
Figencim beni ödüllendirmiş, çok teşekkür ederim. Ödülün doğası gereği benim de birilerine ödül vermem lazım ama baktım da ödülsüz kimse kalmamış gibi. Ben de okuduğum ve beni okuyan tüm blogları ödüllendiriyorum.
Bu aralar bloga yazma konusunda çok tembelim. Bugün bile kendimi zorlayarak yazıyorum. Figenin ödülü bahane oldu da kendimi yazmak zorunda hissettim. Neler yapıyorsun derseniz, geziyorum, geziyorum, geziyorum diyeceğim. En çok yaptığım şey bu, ama gene çamaşırlar yıkanıyor, ütüler, yemekler yapılıyor, işte günlük hayat devam ediyor ama sakın sıkıldığımı sanmayın. Benim ruhumun militarist bir yanı var. Düzeni, rutini çok seviyorum. Her sabah aynı saatte kalkıp, aynı haber kanalını izlemek, aynı saatte kahvaltı etmek, ortalığı toplamak, yemeği yapıp öğleden sonra da sokağa fırlamayı seviyorum. Pazartesileri anne günü(bugün olduğu gibi). Diğer günlerse mutlaka bir toplantı oluyor, bazen akraba ziyareti, bazı günler de banka işleri oluyor. Derler ya, yuvarlanıp gidiyorum.
Oğlum aşık:)) Nur kızımızı (henüz tanışmasak da) seviyoruz ailecek. Oğlumuz onu seviyor, o oğlumuzu seviyor, birbirlerini üzmeden güzel bir ilişki yaşıyorlar, daha ne isterim.
Annem şükür düzeldi,benimse grip tam geçmedi, 15 gün oldu, zaten antibiyotiğe başladım. Gerçi bunda dinlenmemenin de etkisi var, gezmekten iyileşmeye vakit yok:))Ama yatacak kadar da kötü değilim zaten.
Kısaca her şey çok şükür iyi gidiyor mutlu olmamak için neden yok, bi de havalar ısınsa süper olacak:))
Herkese iyi, mutlu, güzel bir hafta diliyorum...