Perşembe, Mart 15, 2007

Daldan Dala

Günler güzel geçiyor bu aralar. Dün yıllık iznine ayrılmış bir arkadaşımla buluştuk. O benden 2 yıl sonra falan bankaya girmişti ama yeni çıkan kanun onun emekliliğine 6-7 yıl kadar ekledi. O yüzden ben emekliyim, o ise hala çalışıyor. Biraz uzak bir şubede de olduğundan çok fazla gidemiyorum ona. Neyse dün Ege Park'a gittik. Çaylarımızı , kahvelerimizi içtik, güzelce sohbet ettik. Daha çok oğlanlardan konuştuk. Onunki bu yıl OKS sınavına giriyor. Kazanırsa ve kazanamazsa olarak farklı senaryolar yazdık. Devlet okulu mu, kolej mi derken biraz da kitaplar ve müzik, zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. 13.30 gibi buluştuk. 17'de zor ayrıldık. Yaz izinlerinde pek görüşemiyoruz. Haklı olarak onlar tatile gidiyor, falan filan. Yani dün çok iyi geldi.

Pazartesi günü her zamanki gibi anneme gitmiştim. Hem ziyaret, hem ticaret oldu. Nohut götürmüştüm, düdüklüde haşladık. Benim düdüklüm yok. Büyük söylemeyeyim ama her halde hiçbir zaman da olmayacak. Zaten mutfağıma sokmayacağım 3 adet ürün var;
1) Düdüklü tencere: Çocukluktan kalma bir korku. Sadece duyduklarımdan dolayı, yoksa öyle düdüklü faciası falan yaşamadık ama hep o patlayan düdüklü tencere hikayelerinden dolayı alamıyorum. Alsam da kullanamayacağım biliyorum.
2) Fritöz: Tamamen sağlıksal nedenlerle. Aynı yanmış yağı defalarca kullanmamak için. Zaten kızartma bizde çok fazla yapılan bir şey de değil. Eşim yemez. Bu durumda almak akıl karı değil.
3) Mikrodalga: Bu da sağlıksal nedenlerle almadığım bir şey. Işınların kanser yapıcı etkisi olabileceği gerekçesiyle bunu da almıyorum. Belki zaman kazandırıyor ama ömrü kısaltınca kazanılan zaman neye yarar.
"Soydur çeker, .oktur kokar "demişler. Ben de biraz anneme çekmişim bu konularda. Onun da bazı önyargıları vardır (ilaç kullanmayla ilgili) ve asla kıramazsınız bunları. Benimkiler de bunlar. Ya da bazıları diyelim. Düşünsem mutlaka vardır daha bir sürü gıcıklıklarım .

Bu hafta Salı günü kadın gelmedi temizliğe. Bugün gelicek. Dün de arkadaşımla buluşmadan önce Bostanlı pazarına gittim. Mevsimi diye yine enginar aldım. Kayınvalidem de dondurulmuş içbakla vermişti. Bugün ikisini birlikte pişiricem. Tabi gitmişken diğer yeşilliklerden de aldım. Patates, soğan gibi şeyleri taaa pazardan eve taşımak zor geliyor. Onları yakındaki marketten alıyorum. O yüzden benim pazar alışverişim genelde yeşil sebze-meyve ağırlıklı oluyor. Hem elimde de çok fazla yük olmamış oluyor.

Burada hava çok soğuk. Nasıl sert bir rüzgar var anlatamam. İnsanın yüzünü bıçak gibi kesiyor. Mart kapıdan baktıracak yani. Allah vere hasta olmayalım da bahar bahar. Zaten haftasonuna doğru buralar tekrardan ısınmaya başlıyormuş. Sözde bu sene kış olmadı dedik gene de 750 litre mazot yakmışız. Bi de kış olsaydı ne olacaktı bilmiyorum. Hala şu doğal gaz da gelmedi. Bizim karşı sokağımızda var, bizde yok. Üstelik hiçbir çalışma da yok. Belediye ile doğal gaz şirketi arasında anlaşmazlık varmış diyorlar. Bari önümüzdeki yıla yetiştirseler. Yoksa ben kışın her ay emekli maaşının tamamını mazotçuya havale edicem.

Bu da böyle bir post oldu. Daldan dala, daldan dala

24 yorum:

fikriminincegülü dedi ki...

Bacım, bu OKS illeti çocukların başına bela valla. Benimki de bu yıl girecek. Yavrular stres, analar stres.. Allah hayırlı etsin ne diyelim.

cenebaz dedi ki...

Hayırlısı olsun, şimdiden başarılar. İnan eve gelen hocalardan telkinle önce beni sakinleştirmelerini istiyordum. Çocuk o kadar stresli değildi. Zaten o sınava girdi, ben arabada yaklaşık bir 5 dakika hüngür hüngür ağladım. Sinirlerim boşalmıştı. Sözde bir de B planımız vardı, kazanamazsa diye. Allah yardımcınız olsun.

thezgi dedi ki...

şu Bostanlı pazarını merak ediyorummm...:)

mayonez dedi ki...

ne değişecek ki canımın içi maaşını a ya değil b ye yatırcan:)) bana gelen faturalarla erzincanda bir aile geçinir yane:))

cidden mikrodalga zararlımı:(( yaa daha yeni evime girecek eve teslim bile edilmedi bekliyoordum 2 gündür. kanser olacağımı bile bile mi yiyeceğim yemeklerimi:)

bu emeklilik yasasını çıkaran kişinin kulakları ne çınlıyordur dimi..31 yıl ya 31 ühühü:((

ben zararlı herşeyi yapıyorum galiba düdüklümde var hemde 4 dakikada pişiren yabancı bişi lamanyalardan geldiydi, bir ara vitrine koyayım dedim sonra kullanmaya başladım:))

ben pazara sebze diye çıkıp bilmem kaç çift terlik alıp dönüyorum 40 ayak besliyorum sanki evde yer gök terlik:))

bu arada seni okumayı çok seviyorum okuduğum cidden 4-5 kişiden birisin..uyy minik şekerli leblebim benim..

kurunane dedi ki...

çenebazcım sen çok yaşa emi. benim evimdede hiç biri yok. aslada girmeyecek. bende büyük konuşmayayım ama bir müzik seti birde mutfak robotu evime giremez.

pınar dedi ki...

çenebaz bende düdüklü var ama kullanmıyorum. herkese göre çok pratik ama bana pratik gelmiyor. pişip pişmediğini anlayamıyorum ki kapağını açmadan. dediğin gibi 3'ü de gereksiz.

ciceklibahce dedi ki...

Ben düdüklümü çok seviyorum:) Unutmasaydım vazgeçilmezlerime bile yazardım:)

cenebaz dedi ki...

Ezgicim, her Çarşamba buradayız, bekleriz pazarımıza:))

cenebaz dedi ki...

Mayonez, İzmir'de havalar daha sıcak gittiğinden o kadar para vermem gibi geliyor. Bak İzmir'de kasımdan Nisan başına yaksam doğal gazı ve ayda 150 YTL versem, olur sana 750 YTL . Oysa ben şu an 1.500 YTL mazot parası verdim. Ayrıca klima nedeni ile verdiğim elektrik parası cabası. İzmir için ekonomik olacak.
Mikrodalga zararlı diye duymuştum ama ne kadar bilimsel bilmiyom ya. Zaten herşey bir gün tüü kaka oluyor, ertesi gün aklanıyor. Boşver kafana göre takıl.
Bu ardaa benim leblebi olduğumu nerden bildin? Kısa ve şişman, aynı leblebi gibi. Yuvarla yokuş aşağı, anında aşağıdayım:))

cenebaz dedi ki...

Kurunanecim, ben robotu (ki benimki küçük bir model) yalnızca soğan doğramak için kullanıyorum. Hem gözüm yanmıyor, hem de ellerim kokmuyor. Ama bazen ben de ona bile üşenip, elimde doğrayıveririm.

cenebaz dedi ki...

Pınar, haklısın bi de öyle bir sorun var. Yok düdüğü öttü,daha bilmem kaç dakika bekle filan. Ya yemeğin suyu bittiyse. Ben de yemek yaparken tencereyi açarım ya da cam kapaklı ise hep bakarım noluyo içerde diye:)

cenebaz dedi ki...

Çiçeklibahçe, alıştıktan sonra büyük kolaylık diyorlar. Örneğin bir arkadaşım 3 farklı boyunu aldı. Çorbayı bile düdüklüde yapıyordu. Biliyorum canım, kıllık bende.

evrenbal dedi ki...

acikcasi ben mutfakta almaya korktugunuz uc maddeyi de evimde yillardir kullaniyorum. dudukluden ben de kucukken cok korkardim, hatta kendi evimde ilk kullanmaya basladigimda mutfakta yemek piserken kesinlikle mutfaga girmezdim, esim evde yokken hayatta dudukluye birsey koymazdim, ama arastirarak ogrendim ki eger kaliteli bir tencere alirsaniz (tencerinin cidar kalinliginin icindeki basinca dayanacak kadar yuksek olmasi gerekiyor; ayrica herseye ragmen emniyet subaplari olmali ki basinc cok artarsa emniyet subaplarindan disari cikabilsin; fissler, wmf gayet iyi markalar) o zaman sorun olmuyor, eski dudukluler patliyormus, dayaniksiz incesiz bir metal ve emniyeti subaplari olmadigi icin...

fritoz olayi ise tamamen ayri bir konu, icinde kullanilar yag normal aycicek yagi olursa birkac kullanimdan sonra yag yanar, ve saglik icin zararli hale gelir ancak kizartma yaglari kullanilirsa (bitkisel kokenli ama isiya dayanikli) o halde normal sanayi uygulamalarinda 20 kez ayni yag kizartmada kullanilir, yag yanmadigi icin de ozelligi degismez ve saglik icin zararli hale gelmez. ama kizartma yemiyorsaniz tabi ki cok gereksiz o halde..
mikrodalga ise bence bir evde olmasi gereken mutlaka olmasi gereken birsey.. 2002den beri kullaniyorum. mikrodalganin yaydigi enerji dalgalari yiyecek icindeki molekullerin kinetik enerjisini artirir, ve icindeki suyun buharlasarak yiyeceklerin isinmasini saglar, yani bu dalgalar yiyeceklerin icinde depolanmaz, oyle birsey yok, olamaz, dalga sonucta. o yuzden yiyeceklerin kanser yapmasi sozkonusu degildir. mikrodalgalarin on kapaklari bu dalgalarin disari cikmasina engel olacak sekilde dizayn edilmistir, ancak kapak acikken mikrodalgayi calistirirsaniz, o zaman yiyecekleri nasil pisiriyorsa siz de oyle piserseniz. ama mikrodalganin kapagaini actiginiz zaman zaten makinayi calistiramazsin, emniyet kilidi vardir, ama tabi isterseniz o emniyet kilidini devre disi birakabilirsiniz (ama bunu kendiniz bilerek isteyerek kasitli olarak yapmaniz lazim, kimsenin yapacagini da sanmiyorum). Mikrodalga gayet guzel bir pisirme, isitma ve cozdurme yontemidir. hatta dusuk guc kullarak cozdurulen dondurulmus gidalar, disarida cozdurulmus gidalara gore cok daha dusuk seviyelerde bakteri uretir, yani daha sagliklidir aslinda. iki tane gida muhendisi olan arkadasim evlerinde gayet uzun zamandir guvenle kullaniyorlar (ben de yuksek makina muhendisiyim). kulaktan dolma bilgilere pek kulak asmamaliyiz diyorum ben. neyse belki bu postu okuyanlar yorumlari da okurlar, kimse yanlis bilgilenmesin derim ben nacizane.

cenebaz dedi ki...

Evrenbal, merhaba. Bilgiler için teşekkürler de benim ki zaten bir bilgilendirme bloğu değil. Tamamen kişisel iç döküşler bahçesi. Yani o posttakiler tamamen benim kendi düşüncelerim, duygularım, önyargılarım ya da inanışlarım diyelim. Yorumlardan da görüleceği üzere bunları kullananlar da var, kullanmayanlarda. Yine de bilgiler için sağol.

denizanasi dedi ki...

mikrodalga için de ben aynı fikirdeydim ama posttan okudugum kadarıyla o kadar da zararlı değilmiş. hm acaba alsam mı diye düşündüm şimdi..

SaNeM dedi ki...

Cenebaz, merhaba hosgeldim, ciddi hosbuldum ben bu blogu. Sonra profile girip bir de Vedat Turkali'yi gorunce aklima Guven bir de Kayip Roman geliyor, acaba diyorum sen de okudun mu?
Sevgiyle

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

Mikrodalga ile ilgigli bende bişey ekleyeyim.Yıllar önce Japon bir kızla tanışmıştım,Japonya'da her evde bulaşık makinesi yoktur,yemekten kalkan kendi bulaşığını yıkar demişti ama her evde mutlaka mikrodalga var dedğinde benim korkuyla pörtleyen gözlerime bakarak sizin ülkenizde de tam tersi demişti gülerek .önümüzdeki ay yeni evime taşınınca bende alacağım:))

cenebaz dedi ki...

Denizanası, bence sen bu konuyu bilimsel olarak biraz daha araştır. Ondan sonra kararını ver:)

cenebaz dedi ki...

Sanem, merhaba hoşgeldin. Onların yanısıra Bir Gün Tek Başına, Kominist gibi birkaç kitabını daha okudum. Zaten benim bir huyum vardır. Bir yazarı beğenirsem tüm kitaplarını alır ve okurum. Şu an Vedat Türkali'nin de çoğu kitabuı bende var ve okudum. Bu değerli yazarı sevdiğine sevindim. Her zaman beklerim:)

cenebaz dedi ki...

Periliköşk, benim için de tüm Türkler gibi bulaşık makinası daha elzem bir alet. Belki bizde çok fazla dondurucu gıda tüketilmemesinden dolayı mikrodalga çok da gerekli olmayabiliyor. Ama bulaşık makinasız olmayı düşünemiyorum bile. Demek taşınıyorsun, hayırlısı olsun. E yeni eve de yeni bir şey ister. Şimdiden güle güle kullan.

evrenbal dedi ki...

merak edenler icin; The radiation produced by a microwave oven is non-ionizing. As such, it does not have the specific cancer risks associated with ionizing radiation such as X-rays, ultraviolet light, and high-energy particles. Any health problems would result from electric currents induced in the body. Long-term rodent studies to assess cancer risk have so far failed to clearly identify any carcinogenicity from 2450 MHz microwave radiation at chronic (large fraction of life span) exposure levels, far larger than humans are likely to encounter even from leaking ovens.
(http://en.wikipedia.org/wiki'dan)

Banu dedi ki...

Merhaba Çenebaz,
Ben bu postta en çok mazot olayına taktım. Çünkü bence de mazotla ısınmak çok pahalı. Ben de senin gibi ılıman iklimli bir şehirde oturuyorum. Ama biz geçen kış mazota para yetiştiremedik nerdeyse. Hem kışın bu kadar sıcak geçtiği yerlerde yaşıyoruz hem de ısınmak için diğer yerlerden çok daha fazla para ödüyoruz. Bu sene sadece klimayla ısındık.
Mutfakta herkesin farklı alışkanlıkları var, ben üçünü de çok kullanıyorum.

cenebaz dedi ki...

Evrenbal, tekrar sağol

cenebaz dedi ki...

Banucum, evet ben de ençok bun a şaşırıyorum zaten. Allahtan İzmir çok soğuk değil. Demek bir de soğuk bir yerde yaşasak ayda neredeyse 1000 YTL mazot parası vericez.Mazot çok pahalı. İnşallah önümüzdeki kış biz doğal gaza geçiyormuşuz. Çalışmalar başladı. Darısı sizin başınıza.