Pazartesi, Temmuz 24, 2006

Kriz

Bakıyorum da yazılarım hep bi gittik, bi geldik şeklinde. Napayım ama yaz İzmir'de böyle geçiyor. Eşim yıllık iznini alamadığından yalvar yakar Cumayı kapmış.Biz de oğluşumun bir arkadaşını da alıp Perşembe akşamından Çeşme'ye gittik. İzmir yanarken orada geceleri battaniye örtünmek zorunda kalıyoruz. Nasıl serin ve güzel anlatamam. Cuma akşamı için eşimin kuzeni yemeğe çağırmıştı. Oraya gittik. Ankara'daki kuzenleri gelmiş, onlardaymış. Hep birlikte 10 kişilik koca bir masada gülüş ahenk yemek yedik. Ben de Cumartesi için onları yemeğe çağırdım. Cumartesi günüm o yüzden yemek hazırlığı ile geçti. Ama yine de bir ara kaçamak yapıp havuza bile girdim. Pazar günü ise tam bir gevşeme günü oldu. Akşam saat 9 gibi de evdeydik.

Şimdi başlığa bakıp kriz bunun neresinde diyeceksiniz ki, bi dakka geliyor, anlatıcam, sabırsızlanmayın. Cuma sabah 11 gibi telefon çaldı. Benim erkek ve bekar kuzenlerden biri aradı. Gelsem olur mu, siz döndükten sonra da ben haftaiçi kalmaya devam ederim dedi. Ben asla tek ayak üstünde 40 yalan uyduramam. Buyur gel dedim. Tabi eşim bunu duyunca kızılca kıyamet koptu. Kızmasının 2 nedeni var. Birincisi bu yıl yıllık izin anlamında yapacağımız tek tatil bu. Bırakın da şurda bir haftasonu ailecek kalalım diyor(ki tüm sülale bunun bizim tek iznimiz olduğunu biliyordu)İkinci ve önemli nedense kuzen biraz içkiye fazla düşkün. Sabah kalkıyor kahvaltı masasına bira şişesini koyuyor, tüm gün boyu bu demlenme sürüyor. Gün ortasında da rakıya geçiyor ve gece yarısı yatana kadar sürüyor bu durum. Gerçi ne sarhoş olur, ne dili dolanır ,ne de çevresini rahatsız eder. Bu arada benim eşim hiç içmez. Bense arkadaşlar varsa birkaç kadeh şarap ya da bir bira içerim. Eşim "Benim yetişme çağında oğlum var. Kötü örnek olmasını istemiyorum."diyor. Hak vermiyor değilim .Çünkü daha önce de oldu. Al sen de bir yudum muhabbetleri oluyor çocuğa. Ayrıca biz o sitede daimiyiz. Eşim biz yokken o orada tek başına sabahtan akşama verandada içecek, etraftakiler de rahatsız olacak diyor, falan filan. Velhasıl ben ona telefon açtım. İşte beklemiyorduk, bir arkadaşlar aniden geldi yatacak yer yok dedim. O da pazara gelirim, sizden anahtarı alırım dedi. Bu kez ona birşey diyemedim. Hadi 2. kriz patladı. Bu kez de anneme telefon açtım. Bu konuyu hallet. Ben aciz kaldım dedim. Neyse konuyu onlar halletti ama hepsi geçici çözüm. Yaz uzun . Her an bizden yine anahtarı isteyebilir. Ne yalan uydurucam, ne bahane bulucam bilmiyorum. Galiba sonunda bana bu yazlığı sattıracaklar.

Bu arada bu Cuma günü kardeşim, eşi ve bi tanecik yeğenim geliyor. Herhalde Cumartesi günü onlar ve biz annemle babamı da alıp Çeşmeye gideriz. Bu sefer 1 hafta kalacaklar. Çünkü gelinimizin kızkardeşi Eylül'de Antalya'da evlenecek. Kalan 1 haftalık iznini de o sırada kullanacak. Haklı kızcağız. İnsan böyle zamanda kardeşinin yanında olmak ister. Yeğenim bana şeşil (yani yeşil) dinazor ısmarladı. Onu da aldım, hazır bekliyoruz keratayı. Nasıl özledim, nasıl burnumda tütüyor anlatamam. Hem kardeşimle de azıcık dertleşmek istiyorum. Telefonlar yetmiyor. İnsan gözgöze dizdize konuşmak istiyor. Ne zaman bitecek bu hasretlik?

10 yorum:

Gün dedi ki...

off ciddi bir kriz bu, kuzenine birilerinin söylemesi lazım bu durumu, anlayışla karşılamalı o da, bu arada o hasret maalesef bitmiyor :(

hayal dedi ki...

Bu kuzenin tarif edilen bulguları alkolizmin temel kriterlerinden birkaçı
Amman dikkat

denizkızı dedi ki...

çok zor bir durum nasıl çıkacaksınız bu işin içinden:((

Lighter-N dedi ki...

Merhaba!Böyle kibarca "gelme!" leri anlamayan insanlara gıcık oluyorum yaa...Nasıl bi samimiyet hissediyorlar da ben gelip sizden anahtarı alayım filan diyebiliyorlar...Ya da bugün müsait değiliz deyince nasıl ben teklif etmeden o zaman yarın gelriizi diyebiliyorlar....pes!ve kolay gelsin...

cenebaz dedi ki...

Güncüm,ben söyleyemem artık yalan dolanla işi idare etmeye çalışacağım. Herhalde o da bu kadar bahane sonunda anahtarı vermek istemediğimi anlayacaktır.
Hayalcim, aslında dilim varmıyor ama alkolik olduğunu tüm aile biliyor. Ama önce onun kabul etmesi lazım ki asla bunu kabul etmiyor.
Denizkızım, olan bana oluyor. İki kemiğim biraraya geldi. Evde tat tuz yok.
Ligter-n, biraz kuzenimin kendi iyiniyetinden de kaynaklanıyor. Evi herkese açıktır. Yenilsin, içilsin, yatılsın, kalkılsın hiç şikayet etmez. Öyle olunca da herkesi kendi gibi düşünüyor.

duygu dedi ki...

Bu yazlıkların temel sorunu herhalde,davetsiz misafirler.Bizim yan komşumuz çareyi evini satıp,başka yerden ev almakta,bu yeni evi de bir süre kimseye söylememekte bulmuştu. :)

Aslicin dedi ki...

Yazlığın kötü tarafı da bu işte, gelen giden eksik olmuyor.

Ama bütün yazını yazlıkta hele ki çeşme de geçirenlere de hep imrenirim.

Her şey planladığımız gibi olursa eğer bir dahaki sene ağustos ve eylülü çalışmadan oğluş ve annemle çeşmede geçireceğim. Kiralık ev arayacağım o zaman.

Bekle beni çeşmeee.

cenebaz dedi ki...

Duygucum,gerçekten yazlıklar kalabalıkla güzel oluyor ama insan arada kafa dinlemek, iş yapmadan birkaç gün geçirmek istiyor ki işte öyle zamanlarda ben de evi satmayı düşünüyorum.
Aslıcım,inşallah seneye biz de eşim emekli olacağından tüm yaz Çeşme'de olacağız. Sana da gönlünce bir tatil

Nefin dedi ki...

sevgili çenebaz, merhaba, bloguna ilk defa yorum bırakıyorum. arada bakıyordum ama yorum bırakmak bugüne kısmetmiş.
ben de izmirdeyim. bakarsın bir gün görüşürüz. hatta gayriye ile izmirli bloggerlar toplantısı organize etmeyi düşünüyorduk da, şu yazlık mevsimi bir geçsin önce.
yazlığın mı var derdin var diyorlardı doğruymuş demek. bir sürü insandan seninkine benzer yakınmalar duyuyorum. herkes gelen gidenin çokluğundan, dinlenememekten şikayetçi. ne diyeyim, herşey istediğin gibi çözümlenir inşallah. sevgiler

cenebaz dedi ki...

Sağol Nefincim(ya da Zeynepçim mi diyeyim?) Ben de senin bloğunu sürekli takip ediyorum. Sana ve Nefin'e iyi tatiller.