Cumartesi, Nisan 24, 2010

Günün Fotosu Leylak Dalı'na Gelsin:)




Şu blog alemi ne ilginçtir ki insana yeni dostlar, arkadaşlar kazandırıyor. Artık leylak görünce direkt "Leylak Dalı" geliyor aklıma. Dün (yine) F.oça'ya gittik. K.valide yazlığın çerçevelerini değiştirmek istiyordu, buradan tanıdık bir usta götürdük . Gidince bir de baktım ki leylağımız çiçek açmış. Hemen aklıma Leylak Dalım geldi. Biraz toplayıp eve getirdim, vazoda da hemen fotoladım. Ama cep tel.ile çektiğimden renkler biraz soluk gibi. Dün yalnız leylaklar değil, tüm bahçe muhteşemdi. Güller açmış, bir kısmı da gonca. Onları da aşağıdaki fotoda görüyorsunuz. Her ne kadar GS'li olmasam da en öndeki sarı-kırmızı güle bayıldım. Tek gülde 2 renk, çok güzel.


Tabii, bi de en önemlisi eriklerimiz var, henüz çekirdekleri tam sertleşmese de yenecek kıvama gelmişler. Bir torba kadar topladık. Özellikle oğlum için getirdim eve. Dün gece arkadaşları ile gezdiğinden geç geldi, gelince de hemen yattı. O yüzden henüz erikleri görmedi, sabah(daha doğrusu bize öğlen) görünce saldıracaktır. Hiç dayanamaz, en sevdiği meyve.
Bugün yine Kitap fuarına gitmek istiyorum. N.edim G.ürsel ve S.elim İ.leri için. Gerçi henüz çok erken, daha kahvaltı bile etmedim. İlerleyen saatlerde bir program yaparız artık. Herkese iyi hafta sonları...

Cuma, Nisan 23, 2010

23 Nisan Kutlu Olsun



Google da kutluyor çocukların 23 Nisan'ını. Sabah google'a girince bununla karşılaştım, çok hoşuma gitti, sizlerle de paylaşmak istedim.

Tüm yavru bloggerların 23 Nisan bayramı kutlu olsun. Anneler , Çenebaz teyzelerinin mesajını iletin ha bebelerinize. Hepsini öpüyorum.

Çarşamba, Nisan 21, 2010

Foto


Cumartesiden başlayayım anlatmaya. Sabah kalktım, önce banyo, ardından hızlı bir kahvaltı ve kuaför. Daha sonra arkadaş toplantısına gittim. Uzun süredir görmediğim bazı arkadaşlarımı gördüm, güzel bir gün geçirdik. Oradan döndüm, bu kez akşam oturmasına geçtik. O arkadaşları da uzun süredir görmemiştik. Kahkaha dolu bir akşamdı. Ayrıca arkadaşım( ellerine sağlık) çok da güzel şeyler yapmıştı.

Pazar günü ise beklenen gündü. Kahvaltıdan sonra eşimle birlikte hemen fırladık. Hava nasıl sıcak anlatamam, doğru kitap fuarına. Yukarıdaki resmi, Oya Baydar'a evden götürdüğüm kitaplarımı imzalatırken eşim çekmiş. Ondan böyle bir şey istememiştim, haberim olmadan çekmiş. Sonradan evde gösterdi, çoookk sevindim. Fotoğrafta yandan çarklı görünen gıdılı şahıs benim.(Şöyle akşam yatıp, sabah kalksam, bi baksam eski kilomdayım, yok mu bööle bi hap, ot filan ya) Ayla Kutlu'ya "Bir Göçmen Kuştu O", İnci Aral'a "Sadakat" ve Altan Öymen'e "Öfkeli Yıllar" kitaplarını imzalattım. Kitapları o gün fuarda satın aldım. Oğluma da "Uykusuz" ciltlerinden aldık. Aslında daha bir çok kitapta aklım kaldı ama önce bunları bir bitireyim bakalım diye düşündüm. Diğer yazarlara ise zamanım yetmedi, bazılarının saatleri çakışıyordu. Aldığım ilk 2 kitabı anneme verdim, bense Öfkeli Yıllar'ı okumaya başladım. 600 sayfa, biraz zaman alacak gibi.

Pazartesi günü anneme gittim. Artık düzelmiş, o nedenle k.validem de geldi benimle. Onlara tavada börek pişirdim, hep birlikte çay keyfi yaptık. Salı günü malum bizde temizlik günü. Öğleden sonra da blog açmak isteyen bir arkadaşa gittim, yardımcı olmak için. Ama pek sınırlı oldu yardımım. Onun isteği daha geniş kapsamlı bir blog. Ama vesile oldu, uzun süredir görüşmemiştik, bahaneyle görmüş oldum onu da.

Bugün de Ç.eşme'ye yazlığa gittik. K.valide, annem, babam da bizle geldiler. Yaz geldi derken dün gece şakır şakır yağmur yağdı, bu sabahta çok serindi. Ama hiç bir şey bizi durduramadı:) Önce kale altında dönerlerimizi yedik( pek meşhurdur T.okmak H.asan), sonra belediyede ev vergimizi yatırdık, bankaya gidip site aidatını ödedik, oradan da eve geçtik. Evde akan, kokan bir yer yok ama tabi içerisi rezil gibi. Temizlik için sitenin bahçıvanına anahtar bıraktık, eşi yapacak. Cumartesi ya da pazar günü de gidip anahtarı alacağız. Bu yıl sezonu erken açacak gibiyiz. Ben genelde ilk temizliği Haziran'da yaptırırdım. Bu yıl eşim emekli de olduğundan erkenden gitmek istiyor, en azından hafta sonlarında. Gerçi daha sitede kimseler yok ama Mayıs başı gelecek emekliler varmış. Biz oğlumun okulu bitmeden hafta içi gidemesekte , programı uygun olduğundan cuma öğleden sonra gidip pazartesi öğlen dönebiliriz, bakalım o gün ola hayrola.

Yarın bir arkadaşımı çağırdım ama gelmesi kesin değil. Gelirse iyi olur, hasret gideririz. O hala çalıştığından, hafta sonları da ev işi, çoluk çocuk derken görüşmelerimiz çok aralıklı oluyor.

Cuma ise hem bayram hem de yine F.oça yolları görünüyor bize. K.validem de temizlik için birilerini ayarlayacak, önümüzdeki hafta da (eğer havalar çok soğuk olmazsa) uzun süre kalmalı gitme ihtimali var. Bahçedeki erikler geçen hafta çok küçüktü, umarım bu sefer yenecek hale gelmişlerdir. Bakıp bakıp yiyememek çok kötü:))

Şimdiden herkesin, özellikle de tüm blog çocuklarının 23 Nisan'ı kutlu olsun. Bize bu güzel bayramı, bu güzel vatanı bırakanların ruhu şad olsun.

Cuma, Nisan 16, 2010

Pazar Randevusu


Güzel bir hafta. İzmir'e resmen yaz geldi. Hele son 2 gündür ben kısa kollu tişörtlere geçtim. Bugün anneme giderken otobüsün elektronik panosu dışarıdaki sıcaklığı 32 derece gösteriyordu, yaz sanki.

Bugün gelin(!) kızımızın doğum günü. Oğlumla dışarıdalar. Bu akşam baş başa kalmak istediklerini bildiğimizden çarşamba günü bize akşam yemeğine çağırdık. Hem bir arada olduk, hem hediyelerimizi verdik. Seviyorum kızı, iyi niyetli, neşeli, hoş sohbet. Haklarında hayırlı olsun. Henüz bazı şeyler için erken ama yine de bu işler belli olmaz.

Perşembe günü F.oçaya, k.validenin yazlığa gittik. Yollar çok güzeldi. Kayınvalidem çok güzel bir bakla- enginar yemeği yapmış, çok lezzetliydi. Üstüne çaylar, kekler. Akşam üzeri döndük. Bugün de anneme gittim. Zehirlenme olayından beri epeyce toparlandı ama yine de tam iyi değil. Hala çabuk yoruluyor falan. Yaş ilerleyince toparlanmak da zaman alıyor. Yarın öğleden sonra bir arkadaş toplantısına gidicem, akşama ise başka bir arkadaşlara. Akşam gideceğimiz arkadaşlar, bize neredeyse 1-1,5 yıl önce geldiler ama biz anca fırsat bulup gidebiliyoruz. Biraz bizim oğlanın sınav hazırlığı, sonra da onların çocuğun sınavı derken bir araya gelememiştik.

Pazar günü ise Kit.ap Fu.arındayım. Aslında yarın açılıyor fuar ama o toplantıya gitmem gerekiyor, hem de asıl istediğim yazarlar Pazar günü geliyorlar;Altan Öymen, Ataol Behramoğlu, Ayla Kutlu, Deniz Kavukçuoğlu, İnci Aral, İsmet Kabaağaç Noonan, Oya Baydar, Tahsin Yücel. Bakalım hepsini görmeye ve imza almaya zaman yetecek mi? Ama ilk sıramda Oya Baydar var. Daha önceden okuduğum 2 kitabını,"Çöplüğün Generali" ve "Sıcak Külleri Kaldı" yı imzalatmak istiyorum, ilki annem , ikincisi ise benim için.

Perşembe, Nisan 15, 2010

Romantik


Bugün nedense romantikliğim tuttu. Yo.utube'da öylesine gezinirken bunu buldum.Şarkı güzel, klip güzel (Dio come ti amo filminden -miş-), sözler çok çok güzel(Türkçesi aşağıda). Hepinize mutlu, romantik dakikalar...


"tanrım! nasıl da seviyorum seni

mümkün değil
bu kadar mutluluğu kollarının arasına almak
rüzgar kokan dudaklarını öpmek
biz dünyada eşi benzeri olmayan iki aşık
tanrım! nasıl da seviyorum seni
ağlamak geliyor içimden
bütün hayatım boyunca hiç böylesini görmedim ben
böyle sevgi dolu böyle doğru
kim durdurabilir denize akar nehri
gökyüzünde güneşe doğru giden kırlangıçları
kim değiştirebilir aşkı, benim sana aşkımı
tanrım nasıl da seviyorum seni"

Not:Çeviri ek.şi söz.lükten

Pazartesi, Nisan 12, 2010

Başlıksız


Pazar günü yaptığım ekmek. Geceden makineyi kurdum. S.öke unun yeni çıkan, mayası da içine katılmış 1 kg. luk unlarından 7 tahıllı olanı almışdım. Onunla yaptım yalnız paketin yarısını kullanmak gerekiyor. Sabah misss kokulara uyandık. Sonuç her zamanki gibi mükemmeldi. Yanına sahanda yumurta, sucuk, biraz acukamsı kahvaltılıktan, peynir, zeytin, reçeller, zeytinyağlı domates ve sıcacık demli çay. Tabi ipin ucu kaçtı. Gerçi o ipin ucunu kaçırmak için bahane arıyorum ben de ya, hatta baksanıza kendi bahanemi kendim pişiriyorum:)),

Yukarıdaki yazıda makine yazarken daha doğrusu makine mi, makina mı yazmalıyım diye düşünürken, TDK imla kılavuzundan aklıma takılan diğer maddelere de baktım. Doğruları makine (makina), meyve (meyva), fasulye (fasulya) imiş. Ben hepsini parantez içindeki yazılışları gibi yani yanlış kullanıyormuşum bugüne dek. Bakalım bu saatten sonra dilimi nasıl düzelteceğim?

Cumartesi günü annem bakladan zehirlenmiş. Tüm gece kusmuş. Ama her zamanki gibi üzülmeyelim diye bize söylememişler. Pazar günü aradığımda öğrendim, apar topar gittim. Halsiz, serapa yatıyordu. Bugün tekrar gittiğimde biraz daha iyiydi, toparlanmıştı ama henüz tam iyileşememiş. Baklanın içindeki bir madde anneme dokunuyor. Bunu bilmesine rağmen yemiş. İnsanlar yaşlandıkça çocuklaşıyorlar galiba. Tabi, ona bir şey demedim. O sıkıntısı içinde bir de benim lafıma üzülmesin şimdi.

Son günlerde okuduğum en iyi yazılardan biri, uyanmak, aymak için. Ülkeme, yapılanlara çok üzülüyorum ve gelecekten korkuyorum. Umarım insanlar artık takım tutar gibi parti tutmaktan vazgeçer de gerçekleri görür, çok zayıf bir ihtimal de olsa.

Perşembe, Nisan 08, 2010

Yeni bir şey yok


Gene uzun süre yazmayı unutmuşum buraya. Ama herkesi okuyorum, ara sıra yorum bırakıyorum. Bazı günler kafamda çok güzel sıralıyorum yazacaklarımı, sonra ne oluyorsa bilmiyorum, hepsi uçup gidiyor kafamdan. Bahar yorgunluğu da var herhalde, bir isteksizlik.
İşte böyle, yuvarlanıp gidiyorum. Bu aralar oğlumun vizeleri var, ona hizmet veriyorum. Arkadaş toplantılarımız oldu, onlara gidiyorum, vs.vs. Çenebaz cephesinde yeni bir şey yok yani ya da ben ne olacağını umuyorsam artık...

Yazı özledim, gelsin artık deniz, yazlık mevsimi. Yukarıdaki resmi de ondan koydum. beni her zaman en çok dinlendiren görüntü;deniz

Cumartesi, Mart 27, 2010

İyi ki Doğdun Oğlum


Bugün Karakuzumun doğum günü. İyi ki doğdun güzel oğlum, iyi ki oğlumsun, iyi ki bizimlesin. Sana mutlu, sağlıklı, başarılı nice yıllar. Kötülükler, kötüler senden uzak olsun. Hep iyilerle, iyi şeylerle karşılaş. Şansın bol olsun.

Bir de bizi üzmeden ders çalışsan:))

Perşembe, Mart 25, 2010

Bugünün Şarkısı


Canım çok sıkkın, sanki göğsümün üzerinde bir fil var. Kendimi avutmak için internetten müzik videoları izlerken birden çooookkkk eskilerden bir dostla karşılaştım. Dinlerken ne düşüneceğiniz size kalmış ama dinleyin, pişman olmayacaksınız. Bu arada şarkı 78 yılından.

Not: Youtube herkeste olmayabilir diye bu sitede olan videoyu koydum.

Salı, Mart 16, 2010

Erikler:))


















Emre Aydın'ın şarkılarını çok severim. Epeydir sesi soluğu çıkmıyordu. Bu linkten yeni şarkısını dinleyebilirsiniz. Birazdan temizlik için kadın gelecek. Eşim F.oça'ya gidecekti, ağaçların ilaçlanması lazım ama yarın yağmur varmış, programı iptal oldu. Bugün ilaç attırırsa yarın yağmurda bütün ilaçlar akıp gidecek, boşuna emek olacak. Belki perşembe günü gider.

Geçen hafta hem koşuşturmacalı, hem de keyifliydi, hastalığa rağmen. Geçen hafta salı günü arkadaşımla buluşup Al.sancak'ta C.afe B.onjoura gittik. Ben o gün banyo yapıp sokağa çıktım. İnadına da o gün hava nasıl rüzgarlıydı ve serindi anlatamam. Tabi ben şifayı kapmışım. Akşam eve bir geldim, tir tir titriyorum. Perşembeye de başka bir toplantı var, iyi olmam lazım. Hemen ilaçlar, sıcak içecekler, tavuk suyu çorbalar. Çarşamba tüm günü evde yatarak, dinlenerek geçirdim. Tabi, bu arada sinemaya gidip " Eyvah eyvah" ı izlemek yalan oldu. Perşembe günü iyiydim:)) Tabi hemen arkadaş toplantısına. Gerçi ne olur olmaz, onlara da bulaştırmayayım diye kimseyi öpmedim. Hep birlikte yine güzel bir gün oldu. Arkadaşım çok uğraşmış, neler neler yapmış. Cuma günü de F.oçaya gittik, eşim, ben, k.valide ve teyze. O gün de hava çok güzeldi, her yer yemyeşil, erikler çiçek açmış, gelin gibi olmuşlardı. Resimlerden de görüyorsunuz zaten ama cep tel. ile bu kadar çıkıyor.

Umarım bu hafta sinemaya gidebilirim. Hala ziyaretim var. Doktora gidip rapor yeniletme işim var, emeklilik zor zenaaat canım:))

Son dakika notu: Eşim yine karar değiştirdi ve F.oça'ya gitti.

Salı, Mart 09, 2010

Yüzük


Farkındayım yine ihmal ettim burayı diycem şimdi; sanki milyonlarca hayranım varmış gibi havaya girmiş olucam:)) Millet her gün bloğa bakıyor ve "aman Çenebaz yine yazmamış" diye gam ve kasavet içine giriyor. Tüm yurtta ve dış temsilciliklerde yas ilan edilecek neredeyse:)) Tekel işçileri bu kez benim için ayaklanacaklar.

Neyse, bu girizgahtan sonra gelelim benim hayatıma; Teyzem annemde kalıyor, kalp işini çözümlemeye çalışırken bir de grip girdi olayın içine, ilaveten de ağır bir öksürük. Tabi öksürük biraz da kalbe bağlıymış, doktor öyle söyledi. Şimdi şimdi biraz toparladı ama hala tam iyi değil. Annem zaten yarım, kulak duymuyor, bir göz iyi görmüyor, ayaklar iyi değil, babam geçen yılki kırılma olayından beri tam düzelemedi, ayağı aksıyor. Bir de teyzem geldi, ben elimden geldiğince gidip onlara yardımcı olmaya çalışıyorum ama 7/24 orada olamayacağımdan ben yokken nasıl idare ediyorlar bilmiyor. Hayır, birini düzeltirken diğerini hasta etmeyelim de. Tam körlerle sağırlar, birbirini ağırlar durumundalar.

Beni çok sarsan bir başka olaysa;hayatımın en büyük kazığını dost arkadaş diye evimi açtığım insanlardan yedim. Geçen ay bende yemekli toplantı vardı yazmıştım. O gün benim alyansım ve 7 taşlı yüzüğüm kayboldu. Diyeceksiniz ki niye parmağında değil. Ben gece yatarken çıkarır aynanın önündeki tablanın içine koyarım. Sabah kalkınca takarım ama o gün çok işim olduğundan takmayı unutmuşum. İşte bu misafirler cumartesi günü geldi, gitti, yüzükler kayboldu. Cuma gününden beri benim evime onlar dışında hiç kimse girmedi, eşim ve benden başka. Oğlum bile bir arkadaşına kalmaya gitmişti, çocuk cuma sabah evden çıktı taa, pazar günü akşam üzeri geldi eve. Gerçi grup içinde geçmişten gelen bazı şüpheler de vardı ama ben yine de inanmıyordum. Kısacası gitti yüzükler. Maddi ve manevi (evlenirken takılmıştı) kaybıma üzülüyorum ama asıl üzüldüğüm dost bildiğim birinin bana bunu yapması. Hepsine durumu anlattım, üzüntümü bildirdim. Bir sonraki toplantı da konuşup özellikle kuşkulanılan kişinin üzerine gidilecek ama ben o toplantıya katılmak istemiyorum. Gözümle görmeden kimseyi suçlayamam. O kişi de yaptım diye itiraf etmeyeceğine göre boşuna.Orada oluşacak ortam, o kavga gürültü, düşüncesi bile hasta ediyor. Belki çok pasifçe olacak ama ben gruptan ayrılıcam, o toplantıya bile gitmeyeceğim. Belki 1 kişi için diğerlerini de kaybetmiş olucam ama hangisi bunu yaptı hiç bir zaman emin olamayacağım için ilişkiyi toptan kesmek daha iyi gibi geliyor bana. Hala düşündükçe yüzümü ateş basıyor, üzülüyorum.

Hiç mi güzel bir şey yok hayatında derseniz, aslında güzel şeyler de oluyor. Havanın güzel olduğu günler eşimle yürüyüş yapıyoruz, artık 10.000 adımı buldum, evdekiler hariç. Dün anneme gittim, kuzenleri de geldi, güzel muhabbetli bir gün geçirdik. Bugün arkadaşımla buluşup Al.sancak taraflarında dolanacağız. Perşembe günü emekli bankacılar toplantımız var. Dün akşam için yaptığım yemek, k.validem bizi yemeğe çağırdığından bugüne kaldı, bugün ne pişirsem derdim yok.Geçen pazar F.oçaydık, her yer, yollar yemyeşil, badem ağaçları çiçek çiçekti. Tüm bunlar bile benim mutlu olmama yetiyor. Allah hastalık ve ölüm kederi vermesin, nasılsa her şeye çare bulunuyor.

Not: Resmi internette bir pırlanta satış sitesinden buldum. Çalınan yüzüğümün hemen hemen aynısı. Diğeri zaten bildiğiniz alyans.

Cumartesi, Şubat 27, 2010

Dün gece

Dün gece H.aneleri izlerken reklam arasında diğer kanalları da gezeyim dedim, ne iyi etmişim. Bir baktım V.olkan K.onak'ın programında E.dip Ak.bayram yine o güzel sesi ile kalpleri dağlıyor. V.olkan K.onak tarzım olan bir şarkıcı değil, o yüzden normal koşullarda programına da bakmam. Ama E.dip Ak.bayram nedeni ile dün gece program bitene dek yani 1.20'ye kadar ekranın başından ayrılamadım. Çok seviyorum E.dip Ak.bayram'ı. Yıllardır değişmeyen duruşu, o güzel billur sesi ve şarkıları. Şarkıları hep hüzün verir ve ruhumun en derin yerlerine dokunur. Dün gece de öyle oldu. Bazı şarkılarda hem ağladım hem eşlik ettim ama yine de yatarken sanki üstümden büyük bir yük kalkmış gibi hafiftim. Sağol, varol güzel insan.

Cuma, Şubat 19, 2010

1 Numara

Sonunda biri çıkıp adını koymuş. Lütfen buradan okuyun.

Perşembe, Şubat 18, 2010

Bospa


Dün bankadan arkadaşlarla toplantımız vardı. Toplantı Hatay tarafında olduğundan araba vapuru ile Üç.kuyulara geçtik. Bazı arkadaşlar geçen toplantıya katılamadığından onlarla neredeyse 1,5-2 aydır görüşememiştik. Güzel bir gün oldu. Ama ikram konusundaki ilkemizden ufak ufak sapmalar başladı.1 tatlı, 1 tuzlu, 1 de salata derken, şimdi tuzlu olarak börek yapıp onu da hem kıymalı hem de peynirli olarak 2 çeşide çıkarttılar. Neyse, uyardık arkadaşları, yapmayın yediğimiz zarar diye:) Dönüşte yine araba vapuru ile döndük. 6 gibi evdeydim. Hemen üzerimi değişip doğruuu Bospa'ya(yukardaki resmin esbab-ı mucibesi) Benim pazara gitme nedenim, özellikle enginar için. Market ve manavdakiler o kadar taze olmuyor, olsa da 2 katı fiyata oluyor. Eh mevsim geldi, bol bol yiyelim, karaciğerimizin yüzünü güldürelim.

Bugün de hava güneşli ama rüzgarlıydı. Eşimle K.onak tarafına gittik, alışveriş sonrası İzmir'de özellikle P.asaport civarında çalışanlar arasında pek meşhur olan D.önerci Or.han'a gittik, üstüne yine meşhur Ş.işman'ın Ha.lep tatlısından yedik, tabii arası kaymaklı. Ohhh, tekrar iskeleye yürüyüp vapurla döndük, rüzgar müzgar vapurun arkasında dışarıda oturduk. Ama eve geldiğimizde ikimizin de ayaklar pamuk atıyordu. O, odadaki b.sayarın başına geçti, ben salonda tv'nin karşısına kuruldum, TNT'deki Türk filmini açtım, kucağıma da laptopumu aldım, post yazıyorum.

Yarın biraz yoğun geçecek. Cumartesi günü bende yemekli toplantı var, ama allahtan onda da karar verildi, herkes pide yaptırıyor. Yarın alışveriş ve tatlı kısmı var. Cumartesi sabahtan da içi hazırlayıp pideciye göndereceğim.

Alakasız bir konu ama yazayım dedim, arayan varsa diye; pedometre ya da diğer adı ile adım ölçer hem de vo.it marka Te.knosa'larda 9,90. Bana çok uygun geldi, hemen hem kendime hem de 2 arkadaşıma aldım, aklınızda bulunsun.

Not:Resim internetten, google'da görselde Bospa diye aradım,bunu buldum. Kim çekmiş bilmiyorum, çekenin eline sağlık, umarım resmi koydum diye telif istemez:))

Salı, Şubat 16, 2010

Bahar


İzmir'e bahar geldi. Dün hava limonata gibiydi. Ilık bir hava, ortalık günlük güneşlik. Sanırım önümüzdeki 3-4 gün de böyle geçecekmiş. Biz de fırsattan istifade eşimle Karşıyaka'ya yürüdük. Sahile gelince yukarıda resmini gördüğünüz yerde biraz mola verdik. Burayı çok seviyoruz biz ama dışarıda oturmayı. Karı koca ikimiz de sıkıntılıyızdır, çok soğuk ve sağanak yağış olmadıktan sonra hep açık yerlerde oturmayı tercih ederiz.Çay içtik, muhabbet ettik, sonra aynı yoldan geri döndük. Yol üzerinden balık aldık, maruldur, yeşilliktir tabi bi de susamlı çıtır çıtır ekmekler. Eve gidince ben hemen balıkları ayıkladım, çıtır çıtır kızarttım, yanına bol marul salatası bi de ligt bira. Ooooh, yeme de yanında yat. Akşam onlar maç izlerken ben de aşağıya eşimin teyzesine indim,k.valide de oradaydı. Biraz yeni başlayan takasa baktık, biraz ar.ka sokak.lar , salep içtik, 11 gibi eve çıktım. Evde bu aralar ki hastalığım F.ishville'e takıldım. Sonra TNT'deki si.lent w.itness dizisini izledim ki geçen haftadan devam bölümüydü. Ama sanırım uzun yıllardır polisiye diziler izlemekten bu tür dizi ya da filmler başladıktan 10 dakika sonra yalnızca karakterlere bakarak katili söylüyorum ve istinasız hep doğru çıkıyor. Hatta oğlum anne bu senaryoyu sen mi yazdın diye takılıyor:))

Birazdan kadın gelecek, temizlik var, sonra da anneme gideceğim. O detaylar bir sonraki postta.

Pazartesi, Şubat 15, 2010

Tuğba Karademir



Ben Hedikli Ev'in bloğunda gördüm, o da Pratik Anne'de okumuş. Ülkemizi 2010 kış olimpiyatlarında buz pateni dalında temsil eden Tuğba Karademir'in bloğuna başarı dileklerimi gönderdim, belki siz de bir şeyler yazmak istersiniz...

Pazar, Şubat 14, 2010


Sevgililer gününüz kutlu olsunnnnnn..........

Cumartesi, Şubat 13, 2010



Her gün post yazabilenlere, hatta aynı gün içinde bir kaç tane birden post attırabilenlere hayranım. Emeklisin, işin ne, yaz sen de her gün," nazar etme ne olur, post yaz senin de olur" demeyin, yok valla , zaman bulamıyorum. Söylerlerdi de inanmazdım, emekli olunca daha az zaman bulabiliyor insan bir çok şey için. Çünkü yalnız kendinin değil, çevrenin de angaryaları nasılsa emeklisin diye sana yükleniyor, bazen nefes alacak zaman bulamıyor insan.

Dün yine öyle bir gündü. Sabah erken kalk, daha kahvaltı etmeden 2 çeşit yemeği ocağa at, sonra ayaküstü bir kahvaltı, sonra koştur, koştur bankaya git, para çek, oğlanın okulunun ödemesinde son gün, okula git, parayı yatır, ordan hayda anneme geç, teyzem hastaneye gelecekti, onlarla bağlantı kur, annene durumu anlat, onu sakinleştir, annemlerin ufak tefeklerini al, eve git, akşam yemeğini hazırla, sofra topla, çamaşır makinasını çalıştır, eşime bitki çayı servisi yap, çamaşırı as, ayaklarım arkamda koşup duruyorum. Hayır bu tempoya bi de kilo versem ya, yok o kiloda mıh gibi yerinde.

Bu gün de tempoda bir değişiklik yoktu. Önce oğlanla sevgililer günü alıverişine çık, tabi kredi kartı ile sponsor olarak, oradan anneme git, teyzemi ziyaret et, onlara 1-2 çeşit yemek yap, dönüşte k.valideye uğra, yine akşam yemeği. Bu arada eşim Be.şiktaş maçını izliyor, oğlum kendi b.sayarında. Ben de fırsattan istifade biraz içimi dökeyim dedim.

Herkese iyi pazarlar

Pazar, Şubat 07, 2010

Sömestr Bitti:((


Soğuk-yağmur-soğuk derken sömestr tatili bitti. Kardeşim, gelinimiz ve yeğenim perşembe günü döndüler. İstediğimiz pek çok şeyi yapamadık, istediğimiz yerleri gezemedik ama birlikte olmak bile güzeldi. Transformers kültürüm acaip arttı:)) Bi de B.akugan mı ne, yeni bir şeyler çıkmış. Tabi bi de B.en 10 çılgınlığı. Uzun bir aradan sonra yine böyle şeyler görmek güzeldi, oğlumun çocukluğunu hatırladık hep:) Tam onların gidecekleri gün babam grip oldu. Neyse ki şimdi daha iyi. Cuma günü önce onlara gittim, ufak tefek alınacaklarını aldım, günlük işlerini hallettim, oradan da halamlara geçtim.

Cumartesi günü eşimle yürüyüş yaptık. Kendime pedometre aldım. Gidiş dönüş 7500 adım kadar atmışım. Aslında ideali 10.000 adımdan başlıyor ama bu başlangıç, iyi sayılır (kendini kandıran çenebaz) . Kayınvalideme uğradık, biraz da onda oturduk. Sonra eve dönüş. Eşim maç seyretti , bense cnbc-e'deki polisiyelere vurdum kendimi. Oğlumun sınavları bitti. O yüzden dün bize çok yakın oturan bir arkadaşına gidip kaldı. Sabah 7'ye kadar internette oyun oynamışlar, allah akıl fikir versin:))

Bugünse nasıl bir yağmur var anlatamam, her şey çürüyecek sanki. Kötü haberler üstüste gelirmiş. Önce kiracı aradı, banyo alt kata su akıtıyormuş, pazar günü usta bulamayacağımızdan pazartesi için sözleştik. Bugünse yağmurdan sonra bizim evin tavanında 3 yerdebirden kocaman lekeler oluştu. Bizim üstümüzde asansörden dolayı çatı arası gibi bir boşluk var. Allahtan karşı dairedeki hanım bu konuda tecrübeli. Bize hemen geçici çözüm olarak akan yerlere naylon sermemizi önerdi. Bu arada o da kendi evini kontrol etti, onda da 2 yerde leke varmış. Büyük çöp torbalarını ıslak yerlere serdik. Yarın da bir çatı tamircisi bulup en kısa sürede tamir ettireceğiz. Bu nedenle canım çok sıkkın. Usta ile uğraşmak kadar zor bi şey yok. Söz verir gelmez, işi yarım yamalak yapar. Neyse ben iyi düşüneyim, iyi şeyler olsun, di mi?

Herkese iyi haftalar.

Çarşamba, Ocak 27, 2010

İstanbul'dan kardeşim geldi



Kardeşim ve yeğenim İstanbul'dan geldi. Ama ben yine kaldığım yerden yani Cuma günüden anlatmaya başlıyayım.

Doğum günümde akşam eşim, ben, oğlum ve kızımız(gelin hanım, gelin) yemeğe çıktık. Sonra hep birlikte eve gelip muhabbete orada devam ettik.

Cumartesi günü kardeşim sabah uçağı ile geldi. Saat 12 gibi annemlerdeydi. Ben de saat 2 gibi oradaydım. Oğlumun tam da bu 2 hafta boyunca sınavları olduğundan onlar babası ile evdeydiler. Akşam saat 6 gibi de onlar geldi. Birlikte akşam yemeği yiyip, 11 gibi evimize döndük. İkisini de çok özlemişim. Hele Kaan'ı 1 yıldır görmüyordum, nasıl uzamış. Belli uzun ve zayıf bir çocuk olacak. O yaştaki tüm çocuklar gibi hiç bir şey yemiyor ve sürekli oyun istiyor.

Pazar günü yine annemlere gittim. İzmir'de hava nasıl soğuk anlatamam. Kuru bir soğuk ve ayaz. Adamın içine işliyor. Kırk kat sarınıp çıkıyoruz. Sömestr tüm çocuklar için kötü bir zamana denk geldi. Dışarı çıkarsan hasta olacaklar, çıkarmayınca evde bunalıyorlar. Neyse, pazartesi artık oğlanı daha fazla evde tutamazdık. Pıtırcık'a götürelim dedik. Aslında Kaan bahane, bayılırım çocuklu özellikle erkek çocuklu filmlere. Onların saftiriklikleri çok hoşuma gider. Bu arada kız anaları kızmasın ama lütfen şu şirin yazıyı da okuyun. Bu arada film çok güzel, 7 yaş üstü çocuklu ailelere öneririm.

Dün de yine annemlerdeydim. Salondaki klima bozulmuş. Tamir ettirseler astarı yüzünen pahalıya gelecek, yeni klima almışlar ama bugün takılacaktı. Dün tabi küçük odada oturduk. Kaan'la adam asmaca, boyama falan yaptık. Bugün de yeni bir aktivite bulmamız lazım. Dışarısı çok soğuk olduğundan hiç sevmediğim halde AVM turu yapıcaz herhalde. Doğal Yaşam parkına gitmek istiyoruz ama bu soğukta çok zor. ir de hasta etmeyelim çocuğu.

Cumartesi günü kardeşimin eşi de gelecek. Önümüzdeki hafta inşallah havalar biraz ısınır da o da gezebilir.

Bugün Bospa var, biraz meyve-sebze alışverişi yapmak istiyorum, sonra da Kaan'la bir şeyler. Evdekiler uyanmaya başladı, ben kahvaltı hazırlığı için kaçıyorum.

Herkese bol güneşli günler...

Cuma, Ocak 22, 2010

Hepi Börtlek

Bugün benim doğum günüm. 48 yıldır bu dünya üzerindeyim. Büyük olasılıkla bir o kadar daha kalamam buralarda ama böyle güzel bi günde de gerek yok ya bu tür düşüncelere. Her sene geriye dönüp bakınca hep aynı şükür duygusuyla doluyorum. Genel olarak istediğim herşeye sahip oldum, bir erkek evlat sahibi olmak dahil:))
Teyzem her zaman bana " sen aklına koyduğunu yaparsın,oğlan oğlan dedin, oğlanı bile buldun der". Sağlığım yerinde, çok şükür maddi olarak büyük sıkıntılarım yok, ailem, sevdiklerim yaşları gereği olan ufak tefek hastalıklar dışında sağlıklı, bu yaştayım anam-babam sağ, evlilikte büyük sorunlarım yok, eşimle 20 senedir iyi idare ediyoruz:)), oğluşum okuyor, sevgi dolu bir çocuk. Kısaca hayatımdan memnunum. Bir daha dünyaya gelsem yine aynı hayatı yaşamak isterim. Ya, kısaca iyi ki doğdum ben:))

Perşembe günü emekli bankacı kızlarla toplantımız vardı.Bana sürpriz yaptılar, aşağıdaki pasta o günkü doğum günü pastam. Petek yapmış pastamı. Görüntüsü kadar içi de muhteşemdi, vişneli ve çikolata parçalı. Tadı, görünüşü harika bu pasta için burdan bir kez daha ellerine sağlık Petek diyorum. Tüm arkadaşlarıma teşekkürler. Dün de Hedomla buluştuk. Onunla da önce her zamanki gibi P.izza V.enedik yaptık. Sonra da E.fes P.astanesine gittik.Çayları söyledik, bir baktım küçük bir pasta, üzerinde mumu ve çıtır pıtır yanan şeyle (adı nedir onun ya?) geldi. Ben "Hedo, koca kadınım ne bu ya küçük çocuk gibi" desem de dinlemedi, zorla bana mumu üfletti. Çok eğlendik. Bu akşam da eşim, oğlum , bi de kızımız (geliiinnnn) hep birlikte dışarıda yemeğe gideceğiz. Benim 40 gün 40 gece sürecek herhalde doğum günü kutlamaları. 50'ye yaklaştıkça sarsıntıyı azaltmak için bööle hoşluklar yapmak lazım galiba.


Salı, Ocak 19, 2010

Gündemden

A.ğca hapisten çıktı, sanki adam kahraman. Katillerin yüceltildiği bir coğrafyadayız, çivisi çıkmış her şeyin. H.ürriyet'ten K.anat At.kaya'yı eskiden beri izlerim, çok severim. Bugün aynı konuda yazmış. Lütfen bir tık.

Dün D.eniz F.eneriydi, bugün İ.H.H. diye başka bir ucube.Hala insanların vicdanlarını sömürerek, kendileri semirmeye devam ediyorlar. Bununla ilgili , yine H.ürriyet'te Y.alçın B.ayer'in köşesinde bir okur mektubu var,kısa olduğu için aşağıya kopyaladım.
"KAYSERİ’den bir okurumuz diyor ki: Haiti felaketi ilk duyulduğunda Türk Kızılayı aynı gece sabaha karşı yola çıktı. Kızılay, bölgeye ulaşan ilk Türk ekibi olarak bu yolculuğu ancak 18 saatte tamamlayabildiği resmi internet sitesinden duyurdu. ‘İslami referanslı’ bir gazetede, İHH yardım ekiplerinin bölgeye ulaştığı ve 3 kamyon dolusu erzakı depremzedelere dağıttığı haberi yer aldı. Uçakla bile 18 saatte ulaşılabilen Haiti’ye, İHH hangi ulaşım araçlarıyla yardım götürdü? Kaos yaşanan bölgede nasıl kamyon temin ederek kimler kanalıyla yardım dağıtıldı? Türkiye’den kalkan uçak sayısı belli ve hepsi Başbakanlık denetiminde uçtu. Hürriyet’ten Faruk Zapcı’ya göre, bölgede yardım dağıtmak bile neredeyse imkânsız. Deniz Feneri’ni unutmayın."

Gazete okurken, tv'de haber izlerken kalbim sürekli bir mengenede sıkıştırılıyor gibi hissediyorum, içim sıkılıyor ve o karamsarlık gün boyu beni bırakmıyor.

Bu kadar mı unutkan bir milletiz, bu kadar mı aptalız? Aziz Nesin'i yine rahmetle anıyorum:(

Pazar, Ocak 17, 2010

Bu aralar




Bir önceki postta yediğim haltı neyse ki düzelltim ama tekrardan listeleri hazırlamak zor geldi. İnşallah unuttuğum kimse yoktur. Geçen hafta kayınpederin 52.siydi. Ev nasıl kalabalıktı anlatamam. O gün bayağı yoruldum ama allah kabul etsin.Annemler de gelmişlerdi mevlüte.Oradan bana geldiler. İnanın 1 yıldan fazla olmuştur bana gelmedikleri. Birlikte yemek yedik, muhabbet ettik, onlara da değişiklik oldu. Anneciğimin ayakları rahatsız olduğundan pek dışarı çıkamıyor, çıkarsa da çabucak yoruluyor.

Dünse bizim liseliler günü vardı yine. 1 ay sonra herkesi görmek güzeldi. Bir sonraki toplatı bende.Sömestreden sonra toplanalım dedik. Herkes çoluğuyla çocuğuyla olmak istiyor tatilde. Benim de kardeşimle yeğenim gelecek İstanbul'dan. Ben de her an onlarla birlikte olmak istiyorum. İnşallah havalar da güzel gider de Kaan'ı gezdiririz.

Geçen haftalarda uzun süredir (yaklaşık 1,5 sene) ihmal ettiğim tahlillerimi yaptırdım. Kolestrolün 206 olması dışında diğerleri iyi. O da kötü sayılmaz çünkü 252'lerden buraya yalnızca gıda rejimi ve yürüyüşle düştü, hiç ilaç almadım. Bu arada gözlerim özellikle yakın ve astiğmat ilerlemiş, gözlüklerimi yeniledim. Bu sefer ki bayağı havalı:))

Bu hafta çarşamba günü emekli bankacılarla olan toplantımız var, H.atay tarafına gideceğiz. Bir arkadaşımız İstanbul'daydı. O yüzden iki toplantı arası biraz uzun oldu bu kez.Perşembe günü de H.edocumla buluşucaz. Bu hafta yine yoğun geçecek:))

Oğlum tatile girdi. Sınavları 25'inde başlayacak, 5 Şubat'ta bitecek, sonra yine 22 Şubat'a kadar tatil. Şu sınavları kazasız bir atlatsak. Çünkü tek dersten bile zayıf gelirse alıcaz seni okuldan dedik, sözümüzden dönemeyiz. Umarım işin ciddiyetinin farkındadır.

İzmir nergis kokuyor, her yer göz alabildiğine nergis. Her köşede nergis satanlar karşınıza çıkıyor. Üstelik öyle ucuz ki. Almamak delilik. Nergis bana yaz geldi diye müjdeliyor sanki, insana mutluluk veriyor. Alın, verin, ekonomiye can verin hem de kendinize mutluluk dopingi yapın:))

Cumayı sabırsızlıkla bekliyorum, 48.kez:)) Yazarım o gün.

Şu an pazar sabahı ve ben 7.30'dan beri ayaktayım. Ne işin var derseniz, hiiiiç. Biri dürttü sanki,kalktım. Şimdi o kanaldan bu kanala dolaşıp eski siyah beyaz Türk filmlerine bakıyorum, bir yandan da bu postu yazıyorum. Az önce S.how tv'de "Şaka ile Karışık" diye Sadri Alışık- Filiz Akın filmi vardı. O bitti, E.ge tv'de (kablolu tv'de bölgesel bir kanal) "Öpüşmek Yasak" diye İzzet Günay- Fatma Girik filmi var.Her şey öyle güzel, öyle naif ki.

Hadi ben kaçtım, herkese iyi Pazarlar...

Çarşamba, Ocak 13, 2010

Hay Bin Kunduz



Sabahın köründe ne işine senin blogla oynamak.Az önce listemdeki bloglardan birine girince sürekli çökme tehlikesi sinyali veriyordu, ben de o bloğu listeden sileyim derken tüm takip ettiğim blogların listesini siliverdim. Yakın gözlüklerini takmadan, uyku sersemi ne işine senin blog düzenlemek? Hay parmaklarım kesileydi de o tuşa basmayaydım:(((((

Salı, Ocak 05, 2010



Yılbaşı öncesi eşimin kuzeni Ankara'dan geldi ve alt katımızdaki teyzede kaldığından yılbaşı gecesi otomatikman bizde toplanıldı. Biz çekirdek aile, kuzen, teyze ve kayınvalide şeklindeydik. Mezeleri hazır aldık, tavukları da öyle. Bir tek pilav pişirdim ve salata yaptım. Hep birlikte yiyip, içerek, sohbet ederek yeni yıla girdik. Herkes gittikten sonra ortalığı topla, bulaşık makinasını boşalt, kalanları tekrar makinaya yerleştir, 3,5 gibi yattım. Ertesi gün de 10 gibi ayaktaydık. Bütün gün evde yayıldık. Genellikle 3 gün evde geçti, ara sıra da yürüyüş yaptık.

2010 umarım 2009 gibi olmaz ama aratmaz da inşallah. Bu yıldan biraz neşe ve mutluluk istiyorum. Biraz da özgürlük. Bunu daha sonra bir postta açıklarım.

Herkese iyi yıllar

Salı, Aralık 29, 2009

Hediyelerim



Bu hafta gerçekten süper geçti. Hep sevdiğim arkadaşlarla buluşup, neşeli saatler geçirdik. Yukarıdakilerse bana verilen hediyeler. Hele alttaki keten masa örtüsü bir harika. Diğeri 2 kişilik kahve takımı ve B.ody S.hop'tan sabun ve b.ody mist ikilisi. Hepsini çok sevdim. Daha da önemlisi arkadaşlarımı görmek ve hasret gidermekti. Cumartesi günü B.ostanlı'daki D.eniz P.ark restorandaydık. O gün havada güzel olduğundan dışarıda denizin kenarında oturduk. Güneş bizi ısıtırken bir yanda da sahleplerimizi içtik. Uzun süredir görüşemediğimiz için(çalışıyor arkadaşım)o kadar çok şey vardı ki konuşacak. O gün eve geldiğimde eşim ve oğlum bile ne kadar mutlu olduğumu farkettiler.

Pazar günü ise diğer 2 arkadaşımla Al.sancak'ta P.izza V.enedik'e gittik. Geleneksel mekan gibi bir yer bizim için:) O gün şarap da içip gelen yıla hoşgeldin, giden yıla da güle güle dedik.

Gelelim yeni yıldan beklediklerime. Her zamanki gibi önce bana, aileme, tüm sevdiklerime sağlık getirmesini istiyorum. E, birazcık ekstra para da fena olmaz yani. Oğluşum da derslerinde başarılı olsun, kalmasın bana yeter. Fazla şey isteyipte daha gelmeden korkutmayayım 2010'u. İleride yeri ve zamanı geldikçe diğer istekleri de sıralarım:))

Cuma, Aralık 25, 2009

Ne var Ne yok?


Uzun süredir savsakladım gene yazmayı. Ama vakit yok valla. Yılbaşı üzeri toplantılar, hediye seçme, alma, verme derken nefes alamıyorum. Geçen cumartesi liseli kızlarla aylık olağan toplantımız vardı. Bu kez G.aziemir'deydik. Herkes geldi. Bazen çocukların okul, kurs sorunlarından dolayı kadro tam olamıyor. Bir de bu yıl için karar alındı, yalnızca pide yaptırılıyor. Ev sahibi açısından süper oluyor, çünkü ne pişiricem derdi yok, yemeğin adı belli. Gelenler için de iyi, bari tek çeşit istediğin kadar ye, doyunca da bırak. Oysa diğerinde yapılan her şeyden yiyorsun, doysan bile aklın kalmasın diye tadıyorsun, sonra kilolar uuuuuu, alıp başını gidiyor.

Pazartesi günü de anneme gittim (her zamanki gibi). Her gidişimde onlara da farklı bir şeyler pişirmeye çaışıyorum. O gün poğaça yapayım dedim, eksik malzemeleri almak için bakkala girince bir baktım yufka da satmaya başlamışlar. Bilirim, böreğe bayılır ikisi de. Hemen plan değişikliği yapıp yufka aldım, tavada börek yaptım. Anneciğimle, babamı mutlu etmek o kadar kolay ki. Uçtular o gün. Zaten gitmem yetiyor da. Onlara ordan, burdan, arkadaşlarımdan bazen bloglarda okuduğum ilginç olaylardan bahsediyorum,zevkle dinliyorlar.

Salı günü sabahtan temizlik vardı, ardından emekli bankacılar toplantısındaydım. O gün de uzun süredir görmediğim arkadaşları görmek güzeldi. Bu toplantıda da çeşidimiz 3'le sınırlı; 1 tatlı, 1 tuzlu, 1 salata. Güzel ve muhabbetli bir gündü:)

Çarşamba hava çok kapalıydı ve eşim de evdeydi. O gün pazara gidip alışveriş yaptık, sonra gel, onları yerleştir, zaman aldı tabi.

Dün ise bir arkadaşımla buluştum. Yeni yıl hediyelerini almak için M.udoya bakmak istiyordum. Arkadaşım da N.arlıdere'de oturuyor. Sen araba vapuru ile Üç.kuyular'a geç, ben seni alırım ,A.gora AVM'ne gidelim deyince hem onu görürüm hem de alışverişte bana fikir verir diye düşünüp, hemen kabul ettim. Önce biraz dükkanları dolaşıp fikir edindik. Daha sonra K.itchenette'e oturduk yemek için. Pizzalarına diyecek yok ama salatalar kötüydü ya. Basmışlar mayonezi, basmışlar tuzu, ağu gibi denir ya. İş yalnızca dekorla, ambiyansla bitmiyor, ben oraya yemek yemeğe gidiyorum, ağız tadıyla da yemek isterim. Üstelik ben ööle müşkülpesent bir insan değilimdir,aza kannat ederim ama olmamış işte. Kısacası memnun kalmadık. Neyse, ordan kalkıp diğer dükkanlara biraz baktık. En sonunda hediyelerin çoğunu M.udodan hallettim. Son olarak da Paşabahçe'ye girip alışveriş işini noktaladık. E, bu kadar dolaşmaya artık biraz oturmak lazım, di mi? R.eyhan'a oturduk, çaylar, pastalar, muhabbet üçlüsü eşliğinde güzel saatlaer geçirdik. Bu arada eski şubemden bir iki elemanı gördüm, konuştuk, haberleşmiş olduk. Sonra beni yine araba vapuruna bıraktı, ben de saat 6 gibi evdeydim.

Akşam eşimin teyzesini çağırdım oturmaya, hem de Aşk-ı Memnu'yu izlemeye. Mısır patlattık, salep içtik, en son da meyve yedik, çatlamadan yattık)

Bugün yengem ve kuzenlerim bana gelecekler. Yengem sağ olsun, ben el açması börek yapıcam dedi. Ben de kek falan bi şeyler yapmak istiyorum. Daha ev halkı uyuyor, miksırı çalıştırıp onları uyandırmak istemiyorum. Ama en geç 9'da da kaldıracağım.

Yarın ve Pazar günü de arkadaşlarımla buluşmalarım var. Yarın ki burada, B.ostanlı'da. Pazar günü ise Al.sancak tarafına gidicez.

Diyorum ya, çok çalışmam lazım, çoook:))

Pazartesi, Aralık 14, 2009

Bu Bir Reklamdır:))






Bankadan arkadaşım Petek yukarıda bazı örneklerini gördüğünüz kurabiyeleri yapıyor. Bununla ilgili http://www.izmirbutikkurabiye.com/ sitesine girerseniz hem diğer örnekleri hem de alıp, yiyip memnun olanların yorumlarını görürsünüz. Kurabiyelerin pastaların görünüşü de tadı da ayrı güzel. Türkiye'nin neresinde olursanız olun, hem de çok şık sunum şekilleri ile gönderiyor size.Sunum şekillerini de sitede görebilirsiniz. Yalnızca doğum için değil, diş buğdayı için, bayram için, doğum günleri, nikahlar, özel toplantılar, aklınıza gelebilecek her türlü kutlama için çok güzel örnekleri var. En önemlisi de kullandığı tüm malzemeler organik.
Şiddetle öneririm, pişman olmazsınız. Tek pişmanlığınız "ben neden bu siteyi daha önce keşfetmemişim" olabilir:))

Cumartesi, Aralık 12, 2009

Doğum Günün Kutlu Olsun Canım



Bugün bi tanecik yeğenimin doğum günü. Nice mutlu yıllara Kaan'ım. Sağlıkla, mutlulukla, huzurla ve başarı ile dolu nice yıllar diliyorum. Her yıl doğum günlerinde ayrıyız. Malum onlar İstanbul'da, biz İzmir'de. Ama sömestr tatilinde gelince aramızda küçük bir kutlama yaparız artık. Hediyesini kargo ile gönderdik, almışlar, güle güle kullansın. Çok özlüyorum keratayı. Sarı kafam benim. Neyse ki sömestreye az kaldı. Tekrar doğum günün kutlu olsun canım.

Not:Foto, getty images'dan

Çarşamba, Aralık 02, 2009

Kayınpederimi kaybettik. Bir süredir tedavi görüyordu ama evde idare ediyordu. Son 4 gün hastaneye kaldırdık. Bir insanın nasıl eridiğini görmek, elinden bir şey gelmemek, çaresiz kalmak çok zormuş. Tamam yaşı vardı, mutlu bir ömür sürdü ama baba her zaman babadır. İnsan sevdiklerini kaç yaşında olursa olsun kaybetmek istemiyor.Eşim çok duygusaldır, o çok üzüldü, perişan oldu. Hem o hem de ablası ellerinden geleni yaptılar. Bir yerde tıp da çaresiz kalıyor. Nur içinde yatsın, allah rahmet eylesin. İyi bir insandı, namuslu ve dürüsttü. Misafirperverdi, yedirsin, içirsin bayılırdı. Her şey gönlünce , bol bol oldu. Bu sene bayramımız da bayram gibi olmadı. Allah başka acı, keder vermesin.

Pazartesi, Kasım 23, 2009

Bu Kalp Seni Unutur mu? Asla...



Bu sezon bu diziyi tek geçiyorum. Ama tv'de izleyebiliyor musun derseniz "hayır". Çünkü salı günleri Canım Ailem var , onu seyredip s.how tv'nin kendi sitesinden diziyi ertesi gün hem de reklamsız meklamsız izlemiş oluyorum. Bu siteleri kimler uğraşıp yapıyorlarsa elleri dert görmesin.

Pazartesi opsiyonlu bir gün. Eğer alt katta oturan eşimin teyzesi gelmemişse 8'den 9'a kadar cnbc-e'de önce "two and a half man" ve "big bang theory"'yi seyredip sonra da "Kapalıçarşı" dizisine dönüyorum.Eğer teyzemiz gelmişse yabancı diziler iptal, direkt yerli dizi, kaçırdıklarımı da cumartesi günü 11-12 arası tekrarlarında yakalıyorum.

Salı günü "Canım Ailem" var.Gerçi hala kimse doğru dürüst çalışmadan nasıl herkes taksilerden inmiyor, o yemekler nasıl pişiyor, nasıl hep özel hastanelere gidiliyor anlamıyorum ama idare edin canımmm, o kadar kusur kadı kızında da olurmuş.

Çarşamba izlediğim dizi yok. Eğer yine teyzemiz varsa el mecbur Yaprak Dökümü, yoksa ya bir film bulup izliyorum ya da direkt b.sayarın başındayım.

Perşembe Aşk-ı Memnu.Haklısınız baydılar, üstelik romana bağlı bir son dediklerine göre sonunu da biliyoruz ama izliyorum işte.

Cuma "Hanımın Çiftliği" diyeceğimi sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz, geçen sezondan beri " Melekler Korusun"u takip ediyorum. Orada da mıy mıy İpek'e kılım ama Özgür tiplemesi idealimdeki kız evlat.Ha, bu arada Hümeyra (Melek) ve Yıldız Kültür(Kehribar) de muhteşemler. O dizi bitince gecenin kahkaha bombası "Haneler" e dönüyorum(z). Ailece hayranıyız, özellikle Normancı Yabanın:)

Cumartesi günü telafi günü. Bizimkiler mutlaka maç izliyorlar. Ben de ya kendi odamızda ya da oğlumun odasında 8'den 10'a kadar polisiyelere gark oluyorum. Cnbc-e'de hafta içi izleyemediğim "Cold Case", "Without a Trace" ve "The Closer"ı ardarda izliyorum.

Pazar da boş günüm. Pek izlediğim bir dizi yok.Belki "çok güzel hareketler bunlar" a bakarım, belki tel. muhabbeti yaparım, b.sayara takılırım. halet-i ruhiyeme bağlı.

Bizi kötü alıştırdılar, dizi izlemeden asla olduk. Ama çoğu diziyi sezon sonunu bulsun diye lastik gibi gereksizce uzatıyorlar. Halbuki tadında bitirseler daha güzel olacak.

Hey yönetmenler ve senaristler duyun izleyicinin sesini!

Çarşamba, Kasım 18, 2009

İyi ki Doğdun Blog



Bugün bloğumun doğum günü. 2005'te başladığım blogçuluk serüvenim 4 yılını tamamladı. Biliyorum uzun süredir savsakladım yazmayı ama biraz kendimi toparlayayım , tekrar yazmaya başlayacağım, hem de daha çok foto ile...

Pazartesi, Ekim 26, 2009



Yazmadıkça yazmayası geliyor insanın. Blogları okuyorum, bazen yorum da bırakıyorum ama kendi bloğuma yazmak istemedim uzun süredir. Sonbahar depresyonu mu, sürekli çıkan aksilikler mi, çevremdeki sağlık sorunları mı bilemiyorum ama bir şey beni yazmaktan alıkoydu. Hoş hala da aynı nedenlerle yazmak istemiyorum. Baktım uzun süredir bloğumda yenilik yok, bari yazamıyorum diye yazayım dedim. İşte, maruzatım budur.

Tek yazmak istediğim;29 Ekim geliyor, Cumhuriyet bayramı olmasının yanısıra babamın doğum günü.76 bitiyor. Allah sağlıklı daha nice seneler göstersin inşallah.


Herkese iyi haftalar.

Cuma, Ekim 09, 2009

Uyuzum, Uyuzsun, Uyuz




Bu aralar uyuzum, kızgınım, öfkeliyim, sinir içindeyim. Tek nedeni de kendimim. Sen hayır demeyi bilmezsen, sen aman kimse kırılmasın diye idare etmeye çalışırsan bööle tepene binerler işte. Ne demişler; Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur. Sırtımda semer .ıçımda kamçı, koşturtup duruyorlar beni. Nasılsa çenebaz hazır asker. Bi de ööle tatlı laflarla yaptırıyorlar ki. Bi daha yapmıycam diyorum, ana bi bakıyorum alavere dalavere kürt Memet nöbete( biz de burdan kendi Kürt açılımımızı yapalım), ihale gene bana kalmış.

Detay yazmaya kalksam çok uzun, bir değil bi kaç tane birden iş var şu an başımda. Bari buraya azıcık yazayım da rahatlıyayım dedim. Kafanızı şişirdiysem affola

Cumartesi, Ekim 03, 2009

Bugün



Bugün toplantılarımızın ilki ile sezonu açıyoruz. Liseden kızlarla olan toplantımız var bugün. Öğle yemeği yapıyoruz. Bakalım bizim için neler yapmış arkadaşım? Haziran'dan beri yüzyüze görüşemedik hiç birimiz. Malum yaz tatili, izinler, yazlıklar derken olmuyor. Konuşacak çok şey birikti.

Yarın da F.oça'ya gidip k.validenin yazlığı kapatacağız. Meteoroloji yağmur diyor ama inşallah yağmaz. Son güneşli bir günün tadını çıkarırız umarım.

Dünse öğleden sonra deniz kenarına gittik. Kafede oturup bir şeyler içtik. Hava nasıl güzeldi anlatamam.Ama akşamüstüne doğru hem rüzgar çıktı, hem de güneş bulutların arkasına saklandı. Biz de kalktık, yanıma hırka falan almamıştım, üşüdük.

Herkese bol gezmeli, eğlenceli, dinlenmeli bir hafta sonu...

Resim: Malum yine g.etty i.mages'dan

Çarşamba, Eylül 30, 2009

O Söz...


Yeni izleyebildim bu filmi. Ve bayıldım, hem filme hem de o söze "Hiçbir başarı cezasız kalmaz". Tam bizi anlatan bi söz.

Pazartesi, Eylül 28, 2009

250. Yazı

Ben bile şaşırdım 250 rakamını görünce. Olmuş mu o kadar ya? diye hem şaşırdım hem de keyiflendim. 18 Kasım'da da 4 yılını dolduracak bloğum. Vay be:))




Hafta sonu yukarıda berrak denizini gördüğünüz Çeşme'deydik. Artık yazlığı kapatmak lazımdı. Ama uzun süredir hastalık olayları, oğluşun üni.kayıtları derken fırsat bulup yazlığa gidememiştik. Hafta sonu kuzenler hep birlikte gidelim dediler. Sen evi kapat, sonra gelir bizde kalırsınız, pazar günü de hep birlikte döneriz dediler. Cumartesi sabah 11 gibi evden çıktık. Önce onları evlerine bıraktık. Oradan biz 3 kişilik çekirdek aile kendi evimize geçtik. Yazlıklar sonbaharda çok mahzun oluyorlar. Sitede kimsecikler yoktu. Bir bahçıvanımız ve diğer yardımcı aile ve bir iki kişi daha. Ama çevremizdeki evler sımsıkı kapalıydı. Herkes çekmiş, gitmiş. Ben 3 posta çamaşır yıkadım, bulaşık makinesi çalıştı, buzdolabı boşaltıldı, temizlendi. Eve gelecekler toparlandı, tüm dolap kapıları, çekmeceler aralık bırakıldı ve evimizi kilitleyip doğruca kuzenlere gittik. Saat 7 gibiydi. Bir başka arkadaşlar daha geldiler akşam yemeğine. Hep birlikte yedik, içtik, sohbet ettik. Erkekler F.enerin maçını seyretti, 1 gibi de yattık. Ertesi sabah kahvaltı faslından sonra akşam bizde yemekteki arkadaşlara kahveye gidildi. Orada ağaçlardan meyve topladık. Sonra tekrar eve geliş, bir şeyler yemek ve İzmir'e eve dönüş. Güzel bir hafta sonuydu. Denize giremedik çünkü çok rüzgar vardı. Belki deniz sıcaktır ama çıkınca rüzgardan dolayı çok üşüyor insan.

Bunlar da kuzenin evinden detaylar. (Asortik , itiraf ediyorum, senden özendim böyle bol resimli, bahçe detaylı yazılara)



Bu begonvil, yanındaki muz ağacı ile kardeş kardeş yaşıyor.



Bu da kuzenin kiremit üzerine yaptığı yağlı boya resim. Evin dış duvarlarını süslüyor. Bir kardeşi daha vara ama ben bunu daha çok beğeniyorum.




Bu ördekler de bahçenin ayrı bir köşesini süslüyorlar.




Bahçedeki çiçekler çok ve çeşitli.




Bu da İzmir-P.asaport. Benim dünyada en çok sevdiğim yer. Üni.den başlayark iş hayatı derken , tam 24 yıl bu vapurla(tabi zaman içinde çok çeşitlilik gösterdi bu vapurlar) bu iskeleye geldim. Aradaki 3 yıllık G.üzelyalı maceram hariç. En son yine buradan emekli oldum. Kendimi en rahat, en huzurlu, en mutlu hissettiğim yer. Madem 250. yazı, bunu yazmadan edemedim. Ben galiba şanslı bir insanım. Sevdiğim işi, sevdiğim bir yerde, sevdiğim insanlarla yaptım. O yüzden okul ve iş yıllarımı mutlulukla hatırlıyorum. Umarım herkes benim kadar şanslı olur.

Not:Resimleri ben cep tel. ile çektim.

Çarşamba, Eylül 23, 2009

Yırttık Abicim:))



Oğlum hazırlık sınıfını atladı. O bir yıl, biz de epey bi para kazandık. Yırttık abicim, yırttık:))

Bayramı da geçirdik. İlk gün kahvaltıya babanemize gittik. Görümcem, eşi ve oğlu geldi. Daha sonra da eşimin teyzesi, kuzeni, eşi, kızı ve görümcesi geldiler. Akşam da annemlere yemeğe gittik. Ertesi gün benim 2 halaya ve görümceme, dün de rahmetli amcamlara gittik. İşte bu da geçti gitti. Aslında ailedeki sağlık problemleri sürüyor, ama galiba artık onlarla yaşamaya alışıyorsun, kanıksıyorsun. Elimizden geleni yapıyoruz, gerisi tanrıya, doğaya kalıyor.

Yarın okullar açılıyor. Tüm evladı, torunu okula başlayanlara ve o minik kuzulara başarılı bir yıl diliyorum. Bizimki artık büyüdü ya, bizim okul Ekim'de:)


Not:Resim, g.etty i.mages'dan."Yırttık abicim" lafı da "Ayrılsakta beraberiz" dizisindeki Feridun karakterinden.

Perşembe, Eylül 17, 2009

Bayramınız Kutlu Olsun



Şeker tadında bir Şeker bayramı diliyorum herkese. Bayramınız kutlu olsun.


Not:Resim H.aci B.ekir'in sitesinden.

Salı, Eylül 08, 2009

Sonbahar



Sonbahar geldi, gerçekten geldi ki İzmir de bile havalar soğudu, hatta hafif yağmur çiseledi. Madem sonbahar kaçınılmaz, ondan zevk almayı bilmek gerek:)) Hep söylerim,içime kasvet çöküyor bu mevsimde, artık kışı bile seviyorum ama yok sonbaharla bir türlü yıldızımız barışmıyor. Neyse kendilerine kerhen bi hoşgeldin diyorum.

Kardeşim iş nedeni ile gelen acil bir tel. sonrası pazar günü apar topar İstanbul'a döndü. Tabi en çok annem çok bozuldu buna ama yapacak bir şey yok.

Cuma günü babamı doktora götürdük. Şükür daha da iyi. Bu kez 3 ay sonra gideceğiz ve büyük olasılıkla da koltuk değneğini atacak artık.

Oğlum üniversiteye kayıt oldu, şebekesini aldı. Bu arada artık üni. kimlik kartına şebeke denmiyor mu? Biz şebeke deyince herkes gizli örgütmüş gibi aval aval bakıyor. Eylül içinde de İng. muafiyet sınavı var. Umarım geçer de bize bi onbin liracık kar sağlar.

Yarın 9 Eylül, İzmir'in kurtuluşu. Eşimle plan yaptık(tabi son dakika bi arıza çıkmazsa) vapurla Pasaport'a geçip, denize karşı kahvaltı ederiz, törenleri izler,en önemlisi Türkiye'nin yıldızlarının jetlerle gösterilerini izler, sonra da yine vapurla döneriz diye.

Bugün temizlik var. Sonrasında da anneme gideceğim Şimdi biraz yemek yapma zamanı.

Herkese iyi haftalar..

Not:Foto, g.etty i.mages'dan.

Cuma, Ağustos 28, 2009

Kısa Kısa

Çok uzun zaman olmuş yazmayalı. Zaten yazmadıkça daha da zor geliyor yazmak insana. Bugün kendimi biraz zorlayayım dedim. Bu arada olanlar da unutuluyor, ne yazacağını bilemiyor insan. O yüzden biraz daldan dala muhabet olacak ama kısa kısa yazayım.

Kardeşim geldi. İçim daha rahat. Annemler yalnız değil artık. Ben ne de olsa haftada 2-3 gün gidebiliyorum. Yeğenim bu yıl okula başlayacak. 1. sınıflar malum 1 hafta önce açılıyor. Herhalde okullar açılmadan önceki hafta sonu İstanbul'a döner.O zamana kadar da babam da daha iyi olur inşallah. Zaten Eylül başında kontrolü var. Bu kez umarım doktor ayağının üzerine basmasına izin verir artık

Oğlumun kayıt işlemleri de önümüzdeki pazartesi-salı. Biz gidip ücreti yatırdık, o da kayıt olacak. Okul ücretini yatırdığımız gün okulu gezdik, çok beğendik. Eğitimi için de aynı şeyi söylüyorlar. Umarım bizimki de aklını başına toplar artık.

Kayınpederim iyi değil. Zaten bir kan hastalığı vardı. Bu aralar çok kilo kaybetti, iştahı yok, ishali sürüyor. Doktor bu atakların mevcut hastalığından kaynaklanmadığını, yeni bir hastalık daha eklenmiş olabileceğini söyledi. Salı günü yine kemik iliği aldılar. İlk alınan ilik yeterli olmamış. 10-15 güne sonucu verecekler. Ama durumu iyi değil, doktor da olumlu konuşmamış. Allah iyilikler versin, çektirmesin.

Dün kuzenimin ikizleri oldu. Hem de biri kız, biri erkek. Bugün hastaneye onları görmeye gideceğiz kardeşimle. Allah ömürlü etsin onları da.

Bu aralar hafif çaplı depresyondayım. Hep hastalıklar, hastaneler, olumsuz haberler, sıkıntılar, onun bunun işine koşturmacalar derken bende moral kalmadı. Üstüne üstlük bunlardan kaçımız da yok. Alıp başımı dağlara çıkasım var.En yakın arkadaşımı bile görmek, konuşmak istemiyorum. Benim zaten böyle de bir huyum var. Üzüntülüysem, kimseyi görmek istemem, kimseyle konuşmak istemem. Bırakın beni kendi halime, geçer derim ve geçer. Eşim ve oğlum da biliyorlar bunu ve elleşmiyorlar bana:)

Cuma, Ağustos 14, 2009

Çeşme'den Bildiriyorum 2

Arkası yarın gibi oldu bu yazılar. Geçen Cuma (yani tam 1 hafta önce) eşim de hazır işten ayrılmışken yıllık tatilimizi yapalım dedik ve Çeşme'ye geldik. Geldik diyorum, eşim, ben, oğlum ve gelinimiz:)) Hep birlikte güzel bir tatil yapıyoruz. Deniz, havuz, güneş, kum ve bol bol yemek. Herkes gevşemiş durumda. Salı günü ÖSS sonuçları açıklanacak haberi ile gerilen sinirler ertesi gün güzel haberlerle birlikte kendini rehavete bıraktı. Oğlum özel bir üni. nin b.sayar mühendisliğini kazandı. Kızımızsa 9 Eylül İng. İşletme'yi:)) Hepimiz mutluyuz. Bu arada cumartesi günü de evlilik yıldönümümüzdü, 19 bitti, 20 yıla giriş yaptık. Durmadan kutlama yapıp duruyoruz. Pazartesi günü döneceğiz. İzmir'de de halledilmesi gereken şeyler var. Kayıtlar var. Belki öbür hafta yine geliriz. Aslında eşimin çalışmaması güzelmiş, en azından tatil yapmak açısından. Ama şimdi çalışması daha da elzem hale geldi, çünkü 5 yıl üni. parası var. Gerçi sağolsunlar hem babam hem de k.peder bu konuda sonuna dek arkanızdayız, sakın yazlığı falan satmayın, biz yardım ederiz dediler. K.pederimin oğlunun oğlu diye, babamınsa ilk torunu ve üzerinde çok emeği olduğundan her ikisi için de oğlum pek kıymetlidir.

Haberler şimdilik bu kadar. Herkese iyi hafta sonları...

Cumartesi, Ağustos 01, 2009

Çeşme'den Bildiriyorum 1



Burası nasıl serin, rüzgarlı anlatamam. 45 dakika ötede İzmir'in içinde insanlar yanıyor. Biz burada gece 1 pike yetmiyor, 2.yi örtüyoruz. Yarın akşam eve dönme düşüncesi bile sıkıyor beni.

Resim internetten ama bizim sahil şu an tam da böyle. Deniz çok dalgalı ve etraf kite surfing yapanlardan dolayı rengarenk:))

Cuma, Temmuz 31, 2009

Misfortunes Never Come Singly


İngilizceyi Gatenby'den okuyanlar belki bu başlığı hatırlar. Lise son sınıf kitabındaki konulardan biriydi ve Brown ailesinin başına ardı ardına gelen talihsizliklerle ilgiliydi. Bu aralar biz de tam Brownlar gibiyiz.Aksilikler üst üste geliyor. Kayınpederin sağlık durumu hala istikrarsız. Geçen hafta aldığı kan ve iğnelerle biraz düzelirken, onların etkisi geçince tekrar kötüleşmeye başladı. Aksilik doktoru da yıllık izne çıkmış. Daha tedaviye başlanamadı yani.

Dün de eşim işten çıkarıldı. Gerçi bir süredir o da ayrılmayı düşünüyordu ama henüz değil. Şükür ikimiz de emekliyiz,evimiz var, aç değiliz açık değiliz ama insan kendini her ayki girdiye göre ayarlıyor. Şimdi planlar şaşacak. Piyasaların hali belli,yeni bir iş biraz zor gibi. Zaten o da bırakmak istiyordu, bu da bahanesi olacak, iş bakmayabilir. Bu arada en önemli sorun; ben bütün gün onunla napıcam?

Bu hafta 2 gün babamın tahlilleri var. Belki onlar bittikten sonra biraz yazlığa kaçarız ama annemleri de burada yalnız bırakmak içime sinmiyor. Ben oraya eğlenmeye gidicem. Onlar burada konu- komşudan yardım isteyecekler. Kayınpederden de çok uzak olmamamız lazım. Ardından oğlumun ÖSYS sonuçları gelecek, kayıt işleri olacak.

Bu yaz bitti bile sayılır. Ağustos geldi. Zaten bu ayın yarısı yaz, yarısı kış. Ardındanda ramazandı, bayramdı derken Eylül'ü de bitirmiş olacağız. Hoşgeldin sonbahar ve yine kış.

Ay, çok sıkıcı, iç karartıcı bir yazı oldu. Herkese iyi tatiller dileyip ben çekileyim. Sizlerin de içini daha fazla karartmayayım.

Dip Not: Başlığın anlamı "aksilikler tek tek gelmez". Ben size daha Türkçesini söyleyeyim "Bok bok üstüne kadı efendi" :))

Dip dip not: Resim internetten , gittigidiyor.com'da satılık bir kitap ilanından.

Perşembe, Temmuz 30, 2009

Demirtaş Ceyhun



Demirtaş Ceyhun vefat etmiş. Birer birer gidiyor güzel insanlar. Toprağı bol olsun, nur içinde yatsın.