Pazartesi, Ekim 26, 2009



Yazmadıkça yazmayası geliyor insanın. Blogları okuyorum, bazen yorum da bırakıyorum ama kendi bloğuma yazmak istemedim uzun süredir. Sonbahar depresyonu mu, sürekli çıkan aksilikler mi, çevremdeki sağlık sorunları mı bilemiyorum ama bir şey beni yazmaktan alıkoydu. Hoş hala da aynı nedenlerle yazmak istemiyorum. Baktım uzun süredir bloğumda yenilik yok, bari yazamıyorum diye yazayım dedim. İşte, maruzatım budur.

Tek yazmak istediğim;29 Ekim geliyor, Cumhuriyet bayramı olmasının yanısıra babamın doğum günü.76 bitiyor. Allah sağlıklı daha nice seneler göstersin inşallah.


Herkese iyi haftalar.

Cuma, Ekim 09, 2009

Uyuzum, Uyuzsun, Uyuz




Bu aralar uyuzum, kızgınım, öfkeliyim, sinir içindeyim. Tek nedeni de kendimim. Sen hayır demeyi bilmezsen, sen aman kimse kırılmasın diye idare etmeye çalışırsan bööle tepene binerler işte. Ne demişler; Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur. Sırtımda semer .ıçımda kamçı, koşturtup duruyorlar beni. Nasılsa çenebaz hazır asker. Bi de ööle tatlı laflarla yaptırıyorlar ki. Bi daha yapmıycam diyorum, ana bi bakıyorum alavere dalavere kürt Memet nöbete( biz de burdan kendi Kürt açılımımızı yapalım), ihale gene bana kalmış.

Detay yazmaya kalksam çok uzun, bir değil bi kaç tane birden iş var şu an başımda. Bari buraya azıcık yazayım da rahatlıyayım dedim. Kafanızı şişirdiysem affola

Cumartesi, Ekim 03, 2009

Bugün



Bugün toplantılarımızın ilki ile sezonu açıyoruz. Liseden kızlarla olan toplantımız var bugün. Öğle yemeği yapıyoruz. Bakalım bizim için neler yapmış arkadaşım? Haziran'dan beri yüzyüze görüşemedik hiç birimiz. Malum yaz tatili, izinler, yazlıklar derken olmuyor. Konuşacak çok şey birikti.

Yarın da F.oça'ya gidip k.validenin yazlığı kapatacağız. Meteoroloji yağmur diyor ama inşallah yağmaz. Son güneşli bir günün tadını çıkarırız umarım.

Dünse öğleden sonra deniz kenarına gittik. Kafede oturup bir şeyler içtik. Hava nasıl güzeldi anlatamam.Ama akşamüstüne doğru hem rüzgar çıktı, hem de güneş bulutların arkasına saklandı. Biz de kalktık, yanıma hırka falan almamıştım, üşüdük.

Herkese bol gezmeli, eğlenceli, dinlenmeli bir hafta sonu...

Resim: Malum yine g.etty i.mages'dan

Çarşamba, Eylül 30, 2009

O Söz...


Yeni izleyebildim bu filmi. Ve bayıldım, hem filme hem de o söze "Hiçbir başarı cezasız kalmaz". Tam bizi anlatan bi söz.

Pazartesi, Eylül 28, 2009

250. Yazı

Ben bile şaşırdım 250 rakamını görünce. Olmuş mu o kadar ya? diye hem şaşırdım hem de keyiflendim. 18 Kasım'da da 4 yılını dolduracak bloğum. Vay be:))




Hafta sonu yukarıda berrak denizini gördüğünüz Çeşme'deydik. Artık yazlığı kapatmak lazımdı. Ama uzun süredir hastalık olayları, oğluşun üni.kayıtları derken fırsat bulup yazlığa gidememiştik. Hafta sonu kuzenler hep birlikte gidelim dediler. Sen evi kapat, sonra gelir bizde kalırsınız, pazar günü de hep birlikte döneriz dediler. Cumartesi sabah 11 gibi evden çıktık. Önce onları evlerine bıraktık. Oradan biz 3 kişilik çekirdek aile kendi evimize geçtik. Yazlıklar sonbaharda çok mahzun oluyorlar. Sitede kimsecikler yoktu. Bir bahçıvanımız ve diğer yardımcı aile ve bir iki kişi daha. Ama çevremizdeki evler sımsıkı kapalıydı. Herkes çekmiş, gitmiş. Ben 3 posta çamaşır yıkadım, bulaşık makinesi çalıştı, buzdolabı boşaltıldı, temizlendi. Eve gelecekler toparlandı, tüm dolap kapıları, çekmeceler aralık bırakıldı ve evimizi kilitleyip doğruca kuzenlere gittik. Saat 7 gibiydi. Bir başka arkadaşlar daha geldiler akşam yemeğine. Hep birlikte yedik, içtik, sohbet ettik. Erkekler F.enerin maçını seyretti, 1 gibi de yattık. Ertesi sabah kahvaltı faslından sonra akşam bizde yemekteki arkadaşlara kahveye gidildi. Orada ağaçlardan meyve topladık. Sonra tekrar eve geliş, bir şeyler yemek ve İzmir'e eve dönüş. Güzel bir hafta sonuydu. Denize giremedik çünkü çok rüzgar vardı. Belki deniz sıcaktır ama çıkınca rüzgardan dolayı çok üşüyor insan.

Bunlar da kuzenin evinden detaylar. (Asortik , itiraf ediyorum, senden özendim böyle bol resimli, bahçe detaylı yazılara)



Bu begonvil, yanındaki muz ağacı ile kardeş kardeş yaşıyor.



Bu da kuzenin kiremit üzerine yaptığı yağlı boya resim. Evin dış duvarlarını süslüyor. Bir kardeşi daha vara ama ben bunu daha çok beğeniyorum.




Bu ördekler de bahçenin ayrı bir köşesini süslüyorlar.




Bahçedeki çiçekler çok ve çeşitli.




Bu da İzmir-P.asaport. Benim dünyada en çok sevdiğim yer. Üni.den başlayark iş hayatı derken , tam 24 yıl bu vapurla(tabi zaman içinde çok çeşitlilik gösterdi bu vapurlar) bu iskeleye geldim. Aradaki 3 yıllık G.üzelyalı maceram hariç. En son yine buradan emekli oldum. Kendimi en rahat, en huzurlu, en mutlu hissettiğim yer. Madem 250. yazı, bunu yazmadan edemedim. Ben galiba şanslı bir insanım. Sevdiğim işi, sevdiğim bir yerde, sevdiğim insanlarla yaptım. O yüzden okul ve iş yıllarımı mutlulukla hatırlıyorum. Umarım herkes benim kadar şanslı olur.

Not:Resimleri ben cep tel. ile çektim.

Çarşamba, Eylül 23, 2009

Yırttık Abicim:))



Oğlum hazırlık sınıfını atladı. O bir yıl, biz de epey bi para kazandık. Yırttık abicim, yırttık:))

Bayramı da geçirdik. İlk gün kahvaltıya babanemize gittik. Görümcem, eşi ve oğlu geldi. Daha sonra da eşimin teyzesi, kuzeni, eşi, kızı ve görümcesi geldiler. Akşam da annemlere yemeğe gittik. Ertesi gün benim 2 halaya ve görümceme, dün de rahmetli amcamlara gittik. İşte bu da geçti gitti. Aslında ailedeki sağlık problemleri sürüyor, ama galiba artık onlarla yaşamaya alışıyorsun, kanıksıyorsun. Elimizden geleni yapıyoruz, gerisi tanrıya, doğaya kalıyor.

Yarın okullar açılıyor. Tüm evladı, torunu okula başlayanlara ve o minik kuzulara başarılı bir yıl diliyorum. Bizimki artık büyüdü ya, bizim okul Ekim'de:)


Not:Resim, g.etty i.mages'dan."Yırttık abicim" lafı da "Ayrılsakta beraberiz" dizisindeki Feridun karakterinden.

Perşembe, Eylül 17, 2009

Bayramınız Kutlu Olsun



Şeker tadında bir Şeker bayramı diliyorum herkese. Bayramınız kutlu olsun.


Not:Resim H.aci B.ekir'in sitesinden.

Salı, Eylül 08, 2009

Sonbahar



Sonbahar geldi, gerçekten geldi ki İzmir de bile havalar soğudu, hatta hafif yağmur çiseledi. Madem sonbahar kaçınılmaz, ondan zevk almayı bilmek gerek:)) Hep söylerim,içime kasvet çöküyor bu mevsimde, artık kışı bile seviyorum ama yok sonbaharla bir türlü yıldızımız barışmıyor. Neyse kendilerine kerhen bi hoşgeldin diyorum.

Kardeşim iş nedeni ile gelen acil bir tel. sonrası pazar günü apar topar İstanbul'a döndü. Tabi en çok annem çok bozuldu buna ama yapacak bir şey yok.

Cuma günü babamı doktora götürdük. Şükür daha da iyi. Bu kez 3 ay sonra gideceğiz ve büyük olasılıkla da koltuk değneğini atacak artık.

Oğlum üniversiteye kayıt oldu, şebekesini aldı. Bu arada artık üni. kimlik kartına şebeke denmiyor mu? Biz şebeke deyince herkes gizli örgütmüş gibi aval aval bakıyor. Eylül içinde de İng. muafiyet sınavı var. Umarım geçer de bize bi onbin liracık kar sağlar.

Yarın 9 Eylül, İzmir'in kurtuluşu. Eşimle plan yaptık(tabi son dakika bi arıza çıkmazsa) vapurla Pasaport'a geçip, denize karşı kahvaltı ederiz, törenleri izler,en önemlisi Türkiye'nin yıldızlarının jetlerle gösterilerini izler, sonra da yine vapurla döneriz diye.

Bugün temizlik var. Sonrasında da anneme gideceğim Şimdi biraz yemek yapma zamanı.

Herkese iyi haftalar..

Not:Foto, g.etty i.mages'dan.

Cuma, Ağustos 28, 2009

Kısa Kısa

Çok uzun zaman olmuş yazmayalı. Zaten yazmadıkça daha da zor geliyor yazmak insana. Bugün kendimi biraz zorlayayım dedim. Bu arada olanlar da unutuluyor, ne yazacağını bilemiyor insan. O yüzden biraz daldan dala muhabet olacak ama kısa kısa yazayım.

Kardeşim geldi. İçim daha rahat. Annemler yalnız değil artık. Ben ne de olsa haftada 2-3 gün gidebiliyorum. Yeğenim bu yıl okula başlayacak. 1. sınıflar malum 1 hafta önce açılıyor. Herhalde okullar açılmadan önceki hafta sonu İstanbul'a döner.O zamana kadar da babam da daha iyi olur inşallah. Zaten Eylül başında kontrolü var. Bu kez umarım doktor ayağının üzerine basmasına izin verir artık

Oğlumun kayıt işlemleri de önümüzdeki pazartesi-salı. Biz gidip ücreti yatırdık, o da kayıt olacak. Okul ücretini yatırdığımız gün okulu gezdik, çok beğendik. Eğitimi için de aynı şeyi söylüyorlar. Umarım bizimki de aklını başına toplar artık.

Kayınpederim iyi değil. Zaten bir kan hastalığı vardı. Bu aralar çok kilo kaybetti, iştahı yok, ishali sürüyor. Doktor bu atakların mevcut hastalığından kaynaklanmadığını, yeni bir hastalık daha eklenmiş olabileceğini söyledi. Salı günü yine kemik iliği aldılar. İlk alınan ilik yeterli olmamış. 10-15 güne sonucu verecekler. Ama durumu iyi değil, doktor da olumlu konuşmamış. Allah iyilikler versin, çektirmesin.

Dün kuzenimin ikizleri oldu. Hem de biri kız, biri erkek. Bugün hastaneye onları görmeye gideceğiz kardeşimle. Allah ömürlü etsin onları da.

Bu aralar hafif çaplı depresyondayım. Hep hastalıklar, hastaneler, olumsuz haberler, sıkıntılar, onun bunun işine koşturmacalar derken bende moral kalmadı. Üstüne üstlük bunlardan kaçımız da yok. Alıp başımı dağlara çıkasım var.En yakın arkadaşımı bile görmek, konuşmak istemiyorum. Benim zaten böyle de bir huyum var. Üzüntülüysem, kimseyi görmek istemem, kimseyle konuşmak istemem. Bırakın beni kendi halime, geçer derim ve geçer. Eşim ve oğlum da biliyorlar bunu ve elleşmiyorlar bana:)

Cuma, Ağustos 14, 2009

Çeşme'den Bildiriyorum 2

Arkası yarın gibi oldu bu yazılar. Geçen Cuma (yani tam 1 hafta önce) eşim de hazır işten ayrılmışken yıllık tatilimizi yapalım dedik ve Çeşme'ye geldik. Geldik diyorum, eşim, ben, oğlum ve gelinimiz:)) Hep birlikte güzel bir tatil yapıyoruz. Deniz, havuz, güneş, kum ve bol bol yemek. Herkes gevşemiş durumda. Salı günü ÖSS sonuçları açıklanacak haberi ile gerilen sinirler ertesi gün güzel haberlerle birlikte kendini rehavete bıraktı. Oğlum özel bir üni. nin b.sayar mühendisliğini kazandı. Kızımızsa 9 Eylül İng. İşletme'yi:)) Hepimiz mutluyuz. Bu arada cumartesi günü de evlilik yıldönümümüzdü, 19 bitti, 20 yıla giriş yaptık. Durmadan kutlama yapıp duruyoruz. Pazartesi günü döneceğiz. İzmir'de de halledilmesi gereken şeyler var. Kayıtlar var. Belki öbür hafta yine geliriz. Aslında eşimin çalışmaması güzelmiş, en azından tatil yapmak açısından. Ama şimdi çalışması daha da elzem hale geldi, çünkü 5 yıl üni. parası var. Gerçi sağolsunlar hem babam hem de k.peder bu konuda sonuna dek arkanızdayız, sakın yazlığı falan satmayın, biz yardım ederiz dediler. K.pederimin oğlunun oğlu diye, babamınsa ilk torunu ve üzerinde çok emeği olduğundan her ikisi için de oğlum pek kıymetlidir.

Haberler şimdilik bu kadar. Herkese iyi hafta sonları...

Cumartesi, Ağustos 01, 2009

Çeşme'den Bildiriyorum 1



Burası nasıl serin, rüzgarlı anlatamam. 45 dakika ötede İzmir'in içinde insanlar yanıyor. Biz burada gece 1 pike yetmiyor, 2.yi örtüyoruz. Yarın akşam eve dönme düşüncesi bile sıkıyor beni.

Resim internetten ama bizim sahil şu an tam da böyle. Deniz çok dalgalı ve etraf kite surfing yapanlardan dolayı rengarenk:))

Cuma, Temmuz 31, 2009

Misfortunes Never Come Singly


İngilizceyi Gatenby'den okuyanlar belki bu başlığı hatırlar. Lise son sınıf kitabındaki konulardan biriydi ve Brown ailesinin başına ardı ardına gelen talihsizliklerle ilgiliydi. Bu aralar biz de tam Brownlar gibiyiz.Aksilikler üst üste geliyor. Kayınpederin sağlık durumu hala istikrarsız. Geçen hafta aldığı kan ve iğnelerle biraz düzelirken, onların etkisi geçince tekrar kötüleşmeye başladı. Aksilik doktoru da yıllık izne çıkmış. Daha tedaviye başlanamadı yani.

Dün de eşim işten çıkarıldı. Gerçi bir süredir o da ayrılmayı düşünüyordu ama henüz değil. Şükür ikimiz de emekliyiz,evimiz var, aç değiliz açık değiliz ama insan kendini her ayki girdiye göre ayarlıyor. Şimdi planlar şaşacak. Piyasaların hali belli,yeni bir iş biraz zor gibi. Zaten o da bırakmak istiyordu, bu da bahanesi olacak, iş bakmayabilir. Bu arada en önemli sorun; ben bütün gün onunla napıcam?

Bu hafta 2 gün babamın tahlilleri var. Belki onlar bittikten sonra biraz yazlığa kaçarız ama annemleri de burada yalnız bırakmak içime sinmiyor. Ben oraya eğlenmeye gidicem. Onlar burada konu- komşudan yardım isteyecekler. Kayınpederden de çok uzak olmamamız lazım. Ardından oğlumun ÖSYS sonuçları gelecek, kayıt işleri olacak.

Bu yaz bitti bile sayılır. Ağustos geldi. Zaten bu ayın yarısı yaz, yarısı kış. Ardındanda ramazandı, bayramdı derken Eylül'ü de bitirmiş olacağız. Hoşgeldin sonbahar ve yine kış.

Ay, çok sıkıcı, iç karartıcı bir yazı oldu. Herkese iyi tatiller dileyip ben çekileyim. Sizlerin de içini daha fazla karartmayayım.

Dip Not: Başlığın anlamı "aksilikler tek tek gelmez". Ben size daha Türkçesini söyleyeyim "Bok bok üstüne kadı efendi" :))

Dip dip not: Resim internetten , gittigidiyor.com'da satılık bir kitap ilanından.

Perşembe, Temmuz 30, 2009

Demirtaş Ceyhun



Demirtaş Ceyhun vefat etmiş. Birer birer gidiyor güzel insanlar. Toprağı bol olsun, nur içinde yatsın.

Pazartesi, Temmuz 27, 2009

Yeni Türkü




Perşembe akşamı kardeşimle birlikte Yeni Türkü konserine gittik. harika bir gece geçirdik. yaş ortalaması 35 ve üzeriydi diyebilirim:)) Gerçi genç nesilden de kişiler vardı ama ağırlık 40 ve üzeriydi. O gençler düşürdü ortalamayı:)




Kayınpeder geçen hafta bayağı rahatsızlandı. Bu aralar acil servislerin müdavimi olduk. Bunda her hafta ER'ı seyretmemin etkisi var mı acaba? Pazartesi tahlil sonuçlarına göre kayınpederin kan değerleri asgarinin de altında, yerlerdeydi.Apar topar acile kaldırıldı. Hemen 2 ünite kan verildi ama o kan nasıl diriltti onu anlatamam. Çok şükür şimdi iyi. Kemik iliği alındı. 15 güne ancak sonuçları belli olacak. Ona göre de doktoru ilaç verecek. Kayınpederin kanser adı altında olan ama selim bir rahatsızlığı var. Kanser gibi öldürücü değil ama kan değerlerini düşürüyor, aşırı yorgunluk ve bel ağrısı yapıyor. Hastalığın tipik özellikleri bunlarmış. Milyonda bir görülen bir şey ama piyango ona vurdu.

Bu arada hem benim babama hem de kayınpedere kan verilince insan bazı şeylerin önemini anlıyor. Ben düzenli olarak tansiyon ilacı kullandığımdan kan veremiyorum, eşim de. Ama oğlumun bundan sonra senede 2 kez kan vermesini sağlayacağım. Hem kendi sağlığı için hem de en önemlisi ihtiyaç sahipleri için.

Bugün k.pederleri F.oça'ya götürüyoruz görümcemle irlikte. Birazdan çıkıcam. Anca akşama döneriz. Yarın temizlik var, sonra da anneme giderim.

Hafta sonu çok sıcaktı. Cuma günü eşim arabayla kaza yaptı. Daha doğrusu ona, hem de sürücü tarafındaki kapıdan çarpmışlar. Çok şükür ona bir şey olmadı ama kapı haşat, servise verildi. Taaa çarşambaya alıcaz. O nedenle en sıcak hafta sonunda biz evdeydik. Diyebilirim ki, hiç sokağa çıkmadık. Bütün gün klimanın altında oturduk. Gözünü sevdiğiminin denizi, Çeşmesi. Umarım bu hafta sonu bi problem çıkmaz da gideriz.

Dip not:Üstteki resim internetten, alttakini ise ben konser sırasında cep tel.la ve de uzak bir mesafeden çektim.

Pazartesi, Temmuz 20, 2009

??????



Geçen hafta genellikle annemlere giderek,içimde tarifsiz bir sıkıntı ile dolaşarak geçti. Malum oğlanın okul durumu. Allah ölüm kederi vermesin ama o sıkıntıya engel olamıyordum. Ne kadar kendimi avutmaya çalışsam da , önce sağlık desem de yüreğim üstündeki ağırlık, boğazımdaki yumru geçmek bilmiyordu. Eşimle, oğlumla yaptığımız uzun konuşmalar ve onun sözleri ile sonunda Y.aşar Üni. B.sayar Müh. ne vermeye karar verdik. Tabi, diğer seçenekleri de yazıcaz ama ilk tercih orası olacak, büyük olasılıkla da girecek oraya. En azından bir sonuca bağladık. Maddi olarak da , çok sıkışırsak yazlığı satarız diye düşündük. O da bize kalmama, yıl tekrarlamama sözü verdi, bakalım bu söz ne kadar tutulacak? Ama ilk kaldığı yıl okuldan alırız diye tehdit ettik te bizi ne kadar takacak bilmiyorum. Yaptığımız şey, çok içime sinmediği için çok da sevinçli ya da rahatlamış değilim. Ama bir önceki hafta kadar da kötü değilim.

Babam daha iyi. Kardeşim bu cuma dönüyor. Aslında onun da kontrolleri var ama annemlere iş için gidiyor dedik. Malum sözleşmeli öğretmen. Okullarla görüşmeye gidiyor sözüne inandılar. Eğer bir engel olmazsa Ağustos 20 gibi bu kez yeğenimi de alıp tekrar gelecek inşallah. O zaman babam da daha iyi olacağından hepsi birlikte Çeşme'ye bize giderler. Babama alt katta yatak yaparız. Tuvalet te var aşağıda. Yalnızca banyo için yukarı çıkar. Onu da idare ederler herhalde.

Hafta sonu yazlığa gidemedik. K.pederim rahatsızlandı. Cuma İzmir'e geldi, doktora gitti. Buraları sıcak diye tekrar F.oça'ya döndü.Pazartesiye tahlil verdiği için de pazar günü F.oça'ya gidip onu aldık, İzmir'e getirdik. Bugün de tahlilleri yapıldı. Saat 2 gibi sonuçları alıp tekrar doktora gidecekler. İnşallah iyidir.

Perşembe günü Yeni Türkü konseri var. Taaa gençliğimizin idolü bir grup. Gitmeyi çok istiyorum ama eşim istemiyor. Bugün kardeşimle konuşacağım. Onu razı edersem birlikte gideriz. Zaten perşembe akşamı bana gelip kalacaktı, ertesi sabah ta buradan otobüs servisine binecek. Hani hazır bizdeyken de iyi olur diyorum ama bakalım paşamız ne diyecek?

Yukarıdaki resim yine g.etty i.mages'dan. Şu aralar yalnız başıma kalabileceğim 2-3 gün istiyorum ama imkansız gibi. Sorumluluklar her şeyden önce geliyor. Kendi istediğimiz gibi yaşayacağımız zamanlar geldiğinde de galiba vücudumuz buna izin vermeyecek. Öff, pek karamsar oldu gene bu yazı ya. Yok yok ben gene de arada gülüp eğleniyorum da, hep böyle değilim yani. Bunun için bir kaç arkadaşla konuşmam yeterli. İyi aklıma geldi, ben gideyim de özellikle H.edo'yu arayayım. Canım arkadaşım bana şimdi moral yüklemesi yapar.

Herkese iyi haftalar...

Salı, Temmuz 14, 2009

Bozuk Moral

Eşim cuma günü için izin almıştı. Oğlum da kız arkadaşını çağırdı. Perşembe akşamüzerinden Çeşme'ye gittik. Galiba ertesi gündü ÖSS sonuçlarının pazar günü açıklanacağı duyuruldu. Pazar gününe dek her şey gülüş ahenk içinde geçti. Pazar sabahı sonuçlar hepimiz için hüsran oldu. Oğlum bir yerlere girecek ama asıl istediğimiz mühendislikler olduğu için hepimiz hayal kırıklığı yaşadık. Ziraat fakülteleri, Fizik,Kimya, Biyoloji bölümleri filan oluyor. Ama öğretmenlikleri değil, dikkatinizi çekerim. Buralara gitse, bitirse iş bulabilir mi, ne iş imkanları var hiç bilmiyoruz. Şimdi onların peşindeyiz.Kız arkadaşı da hukuk istiyordu. Onun da olmuyor. Ama onun puanı bizimkinin puanından iyi.O iktisat ya da işletmeye girebilir. İkisi de çok üzüldü. Ama bizim ana-baba olarak üzüntümüz farklı. Biz 2 emekliyiz. Evimiz de var. Artık tek kaygımız onun geleceği. Ama bunları henüz anlayabilmiş, algılayabilmiş değil. Gerçi geleceğin neler getireceği, ne tür iş imkanlarının doğacağını bilmiyoruz ama yine de bazı okullar ve bölümler insanı hayata 1-0 önde başlatıyor. Eşimle özel üniversite işini konuşuyoruz. Tut ki parayla oğlumuza etiket satın aldık, yaptık bir b.sayar ya da elektrik mühendisi. Bu arada gidebileceği özel üniversiteler İzmir'dekiler. Bunların diplomalarının piyasada gerçek anlamda bir değeri var mı? Yoksa, iş aramaya başlayınca "ha, parayla okumuş, geçiniz" mi diyecekler CV'de o okulların adını görünce? Sorular,sorular, düşüceler, düşünceler. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Ayrıca oğlumuz çalışma kapasitesine de güvenemiyoruz. Açıkçası ders çalışmayı sevmiyor. Şimdi başlattık özel okula, verdik 1-2 yıl 15-20 bin lira para. Sonrasında ben yapamıyorum, dersler ağır derse, at sokağa o kadar parayı. Zaten bi ton para sokağa atılmış oldu, o ayrı. Şu lise döneminde dersane ve özel hocalara döktüğümüz paranın haddi hesabı yok. Ama ne oldu? Hiç özel ders almamışlarla aynı puanı aldı. Ya o dersler alınmasaydı ne olacaktı, kimbilir? E, ders çalışmayan biri de mühendislikleri nasıl yapar bilmiyorum. Özel de olsa kimseye bedava diploma vermiyorlar.

Offff, offf, çok dertliyim, ne yapacağımı bilmiyorum. Kendi kendimi avutup "allah ölüm kederi vermesin, allah sağlık versin, bir yerlerde vardır onun da yiyecek bi topan ekmeği" diyorum.

Durumlar böyle. Burada sesli düşündüm, düşüncelerimi yazıya döktüm. Buraya da yazmasaydım çatlayacaktım.

Salı, Temmuz 07, 2009

DOSTLUK


Babamla ilgili haberler iyi. Kalçası kaynamaya başlamış. Bir sonraki kontrol Ağustos başında. İştahı da açıldı. Artık yemeye başladı, hatta şunu alsak, bunu pişirseniz falan diyor, şükür.

Ben hemen hemen her gün anneme gidiyorum. Kardeşim de orada ya, bu yazı eskisi gibi 4 kişilik çekirdek aile şeklinde geçiriyoruz:)) Eski günlerden, anılardan söz ediyoruz. Mutlaka 5 çayı içiyoruz. Akşamüstleri de eşim işten dönerken beni alıyor. Kendi evinin işleri n'oluyor derseniz, onları sabahtan yapıp bitiriyorum. Malum eşim işe gittiği için saah 7.30'da ayaktayım. Sabahtan her şeyi yapıyorum ki öğleden sonra bana kalsın:)

Cuma günü öğleden sonra 5 gibi çıkıp Çeşme'ye gittik. Bu kez çok iş yoktu. Yalnızca yastıklardan bazıları vardı yıkanacak, onları hallettim ara ara. Geçen hafta havuza girmiştim,denize gitmeye üşenmiştim. bu hafta sonu denize de girdim, siftahı yaptım. Eşimin izni ile ilgili en ufak bir umut ışığı bile yok. Biz bu yazı hafta sonları ile idare edeceğiz herhalde. Gerçi önümüzdeki haftadan itibaren ÖSS sonuçlarına odaklanacağız. O yüzden çok da önemsemiyorum tatil işini.

Yarın belki bir arkadaşımla buluşacağız ama onun da annesi ve oğlunu ayarlaması lazım önce. Ben uyarım dedim, ondan haber bekliyorum. En son yılbaşı günü rastlaşıp bir yerde 1 saat kadar oturup sohbet etmiştik. İşi gereği(doçent) okul-kitap-tez derken çok yoğun oluyor. Allahtan şu b.sayarlar var da her gün mailleşiyoruz ya da telefonlaşıyoruz. Yani birbirimizden haberdarız. Bu arkadaşım benim orta 1'den üniversite bitene dek sıra arkadaşım, o kadar eski dostuz yani.Zaten şöyle bir geriye baktım da benim en yeni arkadaşım 15 yıllık falan. Şunu da belirtmem lazım. Aslında bunlar benim dostum dediğim, iyi günümde de kötü günümde de hep yanımda olan kişiler. Arkadaşlar çok ama dost az bulunuyor. Ben yine şanslıyım ki dostlarım da var. Üstelik biz bir çok sınavdan da geçtik ve dostluklarımız perçinlendi.

Dostlara ve dostluğa...

Not:Üzerinde de görülüyor ama gene de belirteyim, foto getty images'ten.

Cuma, Haziran 26, 2009

Tatil

Artık günleri şaşırır oldum ve hayat ekspres hızında geçiyor. Cumartesi günü Çeşme'ye gidip, temizlik yapılması için anahtar bıraktık. Pazar günü sabah uyandığımda gözlerim sulanıyor, hapşırıyordum. Babalar günü olduğundan önce babamlara kahvaltıya gittik. Oradan F.oça'ya kayınpedere. Akşam eve geldiğimde tek kelime ile bitmiştim. Pazartesi sabahı hemen bankanın doktoruna gittim. İlaçlarımı aldım. Annem tel. etti. Babam yüzümü bile yıkayacak mecalim yok diyormuş Hemen dr enişteyi arayıp bir dahiliyeci ismi aldım. Aynı güne randevu alıp babamı götürdük. 3 ayda 14 kilo vermiş babam. Dr güzelce muayene etti, ultrasonda batın bölgesini inceledi.Ertesi günse tüm tahliller yapıldı, akciğer röntgeni çekildi. Çok şükür hiç bir şey yok. Dr tamamen psikolojik dedi. Babama da "amca kendinizi zorlayacak ve yemek yiyeceksiniz" dedi. Çünkü eskiden her dilimi 2 lokmada yutan babam şimdi bir kaşık yemeği kırk saatte yiyor, didikleyip duruyor yemeği. Hepimiz seferber olduk. Canın ne istiyor, onu alalım, pişirelim diye ama canım hiç bir şey istemiyor diyor, başka da bi şey demiyor. Sanırım her gün gezen, eğlenen, arkadaşları ile laklak yapmayı seven biri olarak evde sıkılıyor. Ama dr daha dışarlarda pek fazla gezmesini uygun bulmuyor. Zaten havalar çok sıcak,çıkılmıyor. Bakalım düzelecek babam ama nasıl olacak bilmiyorum. Şu 2 ay çabuk geçse de ayağının üzerine basmasına izin verseler çok iyi olacak.

Bu arada cumartesi günü gelinimiz de geldi. O da babamı çok zayıf buldu, hatta ağladı yazık. Bacakları çomak gibi kaldı babamın. Yüzü çöktü, avurtları çıktı. Salı akşamı da İstanbul'a döndü, o kadar izin alabilmiş.

Bugün annemlere temziliğe kadın gelecek. Ben de az sonra çıkıp gideceğim.Bu arada biraz düzeldim ama boğazımdaki yanma hissi hala devam ediyor.

Oğluşu, kız arkadaşı ile tatilde. Geçen cuma bize "biz ... ile tatile gidicez" dediğinde şok olduk. Ama demek ki artık böyle. Bize sadece ceplerine para koyup biletleri almak düştü:)) Kısacası tatilin sponsorluğunu yaptık. Bu akşam dönecekler. Yarın da biz Çeşme'ye gideceğiz, kısmetse. Umarım hava tekrar ısnır çünkü 2 gün denize girip, yayılmayı düşünüyorum. Yemek falan da yapamam. Geçerken T.ansaş'tan mezeleri alırız. Gündüz onlarla ekmek arası bi şeyler yapılır. Akşamları da (zaten 2 gece var)dışarıda bir şeyler yenir. Hiç bir iş yapmamak, dinlenmek istiyorum. Eşim bulmacalarını ben de 1 kitap götüreceğim. Oğlansa laptopunu alır, herkes mutlu mesut zaman geçirir.

Herkese iyi hafta sonları...

Çarşamba, Haziran 17, 2009

Hayatımdan


Üniversite sınavını atlattık, şükür. Dersane sınavlarından daha iyi geçtiğini söylüyor oğlum. Anladığım kadarıyla bir yerlere girecek te çok iyi bir yerlere değil ama. Neyse, sonuçlar gelsin ondan sonra bakarız hangi okul olacak diye. Bu arada mezun da oldu, hem de teşekkür getirmiş. Adam son anda arap atı gibi açıldı. Demek lise 5-6 yıl olsa işin sonu takdirname olacaktı:))

Bugün babası ile mezuniyet hediyesi olarak laptop almaya gidecekler. Bense önce Bospa, pazar alışverişi, sonra annemler. Kardeşim geçen Cuma sabahı geldi. O gün annemlerdeydik, akşam yemeğini de yiyip, öyle döndük. Cumartesi evdeydik. Pazar günü malum sınav. Daha yazlığı temizletemedim bile. Belki bu cumartesi gidip, anahtarı bırakırız. Çünkü pazar günü de malum " Babalar Günü". Önce babamlara, oradan F.oça'ya, kayınpedere. Bu hafta da Çeşme sefası olamayacak. Eşimin 1 hafta izni kaldı zaten, babamın rahatsızlığında 1 haftasını kullanmışdı. Hazır kardeşim de buradayken Temmuz içinde o 1 haftayı kullanalım diyorum, bakalım iş yeri izin verirse. Kardeşim Ağustos başında İstanbul'a dönmek zorunda. 4 Ağustos'ta kontrolleri var. Bu konu her şeyden önemli. İnşallah her şey yine iyi olur.

Babam daha iyi. Koltuk değneklerinin yardımı ile, sol ayağının yalnızca parmak ucuna basarak yürümesine doktor izin verdi. Tabii yalnızca evin içinde. Kendi ihtiyaçlarını görüyor, yemeğini artık bizimle sofrada yiyor, bundan iyisi Şam'da kayısı. Doktor 2-3 ay ayağının üzerine basmasına izin veremeyiz dedi. Haftaya da film çekilip kaynama durumuna bakılacak.

Cumartesi günü gelinimiz de İzmir'e gelecek. 2 gün izin almış. Haftasonu ile birleştirdi, salı günü dönecek. Bu tür ziyaretler babama moral oluyor. Sağolsun, çok sevenleri varmış. Ev hiç boş kalmadı. Akrabalar, konu-komşu. Babam zaten muhabbetçi bi insandır. Dışarı çıkamadığı için çok sıkılıyordu ama gelen-gidenle oyalanıyor.

Eşimin iş yaptığı bölgesi değişti. Artık Fethiye'ye dek tüm güney bölgeyi ona vermişler. Kalmalı gezilerinde ben de takılacağım ona. Bu yaz hareketli geçecek gibi, bakalım...


Dip not: Resim, internetten, ben çekmedim:)Ama tam da böyle bir yerde olmayı istiyorum.

Çarşamba, Haziran 03, 2009

Kırık Bir Kalça Hikayesi



Babam kalçasını kırdı., 18 Mayıs akşamı. O akşam oturmuş tv izlerken bir telefon geldi. Annem, kızım heyecanlanmayın, telaş yapmayın ama baban düştü, herhalde kalçasını kırdı, 112'yi çağırdık, çabuk gelin dedi. Ben böyle durumlarda tüm soğukkkanlılığımı yitiriyorum. Neyse, eşim beni yatıştırdı, doğru annemlere gittik. 112 ancak 1 saatte gelebildi, o gece yoğunluk varmış. Oğlum anneannesi ile kaldı, biz eşimle birlikte babamla gittik. 112 Tepecik hastanesine götürdü bizi. İlk etapta tamam çok ilgilenildi ama sonra çekilmiş filmin gelmesi 1 saat sürdü. Kalçasını kırdığı teyit edildi ve biz o gece hastaneye yatış yaptık. Ama ertesi gün 19 Mayıs tatili olduğundan sadece ağrı kesici vererek bizi 1 gün daha bekletmiş oldular. 20'sinde doktorlar gördü ve hemen ertesi gün ameliyat edilmesine karar verildi. Ameliyatı epidural yapmışlar, daha iyi oldu, odaya geldiğinde kendindeydi. İlk gece biraz ağrıları oldu ama sonra ağrısı falan da kalmadı. Ben 18 akşamından 24 akşamına dek gece gündüz hastanede babamla kaldım. Annemin kulaklar duymuyor, gözler iyi görmüyor, ayaklar desen zaten kendini bile taşıyamıyor, hastanede kalsa nasıl hizmet edecek. Son 24 Mayıs gecesi sağolsun, eniştem geldi kaldı, ertesi gün de zaten taburcu olduk. Bu kez de birkaç gün annemlerde kaldım, anneme neler yapması gerektiğini göstermek için. Şimdi de sabahtan öğlene dek kendi evimin işleri ile uğraşıp, öğleden sonra annemlere gidiyorum. Eşim işten dönerken beni alıyor vs. vs.

Komşularımızdan allah razı olsun, babamın düştüğü gece ve sonrasında çok ilgilendiler. Her derdimize koştular. Tabi bunda babamla, annemin aynı evde 45 senedir oturuyor olmalarının da etkisi var, herkes onları biliyor onlar da herkesi biliyor. Bir de babam çok girişken, çok tatlı dillidir, hani 7 kralla barışık derler ya, öyle. Mahalledeki herkese maddi, manevi yardım eder.

Çok şükür atlattık diyorum ama babamda şeker var, gut var, yüksek tansiyon var, kan değerleri düşük. Çok halsiz düştü. Güçlensin diye et, süt, yoğurt veriyoruz, gutu çıkıyor, başka bir şey veriyorsun şekeri çıkıyor. Yarın ortopedi kontrolü var. Eğer doktor olumlu bir şeyler söylerse pazartesi de bir dahiliyeciye götüreceğiz. Çok kilo verdi bu arada. Ben yine uzun süre buralarda yokum. Boş vakit bulursam blogları okumaya çalışıyorum, çok ender de olsa yorum da bırakıyorum.

Herkese sağlıklı günler...