄı. AkÅamüzerleri genellikle TRT1 deki "Bizim evin halleri"dizisini izlemeye çalıÅıyorum. Bazı bölümlerde gereksiz uzatmalar olsa da seviyorum bu diziyi. EÄer o saatlerde evdeysem izlemeye çalıÅıyorum. Åaka maka 1200 bölümü geçtiler. Eski" Ferhunde hanımlar" dizisinin kadrosundan pekçok oyuncu var. Ãstelik birkaç gün seyredemeyip kaçırsam bile dizi yavaÅ ilerlediÄinden neler olduÄunu kolayca anlıyorum ve kaldıÄım yerden aynen devam ediyorum.
Bu akÅam (ve her Cuma ) NTV'de gece 11.30'da baÅlayan "Arka Sayfa" programı var. Kanat Atkaya(Hürriyet'te yazıyor) ve Can KozanoÄlu sunuyor. Muhabbetleri süper. Sanki 2 arkadaÅ salonlarında oturmuÅ muhabbet ediyorlar gibi. Ben çok severek izliyorum. Hatta bu yüzden Ihlamur Altında'nın genellikle sonlarını izleyemiyorum. Konukları ile sohbetleri, kitap ve albüm tanıtımları, bazen film tanıtımları derken programın nasıl ilerleyip nasıl bittiÄini anlayamıyorum. Åiddetle tavsiye ederim. Günün sonunda çok dinlendirici bir program.
Herkese mükemmel bir haftasonu diliyorum.
Bugün bozulan telefonumuzu Alsancak'taki yetkili servise götürdüm. E Alsancak'a inmiÅken biraz vitrin bakmak lazım. O dükkan senin, bu dükkan benim derken epey bir dolaÅmıÅım. Åimdi evdeyim, birazdan oÄluÅum gelir. Ona birÅeyler hazırlarım. Sonra akÅam yemeÄi hazırlıÄı. AkÅamüzerleri genellikle TRT1 deki "Bizim evin halleri"dizisini izlemeye çalıÅıyorum. Bazı bölümlerde gereksiz uzatmalar olsa da seviyorum bu diziyi. EÄer o saatlerde evdeysem izlemeye çalıÅıyorum. Åaka maka 1200 bölümü geçtiler. Eski" Ferhunde hanımlar" dizisinin kadrosundan pekçok oyuncu var. Ãstelik birkaç gün seyredemeyip kaçırsam bile dizi yavaÅ ilerlediÄinden neler olduÄunu kolayca anlıyorum ve kaldıÄım yerden aynen devam ediyorum.
Bu akÅam (ve her Cuma ) NTV'de gece 11.30'da baÅlayan "Arka Sayfa" programı var. Kanat Atkaya(Hürriyet'te yazıyor) ve Can KozanoÄlu sunuyor. Muhabbetleri süper. Sanki 2 arkadaÅ salonlarında oturmuÅ muhabbet ediyorlar gibi. Ben çok severek izliyorum. Hatta bu yüzden Ihlamur Altında'nın genellikle sonlarını izleyemiyorum. Konukları ile sohbetleri, kitap ve albüm tanıtımları, bazen film tanıtımları derken programın nasıl ilerleyip nasıl bittiÄini anlayamıyorum. Åiddetle tavsiye ederim. Günün sonunda çok dinlendirici bir program.
Herkese mükemmel bir haftasonu diliyorum.
Salı, Haziran 06, 2006
Salı, sallanır mı?
Yine Salı,yine temizlik günü. Birazdan kadın gelir ama her Salı eve baÄlanmaktan sıkılıyorum da artık. Madem tembellik edip ben temizlik yapmıyorum, o zaman buna da katlanmam lazım,di mi? Herhalde yaz geldi, kapı baca açık diye, 1 hafta da bile ev nasıl toz oluyor anlatamam. Sanki hiç silinip süpürülmemiÅ gibi.
GeçtiÄimiz haftasonuna gelince. Bu cumartesi eÅim de izinliydi. Daha doÄrusu patronları yazlıÄa gideceÄinden personele "sizler de gelmeyin" demiÅ. Normalde kıÅın cumartesileri de çalıÅıyorlar. Yazın okulların kapanması ile cumartesileri tatil oluyor, taaa Eylül baÅına kadar. Neyse, cumartesi günü cümbür cemaat evdeydik. Sürekli bir yeme , içme ve yatma modu vardı. Tabi bu 2 beyefendi için geçerliydi. O yeme içme durumlarını ayarlayan sefil köle çenebaz olarak ben sürekli mutfaktaydım. Genelde herkes evde olunca insan da deÄiÅik bir Åeyler yapmak istiyor. O gün Burcu'nun patlıcanlı böreÄini denedim. Bir de yalancı fırında makarna yaptım. Yalancı olan makarna deÄil, yapılıŠÅekli. Makarna haÅlanıyor. 1 bardak süt, 2 yumurta, 1 çay bardaÄı sıvı yaÄ ve 200 gr. kadar rendelenmiÅ peynir karıÅtırılıp haÅlanan makarna ile harmanlanıyor. YaÄlanmıŠborcama dökülüp 200 derece fırında 30-40 dakika arası piÅiriliyor. Gerçek fırında makarnadan daha pratik. Ãstelik bu tarifte mutlaka fırın makarna çeÅidi kullanmak gerekmiyor. Evde ne varsa (kelebek, fiyonk, burgu makarna) kullanabilirsiniz. Neyse, bu arada Burcu'nun patlıcanlı böreÄini eÅim ve ben çok sevdik. Ama 15 yaÅında ve hayatı köfte, hamburger, pizza üçgeninde geçen biri için fazla komplikeydi. O çatalının ucu ile alıp,fırında makarna yemeyi tercih etti. Sonra çok vuracak o kafacıÄını duvarlara ama neyse,herÅeyin zamanı var. Cumartesi akÅamı telefon edip "anne size yemeÄe geliyoruz" dedik ve annemlere yemeÄe gittik. GülüŠ, ahenk neÅe içinde yemeÄimizi yedik, muhabbetimizi yaptık ve 12'ye doÄru eve döndük.
Pazar ise oÄluÅumun sınavları devam ettiÄinden (çok Åükür ki) eÅim, yazlıÄa annelerine gitti, biz oÄluÅumla evde kaldık. Ona ders çalıÅtırdım, bilgisayara girdim, yine yemek piÅirdim, pazartesi için gömlek ve pantolon ütüledim, ufak tefek eksikler için markete gittim. Pazar günü hayhuy içinde geçti, gitti.
İzmir'de artık sıcaklar iyice bastırdı. Denize girme vakti geldi ama Åu oÄluÅumun sınavları bir bitse. Ãstelik daha yazlıÄı temizletmedim. Belki bu cumartesi temizletirim. Hem de gitmiÅken, pazar günü de kalır bir denize gireriz. En çok özlediÄim Åey; Åezlonga uzanıp, gözlerimi ufka dikip beynimi boÅaltmak. Gerçi pazar günü ÃeÅme çok kalabalık oluyor ama akÅamüzeri ortalık sakinleÅir. Ben de o zaman sahile inerim. Bir de kıŠsonrası ilk denize girdiÄimde o tuzlu suyun kokusu tadı bana hep çok güzel, çok özel gelir. Ay,canım Åimdi deniz kenarında olmak istedi. Evet, evet ben bu haftasonu yazlıÄı temizleteyim. Bahaneyle de gitmiÅ oluruz.
GeçtiÄimiz haftasonuna gelince. Bu cumartesi eÅim de izinliydi. Daha doÄrusu patronları yazlıÄa gideceÄinden personele "sizler de gelmeyin" demiÅ. Normalde kıÅın cumartesileri de çalıÅıyorlar. Yazın okulların kapanması ile cumartesileri tatil oluyor, taaa Eylül baÅına kadar. Neyse, cumartesi günü cümbür cemaat evdeydik. Sürekli bir yeme , içme ve yatma modu vardı. Tabi bu 2 beyefendi için geçerliydi. O yeme içme durumlarını ayarlayan sefil köle çenebaz olarak ben sürekli mutfaktaydım. Genelde herkes evde olunca insan da deÄiÅik bir Åeyler yapmak istiyor. O gün Burcu'nun patlıcanlı böreÄini denedim. Bir de yalancı fırında makarna yaptım. Yalancı olan makarna deÄil, yapılıŠÅekli. Makarna haÅlanıyor. 1 bardak süt, 2 yumurta, 1 çay bardaÄı sıvı yaÄ ve 200 gr. kadar rendelenmiÅ peynir karıÅtırılıp haÅlanan makarna ile harmanlanıyor. YaÄlanmıŠborcama dökülüp 200 derece fırında 30-40 dakika arası piÅiriliyor. Gerçek fırında makarnadan daha pratik. Ãstelik bu tarifte mutlaka fırın makarna çeÅidi kullanmak gerekmiyor. Evde ne varsa (kelebek, fiyonk, burgu makarna) kullanabilirsiniz. Neyse, bu arada Burcu'nun patlıcanlı böreÄini eÅim ve ben çok sevdik. Ama 15 yaÅında ve hayatı köfte, hamburger, pizza üçgeninde geçen biri için fazla komplikeydi. O çatalının ucu ile alıp,fırında makarna yemeyi tercih etti. Sonra çok vuracak o kafacıÄını duvarlara ama neyse,herÅeyin zamanı var. Cumartesi akÅamı telefon edip "anne size yemeÄe geliyoruz" dedik ve annemlere yemeÄe gittik. GülüŠ, ahenk neÅe içinde yemeÄimizi yedik, muhabbetimizi yaptık ve 12'ye doÄru eve döndük.
Pazar ise oÄluÅumun sınavları devam ettiÄinden (çok Åükür ki) eÅim, yazlıÄa annelerine gitti, biz oÄluÅumla evde kaldık. Ona ders çalıÅtırdım, bilgisayara girdim, yine yemek piÅirdim, pazartesi için gömlek ve pantolon ütüledim, ufak tefek eksikler için markete gittim. Pazar günü hayhuy içinde geçti, gitti.
İzmir'de artık sıcaklar iyice bastırdı. Denize girme vakti geldi ama Åu oÄluÅumun sınavları bir bitse. Ãstelik daha yazlıÄı temizletmedim. Belki bu cumartesi temizletirim. Hem de gitmiÅken, pazar günü de kalır bir denize gireriz. En çok özlediÄim Åey; Åezlonga uzanıp, gözlerimi ufka dikip beynimi boÅaltmak. Gerçi pazar günü ÃeÅme çok kalabalık oluyor ama akÅamüzeri ortalık sakinleÅir. Ben de o zaman sahile inerim. Bir de kıŠsonrası ilk denize girdiÄimde o tuzlu suyun kokusu tadı bana hep çok güzel, çok özel gelir. Ay,canım Åimdi deniz kenarında olmak istedi. Evet, evet ben bu haftasonu yazlıÄı temizleteyim. Bahaneyle de gitmiÅ oluruz.
Perşembe, Haziran 01, 2006
Ordan Burdan
Salı günü temizlik vardı bende. Mutfaktaki kilimi çamaÅır makinesinde yıkamaya kalktım. Sonuç; Bir adet hurda çamaÅır makinesi. Sanırım suya girince kilim iyice aÄırlaÅtı ve makineyi bozdu. Kilimi atıp,yenisini alsam bana daha ucuza gelecekti. Servis Cuma günü gelecek. Bakalım neresine , kaç para sıkıÅmıŠkeratanın?
Dün de bir arkadaÅıma gittim. Biraz erken gittim ve kısır yaptım. Allahım bu kadar mı terslik olur? Her zaman diri diri olan kısır, lapa gibi oldu. Gerçi herkes silip süpürdü ama ben her zaman yaptıÄım Åeyi bilirim. Olmadı yani. Zaten ne zaman özensem bi aksilik çıkar.
OÄluÅumun son sınavları. Bu hafta ve haftaya Cumaya kadar her gün, kesintisiz sınav var. Tabi, artık altı okka yapıyoruz beyefendiyi. Aman paÅam, canım paÅam, ne yersin, ne içersin dedikçe tepeme çıkardım eÅÅeÄi. Hizmet sınırsız ama bendeki sinir %1500 oldu. Neyse Åu sınavlar bitsin görüÅeceÄiz biz onunla.
Bugün anneme gideceÄim. Geçen hafta Pazartesiden beri görmedim. 10 gün olmuÅ, çok özledim. Gerçi her gün telefonla görüÅüyoruz ama anneciÄimin (kulaklıÄa raÄmen) kulakları iyi duymadıÄından kısa bir görüÅme oluyor. Yüzyüze olunca baÄırıÅ, çaÄırıŠanlaÅıyoruz. Giderken benim buradaki börekçiden de hem peynirli hem kıymalı böreklerden alacaÄım. Bayılıyor oranın böreklerine. El açması, çıtır çıtırlar. Hem ye hem de yanında yat misali.
Yarın ne yapacaÄıma dair bir program yapmadım ama Pazar belli. EÅim annesine yazlıÄa gidecek. Biz de oÄluÅumla evde oturup (allahtan Åu sınavlar var da, gitmekten kurtuluyorum :D ) Tarih, CoÄrafya ve İngilizce'ye birlikte bakacaÄız.
Okulların kapanmasına 2 hafta kaldı. Tozbezicimin kulaklarını çınlatıyorum. Yine tatil geldi ve yine 3 ay çocuklar evde. Bizde en büyük sorun bilgisayar paylaÅımı. Bir çözüm bulucaz artık.
Hadi bana müsaade. Daha yemek yapılacak, anneye gidilecek. Ooooo iŠçok,emeklinin iÅi bitmez!
Dün de bir arkadaÅıma gittim. Biraz erken gittim ve kısır yaptım. Allahım bu kadar mı terslik olur? Her zaman diri diri olan kısır, lapa gibi oldu. Gerçi herkes silip süpürdü ama ben her zaman yaptıÄım Åeyi bilirim. Olmadı yani. Zaten ne zaman özensem bi aksilik çıkar.
OÄluÅumun son sınavları. Bu hafta ve haftaya Cumaya kadar her gün, kesintisiz sınav var. Tabi, artık altı okka yapıyoruz beyefendiyi. Aman paÅam, canım paÅam, ne yersin, ne içersin dedikçe tepeme çıkardım eÅÅeÄi. Hizmet sınırsız ama bendeki sinir %1500 oldu. Neyse Åu sınavlar bitsin görüÅeceÄiz biz onunla.
Bugün anneme gideceÄim. Geçen hafta Pazartesiden beri görmedim. 10 gün olmuÅ, çok özledim. Gerçi her gün telefonla görüÅüyoruz ama anneciÄimin (kulaklıÄa raÄmen) kulakları iyi duymadıÄından kısa bir görüÅme oluyor. Yüzyüze olunca baÄırıÅ, çaÄırıŠanlaÅıyoruz. Giderken benim buradaki börekçiden de hem peynirli hem kıymalı böreklerden alacaÄım. Bayılıyor oranın böreklerine. El açması, çıtır çıtırlar. Hem ye hem de yanında yat misali.
Yarın ne yapacaÄıma dair bir program yapmadım ama Pazar belli. EÅim annesine yazlıÄa gidecek. Biz de oÄluÅumla evde oturup (allahtan Åu sınavlar var da, gitmekten kurtuluyorum :D ) Tarih, CoÄrafya ve İngilizce'ye birlikte bakacaÄız.
Okulların kapanmasına 2 hafta kaldı. Tozbezicimin kulaklarını çınlatıyorum. Yine tatil geldi ve yine 3 ay çocuklar evde. Bizde en büyük sorun bilgisayar paylaÅımı. Bir çözüm bulucaz artık.
Hadi bana müsaade. Daha yemek yapılacak, anneye gidilecek. Ooooo iŠçok,emeklinin iÅi bitmez!
Pazartesi, Mayıs 29, 2006
ArkadaÅım
Ãok sevdiÄim bir arkadaÅım, dostum babasını kaybetti. Beklenmeyen bir ölümdü.ÃarÅamba gününden beri onunlayım. Ãok zormuÅ. Binlerce Åükür ki annem de , babam da saÄ ve o yaÅta olabilecekleri kadar da saÄlıklılar. Bu günlerini aramasınlar razıyım. Allah onlara uzun, saÄlıklı bir ömür versin. İnÅallah daha uzun yıllar onlarla birlikte olurum. Kendim anne olduktan sonra anladım ki bu koca dünyada insanı karÅılıksız seven yalnızca 2 insan var;annemiz ve babamız. Onları kaybedince, insan yapayanlız kalıyor bu dünyada. Kaç yaÅında olursan ol, sıkıntılarını gidip yine onlarla paylaÅıyorsun. Onlarında yanında, dizinde huzur buluyorsun. Allahım, sen onlara daha nice saÄlıklı ve mutlu yıllar ihsan eyle.
Çarşamba, Mayıs 24, 2006
Dekorasyon
Dün evde temizlik yapılırken, ben de blogumu temizledim daha doÄrusu yeniden dekore ettim.
Zaten biyonikkedinin blogundaki bayraÄı postuma ekleyemediÄim için kendi kendime çok kızmıÅtım; bir insan bu kadar mı teknolojik özürlü olur diye. Dün bilgisayar baÅında geçen saatler sonuda bu iÅi kıvırdım. E tabi buldumcuk Åeklinde de ne bulursam koydum bloÄa. Bu arada o en tepedeki Miki ve Mini Mouse, ben ve kocamı temsil ediyor. Yanlarındaki minik köpecik ise oÄluÅum.
BloÄumun yeni hali nasıl olmuÅ? BeÄendiniz mi?
Zaten biyonikkedinin blogundaki bayraÄı postuma ekleyemediÄim için kendi kendime çok kızmıÅtım; bir insan bu kadar mı teknolojik özürlü olur diye. Dün bilgisayar baÅında geçen saatler sonuda bu iÅi kıvırdım. E tabi buldumcuk Åeklinde de ne bulursam koydum bloÄa. Bu arada o en tepedeki Miki ve Mini Mouse, ben ve kocamı temsil ediyor. Yanlarındaki minik köpecik ise oÄluÅum.
BloÄumun yeni hali nasıl olmuÅ? BeÄendiniz mi?
Salı, Mayıs 23, 2006
KiÅisel Tarihim
Geçen haftasonunu yazmadım, yazamadım vakitsizlikten. Ha, çok önemli bir Åeyler mi yaptım yazmaya deÄecek ? Yooo.. Ama bu raporu yazmazsam da ben rahat edemiyorum
Malum bu haftasonu erken baÅladı. Cuma günü 19 Mayıs ve evde yayılarak geçirdik. Zavallı kocam hergün kilometrelerce yol kattettiÄi için o gün evden dıÅarı adım atmak istemedi. Haklı, garibim. OÄluÅum zaten dünden razı ( kesintisiz bilgisayar oyunu demek onun için bu) . Uzandık, yemek yedik, gazeteleri okuduk, televizyon izledik, bilgisayarda oyun oynadık vs,vs. Cumartesi günü kahvaltı sonrası oÄlum derse gitti, biz de çıkıp biraz alıÅveriÅ yaptık. Daha sonra görümcemi de alıp birlikte kayınvalidenin yazlıÄa gittik. Yazlık = Mangal olduÄundan akÅam sofrası neÅe ile geçti.
Pazar günü ise kayınvalidem piÅi yaptı. Ama biraz kolaya kaçtı. Hazır ekmek hamuru alıp ondan hazırladı. AkÅamüzeri eriklerimizi toplayıp, bu arada kayınvalidemin yaptıÄı sarmalardan koca bir tencere de alıp eve döndük. Kayınvalidem ne zaman ona gitsek mutlaka koca bir tencere sarma sarar(tabii baÅka yemeklerde yapar) , yenen yenir , dönerken de kalan sarmayı kızıyla bize eÅit bölüÅtürür, eve getiririz. Ãok da güzel yapar bu arada, tüm yemekleri lezzetlidir.
Dün anneme gidip, getirdiÄimiz eriklerden onlara da verdim. Muhabbet, çay faslı falan filan
Bugünse Salı, temizlik günü. Evde kadın var. Ne tembelim , di mi? O temizliyor, bense bilgisayar baÅındayım. Ãff n'apayım? Hayat, toz alarak harcanamayacak kadar kısa.
Malum bu haftasonu erken baÅladı. Cuma günü 19 Mayıs ve evde yayılarak geçirdik. Zavallı kocam hergün kilometrelerce yol kattettiÄi için o gün evden dıÅarı adım atmak istemedi. Haklı, garibim. OÄluÅum zaten dünden razı ( kesintisiz bilgisayar oyunu demek onun için bu) . Uzandık, yemek yedik, gazeteleri okuduk, televizyon izledik, bilgisayarda oyun oynadık vs,vs. Cumartesi günü kahvaltı sonrası oÄlum derse gitti, biz de çıkıp biraz alıÅveriÅ yaptık. Daha sonra görümcemi de alıp birlikte kayınvalidenin yazlıÄa gittik. Yazlık = Mangal olduÄundan akÅam sofrası neÅe ile geçti.
Pazar günü ise kayınvalidem piÅi yaptı. Ama biraz kolaya kaçtı. Hazır ekmek hamuru alıp ondan hazırladı. AkÅamüzeri eriklerimizi toplayıp, bu arada kayınvalidemin yaptıÄı sarmalardan koca bir tencere de alıp eve döndük. Kayınvalidem ne zaman ona gitsek mutlaka koca bir tencere sarma sarar(tabii baÅka yemeklerde yapar) , yenen yenir , dönerken de kalan sarmayı kızıyla bize eÅit bölüÅtürür, eve getiririz. Ãok da güzel yapar bu arada, tüm yemekleri lezzetlidir.
Dün anneme gidip, getirdiÄimiz eriklerden onlara da verdim. Muhabbet, çay faslı falan filan
Bugünse Salı, temizlik günü. Evde kadın var. Ne tembelim , di mi? O temizliyor, bense bilgisayar baÅındayım. Ãff n'apayım? Hayat, toz alarak harcanamayacak kadar kısa.
Pazartesi, Mayıs 22, 2006
Cumhuriyet Ãocukları
Biyonikkedimin yazısındaki bayraÄı kopyalamayı çok istedim ama ne yapayım ki teknoloji özürlü olduÄumdan baÅaramadım.Ama niyete bakın siz.
Cumhuriyet ortamında doÄmuÅ, büyümüÅ, ilkokul mezunu babası tarafından "zorunlu eÄitimin üniversite bitimine dek" olduÄu empoze edilmiÅ, çalıÅıp kendi ayaklarının üzerinde durması öÄretilmiÅ, bu ülkeye , bu bayraÄa ve Atatürk ilkelerine gönülden baÄlı biri olarak ülkemin siyasi yaÅamındaki bu kara lekelerden (ve temsil ettikleri kara, örümcek kafalardan) utanıyorum. Onları ikinci plana itmek isteyen bir zihniyeti alkıÅlayan, zorla taktıkları o sıkmabaÅları kendi tercihi imiÅ gibi göstermeye çalıÅan hemcinslerimi de kınıyorum.
Cumhuriyet olmasa ibadetin bile özgürce yapılamayacaÄı bir ülkede olacaklarının farkında olmayan gafillere, dönüpte KurtuluÅ SavaÅını ve Cumhuriyetin kuruluÅunu tekrar okumalarını öneriyorum.
Neyse ki son günlerdeki protestolar gösterdi ki bizler çoÄunluÄuz. Onların da bu acz uykusundan uyanacakları günü bekliyoruz.
Cumhuriyet ortamında doÄmuÅ, büyümüÅ, ilkokul mezunu babası tarafından "zorunlu eÄitimin üniversite bitimine dek" olduÄu empoze edilmiÅ, çalıÅıp kendi ayaklarının üzerinde durması öÄretilmiÅ, bu ülkeye , bu bayraÄa ve Atatürk ilkelerine gönülden baÄlı biri olarak ülkemin siyasi yaÅamındaki bu kara lekelerden (ve temsil ettikleri kara, örümcek kafalardan) utanıyorum. Onları ikinci plana itmek isteyen bir zihniyeti alkıÅlayan, zorla taktıkları o sıkmabaÅları kendi tercihi imiÅ gibi göstermeye çalıÅan hemcinslerimi de kınıyorum.
Cumhuriyet olmasa ibadetin bile özgürce yapılamayacaÄı bir ülkede olacaklarının farkında olmayan gafillere, dönüpte KurtuluÅ SavaÅını ve Cumhuriyetin kuruluÅunu tekrar okumalarını öneriyorum.
Neyse ki son günlerdeki protestolar gösterdi ki bizler çoÄunluÄuz. Onların da bu acz uykusundan uyanacakları günü bekliyoruz.
Pazartesi, Mayıs 15, 2006
İyi ki DoÄdun Oturan BoÄa
Bugün eÅimin doÄumgünü. Kendisi, bir BoÄa burcu ve tembel biri olarak "Oturan BoÄa" lakabını fazlasıyla hakediyor. Bu yıl hediye seçimi çok kolay oldu. Ãünkü baharın baÅından beri iÅlerinin yoÄunluÄu nedeni ile spor yapamadıÄından, kilo aldıÄından yakınıp duruyor ve koÅu bandı almak için sürekli maÄazaları dolanıyordu. Ama bir türlü karar veremiyordu. Ben ona söylemeden olaya el koydum ve aldım. Cuma günü eve teslim ettiler. Tabi, doÄumgününden önce hediyesini görmüŠoldu ama paket halinde. Servis bugün gelip kuracak ve kurulmuÅ hali tam doÄumgününde hazır olacak. Ãok sevindirik oldu. Sabırsızlıkla bekliyor. Ama ben de fırçamı attım tabi. "Bu koca Åeye bir ton para bayıldım. Eh, sen bunu kullanma da, ben de bunu balkondan aÅaÄı atmazsam "dedim. İyi demiÅ miyim?Ãünkü bilirim, pek bir maymun iÅtahlıdır. 2 gün koÅar, 3. gün yorgunum, morgunum diye savsaklar. Yok, verdiÄimiz her kuruÅun hakkını çıkarmalı.
Cumartesi günü her zamanki gibi hayhuyla geçti. AlıÅveriÅ, yemek, ortalık toplama, anneler günü hediyeleri alma vs,vs.. AkÅam ise Bostanlı sahildeki Yasemin Cafeye gittik. Hava serin(çok severim böyle havaları. Ne sıcak, ne soÄuk. Ama üzerinize en azından bir merserize ceket giymeniz gereken havalar) . Ãnümüz derya, deniz. Fonda güzel bir müzik. BirÅeyler yedik. Ben biramı içtim. Muhabbet ettik. OÄlum bile çok hoÅlandı. Bile diyorum çünkü evde çıkalım mı, çıkmayalım mı muhabbeti sırasında muhalefet Åerhi koymuÅtu. Tek neden de bilgisayarından uzaklaÅacak olması. Ama hepimize iyi geldi.
Pazar günü ise malum anneler günü. Ãnceki postta yazdıÄım gibi Cumartesi günü eÅimle birlikte gidip bana dıÅarı giymek için terlik aldık. Ama ben 2 model arasında kararsız kalınca eÅim "2'sini de alalım. Biri benden biri de oÄlumdan" dedi. Böylece aklım hiçbirinde kalmamıŠoldu. Sabahleyin önce baba-oÄul bana hediyelerini verdiler. Sonra annemlere kahvaltıya gittik. Teyzem de aÅaÄı inmiÅti. Hep birlikte gülüŠahenk kahvaltı ettik. Oradan kayınvalidemlerin yazlıÄa geçtik. Ama geçerken eÅimin içine sinmedi. Teyzesine de telefon edip, onu ve arkadaÅını da aldık. Kayınvalidemde görümcem,onun kayınvalidesi ve kayınpederi ve onların da bir arkadaÅı vardı. Her zamanki gibi yine 10 kiÅilik bir sofrada bu kez öÄle yemeÄi (tabi o sırada saat 4 falandı) yedik. Bahçeden eriklerimizi topladık. AkÅam yorgun argın eve geldik. Tatlı bir yorgunluk tabii. Sonra da bir duÅ, biraz tv ve tumba yatak. Bu arada oÄluÅum çok üzgündü. Malum Fenerbahçe ÅampiyonluÄu kaçırdı. O üzülünce ben daha çok üzüldüm. Bu arada ben (sözde) BeÅiktaÅlıyım. Say desen 2 oyuncusunu bile bilmem ama çocukluktan gelen bir Åey iÅte.
Allahtan o da öyle fanatik deÄildir de sabah neÅe içinde kalktı. "Seneye 100.yılımızda Åampiyonoluruz" dedi (inÅallah) .
Cumartesi günü her zamanki gibi hayhuyla geçti. AlıÅveriÅ, yemek, ortalık toplama, anneler günü hediyeleri alma vs,vs.. AkÅam ise Bostanlı sahildeki Yasemin Cafeye gittik. Hava serin(çok severim böyle havaları. Ne sıcak, ne soÄuk. Ama üzerinize en azından bir merserize ceket giymeniz gereken havalar) . Ãnümüz derya, deniz. Fonda güzel bir müzik. BirÅeyler yedik. Ben biramı içtim. Muhabbet ettik. OÄlum bile çok hoÅlandı. Bile diyorum çünkü evde çıkalım mı, çıkmayalım mı muhabbeti sırasında muhalefet Åerhi koymuÅtu. Tek neden de bilgisayarından uzaklaÅacak olması. Ama hepimize iyi geldi.
Pazar günü ise malum anneler günü. Ãnceki postta yazdıÄım gibi Cumartesi günü eÅimle birlikte gidip bana dıÅarı giymek için terlik aldık. Ama ben 2 model arasında kararsız kalınca eÅim "2'sini de alalım. Biri benden biri de oÄlumdan" dedi. Böylece aklım hiçbirinde kalmamıŠoldu. Sabahleyin önce baba-oÄul bana hediyelerini verdiler. Sonra annemlere kahvaltıya gittik. Teyzem de aÅaÄı inmiÅti. Hep birlikte gülüŠahenk kahvaltı ettik. Oradan kayınvalidemlerin yazlıÄa geçtik. Ama geçerken eÅimin içine sinmedi. Teyzesine de telefon edip, onu ve arkadaÅını da aldık. Kayınvalidemde görümcem,onun kayınvalidesi ve kayınpederi ve onların da bir arkadaÅı vardı. Her zamanki gibi yine 10 kiÅilik bir sofrada bu kez öÄle yemeÄi (tabi o sırada saat 4 falandı) yedik. Bahçeden eriklerimizi topladık. AkÅam yorgun argın eve geldik. Tatlı bir yorgunluk tabii. Sonra da bir duÅ, biraz tv ve tumba yatak. Bu arada oÄluÅum çok üzgündü. Malum Fenerbahçe ÅampiyonluÄu kaçırdı. O üzülünce ben daha çok üzüldüm. Bu arada ben (sözde) BeÅiktaÅlıyım. Say desen 2 oyuncusunu bile bilmem ama çocukluktan gelen bir Åey iÅte.
Allahtan o da öyle fanatik deÄildir de sabah neÅe içinde kalktı. "Seneye 100.yılımızda Åampiyonoluruz" dedi (inÅallah) .
Cumartesi, Mayıs 13, 2006
BoÅuna Yırtınıyoruz
Dün akÅamüzeri saat 6'da MTV'de World Chart Express diye bir program var, ona bakıyordum listede Türkiye'den kimse var mı diye. 3. sırada Funda Arar "Karartma Günleri" ile çıktı. Bu sırada( diÄer tüm ülkelerde olduÄu gibi) alt yazı ile o ülkeye özgü garip denilebilecek bir olayı geçiyorlar. Efendim bizdeki olay ÅuymuÅ; İstanbul'da bir üniversitede 49 yaÅında sakallı bir adam 19 yaÅındaki bir kızın yerine sınava girerken yakalanmıÅ. Nasıl mı? Aslında adam geleneksel(evet evet traditional diye geçti) giysi olan peçe ile yanaklarını ve sakalını örttüÄünden anlaÅılamazmıŠama sesi onu ele vermiÅ. Türkiye'de üniversitelere türbanla bile girilemezken peçeyle içeri nasıl girmiÅ diye sormak lazım ama asıl acı olan tüm dünyaya yayın yapan bir kuruluÅun bile böyle asparagas bir haber yapıyor olması ve daha da acısı biz istediÄimiz kadar .ıçımızı yırtalım, onların gözünde bizlerin hala peçeli çarÅaflı yaratıklar olmamız. Evet insan demedim, çünkü biz onlar için yaratıÄız. Dün sinirimden kudurdum ve hala sinirim geçmediÄinden buradan paylaÅmak istedim.
Cuma, Mayıs 12, 2006
Pazar
Dün Bospa'ya gittim. Bilmeyenlere anlatayım. Bostanlı'da ÃarÅamba günleri kurulan meÅhur bir pazarımız var. Kısaca herkes Bospa diyor. Ãzellikle tekstil konusunda çok iyi. Hem çok kaliteli hem de çok ucuz Åeyler bulabiliyorsunuz. Tabii meyve-sebze kısmıda da hem bol çeÅitli, hem de çok taze oluyor.
Ben de dün gidip özellikle tiÅort bakayım dedim ama her zaman gittiÄim yoldan gitmeyip baÅka bir yolu kullandım. Farklı bir kapıdan pazara girmiÅim. Direkt meyve sebzelerin arasında buldum kendimi. Oldum olası marullar, taze soÄanlar, taze sarmısaklar mest eder beni. Dün de ben onu da alayım,bunu da alayım derken, elimi kolumu doldurmuÅum. Giysilere bakacak halim kalmamıÅ. Eeee, insan açgözlü olunca böyle oluyor. Ama napayım, bu aile geleneÄi herhalde. Hem anne tarafım hem de baba tarafım yemeÄe biraz fazlaca düÅkünüzdür. Eh görüntü olarak da bunu inkar etmeyiz zaten. Velhasıl ben gene haftaya erteledim tiÅort bakma iÅini. Hem canım daha tiÅort giyilecek kadar sıcaklar da bastırmadı , di mi?
Bu aralar yeni bir albümü sürekli dinliyorum. ErtuÄ'un "Hayatım" adlı albümü. Burdan sanatçılar kısmından ulaÅıp aynı adlı Åarkıyı dinleyebilirsiniz. Zaten birçok müzik kanalında ilk klibi gösteriliyor , 2. klibi de yayınlanmaya baÅladı . Bence çok güzel bir ses, melodiler ve sözler de yürekten.
Pazar günü Anneler günü. Her yıl 4 hediye alıyoruz. Anneme, kayınvalideme, teyzeme ve eÅimin teyzesine. Kayınvalidem sözde çaktırmadan isteÄini belirttiÄinden problem olmuyor. Annemle teyzeme ne alabileceÄimi zaten biliyorum. Zevklerini, eksiklerini, ihtiyaçlarını bilirim hep. EÅimin teyzesine de klasik bir anne hediyesi ile iÅi bitiriyorum. Bana gelince. Hiçbir yıl sürpriz olmuyor. Åimdi Cumartesi günü eÅim "Ne istiyorsun söyle de onu alalım. Gidip gereksiz birÅey alacaÄıma ihtiyacın birÅeyi alalım" diyecek ve biz gidip birlikte birÅeyler alacaÄız. OÄlumun zaten aklında bile yok anneler günü. Babasıyla aldıÄımız hediyeyi pazar günü getirip bana verecek. Neyse , buna da Åükür diyorum. Hiç olmazsa kocam hatırlıyor beni.
Ben de dün gidip özellikle tiÅort bakayım dedim ama her zaman gittiÄim yoldan gitmeyip baÅka bir yolu kullandım. Farklı bir kapıdan pazara girmiÅim. Direkt meyve sebzelerin arasında buldum kendimi. Oldum olası marullar, taze soÄanlar, taze sarmısaklar mest eder beni. Dün de ben onu da alayım,bunu da alayım derken, elimi kolumu doldurmuÅum. Giysilere bakacak halim kalmamıÅ. Eeee, insan açgözlü olunca böyle oluyor. Ama napayım, bu aile geleneÄi herhalde. Hem anne tarafım hem de baba tarafım yemeÄe biraz fazlaca düÅkünüzdür. Eh görüntü olarak da bunu inkar etmeyiz zaten. Velhasıl ben gene haftaya erteledim tiÅort bakma iÅini. Hem canım daha tiÅort giyilecek kadar sıcaklar da bastırmadı , di mi?
Bu aralar yeni bir albümü sürekli dinliyorum. ErtuÄ'un "Hayatım" adlı albümü. Burdan sanatçılar kısmından ulaÅıp aynı adlı Åarkıyı dinleyebilirsiniz. Zaten birçok müzik kanalında ilk klibi gösteriliyor , 2. klibi de yayınlanmaya baÅladı . Bence çok güzel bir ses, melodiler ve sözler de yürekten.
Pazar günü Anneler günü. Her yıl 4 hediye alıyoruz. Anneme, kayınvalideme, teyzeme ve eÅimin teyzesine. Kayınvalidem sözde çaktırmadan isteÄini belirttiÄinden problem olmuyor. Annemle teyzeme ne alabileceÄimi zaten biliyorum. Zevklerini, eksiklerini, ihtiyaçlarını bilirim hep. EÅimin teyzesine de klasik bir anne hediyesi ile iÅi bitiriyorum. Bana gelince. Hiçbir yıl sürpriz olmuyor. Åimdi Cumartesi günü eÅim "Ne istiyorsun söyle de onu alalım. Gidip gereksiz birÅey alacaÄıma ihtiyacın birÅeyi alalım" diyecek ve biz gidip birlikte birÅeyler alacaÄız. OÄlumun zaten aklında bile yok anneler günü. Babasıyla aldıÄımız hediyeyi pazar günü getirip bana verecek. Neyse , buna da Åükür diyorum. Hiç olmazsa kocam hatırlıyor beni.
Salı, Mayıs 09, 2006
BaÅlıksız
GeçtiÄimiz haftasonunu anlatalım bakalım önce. Cuma akÅamının Hıdrellez olduÄunu unuttum. EÅimin teyzesi yemeÄe çaÄırmıÅtı, oraya gittik. Ama kendisi bizim 2 kat aÅaÄımızda olduÄundan sokaÄa çıkmadık. O yüzden de hiçbir Åeyden haberimiz olmadı. Ertesi gün gazetelerde resimleri görünce olaya uyandım ama çok geçti. Cumartesi sabahı ise motor takılmıŠgibi saat 12'ye dek ortalık toplama,yemek yapma,banyo,kuaför faslı ile geçti. ÃÄleden sonra ise çeÅitli nedenler yüzünden yaklaÅık 3 haftadır ertelenen eski arkadaÅlar toplantısına gittim. Gerçi yine 4 kiÅi olduk. Ama çok güzel bir gündü. Eski günler, anılar,bugünler, çocuklar derken vaktin nasıl geçtiÄini anlamadık. Ev zaten bir ömre bedel. Deniz kenarında , balkonu boydan boya camla kapatıp salona eklemiÅler. Sanki denizin içinde oturuyorsun. SaÄolsun, arkadaÅımız da bir hazırlanmıŠki sanki ordu gelecek. Velhasıl çok güzel bir gündü. AkÅam da çıkıp biraz sahilde yürüyüŠyaptık. Bir yerlerde oturup birÅeyler içtik.
Pazar günü ise kahvaltıdan sonra yazlıÄa gittik. Kayınvalidemin doÄumgünüydü. Görümcem, çocukları, onun kayınvalidesi falan derken 10-12 kiÅi olduk. Hemen mangal faslı baÅladı. Ardından pasta , çay. O gün 9'a geliyordu biz eve girdiÄimizde. Tatlı bir yorgunluk vardı hepimizde. Temiz havanın da etkisi oluyor tabii.
Dün anneme gittim. teyzem de oradaydı. Bugün ise evdeyim çünkü Salı ve temizlik günü. Birazdan kadın gelecek. Benim Åimdi gidip yemek hazırlamam lazım.
Åimdilik hoÅçakalın,herkese kolay gelsin.
Pazar günü ise kahvaltıdan sonra yazlıÄa gittik. Kayınvalidemin doÄumgünüydü. Görümcem, çocukları, onun kayınvalidesi falan derken 10-12 kiÅi olduk. Hemen mangal faslı baÅladı. Ardından pasta , çay. O gün 9'a geliyordu biz eve girdiÄimizde. Tatlı bir yorgunluk vardı hepimizde. Temiz havanın da etkisi oluyor tabii.
Dün anneme gittim. teyzem de oradaydı. Bugün ise evdeyim çünkü Salı ve temizlik günü. Birazdan kadın gelecek. Benim Åimdi gidip yemek hazırlamam lazım.
Åimdilik hoÅçakalın,herkese kolay gelsin.
Çarşamba, Mayıs 03, 2006
Pembe, Gönlüm Sende
Bahar iyice yüzünü gösterdi, yaz da geliyor. Artık o sonbahar renkli fon pek uymuyordu ruh halime. Åöyle pembiÅ, membiÅ, yumuÅak yumuÅak bir fon bulayım dedim. En sevdiÄim renk. Dikkat ettim kıÅlıklarımın hepsi siyah, kahverengi ve gri iken baharlık ve yazlık giysilerim pembe, beyaz ve camgöbeÄi mavi.
Zaten kıŠve sonbaharı hep bahara ve yaza ulaÅmak için yaÅamak zorunda olduÄum bir süreç olarak düÅünürüm yani katlanırım o döneme. Oldum bittim sevemedim Åu kıÅı ve sonbaharı. Neyse benim güzel günlerim geldi.
YaÅasın YAZZZZZZZ
Zaten kıŠve sonbaharı hep bahara ve yaza ulaÅmak için yaÅamak zorunda olduÄum bir süreç olarak düÅünürüm yani katlanırım o döneme. Oldum bittim sevemedim Åu kıÅı ve sonbaharı. Neyse benim güzel günlerim geldi.
YaÅasın YAZZZZZZZ
Salı, Mayıs 02, 2006
Ordan Burdan
Cumartesi günü oÄlumun, Penguencilerin imza gününe gitme planı gerçekleÅmedi, çünkü imza günü pazar günüymüÅ. O gün de oÄlumun özel dersi var. Dersle imza saatleri çakıÅıyordu.Onun adına üzüldüm. Ãünkü 1 yıl boyunca bugünü beklemiÅti. HerÅey kısmetle dedikleri bu olsa gerek. Gerçi kendi akılsızlıÄı da var bu iÅin içinde. Gününe doÄru baksaydı birkaç gün önceden hocası ile görüÅüp dersi baÅka bir güne kaydırabilirdik.
Ben 2.kez kitap fuarına gittim. Ayça Åen'in" Saatçi Bayırı", Lale Belkıs'ın" İpek Ãoraplar", Frank McCourt'un "ÃÄretmen"(Angela'nın Külleri kitabının yazarı) ve Brigitte Peskin'in "İstanbul'da bir Yahudi Ailesi " ile devamı olan " 2.Dünya SavaÅında bir Yahudi ailesi" kitaplarını aldım. Ãnce Ayça Åen'in kitabını okudum. Bence çabuk okunan , deÄiÅik ve güzel bir kitap. Hararetle tavsiye ederim.
Pazar günü ise klasik bir gündü. Yemek, ütü, tv arasında geçti.
Dün ise anneme gittim. Her zamanki gibi anne evine gitmek insana iyi geliyor, kaç yaÅında olursa olsun. Orada insan istediÄi yaÅa dönebiliyor, nazlanabiliyor. Allah hepsine uzuuunnn ömürler versin.
Bugün mü? Malum Salı!Temizlik var, kadın gelecek. AkÅama belki eÅimin teyzesini (çok yakın oturuyoruz) yemeÄe çaÄıracaÄım. Ne yemek piÅireyim bunalımlarındayım. İÅte böyle yuvarlanıp gidiyorum kısacası.
Ben 2.kez kitap fuarına gittim. Ayça Åen'in" Saatçi Bayırı", Lale Belkıs'ın" İpek Ãoraplar", Frank McCourt'un "ÃÄretmen"(Angela'nın Külleri kitabının yazarı) ve Brigitte Peskin'in "İstanbul'da bir Yahudi Ailesi " ile devamı olan " 2.Dünya SavaÅında bir Yahudi ailesi" kitaplarını aldım. Ãnce Ayça Åen'in kitabını okudum. Bence çabuk okunan , deÄiÅik ve güzel bir kitap. Hararetle tavsiye ederim.
Pazar günü ise klasik bir gündü. Yemek, ütü, tv arasında geçti.
Dün ise anneme gittim. Her zamanki gibi anne evine gitmek insana iyi geliyor, kaç yaÅında olursa olsun. Orada insan istediÄi yaÅa dönebiliyor, nazlanabiliyor. Allah hepsine uzuuunnn ömürler versin.
Bugün mü? Malum Salı!Temizlik var, kadın gelecek. AkÅama belki eÅimin teyzesini (çok yakın oturuyoruz) yemeÄe çaÄıracaÄım. Ne yemek piÅireyim bunalımlarındayım. İÅte böyle yuvarlanıp gidiyorum kısacası.
Cuma, Nisan 28, 2006
Mazotçu
Sizin çocukluÄunuzda da mahalle aralarında gezen mazotçular var mıydı? Hani sırtlarında dalgıç tüpü ya da bira fıçıları gibi metalik tüpler olurdu. Buna baÄlı ince bir hortum ve ucunda uzun bir metal incecik boru. İnsanlar da tuvaletlerini, bahçelerini, foseptiklerini filan mazotlatırlardı. Gerçi o zamanlar (yani en az 35 yıl öncesinden söz ediyorum) tuvaletlerin çoÄu alaturkaydı ve zaten "tuvalet" deÄil hela ya da yüznumara denirdi.(Ne iç açıcı konular, di mi?). O kadar uzun zaman olmuÅtu ki bir mazotçu görmeyeli. Bunları bana hatırlatan dün bindiÄim otobüsteki mazotçu oldu. Otobüs tenhaydı. En arkada oturmuÅ, önünde mazot tüpü ya da her nedeniyorsa ondan. Bostanlı'da bindi, KarÅıyaka'da indi. Sırtındaki giyside belediyenin arması vardı. Demek hala belediyede bu kadro var. Bilmiyorum belki uzun süredir görmediÄimden,belki de bana çocukluÄumu anımsattıÄından çok ilginç geldi. Bazen hiç aklımızda olmayan Åeyler, böyle tesadüflerle bilinç üstüne çıkıyor.
Ben o otobüsle İzmir Kitap Fuarına gittim. Fuar kalabalıktı. Her yaÅtan insan vardı. Bazı öÄretmenler sınıflarını getirmiÅti. Epey bir dolaÅtım. Yalnız içerisi biraz fazla sıcaktı(zaten İzmir bu aralar epey sıcak) O nedenle bazı yerlere detaylı bakamadım. Yarın yine gidip hem üstünkörü baktıÄım yerleri daha detaylı gezeceÄim, hem de listemden kara verdiÄim kitapları alacaÄım. Bu arada yarın Penguen çizerlerinin imza günü var. Tabi oÄlum her yıl olduÄu gibi bu yıl da oraya gidecek, sattlerce kuyrukta bekleyip Penguenlerini tüm çizerlere imzalatacak. Hiç kitap okumadıÄı için karikatür dergilerini okumasını ve de kuyruklarda saatlerce bekleyip imza almasını destekliyorum. Bari o kadarcık okusun. Hiç yoktan iyidir.
Bu akÅam da okullarının Åiir dinletisi var. OÄlum oraya da gidiyor. Gerçi bu sanat aÅkının içinde bir kız parmaÄı var gibi ama Åimdilik ser veriyor, sır vermiyor. Eh, kendi ne zaman isterse o zaman anlatır. Ha,merak etmiyor muyum? Ãatlıyorum ama fazla sıkboÄaz edersem bu sefer de hiçbirÅey anlatmaz diye fazla üstüne düÅmüyorum. Bilmiyorum bu taktik iÅe yarayacak mı?
Yine Cuma ve yine haftasonuna geldik. Herkese iyi haftasonları diliyorum.
Ben o otobüsle İzmir Kitap Fuarına gittim. Fuar kalabalıktı. Her yaÅtan insan vardı. Bazı öÄretmenler sınıflarını getirmiÅti. Epey bir dolaÅtım. Yalnız içerisi biraz fazla sıcaktı(zaten İzmir bu aralar epey sıcak) O nedenle bazı yerlere detaylı bakamadım. Yarın yine gidip hem üstünkörü baktıÄım yerleri daha detaylı gezeceÄim, hem de listemden kara verdiÄim kitapları alacaÄım. Bu arada yarın Penguen çizerlerinin imza günü var. Tabi oÄlum her yıl olduÄu gibi bu yıl da oraya gidecek, sattlerce kuyrukta bekleyip Penguenlerini tüm çizerlere imzalatacak. Hiç kitap okumadıÄı için karikatür dergilerini okumasını ve de kuyruklarda saatlerce bekleyip imza almasını destekliyorum. Bari o kadarcık okusun. Hiç yoktan iyidir.
Bu akÅam da okullarının Åiir dinletisi var. OÄlum oraya da gidiyor. Gerçi bu sanat aÅkının içinde bir kız parmaÄı var gibi ama Åimdilik ser veriyor, sır vermiyor. Eh, kendi ne zaman isterse o zaman anlatır. Ha,merak etmiyor muyum? Ãatlıyorum ama fazla sıkboÄaz edersem bu sefer de hiçbirÅey anlatmaz diye fazla üstüne düÅmüyorum. Bilmiyorum bu taktik iÅe yarayacak mı?
Yine Cuma ve yine haftasonuna geldik. Herkese iyi haftasonları diliyorum.
Pazartesi, Nisan 24, 2006
Haftasonu
Haftasonu dedim ama Cuma'dan anlatmaya baÅlayayım. Cuma günü neredeyse 40 yıllık arkadaÅım geldi ziyarete. 40 yıl lafı abartı deÄil valla. Ãok küçük yaÅımızdan itibaren mahalle arkadaÅıyız. Bununla da gurur duyuyorum. Hala kopmadık, kopamadık. Allah da ayırmasın.
Ona güzel yemekler hazırladım. Ama en çok enginarı sevdi. Ãünkü eÅi ve çocuklar sevmediÄinden pek piÅiremiyormuÅ. 6 tane enginarı ikimiz halllettik diyeyim, siz anlayın gerisini. Bu arada İzmir'de (ve sanırım Ege'de) enginar kabukları ile piÅirilir ve biz o kabukları sıyıra sıyıra,ellerimizden yaÄlar aka aka yemeÄi pek severiz. O nedenle de enginar (İzmir usulü piÅeni ) pek resmi misafirliklerde yenmesi güzel olmayan bir yemektir.
Cumartesi ise hayhuy ile geçti. Eski eve tadilat yapılıyor Åimdi. Kiraya vereceÄiz. Usta ile konuÅ, eve götür, baÅında bekle, dön derken Cumartesi yoÄun geçti.
Pazar ise klasik moddaydı. Kahvaltı,gazeteler,çamaÅır, pazara özel bir Åeyler piÅirme filan. EÅim yazlıktan gelirken bahçeden bir torba erik getirmiÅ. Yılın ilk eriÄini yedik ama daha içindeki çekirdek bile sertleÅmemiÅ. Haftaya daha iyi olur herhalde. Biliyorum çarÅıda, pazarda erik çıktı ama para verip erik almak çok aÄırıma gidiyor. Tüm hayatım boyunca bahçesinde erik aÄaçları olan evlerde bulundum. Dalından koparıp yemeye alıÅkınım. EriÄe para vermek bana zul geliyor. Bir de duta. Ama ne yazık ki bir kaç yıldır özellikle karadutu para verip alıyorum . İçim sızlıyor ama kafir çok da güzel bir Åey. Yemeden duramıyorum. BoÄazlı olma kötü. İÅte böyle herÅeye imrenirsin.
Bu hafta mutlaka yapılacaklar arasında İzmir Kitap Fuarını ziyaret de var. Cumartesi Pazar günü gidemedim. Ama hafta içi 2 kez gitmek istiyorum. Birinde alınacak kitaplar ve imza günlerini saptayacaÄım. Daha sonraki gidiÅimi de istediÄim yazarın imza gününe denk getirip, kitaplarımı da alacaÄım. Güzel söyleÅiler de var ama bazen yer bulmak imkansız oluyor. Kapalı alan olduÄundan çok sıcak ve havasız oluyor. Oturmak bazen iÅkence haline dönüÅüyor. Bu konuya, gidince ve ortama göre karar veririm artık.
Åimdi iÅ zamanı. OrtalıÄı toplamak ve yemek yapmak lazım. Sonra da vınn.. Rüzgar nereye götürürse...
Ona güzel yemekler hazırladım. Ama en çok enginarı sevdi. Ãünkü eÅi ve çocuklar sevmediÄinden pek piÅiremiyormuÅ. 6 tane enginarı ikimiz halllettik diyeyim, siz anlayın gerisini. Bu arada İzmir'de (ve sanırım Ege'de) enginar kabukları ile piÅirilir ve biz o kabukları sıyıra sıyıra,ellerimizden yaÄlar aka aka yemeÄi pek severiz. O nedenle de enginar (İzmir usulü piÅeni ) pek resmi misafirliklerde yenmesi güzel olmayan bir yemektir.
Cumartesi ise hayhuy ile geçti. Eski eve tadilat yapılıyor Åimdi. Kiraya vereceÄiz. Usta ile konuÅ, eve götür, baÅında bekle, dön derken Cumartesi yoÄun geçti.
Pazar ise klasik moddaydı. Kahvaltı,gazeteler,çamaÅır, pazara özel bir Åeyler piÅirme filan. EÅim yazlıktan gelirken bahçeden bir torba erik getirmiÅ. Yılın ilk eriÄini yedik ama daha içindeki çekirdek bile sertleÅmemiÅ. Haftaya daha iyi olur herhalde. Biliyorum çarÅıda, pazarda erik çıktı ama para verip erik almak çok aÄırıma gidiyor. Tüm hayatım boyunca bahçesinde erik aÄaçları olan evlerde bulundum. Dalından koparıp yemeye alıÅkınım. EriÄe para vermek bana zul geliyor. Bir de duta. Ama ne yazık ki bir kaç yıldır özellikle karadutu para verip alıyorum . İçim sızlıyor ama kafir çok da güzel bir Åey. Yemeden duramıyorum. BoÄazlı olma kötü. İÅte böyle herÅeye imrenirsin.
Bu hafta mutlaka yapılacaklar arasında İzmir Kitap Fuarını ziyaret de var. Cumartesi Pazar günü gidemedim. Ama hafta içi 2 kez gitmek istiyorum. Birinde alınacak kitaplar ve imza günlerini saptayacaÄım. Daha sonraki gidiÅimi de istediÄim yazarın imza gününe denk getirip, kitaplarımı da alacaÄım. Güzel söyleÅiler de var ama bazen yer bulmak imkansız oluyor. Kapalı alan olduÄundan çok sıcak ve havasız oluyor. Oturmak bazen iÅkence haline dönüÅüyor. Bu konuya, gidince ve ortama göre karar veririm artık.
Åimdi iÅ zamanı. OrtalıÄı toplamak ve yemek yapmak lazım. Sonra da vınn.. Rüzgar nereye götürürse...
Çarşamba, Nisan 19, 2006
EÄlencelik
Birkaç eÄlenceli site adresi vermek istiyorum.
ÃrneÄin; sonunda yerli vindovz xp yapıldı. Bu adrese mutlaka girip altını üstüne getirin.
Bir de sevgilisi,eÅi,oÄlu,patronu ya da herhangi bir erkek tarafından sinir edilmiÅ hanımlar için stres atıcı bir oyun var. O da burada
İyi eÄlenceler......
ÃrneÄin; sonunda yerli vindovz xp yapıldı. Bu adrese mutlaka girip altını üstüne getirin.
Bir de sevgilisi,eÅi,oÄlu,patronu ya da herhangi bir erkek tarafından sinir edilmiÅ hanımlar için stres atıcı bir oyun var. O da burada
İyi eÄlenceler......
Pazartesi, Nisan 17, 2006
Hey, Ben Döndüm!!
Sonunda ADSL baÄlandı. Ama saÄolsun superonline özel sektöre olan inancımı yıktı, Telekomsa inançsızlıÄımı yerle bir etti. Superonline'dan yeni telefon nosuna baÄlı adsl için nakil istedim. Aradan tam 2 ay geçti hala port yok masalı sürüyor. Oysa Telekom'a perÅembe günü baÅvurduk , Cuma günü saat 15 civarı adsl baÄlanmıÅtı. Tam sürat çaÄına uygun bir süratle. Demek ki özel sektörüm demekle özel sektör olunmuyormuÅ. Hizmeti verirken alt yapını da ona göre hazırlaman gerekirmiÅ. Ãzüldüm. Hele o grubun eski bir çalıÅanı olarak üzüntüm 2 kat.
Neyse,biraz da taÅınmayı anlatayım. Ben karar verdim. Hiçbir kuvvet beni bu evden çıkaramaz. Ãünkü taÅınma denen olay (ki ben en son 13 yıl önce taÅınmıÅtım) gerçekten korkunçmuÅ. Nakliye Åirketi falan palavra. Tamam eÅyaları zarar vermeden taÅıdılar, mobilyaları kurdular ama asıl önemli olan o bir sürü ıvır zıvırı( yataklar, nevresimler, giyim eÅyaları , kitaplar, mutfak eÅyaları vs, vs.. aklınıza gelebilecek tüm ev eÅyası) bırakıp gidiyorlar. Yatak odasında yataÄın yanında AÄrı demiyeyim ama Yamanlar daÄı gibi bir daÄcık oluÅtu. Bunların ayrılması, yıkanması , tekrar yerleÅtirilmesi 1 haftayı buldu. Ev ayakta gibiydi. Ãstelik 3 gün üstüste eve kadın geldi ve saÄolsun akrabalardan 3 hanım da benim yanımdaydı. Ev bitti, ben de bittim. Bünye alıÅık deÄil tabi bu kadar ev iÅine, hamaratlıÄa. Tansiyon oldu 18-9. Tabii bunda saÄolsun eÅimin sanki taÅınmamıÅız gibi hala eski düzenini aksatmadan sürdürmeye çalıÅması, anlayıÅsızlıÄı da etkin oldu. Neyse ki 1 haftalık dinlenme ve tuzsuz diyetinden sonra tekrar eski halime döndüm de daha 40'lı yaÅlarda tansiyon ilacı kullanmaya baÅlamadım. Gerçi genetik karnem rezil gibi. Hem anne tarafımda hem de baba tarafım da ve tabii annemde, babamda, teyzemde, amcamda hep yüksek tansiyon sorunu var. Bende de bir gün çıkacak ama ne kadar geç o kadar iyi diyorum.
Haftasonu olduÄu için normalde bilgisayar pek bana kalmazdı ama eÅim anneleri ile yazlıÄa gitti. OÄlum pazartesi sınavı var, onunla ilgili ders almaya gitti. Ev de, bilgisayar da bana kaldı.
Åimdi gideyim de Åu huzur dolu ortamı deÄerlendireyim. 2 aydır okuyamadıÄım blogları ve bazı siteleri okuyayım.
Artık buradayım,görüÅmek üzere
Neyse,biraz da taÅınmayı anlatayım. Ben karar verdim. Hiçbir kuvvet beni bu evden çıkaramaz. Ãünkü taÅınma denen olay (ki ben en son 13 yıl önce taÅınmıÅtım) gerçekten korkunçmuÅ. Nakliye Åirketi falan palavra. Tamam eÅyaları zarar vermeden taÅıdılar, mobilyaları kurdular ama asıl önemli olan o bir sürü ıvır zıvırı( yataklar, nevresimler, giyim eÅyaları , kitaplar, mutfak eÅyaları vs, vs.. aklınıza gelebilecek tüm ev eÅyası) bırakıp gidiyorlar. Yatak odasında yataÄın yanında AÄrı demiyeyim ama Yamanlar daÄı gibi bir daÄcık oluÅtu. Bunların ayrılması, yıkanması , tekrar yerleÅtirilmesi 1 haftayı buldu. Ev ayakta gibiydi. Ãstelik 3 gün üstüste eve kadın geldi ve saÄolsun akrabalardan 3 hanım da benim yanımdaydı. Ev bitti, ben de bittim. Bünye alıÅık deÄil tabi bu kadar ev iÅine, hamaratlıÄa. Tansiyon oldu 18-9. Tabii bunda saÄolsun eÅimin sanki taÅınmamıÅız gibi hala eski düzenini aksatmadan sürdürmeye çalıÅması, anlayıÅsızlıÄı da etkin oldu. Neyse ki 1 haftalık dinlenme ve tuzsuz diyetinden sonra tekrar eski halime döndüm de daha 40'lı yaÅlarda tansiyon ilacı kullanmaya baÅlamadım. Gerçi genetik karnem rezil gibi. Hem anne tarafımda hem de baba tarafım da ve tabii annemde, babamda, teyzemde, amcamda hep yüksek tansiyon sorunu var. Bende de bir gün çıkacak ama ne kadar geç o kadar iyi diyorum.
Haftasonu olduÄu için normalde bilgisayar pek bana kalmazdı ama eÅim anneleri ile yazlıÄa gitti. OÄlum pazartesi sınavı var, onunla ilgili ders almaya gitti. Ev de, bilgisayar da bana kaldı.
Åimdi gideyim de Åu huzur dolu ortamı deÄerlendireyim. 2 aydır okuyamadıÄım blogları ve bazı siteleri okuyayım.
Artık buradayım,görüÅmek üzere
Cumartesi, Şubat 04, 2006
Bloglar Elele
Veda meda derken az daha bunu yazmayı unutuyordum. Hepimiz üzerimize düÅeni yapalım , di mi arkadaÅlar?
Cuma, Şubat 03, 2006
Ben de Ara Veriyorum
Günlerim ekspres hızıyla geçiyor. Bazen ben bile kendime yetiÅemiyorum. Tadilatçı, klimanın taÅıtılması, uydu antenin yeni eve götürülmesi, temizlik için gün ayarlama, halıları yıkatma, nakliye Åirketinin bulunması, hepsi hepsi bu garibin sırtından geçti. Pazar günü kısmetse taÅınıyoruz. Dolayısıyla yeni telefonun baÄlanması, ADSL için yeniden baÅvuru ve onun da baÄlanması derken herhalde bir süre sizlerin yazılarından uzak kalıcam. Tek tesellim tekrar döndüÄümde günlerce okunacak yazılar birikmiÅ olucak.
Ben bu kadar iÅi baÅarırken sevgili eÅim bir telefonve bir kablolu tv nakli için zaman bulup ta bir telekoma gidemedi. EÄer zaman bulursaymıŠpazartesi gidecekmiÅmiÅ. Allahtan zamanında bu ikisi onun adına baÄlandı da bir de telekomlarla uÄraÅmak zorunda kalmıyorum. Ben bu kadar iÅi bir arada organize ederken o nasıl telekoma gitmeyi beceremiyor, bunu da ayrıca merak ediyorum. Gerçi onun her iÅi aÄırdır. Geçen gün oÄlumla konuÅuyoruz da daha biz bir kez bile arabamıza binince araba hemen hareket etmemiÅtir. En az 15 dakika içinde oturur beyefendinin araba içindeki çeÅitli iÅlerini halletmesini bekleriz. Oturur, koltuÄun ayarını beÄenmez deÄiÅtirir. Onu da beÄenmez bir daha deÄiÅtirir. A camın önünde küçük bir leke var onu da sileyim der,tekrar arabadan iner, siler, siler, siler ( oysa küçücük bir su damlasıdır). Tekrar biner, emniyet kemerini baÄlar, bu arada bizim herhangi bir bıkkınlık içeren yüz ifadesi taÅımamız ya da söz söylememiz onu daha da kızdırır ve iyice aÄırdan alır. Gönlü olur ve araba hareket eder. Aynı Åekilde inerken de arabası ile yarım saat vedalaÅır. Orasını eller, burasına dokunur, siler. Kilitler biraz yürür,geri döner , kapıları bir daha kontrol eder. Bu arada ben eve girmiÅ olurum. O zili çalar arkadan gelir. Anneannemin lafıdır; Bir alime bir zalim diye. Herhalde benim gibi tezcanlı birini yavaÅlatmak için kısmetime böyle biri oldu.
Neyse uzun lafın kısası yazılarıma bir süre ara veriyorum. İnÅallah döndüÄümde yeni evimde ve herÅey hallolmuÅ bir Åekilde olacak. Ben de biraz dinlenmiÅ olurum herhalde.
Åimdilik hoÅçakalın ...
Ben bu kadar iÅi baÅarırken sevgili eÅim bir telefonve bir kablolu tv nakli için zaman bulup ta bir telekoma gidemedi. EÄer zaman bulursaymıŠpazartesi gidecekmiÅmiÅ. Allahtan zamanında bu ikisi onun adına baÄlandı da bir de telekomlarla uÄraÅmak zorunda kalmıyorum. Ben bu kadar iÅi bir arada organize ederken o nasıl telekoma gitmeyi beceremiyor, bunu da ayrıca merak ediyorum. Gerçi onun her iÅi aÄırdır. Geçen gün oÄlumla konuÅuyoruz da daha biz bir kez bile arabamıza binince araba hemen hareket etmemiÅtir. En az 15 dakika içinde oturur beyefendinin araba içindeki çeÅitli iÅlerini halletmesini bekleriz. Oturur, koltuÄun ayarını beÄenmez deÄiÅtirir. Onu da beÄenmez bir daha deÄiÅtirir. A camın önünde küçük bir leke var onu da sileyim der,tekrar arabadan iner, siler, siler, siler ( oysa küçücük bir su damlasıdır). Tekrar biner, emniyet kemerini baÄlar, bu arada bizim herhangi bir bıkkınlık içeren yüz ifadesi taÅımamız ya da söz söylememiz onu daha da kızdırır ve iyice aÄırdan alır. Gönlü olur ve araba hareket eder. Aynı Åekilde inerken de arabası ile yarım saat vedalaÅır. Orasını eller, burasına dokunur, siler. Kilitler biraz yürür,geri döner , kapıları bir daha kontrol eder. Bu arada ben eve girmiÅ olurum. O zili çalar arkadan gelir. Anneannemin lafıdır; Bir alime bir zalim diye. Herhalde benim gibi tezcanlı birini yavaÅlatmak için kısmetime böyle biri oldu.
Neyse uzun lafın kısası yazılarıma bir süre ara veriyorum. İnÅallah döndüÄümde yeni evimde ve herÅey hallolmuÅ bir Åekilde olacak. Ben de biraz dinlenmiÅ olurum herhalde.
Åimdilik hoÅçakalın ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
