Cuma, Aralık 23, 2005

Ä°kinci ebeleniÅŸ

Denizkızı beni ebelemiş. Ben de sobe yapayım bakayım.

Gerçi benim oğlum artık koca adam oldu.Neredeyse 15 yaşında . Ama bir kez daha anneme hak veriyorum ki insanın gözünde çocuğu bir türlü büyüyemiyormuş. En büyük şansımsa oğlumla hala daha yılış yılış sarılıp öpüşebilmemiz. Bilirsiniz hep erkek çocuklar kendini öptürmez, sevdirmez diye bir kanı vardır. Ama biraz da benim zorumla ben oğlumu hala küçük bebek gibi sıkıştırıp öperim. O da pek ses çıkarmaz. Gelelim 10 maddemize ( niye hep 10-15-20'dir.12 yada 8 madde olmaz )

1) Aşk buymuş. Anne-baba- sevgili- eş bunların sevgisi hiçbir şeymiş. Gerçekten katıksız, karşılıksız ve bu kadar büyük bir aşk olabileceğini düşünemezdim. Teşekkürler oğlum. Bana bu kadar büyük bir aşk yaşattığın için.

2)İnanılmaz bir hoşgörü kazandım. Bu yalnız oğluma karşı değil tüm çocuklara karşı oluştu.Tüm sivriliklerim törpülendi. Benim gibi bir insana bile beklemeyi, sabretmeyi öğretti. Düşünsenize 10 dakikada 3 tabak yemeyi yiyip sofradan kalkan ben,ona bir lokma yemek yedirmek için saatlerce uğraştım.

3)Kendi anne-babamın kıymetinin anladım. Çünkü bugüne dek onların bana olan sevgisini, benim onlara ya da eşime duyduğum sevgiye göre değerlendiriyordum. Ama insanın kendi evladı olunca ve ona duyduğu sevgiyi tanıyınca, anne babanın da seni nasıl sevdiğini anlıyorsun.

4) Onun sağlığı ile ilgili konularda tüm soğukkanlılığımı yitiriyorum. Eğer o hastaysa , ateşi yükselmişse ya da ne bileyim bir yeri kanıyorsa sırf panik oluyorum ve ne yapacağımı bilemeden deli danalar gibi evin içinde dolanıyorum. Etrafı azarlıyorum ki bundan en büyük payı eşim alıyor . Velhasıl o hasta olunca ben bin beter hasta oluyorum.

5) Normal zamanda değil ama ne bileyim her zamanki saatinden biraz daha geç kalmışsa, aradığımda cep telefonunu açmıyorsa, anında paranoyak düşünceler üretmeye başlıyorum. En soğuk gün bile olsa balkonlarda onu beklemeye başlıyorum. Ama daha köşeden döndüğünü görür görmez içeri kaçıp, sanki hiçbirşey olmamış gibi onu karşılıyorum. Yani yiğitliği de elden bırakmıyorum.

6) Yıllardır görüştüğümüz aileler hep onun yaş grubunda çocukları olan aileler. Biz nasılsa ortak bir paydada buluşup sohbet ortamı yaratabiliyoruz. Önemli olan onun da gittiğimiz yerde sıkılmaması.

7) Onun tüm ihtiyaç ve istekleri ilk sırada. Gerçi hiç öyle arsız, sürekli birşeyler isteyen bir çocuk olmadı. Ama zaten o söylemeden ben onun ne ihtiyacı var bilirim ve alırım. Eğer bir tasarruf yapılacaksa da bu benim ve eşimin ihtiyaçlarından olur.

8) Oğlum olduktan sonra 3 yıl kadar hiç sinemaya gidemedim. Ondan sonraki 7 yılda yalnızca çocuk filmlerine gidebildim. Aslan Kralı 4 kez seyrederek bir rekora imza attım. Ama o filmleri sevdiğimi de itiraf ediyorum. 10 yaşından sonra da onu ve arkadaşlarını sinemaya bırakıp çıkışta almak yine benim görevimdi. Neyse artık kendileri gidiyorlar.

9)Hala daha tüm yaşantımız ona göre planlı. Küçükken onun mama ve uyku saatlerine göre bir yere giderdik. Şimdi de yine onun okul ve sınav programına göre kendimizi ayarlıyoruz. Bir yere gitmek, tatile çıkmak hep ona göre ayarlanıyor.

10) Tek üzüntüm onun bana en çok ihtiyaç duyduğu bebeklik günlerinde yanında olamamamdır. Çalışmak zorundaydım. Doğumdan sonra 3 ay normal izin 1 ay da ücretsiz izin kullandım ve 4 aydan sonra bazen anneannesine bazen babaannesine bıraktık.Yine de şanslıydık. Çünkü onu seven insanlar ona baktı. Bir diğer tesellim ise hiçbir zaman yatılı kalmadı. Hergün sabah bıraktık. Her akşam da mutlaka aldık. Hiçbir haftasonunu bizlerden ayrı geçirmedi. Zaten tüm hafta akşamdan akşama görüşebiliyoruz bari haftasonu birbirimize doyalım diye asla ondan ayrılmadık.

Evlat bambaşka bir şeymiş. Allah herkese nasip etsin, olanların tümüne de sağlıklı uzuuun ömür versin.

Ben de aklımdan geçenler ve pino 'yu ebeliyorum.

2 yorum:

OZAN dedi ki...

merhaba cenebaz,
benim de ortak pek çok şeyim var bu konuda. ozellikle bebekken yanında olamama konusunda kendimi yiyip bitirmekle meşgulum şu sıralar. Ozan 16 aylık oldu, ben onu 3 aylıkken bakıcıya emanet ederek işe başladım. o günler gerçekten çok zordu ama çalışmam da gerekiyor tabi. hala ikilemler yaşıyor, şuçluluk duygusu ile doğru bir şey yapmış olmanın verdiği huzur arasında gelip gidiyorum. her gün iş yerinde içimde fırtınalar kopuyor anlayacağın.
sevgiyle kal
Bilge (Ozan'ın annesi)

cenebaz dedi ki...

BilgeciÄŸim,
Çalışmak mı yoksa evde oturmak mı?Bu asla yanıtı bulamayacağımız bir soru. Ama madem çalışmak zorundayız içinde bulunduğumuz koşullara uyacağız.İnan çocuklar bizden daha kolay uyum sağlıyorlar koşullarına. Zaten daha büyüyünce kreşe de gönderebilirsin. Kendin ve Ozan için en doğru kararı yine sen vereceksin. Herşey gönlünce olsun.
Ozan'ı da çok öpüyorum.