Cuma, Şubat 29, 2008

Alain Delon




Eski ama her dem klasik:)))

Perşembe, Şubat 28, 2008



İzmir'e bahar geldi, her yer papatya kaynıyor. Hem doğada, hem de çiçekçilerde.Zaten tam da şu mevsim insanı rengiyle kokusuyla çıldırtıyor. Nergisler, papatyalar, mor-pembe sümbüller, bir de benim çocukluğumda kayısı çiçeği diye bildiğim çiçekler(hala daha diğer adını bilmiyorum), laleler. Çiçekçilerin önünden geçerken mis gibi kokuyor. Kokular birbirine karışmış, renkler de. Şükür, sonunda yaz geliyor:)) Çok mu erken paçaları sıvadım ama kim korkar hain soğuklardan. Daha yapsa yapsa bi de Mart'ta bir soğuk yapar, sonra gelsin yaz.

Geçen postta yazdıklarımın daha doğrusu düşlediklerimin hiçbirini yapamadım. Cumartesi sabah k.validem telefon etti öğleden sonra size çaya gelicez diye. Hayır diyemedim. Bu arada tel. etmiş, görümcem ve teyzemizi de çağırmış. Telefondan sonra eşime hadi çıkalım bari biraz dolaşalım, bu güzel havada eve tıkılmak istemiyorum dedim. Biraz dolaşıp bize yakın bir kafede şöyle sıcacık güneş altında birer çay içebildik, o kadar. Ama bende de arada sarı damar tutuyor. Hiç bir şey yapmadım. Gelirken pastaneye uğrayıp börek, kurabiye falan aldım, hazır şeyler yani. Aslında onların bir suçu yok, benim planlarımı bilemezlerdi. Neyse o gün akşamüzeri eşim nezle oldu. Ateşi yok ama halsizlik, burun akıntısı, hapşuruk derken, pazar günü de evdeydik, o da yazık hasta yattı. Pazartesi günü anneme gittim. Salı sabahtan bankaya gittim, bizim sağlık servisi orada. Kan verdim, genel bir baktırayım diye. Çünkü en son 2006 Nisan'da gitmişim. Ve o zaman kolestrol 240'mış. Bakalım bu kez ne çıkacak. Bugün sonuçları verecekler ama gidip gitmemekte kararsızım. Belki yarına bırakırım. Salı günü eve geldikten sonra kadın geldi temizlik için. Ne zaman kadın gitti, ben de hapşırmaya başladım. Eşim iyi olurken ben bu kez hasta oldum. Allahtan grip gibi değil. Aspirinle, portakal-greyfurt suları ile geçirmeye çalışıyorum.

Dün sabahtan bir arkadaşım kahvaltıya geldi. Hem kahvaltı hem muhabbet bana çok iyi geldi. Öğleden sonra da pazara gittim ama inanın gidiş dönüş 45 dakika sürmemiştir. Çünkü yalnızca emginar almaya gittim. Marketlerde tüm sebzeler olmasına rağmen enginar olmuyor, olansa çok kart oluyor. Dün tazecik 5 tane enginar aldım, bugün onları pişiricem.

Yarın yıllık izne çıkan bir arkadaşım uğrayacakmış, az önce tel. etti. Süper, ben de ne yapsam diyordum?

Bugün yazdığım için yarın cuma güzeli yayınlamayacağımı zannetmeyin. Özel istekler varsa saat 24'e dek alabilirim:)))

Cuma, Şubat 22, 2008



Bu cuma güzeli, modası geçmeyenlerden biri. Pek de hülyalı bakmış:))

Çarşamba düşündüğüm gibi dinlendim evde. Dün anneme gittim. İyilerdi, şükür. Bugün yine evde oturmak istiyorum. Dün gece K.anal D. de 32. G.ün programını seyrettim. 2,5 gibi bitti, yatıp uyuyana kadar saat 3'ü buldu. Zorun neydi diyeceksiniz? Baştan biraz bakayım dedim, sonra konuşmalar hararetlenince zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım. Program bitince saate baktım, oooo çok geç olmuş. Konu türban tartışmasıydı. M.A. B.i.rand'ın sunduğu programda konuklar; G.ülsün B.ilgehan, C.engiz Ç.andar, A.li B.ulaç(Z.aman'dan)ve 2 öğretim görevlisiydi, tabii bir de tartışmanın yapıldığı M.altepe ünv. nin öğrencileri. Bu konuda detay ve yorum yazmak istemiyorum, görüşüm belli ama Rektörün yaptığı kısa kapanış konuşması çok güzeldi, anlayana... Yalnız tek korkum düşüncelerini bu kadar net ve basit olarak açıklayan rektörün, birilerinin hedefi haline gelmesi, başına bir iş
gelmesi:((( Umarım her şey orada kalmıştır.

Bugün evdeyim. Sabahtan renklileri attım, şu doğalgaz işi nedeni ile pek çok şey tozlandı. Daha 2. bir parti renkli daha yıkayacağım.Akşam için kiminin papaz yahnisi, kiminin soğan yahnisi dediği et ve arpacık soğandan müteşekkil:)) yemeği yapıcam, ne zamandır canım çekiyordu, şöyle booooll kimyonlu. Yanına pilav. Öğleden sonra belki akşamın acısını çıkarmak için kısa bir öğle uykusu çekerim, şöyle tv karşısında bir T.ürk filmi eşliğinde, 1-2 saat kadar:))

Bu haftasonu İ.zmir'de hava muhteşem olacak. Yarın 19 derece civarında olacak diyor kanallar. Bir yerlere gitmek lazım. Aslında en iyisi Çeşme'ye gitmek, hem yazlık ne alemde akan bir yerleri var mı diye bakmak ama eşim üşenir biliyorum, çünkü pazar günü de annelerini malum(!) Foça'ya götürecek.Hiç olmazsa Bostanlı sahilinde dolaşıp, Y.asemin Cafe'de bir şeyler içilebilinir deniz ve güneşe karşı

Herkese iyi haftasonları

Çarşamba, Şubat 20, 2008

Doğalgaz



Sonunda oldu, artık biz de doğalgazlandık:)) Ama bu bana biraz hastalığa maloldu. Pazartesi günü ustalar kombiyi taktılar. Bu arada biz ekstra radyatör de taktırdığımızdan yatak odası ve b.sayar odası hariç her yer kirlendi. O gün en soğuk gündü ve tüm ev efil efil esiyordu. Kapı, baca her yer açıktı. Gelenler 3 ustaydı. Ayrıca ocağa bağlantı için graniti delecek başka bir usta da geldi. Elektrik kısmını başka bir usta halletti. Eve giren çıkan belli değildi. Neyse, dün de temizlik vardı. Ben normalde temizlik işine hiç karışmam. Her şeyi gelen kadın yapardı. Ama dün bitecek gibi değildi. Ben de ayaktaydım. Tabi gene evde her yer açık. Bünye de çalışmaya alışık olmayınca ben dün gece titremeye başladım. Sanki dayak yemişim gibi tüm vücudum kırık. Hemen bir n.ovalgine aldım, bir de vitamin. Bugün de aynısınsan aldım ama hala kırık kırığım. O yüzden pek evden çıkmıycam bugün.

Geçen hafta cumartesi arkadaşlar bana geleceklerdi yazmıştım. Cuma günü yine temizliğe kadın geldi. Ayrıca lahana sardı bana sağolsun. Önce menüyü sayayım. Mercimek çorbası, beşamel soslu tavuk,pilav, lahana sarması, zeytinyağlı kereviz, yoğurtlu kabak salatası, yoğurtlu havuç ezmesi, marul salatası, muhallebili elma tatlısı. Cumartesi günü arkadaşlarım geldi. Herkesin toplanması 2,5'u buldu. O saatten sonra oturduk, yemeğimizi yedik, ardından tatlı ve en son çay faslı. Ha, yemekte şarap ta içtik. Gerçi birer kadeh, çünkü bu işin bi de evlere dönüşü var, milletin çocukları da vardı. Sağsalim eve gidebilsin herkes diye az içtik. Muhabbet iyidi, ortam iyiydi. Pazar günü ise biraz dinlenip biraz ütü ve tabi pazartesi ustalar gelecek diye iş yapılacak her odayı toparlamakla geçti gün.

Bugğn inşallah dinleneceğim. Yarın anneme gitmek istiyorum. Bugün bir arkadaşım uğrayacak, onu bekliyorum. Oğlum bugün erken gelecek. Çarşambaları 6 ders olduğundan en geç 3'te evde olur. Ben de azıcık uzanır dinlenirim, sıcacık evimde:)) Gerçekten doğalgaz çok iyi. Korkmadan(paradan) yakıyorsun, tüm ev sıcacık oluyor. Herkese tavsiye ediyorum. darısı isteyen herkesin başına...

Pazartesi, Şubat 18, 2008

Kosova Bağımsız



Kosova bağımsız artık. Benim annem Selanikli, babamsa Manastırlı.Sanırım bu yüzden Balkanlarla benim hep bir gönül bağım olmuştur. Kan mı çekiyor dersiniz, genler mi dersiniz, ne derseniz deyin işte. Dün gözlerim dolu dolu izledim bağımsızlık açıklamalarını. Bana ne oluyosa artık:))

Perşembe, Şubat 14, 2008

Bugün Cuma



Bu arkadaş "M.enekşe ile H.alil" dizisindeki kızın(S.edef A.vcı) eşi K.ıvanç K.asabalıymış. Bu cuma güzelimiz olmaya hak kazandı kendileri.

Pazartesi günü sabah işlerimi ayarladıktan sonra anneme gittim. Salı günü ise tüm gün evde İng. ödevi yaptım. Yok , oğlumun değil, bir arkadaşımın oğlu için. Önce kitabı okudum, sonra da özet çıkarıp soruları yanıtladım falan. İşte bizim eğitim sistemimiz böyle bir kandırmaca içinde devam ediyor. Salı günü temizlik yoktu çünkü cumartesi günü bende toplantı var. Hani şu eski arkadaşlarla her ay yaptığımız yemekli toplantı. O yüzden temizliği bugün yaptırıyorum, hem de kadına lahana sarması sardırıyorum. Ben şu sarma işlerini beceremiyorum, napayım? Kadın temizlik yaparken ben de zeytinyağlıları,tatlıyı ve bazı mezeleri hazırlıycam. Yarın 12-1 gibi gelirler. Yarın yalnızca ana yemeği ve pilavı yapmak istiyorum. Ha, tabi bi de ekmek pişiricem. Geçen sefer giderken götürmüştüm, çok beğendiler.

Aslında bugün doğalgazcılar kombiyi takmak için gelmek istediler ama yarınki yemek nedeni ile kabul edemedim onları. Önümüzdeki hafta evde iş olacak yani. Bazı odalara ek radyatör de taktıracağımızdan iş uzun. Salondaki büfenin içi boşaltılacak, sonra da öne çekilecek, çünkü ek kalorifer borusu oradan geçecek. Kombinin takılacağı yerdeki banyo dolapları balkona taşınacak. Duvarlar delineceği için eşyaların üzerlerini örtmek lazım. Velhasıl haftaya iyi yorulucam, ama inşallah sonunda adam gibi ısınıcaz.

Neyse, bu kadar gevezelik yeter, yemekler beni bekler.
Huzurlarınızdan hürmetle ayrılıyorum efenim

Şef Ahçı Çenebaz

Sevgililer Günü

myspace layout images



Herkesin sevgililer günü kutlu olsun. Lütfen hediye hediye diye de adamları hırpalamayın:)))

Bu da benden size sevgililer günü hediyesi olsun...

Pazartesi, Şubat 11, 2008

Uzun Bir Ara

Tatiller benim b.sayardan zorunlu olarak uzaklaşmama neden oluyor. Biraz oğlumdan fırsat bulamamak, biraz da gelen gidenle ilgilenmekten b.sayara ayıracak zaman bulamıyorum. Geçen hafta pazartesiden başlıyayım;

Pazartesi bir önceki postta yazdığım gibi kardeşimle birlikteydik. 2 gece bende kaldı. Her gece saat 2'lere 3'lere kadar oturup muhabbet ettik. Dolayısıyla da sabahları geç kalktık. Geç bir kahvaltıdan sonra salı günü büyük ve ortanca halalarımıza, çarşamba günü ise en küçük halamıza gittik. Hepsi çok mutlu oldular kardeşimi görünce. Yaza da gelicek kardeşim ama genelde o zaman pek İzmir'de kalmıyorlar. Geldiklerinin ertesi günü hemen Çeşme'ye bizim yazlığa gidiyorlar. Zaten eşi işi nedeni ile 1 hafta kalabiliyor. Yani akrabalarla görüşemiyorlar pek yazın. Neyse, çarşamba günü halamdan çıkışta kardeşim bir arkadaşını ziyarete gitti. Ben de anneme geçtim, akşam yemeği için bizi çağırmıştı. Kardeşim ertesi gün gideceği için son bir akşam daha birlikte olalım demiş. Perşembe günü ise akşamüzeri kardeşim İstanbul'a döndü. Tabi, hemen bir mahzunluk çöküyor insanın üzerine. Buna da şükür. Artık inşallah yaza. Hem o zaman yeğenimi de görücem.

Cuma günü ben bir arkadaşımla buluştum. Önce yemek yedik, sonra bir yerlerde oturduk. O kahve içti, bense yeşil çay(Starbuckslar bence çay seçeneklerini de arttırmalılar).Güzel neşeli bir gündü.

Cumartesi günü evden dışarı çıkmadım. Çünkü haftaiçi o kadar çok koşuşturdum ki bir gün evde yayılmak istedim. O gün evin içinde yedik, içtik, tv seyrettik, kısaca tembellik ettik. Gerçi ben okulların açılması şerefine(!) yine 5 gömlek ütüleme moduna girdim, biraz ütü yaptım. Pazar günü de akşamüzeri saat 4 gibi çıkıp k.valideye uğradık. Giderken börek, kurabiye aldık. Gidince çay demledik. Oğlum da kurs dönüşü oraya geldi. 1-2 saat kadar oturduk. Sonrası malum, pazar modu.

Bugün de sabahtan eşim işe, oğlum okula ve ben doooğru b.sayar başına. Daha kahvaltı bile etmedim ama çayımı demledim. Son noktayı koyayım, hemen kahvaltı tepsimi alıp b.sayardan gazeteleri okumaya başlıycam.

Herkese iyi haftalar, çocukları okula başlayan tüm blogger annelerin gözü aydın, blogger öğretmenlerimize de allah kolaylık versin:))

Pazartesi, Şubat 04, 2008

Geçen Hafta


Pazartesi kardeşim geldi, sonunda. Tüm haftayı birlikte geçirdik neredeyse. Bugün de bana gelecek, 2 gece kalacak, perşembe akşam uçağı ile dönüyor. Üzgünüz ama ne yapalım, gördük görüştük ya, buna da şükür. Artık bir daha yaza görüşücez inşallah.

Pazartesi akşamı annemde yemekteydik. Salı günü,temizlik ve sonrası yine anneme kaçış:))

Çarşamba k.validem aşure yaptı.Yukarıdaki resim de ona ait. Ellerine sağlık, çok güzel yapmış. Ben sadece üzerini süsleyip benim apt. daki tüm komşularla aşağıdaki 2 dükkana verdim. Tabi bir de anneme, teyzeme, görümceme, kuzene ve teyzeye. Perşembe yine anneme gittim kardeşim için. Zaman kısa ya, bol bol görmek istiyorum onu.

Cuma ise öğr. görevlisi olan ve okulu uzakta olduğundan normal zamanda pek görüşemediğim bir can arkadaşımla buluştuk. Önce Alsancak'ta bir şeyler yedik, sonra biraz dolaştık, yürüyerek Konak'a doğru giderken Pasaport kahvede deniz kenarında oturup , martı sesleri ve sıcacık bir güneş altında salep içtik. Sonra Konak'ta ben vapura , o otobüse ayrıldık.

Cumartesi gündüz alışveriş, dolaşma, akşam eşimin kuzenine çaya gidiş, dün ise benim yeni evlenen (yaklaşık 2 ay önce ) kuzen bizi öğlen burnch'a çağırdı.Hem kardeşim de düğüne gelememişti(haftaiçi olduğundan) o da takısını taktı. Mükemmel hazırlanmış, az daha patlıyorduk yemekten. Pazar akşamları herhalde okullar kapalı olduğundan eski pazarlar gibi olmuyor. Stres, ütü derdi yok.

Birazdan kardeşim gelecek. Önce sahilde bir yürüyüş sonra da deniz kenarında bira, patates, pizza yapıcaz, azıcık dertleşicez, bolca muhabbet ve kahkaha.

Herkese iyi haftalar.

Çarşamba, Ocak 30, 2008

Kızgınım



İkisi bir arada yakışmıyor bile:(( Öncelikle çok kızgınım, üzgünüm, sıkkınım, karmakarışık bir ruh hali içindeyim. Ama tamamı olumsuz duygulardan oluşan bir ruh hali. Hani hep böyle sıkkınsınızdır, güzel bir şeyler izlerken ya da yaparken bile içinizde bir sıkıntı,bir karamsarlık vardır. O durumdayım. Bu işin üniversite ile sınırlı kalmayacağını herkes biliyor ama başını kuma gömüp, bilmezden gelmeye çalışıyor. Şükür ki bazıları istemeden fikirlerini zikrederek nihai amaçlarını açıkladılar. Bunun hakla, hukukla, eğitim ve insan özgürlüğü ile alakası yok. Bu tamamen ülke rejimini değiştirmek için atılmış sinsice bir adım. Kimse aksini iddia etmesin,yalan olduğunu herkes biliyor. Bugün üniversite, yarın lise, sonra ilköğretim, sonra da Çarşamba'daki o 3 yaşındaki kız çocuğu gibi bebeler. Kamusal alan, özel alan derken tüm ülke İran oluvermişiz.

Bakın Kuran'ı okudum. Yalnızca tek bir surede ve tek bir ayette kadınların ziynet yerlerini örtmeleri gerektiği yazıyor. Ne zamandan beri kafamız ziynet yeri. Üstelik Latife Tekin'in allah saçımızı örtmemizi isteseydi bizi kel yaratırdı sözüne şiddetle katılıyorum. Bunlar dinin içini boşaltıp tamamen şekilciliğe kaçıyor ve dolayısıyla halkı kutuplaştırmaya çalışıyorlar. Laiklik ne zamandan beri dinsizlik? Sen bunca yıldır bu ülkede dinini yaşayamıyormuydun da şimdi yaşayacaksın?

En güzelini dün benim canım ilkokul mezunu babam söyledi: Erkekler bunları tahakküm altına almaya çalışıyor, bu kızlar da onlara alet oluyor. Onlar böyle adamlara layık o zaman.

Defalarca yazmışımdır ama yine yazıcam. Seni insan yerine koymayan, 2. sınıf vatandaş sayan, her türlü hak ve özgürlükten yoksun bırakacak bir düzeni kadın olarak kendin destekliyorsan , diyecek lafım yok, boşuna okumuşsun. Sadece öğretim görmüşsün, eğitim değil, kafanı çalıştırmayı öğrenmemişsin sevgili hemcinsim.

Sanıyormusun ki olay bununla kalacak. Seni maşa yaparak getirmek istedikleri rejimi bir incele de gör bakalım neler kaybedeceksin. Yok öyle hem başörtüsü takarım ama hem de Cumhuriyet'in bana verdiği kazanımları kulllanırım.Sonuçta amaçları Cumhuriyet'i yıkmak olan insanlara elinle yardım ediyorsun. Nene Hatunların, Kara Fatmaların kemiklerini sızlatıyorsun. Onlar Kurtuluş Savaşına bizleri karanlıktan çıkarmak için erkeklerle omuz omuza katıldılar.

Çok öfke doluyum, hırsım geçmedi, geçemez, hepsine. RTE'ye, o sıktırbaşlara, hükümete, düşen oylarını yükseltmek için RTE ile ortaklığa giren MHP'ye

Allah sonumuzu hayır etsin.

Not:Yoruma kapattım bu yazıyı. Kimseyle polemiğe girmek istemiyorum tamamen bir iç dökmedir bu yazı.

Cuma, Ocak 25, 2008

Uzun Bir Yazı


Bu Cuma'nın güzeli benim doğumgünü pastam. Sağolsun, görümcem, eşimin dayısının kızı ve onun kızı el birliği ile hazırlamışlar. Saman tv.deki O.ktay ustadan tarifi. Çok kolay aslında. Kelepçeli kalıbın çevresi r.ulokatlarla çevrilir. Ortasına irmik paketindeki tarife göre yapılan irmik tatlısı pişirilip konur. Üzerine çikolata sos dökülür ve buzdolabında 2-3 saat bekletilir. Sonra üzerine arzuya göre ceviz, fındık, çikolata parçaları, hatta ufalanmış r.ulokatlardan konur. Çıkarırken kelepçe çıkarılıp alt tabanı ile birlikte servis tabağına koyuluyor. Hem pasta gibi, hem hafif bir tatlı. Öneririm. Normalde doğum günlerimizde biz çekirdek aile olarak başbaşa yemeğe gideriz. Fakat bu kez görümcem ille bana yemeğe gelin demiş. O öyle arzu edince ben de kıramadım. Zaten her gece çekirdek aile olarak başbaşa yemek yiyoruz:)) Kayınvalidemler, eşimin dayısının kızı ve teyzesi de vardı. Bana şimdi çok meşhur olan nazar boncuklu kolye ile M&S. dan güzel bir bluz almışlar. Gelelim eşime. Ben uzun süredir LCD tv istiyordum. Eşim ama o ev hediyesi dedi. Oysa özellikle akşamları bazı dizi ve filmleri izlemeyi seven biri olarak benim için en güzel hediyeydi. Neyse eşim tv aldı ama içine sinmemiş, uzuuuun bir aradan sonra bir de çiçek almış gelmiş. Şaşırdım(bunu Şahika söyler gibi okuyun)

O gün öğlende de annemlere gitmiştim. Çarşamba günü evde yayılma ve yeni oyuncağım tv ile başbaşa geçti. Dün görümcem aşure yapıyormuş çağırdı. Ben gittiğim de pişirmişti bile. Hoş, pişirmese de ne yapacaktım , o ayrı ya! Ben olayın süsleme ve yeme kısımlarına dahil oldum. Aşuremi aldım, eve geldim, halamlara tel. ettim. Müsaitlermiş, hop atladım onlara gittim(kurtlu peynir, duramıyo evde) Yolda lisede benden 1 sınıf aşağıda olan ama aynı serviste olup ta samimi olduğumuz bir arkadaşıma rastladım. Liseden 78'de mezun olduğuma göre tam 29,5 yıl sonra karşılaşmışız. Ayaküstü neler yaptığımızdan konuştuk, yine samimi olduğumuz bir abla-kardeş vardı onlardan bahsettik, tel. larımızı aldık ve görüşmek üzere ayrıldık. Daha 10 dakika geçmedi, o bahsettiğimizi söylediğim abla-kardeş ikilisinin kardeşini gördüm bu kez. Sen görme görme 30 yıl sonra aynı gün ve 10 dakika ara ile ikisini de gör. Rastlantının böylesi. Biri bana kamera şakası falan yapmamıştır, di mi? Onunla da ayaküstü muhabbet,tel. alışverişi. Sonra halam ve kızlarla muhabbet. Akşam tembel işi hemen bir köfte kızart, yanına pilav. Ha, bu arada halamlardan ayrılırken tam kapıda arkadaşım aradı, bugün için buluşalım dedi. Ona da tamam dedim. Bugün de onunla bütün gün beraberiz. 11.30 gibi buluşucaz.

Yarın sabah görümce-kayınvalide- dayı kızı grubu bende kahvaltıda. Akşamüzeri, yarın için biraz bir şeyler almam lazım. Yarın akşam ise bir başka arkadaşa oturmaya gidicez. Çocukların okulları, dersaneleri, ÖSS hazırlık derken pek fırsat bulup görüşemiyorduk. Pazar inşallah ayaklarımı uzatır, dinlenirim. Saat 13'de Acil Servisi seyrederim, umarım.Pazartesi günü kardeşim İstanbul'dan geliyor. Akşam annemde yemekteyiz. Çok özledim onu. Doğum günümde beni aradı ama d.günüm için değil, başka bir şey için. Ben de bugün bi şey daha vardı, düşün bakalım deyince hatırladı ama kerata (40 yaşında koca herif de işte benim için hala kerata olacak kadar çocuk) öyle laflar etti ki, beni bankada sıra beklerken(o sırada bankadaydım) ağlattı . Kardeş bambaşka ya.

Neyse, uzun süredir bu kadar uzun yazmamıştım. Bu sabah eşim ihaleye yetişmek için erkenden (Sabah 6 gibi) yola çıktı. Ben de artık uyandım, hem de bugün arkadaşımla buluşucam, post yazmaya zaman kalmaz deyip uyumadım, b.sayar başındayım. Bakın ne fedakar bir insanım. Siz sevgili okurlarımı güzel yazılarımdan mahrum bırakmamak için güzel uykumdan feragat edip(Bülent Ersoy gibi ağdalı bir dil kullanıyorum)sabahın köründe b.sayar başındayım. Sizlerden için hiç bir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Değerinizi anlayın yani:))

Herkese güzel, bol eğlenceli, bol dinlenceli bir hafta sonu tatili diliyorum.

Pazartesi, Ocak 21, 2008

Bugün.......



Benim doğum günüm. 45 bitti, 46'ya giriyorum. Sabah 10.30 itibarı ile. Annecim, babacım sizleri çok seviyorum, benim varlık nedenlerimsiniz. 45 yıl genel olarak çok güzeldi, umarım önümüzdeki 45 de aynı güzellikte olur:)))

Pazar, Ocak 20, 2008

Hastasıyım


Son günlerde bu şarkısının ve dahi tüm albümünün. Şiddetle tavsiye edilir, özellikle yağmurlu bir günde, uzun yolda ve bangır bangır bir sesle...

Hiçbir şey niyetle olmuyor. Geçen postta annemi kalpçiye kardeşimle birlikte götürmeye niyet ettiğimi yazmıştım. Meğer ben o postu yazarken annem rahatsızmış ve evde yatıyormuş. Öğleden sonra babamla konuşunca öğrendim. Bi de benimkilerin böyle bir adeti vardır.Açıp ta söylemezler. Biz üzülmeyelim, onları dert etmeyelim diye. Hemen atladım, gittim. Bir gece önce kalbi ağrımış, tüm sol kolunda ve sırtında ağrısı varmış. O gün doktorunu bulamadık. Ertesi gün(cumartesi) için hemen randevu aldık. Tüm tetkikler yapıldı, kalp krizi değilmiş. Ama bazı ilaçları ve dozajları değiştirdi doktor. Şükür şimdi daha iyi ama hışır gibi. Yorgun ve biraz otursa hemen yatmak, dinlenmek istiyor. Aman sağ olsun, iyi olsun,uyursa uyusun.

Cumartesi günü akşam da k.validelere gittik. 1-2 saat oturduk. Bugün eşim anneleri ile yazlıkta. Oğlum baskete gitti. Ben de fırsattan istifade b.sayar başına oturdum. Ama önce renkliler yıkandı,asıldı, yine ekmek yapıldı:)) Bu sefer ki geleneksel ekmek unundan. Yani bildiğiniz fırından alınan ekmek. Fırından alsam 40 kuruş. Dün M.igros'ta indirim vardı S.öke Unlarda; 2,50 YTL idi. Bu arada 3,5 saat süren elektrik harcaması. Ekmek bayağı pahalı geliyor bize, bir de alınan kilolar cabası:))
Neyse, c.n.b.e'de ER seyrettim. Birazdan Scrubs'ı izleyeceğim. O nedenle hadi bana eyvallah....

Cuma, Ocak 18, 2008

Bu Cuma



Bu Cuma'nın güzeli de Uğur Polat olsun. Yalnız fiziğiyle değil, oyunculuğuyla, sesiyle ve duruşuyla sevdiğim bir sanatçı.

Geçen hafta annemin göz işleri ile ilgilenmiştim. Bu hafta ise kulaklarla ilgilendikk. Kulaklığı yenilendi, duyması düzeldi. Pazartesi günü de en son kulakları yıkatılacak ve inşallah daha da iyi olacak. 28 Ocak'ta kardeşim geliyor. O gelmeden annemi revizyondan geçiriyoruz, annemi daha iyi görsün diye. Kardeşim buradayken de annemi kalp doktoruna birlikte götürmek istiyorum. O da doktordan bire bir duysun annemin durumunu, içi rahatlasın.

Dün Salihli'ye gittim. Ne alaka diyeceksiniz, kel alaka:)) Eşim işi gereği her gün ilçelere gidiyor.Dün de Salihli'ye gidecekmiş. Orada da soy yönünden uzak ama candanlık yönünden çok yakın olduğumuz bir akrabamız var. "Hadi, gel seni ona götüreyim " dedi. Akşam tel. edip müsait mi diye sordum. Çok sevindi,ille gel dedi. Sabah eşimle birlikte ben de çıktım. Önce oğlanı okula bıraktık (bizim servis şöförümüz,eşim:D)oradan da doğru Salihli'ye gittik. Saat 10.30 gibi oradaydık. Eşim beni bırakıp işlerini halletmeye gitti. Canım ablamla birlikte sohbet ettik, dolaştık, yemek yedik, çaylar içtik. Saat 4.30 gibi de eşim geldi, birlikte eve döndük. Güzel bir gündü benim için.

Şu ekmek makinası geldiğinden beri ev fırın gibi çalışıyor. Her gün birine ekmek yapıyorum. K.valideye, anneme, teyzeme, eşimin teyzesine, dün gittiğim ablaya. Bugün de kendimiz için makinenin kitapçığındaki tarife göre sütlü ekmek yapıyorum. Hazır undan olmadığı için, kitaptaki ölçülere göre yaptığımdan bakalım becerebilecek miyim diye merak içindeyim.

Herkese iyi tatiller.

Çarşamba, Ocak 16, 2008

Kılım



Ben bu adama kılım. Şu çocuğu ile ilgili sorundan daha önce Cennet şarkısı ilk çıktığı zamanlardı. Şarkıda ne diyor? "Dünyaya bir daha gelsem sevgilim,arar bulurum yine seni severim..Cenneti değişmem saçının teline,ömrümün yettiği kadar seni severim" Ama maşallah arama-tarama ve sondaj çalışmaları hala bitmemiş garibimin. 3 evlilik ve 3. evlilik içinde devam eden günü birlik(doğrusu tek gecelik) ilişkiler falan. Tamam, herkes söylediği şarkılardaki gibi hayat sürmeyecek de ama adama da öyle bir misyon yükledi ki kadınlar ve medya."Romantik, gözü sevdiğinden başkasını görmeyen duyarlı adam" Halbuki o da tüm birden ünlü olan, biti kanlanan erkekler gibi ün ve parayı direkt kadın (t)avlamaya tahvil etti. Neyse, bunları geçtim de ne zamanki kızına nafaka ödememek için yaptığı cambazlıkları, attığı taklaları okudum,
ona duyduğum kıl olma durumu ikiye hatta üçe katlandı. Karına ne kadar kızsan da , aranız iyi olmasa da, eşinin maddi durumu ne kadar iyi olsa da o çocuk senin. Çeyizinde getirmedi onu kadıncağız.

Şimdi diyeceksiniz ki ne bu hiddet , bu celal. Az önce tv'de bu konuda bir şeyler gördüm ve o adam yine pişkin pişkin sırıtıyordu da, ben de burayı iç dökme yeri olarak kullandım. Sizlerin de başı şişirdim, kusura bakmayın. Oh be! Rahatladım ama...

Sonradan eklenen not: Şimdi gazetede okudum. Dün 3. eşinden de boşanmış. Ondan da bir oğlu varmış ve velayeti anne almış. O çocuklara yazık.

Pazartesi, Ocak 14, 2008

Haftasonu



Yukarıdaki resmin bizim Cumartesi grubu ile uzaktan yakından ilgisi yok ama konu ile bütünleşen en uygun bu resmi bulabildim g.ettyi.mages'de.

Cumartesi günü arkadaşımız, sağolsun çok güzel hazırlanmış. Ben saat 2 gibi oradaydım. Giderken yeni ekmek makinamda yaptığım ekmeği de götürdüm. S.öke U.n dan bin kere razı olsun. Hiç bir zaman başarısız olunmuyor. Kutunun üzerindeki tarife göre yapınca ekmeğin kabarmamasına imkan ve ihtimal yok. Bu kez tam buğday unundan yaptım, sıcacıktı da, bayıldılar. Bu arada 2 arkadaşın da 13 ve 15'i doğum günleriydi. Pastamızı da kestik. Muhabbet, curcuna ( 8 büyük,5 kız ve 1 erkek çocuk).Allahtan çocuklar başka odada b.sayar ve oyuncakların başındaydılar da çok gürültü olmadı. O gün tam hızlı çekim bir gündü benim için. Sabahtan kahvaltı hazırla, topla, beyazları makineye at, as, bu arada doğalgazcı geldi(apt. yeni yaptıracağız) onunla konuş, kuaföre git,fön çektir. Tabi sonra toplantıda dinlenmiş oldum.

Pazar günü ise öğleden sonra k.validemler ve görümcem çaya geldiler. Akşam ise biraz ütü yaptım. Malum hafta başı. Hem oğlanın okul pantolonu, gömlekleri, eşime gömlek, havlular ve yastık kılıfları. Bugün karar verdim, yemek yapmıycam. Birazdan çarşıya gidip balık alıcam. Akşam balık yaparım, yanına da rokalı, turplu,taze soğanlı bir marul salatası. Bugün yayılma günüm.

Herkese iyi haftalar.

Perşembe, Ocak 10, 2008

Yerlilere Devam



T.una K.iremitçi'nin kasedi çıkmış. Henüz dinlemedim ama ilk fırsatta dinlemek istiyorum. Kararımı buraya yazarım. Şimdi biliyorum içinizden bazıları geçmişteki ilişkileri nedeni ile kızıyordur ona ama [şimdi bana daha çok kızacaksınız:))] o maviş gözlü ne yapsa kızamıyorum ben ona. Kendisine E.lton J.ohn'da "Blue Eyes" şarkısını gönderiyorum.

Geçen hafta Cuma günü okuldan geldikten sonra oğlum çok ateşlendi. Pazar sabahına dek 39,5 ateşi düşüremedik. Ancak pazar sabahından itibaren kendini toplamaya başladı. P.tesi ve Salı da okula gidemedi. Şimdi nispeten daha iyi ama öksürük ve burun akıntısı devam ediyor. Kaç yaşına gelirse gelsin o benim bebeğim olduğundan geçen hafta moralim çok bozuktu. Bu hafta annemin sağlık sorunları ile uğraştım. Annemin göz tansiyonu nedeni ile bir gözü zaten epey görme kaybına uğramıştı. Diğerinde de göz tansiyonu başlamış. Hem onu baktırıp ilaç yazdırdık, hem de gözlüklerini yenilettik. Önümüzdeki hafta da kulaklık almaya gidicez. Eskisi artık iş görmüyor, sanırım miadını doldurdu. Yenileticez.

Geçen yıl arada katıldığım arkadaş grubunun toplantısına bu yıl daimi olarak katılmaya başladım. Yarın oraya gidicem. Ayda 1 toplanıyoruz. Eski arkadaşlarla birlikte olmak iyi geliyor insana. Haftaya ise çok sevdiğim başka bir arkadaşım yıllık izne ayrılıyor. İş nedeni ile doğru dürüst görüşemiyorduk. 1 gün de onunla buluşucaz. E bu arada evin işi gücü var. Zaten bir bakıyorum pazartesi, bir bakıyorum Cuma olmuş. Hayat şu Japonya'daki ekspres trenler gibi çok hızlı gidiyor. Aaaa, sonra bu ay çok önemli bir gün var:))) O gün gelince yazarım. Bu arada çocuklar sömestreye girecek, kardeşim 28 Ocak'ta İzmir'e gelecek. Sömestr süresince bizimle olacak, çok özledim onu.Bu ay inşallah hep güzel şeyler olacak. Umarım herkes için güzel olur.

Hadi, herkese iyi hafta sonları

Pazar, Aralık 30, 2007

MUTLU YILLAR





Herkese sevdikleri ile birlikte sağlık, mutluluk ve huzur dolu yeni bir yıl diliyorum. 2008 herkese hayırlı olsun. Bu da benden hepinize yeniyıl hediyesi olsun:)))))

Cuma, Aralık 28, 2007

Yerli Malı




Hep yabancı, hep yabancı. Bu Cuma'da bizden olsun dedim. Nasıl iyi demiş miyim?

Perşembe, Aralık 27, 2007

Cevap Veriyorum

Pakize Suda'nın başlığını çaldım ama benimki okur mektuplarına cevap değil, sevgili Pınar'ın sobesine cevap

1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladın?

Pek çok blogger gibi ben de ilk kez yemek tarifi ararken "portakal ağacına" rastladım. Onun verdiği linklerden ilk olarak Koyubeyaz'a ulaştım. Onu ve yazılarını çok sevdim. Oradan da diğer bloglara göz atmaya başladım. Bir süre sessizce, sonra yorum yazarak takibe devam ettim. Sonra da "eee, ben niye bir blog açmıyorum?" dedim ve macera başladı.

2. Blog yazılarının konusunun belli bir çizgide olması için özen gösteriyormusun? Yoksa içinden geldiği gibimi yazıyorsun

Ben içimden geldiği gibi yazıyorum. Çoğunlukla günlük olaylar , bazen ülkenin içinde bulunduğu durum, okuduğum bir haber ya da köşe yazısı. Yani anki ruh halime göre yazı konum değişebiliyor.

3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun ?

Zaten o yüzden bir süre yazmayı bıraktım. Yalnızca yazmak içn değil, diğer blogları tajip edeyim, yorum bırtakayım derken günümün çok büyük bir kısmı b.sayar önünde geçmeye başladı. Bir ara okuduğum blog sayısı 60'dan fazlaydı. Artık kendime saat koydum. Herşey dahil (otel tarifesi gibi oldu) 1 saatten fazla kalmamaya çalışıyorum şu aletin başında.

4. Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraş iken, şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Üstteki cevapta da belirttiğim gibi, öyleydi ama artık değil. Bazı günler ne b.sayara giriyorum ne de bloğuma ve yorumlara bakıyorum.

5. Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?

Bakalım, allah bilir:))

Sonuç: blog yazmayı da , okumayı da seviyorum. Şimdilik gittiği yere kadar da gidecek.