Cumartesi, Mart 27, 2010

İyi ki Doğdun Oğlum


Bugün Karakuzumun doğum günü. İyi ki doğdun güzel oğlum, iyi ki oğlumsun, iyi ki bizimlesin. Sana mutlu, sağlıklı, başarılı nice yıllar. Kötülükler, kötüler senden uzak olsun. Hep iyilerle, iyi şeylerle karşılaş. Şansın bol olsun.

Bir de bizi üzmeden ders çalışsan:))

Perşembe, Mart 25, 2010

Bugünün Şarkısı


Canım çok sıkkın, sanki göğsümün üzerinde bir fil var. Kendimi avutmak için internetten müzik videoları izlerken birden çooookkkk eskilerden bir dostla karşılaştım. Dinlerken ne düşüneceğiniz size kalmış ama dinleyin, pişman olmayacaksınız. Bu arada şarkı 78 yılından.

Not: Youtube herkeste olmayabilir diye bu sitede olan videoyu koydum.

Salı, Mart 16, 2010

Erikler:))


















Emre Aydın'ın şarkılarını çok severim. Epeydir sesi soluğu çıkmıyordu. Bu linkten yeni şarkısını dinleyebilirsiniz. Birazdan temizlik için kadın gelecek. Eşim F.oça'ya gidecekti, ağaçların ilaçlanması lazım ama yarın yağmur varmış, programı iptal oldu. Bugün ilaç attırırsa yarın yağmurda bütün ilaçlar akıp gidecek, boşuna emek olacak. Belki perşembe günü gider.

Geçen hafta hem koşuşturmacalı, hem de keyifliydi, hastalığa rağmen. Geçen hafta salı günü arkadaşımla buluşup Al.sancak'ta C.afe B.onjoura gittik. Ben o gün banyo yapıp sokağa çıktım. İnadına da o gün hava nasıl rüzgarlıydı ve serindi anlatamam. Tabi ben şifayı kapmışım. Akşam eve bir geldim, tir tir titriyorum. Perşembeye de başka bir toplantı var, iyi olmam lazım. Hemen ilaçlar, sıcak içecekler, tavuk suyu çorbalar. Çarşamba tüm günü evde yatarak, dinlenerek geçirdim. Tabi, bu arada sinemaya gidip " Eyvah eyvah" ı izlemek yalan oldu. Perşembe günü iyiydim:)) Tabi hemen arkadaş toplantısına. Gerçi ne olur olmaz, onlara da bulaştırmayayım diye kimseyi öpmedim. Hep birlikte yine güzel bir gün oldu. Arkadaşım çok uğraşmış, neler neler yapmış. Cuma günü de F.oçaya gittik, eşim, ben, k.valide ve teyze. O gün de hava çok güzeldi, her yer yemyeşil, erikler çiçek açmış, gelin gibi olmuşlardı. Resimlerden de görüyorsunuz zaten ama cep tel. ile bu kadar çıkıyor.

Umarım bu hafta sinemaya gidebilirim. Hala ziyaretim var. Doktora gidip rapor yeniletme işim var, emeklilik zor zenaaat canım:))

Son dakika notu: Eşim yine karar değiştirdi ve F.oça'ya gitti.

Salı, Mart 09, 2010

Yüzük


Farkındayım yine ihmal ettim burayı diycem şimdi; sanki milyonlarca hayranım varmış gibi havaya girmiş olucam:)) Millet her gün bloğa bakıyor ve "aman Çenebaz yine yazmamış" diye gam ve kasavet içine giriyor. Tüm yurtta ve dış temsilciliklerde yas ilan edilecek neredeyse:)) Tekel işçileri bu kez benim için ayaklanacaklar.

Neyse, bu girizgahtan sonra gelelim benim hayatıma; Teyzem annemde kalıyor, kalp işini çözümlemeye çalışırken bir de grip girdi olayın içine, ilaveten de ağır bir öksürük. Tabi öksürük biraz da kalbe bağlıymış, doktor öyle söyledi. Şimdi şimdi biraz toparladı ama hala tam iyi değil. Annem zaten yarım, kulak duymuyor, bir göz iyi görmüyor, ayaklar iyi değil, babam geçen yılki kırılma olayından beri tam düzelemedi, ayağı aksıyor. Bir de teyzem geldi, ben elimden geldiğince gidip onlara yardımcı olmaya çalışıyorum ama 7/24 orada olamayacağımdan ben yokken nasıl idare ediyorlar bilmiyor. Hayır, birini düzeltirken diğerini hasta etmeyelim de. Tam körlerle sağırlar, birbirini ağırlar durumundalar.

Beni çok sarsan bir başka olaysa;hayatımın en büyük kazığını dost arkadaş diye evimi açtığım insanlardan yedim. Geçen ay bende yemekli toplantı vardı yazmıştım. O gün benim alyansım ve 7 taşlı yüzüğüm kayboldu. Diyeceksiniz ki niye parmağında değil. Ben gece yatarken çıkarır aynanın önündeki tablanın içine koyarım. Sabah kalkınca takarım ama o gün çok işim olduğundan takmayı unutmuşum. İşte bu misafirler cumartesi günü geldi, gitti, yüzükler kayboldu. Cuma gününden beri benim evime onlar dışında hiç kimse girmedi, eşim ve benden başka. Oğlum bile bir arkadaşına kalmaya gitmişti, çocuk cuma sabah evden çıktı taa, pazar günü akşam üzeri geldi eve. Gerçi grup içinde geçmişten gelen bazı şüpheler de vardı ama ben yine de inanmıyordum. Kısacası gitti yüzükler. Maddi ve manevi (evlenirken takılmıştı) kaybıma üzülüyorum ama asıl üzüldüğüm dost bildiğim birinin bana bunu yapması. Hepsine durumu anlattım, üzüntümü bildirdim. Bir sonraki toplantı da konuşup özellikle kuşkulanılan kişinin üzerine gidilecek ama ben o toplantıya katılmak istemiyorum. Gözümle görmeden kimseyi suçlayamam. O kişi de yaptım diye itiraf etmeyeceğine göre boşuna.Orada oluşacak ortam, o kavga gürültü, düşüncesi bile hasta ediyor. Belki çok pasifçe olacak ama ben gruptan ayrılıcam, o toplantıya bile gitmeyeceğim. Belki 1 kişi için diğerlerini de kaybetmiş olucam ama hangisi bunu yaptı hiç bir zaman emin olamayacağım için ilişkiyi toptan kesmek daha iyi gibi geliyor bana. Hala düşündükçe yüzümü ateş basıyor, üzülüyorum.

Hiç mi güzel bir şey yok hayatında derseniz, aslında güzel şeyler de oluyor. Havanın güzel olduğu günler eşimle yürüyüş yapıyoruz, artık 10.000 adımı buldum, evdekiler hariç. Dün anneme gittim, kuzenleri de geldi, güzel muhabbetli bir gün geçirdik. Bugün arkadaşımla buluşup Al.sancak taraflarında dolanacağız. Perşembe günü emekli bankacılar toplantımız var. Dün akşam için yaptığım yemek, k.validem bizi yemeğe çağırdığından bugüne kaldı, bugün ne pişirsem derdim yok.Geçen pazar F.oçaydık, her yer, yollar yemyeşil, badem ağaçları çiçek çiçekti. Tüm bunlar bile benim mutlu olmama yetiyor. Allah hastalık ve ölüm kederi vermesin, nasılsa her şeye çare bulunuyor.

Not: Resmi internette bir pırlanta satış sitesinden buldum. Çalınan yüzüğümün hemen hemen aynısı. Diğeri zaten bildiğiniz alyans.

Cumartesi, Şubat 27, 2010

Dün gece

Dün gece H.aneleri izlerken reklam arasında diğer kanalları da gezeyim dedim, ne iyi etmişim. Bir baktım V.olkan K.onak'ın programında E.dip Ak.bayram yine o güzel sesi ile kalpleri dağlıyor. V.olkan K.onak tarzım olan bir şarkıcı değil, o yüzden normal koşullarda programına da bakmam. Ama E.dip Ak.bayram nedeni ile dün gece program bitene dek yani 1.20'ye kadar ekranın başından ayrılamadım. Çok seviyorum E.dip Ak.bayram'ı. Yıllardır değişmeyen duruşu, o güzel billur sesi ve şarkıları. Şarkıları hep hüzün verir ve ruhumun en derin yerlerine dokunur. Dün gece de öyle oldu. Bazı şarkılarda hem ağladım hem eşlik ettim ama yine de yatarken sanki üstümden büyük bir yük kalkmış gibi hafiftim. Sağol, varol güzel insan.

Cuma, Şubat 19, 2010

1 Numara

Sonunda biri çıkıp adını koymuş. Lütfen buradan okuyun.

Perşembe, Şubat 18, 2010

Bospa


Dün bankadan arkadaşlarla toplantımız vardı. Toplantı Hatay tarafında olduğundan araba vapuru ile Üç.kuyulara geçtik. Bazı arkadaşlar geçen toplantıya katılamadığından onlarla neredeyse 1,5-2 aydır görüşememiştik. Güzel bir gün oldu. Ama ikram konusundaki ilkemizden ufak ufak sapmalar başladı.1 tatlı, 1 tuzlu, 1 de salata derken, şimdi tuzlu olarak börek yapıp onu da hem kıymalı hem de peynirli olarak 2 çeşide çıkarttılar. Neyse, uyardık arkadaşları, yapmayın yediğimiz zarar diye:) Dönüşte yine araba vapuru ile döndük. 6 gibi evdeydim. Hemen üzerimi değişip doğruuu Bospa'ya(yukardaki resmin esbab-ı mucibesi) Benim pazara gitme nedenim, özellikle enginar için. Market ve manavdakiler o kadar taze olmuyor, olsa da 2 katı fiyata oluyor. Eh mevsim geldi, bol bol yiyelim, karaciğerimizin yüzünü güldürelim.

Bugün de hava güneşli ama rüzgarlıydı. Eşimle K.onak tarafına gittik, alışveriş sonrası İzmir'de özellikle P.asaport civarında çalışanlar arasında pek meşhur olan D.önerci Or.han'a gittik, üstüne yine meşhur Ş.işman'ın Ha.lep tatlısından yedik, tabii arası kaymaklı. Ohhh, tekrar iskeleye yürüyüp vapurla döndük, rüzgar müzgar vapurun arkasında dışarıda oturduk. Ama eve geldiğimizde ikimizin de ayaklar pamuk atıyordu. O, odadaki b.sayarın başına geçti, ben salonda tv'nin karşısına kuruldum, TNT'deki Türk filmini açtım, kucağıma da laptopumu aldım, post yazıyorum.

Yarın biraz yoğun geçecek. Cumartesi günü bende yemekli toplantı var, ama allahtan onda da karar verildi, herkes pide yaptırıyor. Yarın alışveriş ve tatlı kısmı var. Cumartesi sabahtan da içi hazırlayıp pideciye göndereceğim.

Alakasız bir konu ama yazayım dedim, arayan varsa diye; pedometre ya da diğer adı ile adım ölçer hem de vo.it marka Te.knosa'larda 9,90. Bana çok uygun geldi, hemen hem kendime hem de 2 arkadaşıma aldım, aklınızda bulunsun.

Not:Resim internetten, google'da görselde Bospa diye aradım,bunu buldum. Kim çekmiş bilmiyorum, çekenin eline sağlık, umarım resmi koydum diye telif istemez:))

Salı, Şubat 16, 2010

Bahar


İzmir'e bahar geldi. Dün hava limonata gibiydi. Ilık bir hava, ortalık günlük güneşlik. Sanırım önümüzdeki 3-4 gün de böyle geçecekmiş. Biz de fırsattan istifade eşimle Karşıyaka'ya yürüdük. Sahile gelince yukarıda resmini gördüğünüz yerde biraz mola verdik. Burayı çok seviyoruz biz ama dışarıda oturmayı. Karı koca ikimiz de sıkıntılıyızdır, çok soğuk ve sağanak yağış olmadıktan sonra hep açık yerlerde oturmayı tercih ederiz.Çay içtik, muhabbet ettik, sonra aynı yoldan geri döndük. Yol üzerinden balık aldık, maruldur, yeşilliktir tabi bi de susamlı çıtır çıtır ekmekler. Eve gidince ben hemen balıkları ayıkladım, çıtır çıtır kızarttım, yanına bol marul salatası bi de ligt bira. Ooooh, yeme de yanında yat. Akşam onlar maç izlerken ben de aşağıya eşimin teyzesine indim,k.valide de oradaydı. Biraz yeni başlayan takasa baktık, biraz ar.ka sokak.lar , salep içtik, 11 gibi eve çıktım. Evde bu aralar ki hastalığım F.ishville'e takıldım. Sonra TNT'deki si.lent w.itness dizisini izledim ki geçen haftadan devam bölümüydü. Ama sanırım uzun yıllardır polisiye diziler izlemekten bu tür dizi ya da filmler başladıktan 10 dakika sonra yalnızca karakterlere bakarak katili söylüyorum ve istinasız hep doğru çıkıyor. Hatta oğlum anne bu senaryoyu sen mi yazdın diye takılıyor:))

Birazdan kadın gelecek, temizlik var, sonra da anneme gideceğim. O detaylar bir sonraki postta.

Pazartesi, Şubat 15, 2010

Tuğba Karademir



Ben Hedikli Ev'in bloğunda gördüm, o da Pratik Anne'de okumuş. Ülkemizi 2010 kış olimpiyatlarında buz pateni dalında temsil eden Tuğba Karademir'in bloğuna başarı dileklerimi gönderdim, belki siz de bir şeyler yazmak istersiniz...

Pazar, Şubat 14, 2010


Sevgililer gününüz kutlu olsunnnnnn..........

Cumartesi, Şubat 13, 2010



Her gün post yazabilenlere, hatta aynı gün içinde bir kaç tane birden post attırabilenlere hayranım. Emeklisin, işin ne, yaz sen de her gün," nazar etme ne olur, post yaz senin de olur" demeyin, yok valla , zaman bulamıyorum. Söylerlerdi de inanmazdım, emekli olunca daha az zaman bulabiliyor insan bir çok şey için. Çünkü yalnız kendinin değil, çevrenin de angaryaları nasılsa emeklisin diye sana yükleniyor, bazen nefes alacak zaman bulamıyor insan.

Dün yine öyle bir gündü. Sabah erken kalk, daha kahvaltı etmeden 2 çeşit yemeği ocağa at, sonra ayaküstü bir kahvaltı, sonra koştur, koştur bankaya git, para çek, oğlanın okulunun ödemesinde son gün, okula git, parayı yatır, ordan hayda anneme geç, teyzem hastaneye gelecekti, onlarla bağlantı kur, annene durumu anlat, onu sakinleştir, annemlerin ufak tefeklerini al, eve git, akşam yemeğini hazırla, sofra topla, çamaşır makinasını çalıştır, eşime bitki çayı servisi yap, çamaşırı as, ayaklarım arkamda koşup duruyorum. Hayır bu tempoya bi de kilo versem ya, yok o kiloda mıh gibi yerinde.

Bu gün de tempoda bir değişiklik yoktu. Önce oğlanla sevgililer günü alıverişine çık, tabi kredi kartı ile sponsor olarak, oradan anneme git, teyzemi ziyaret et, onlara 1-2 çeşit yemek yap, dönüşte k.valideye uğra, yine akşam yemeği. Bu arada eşim Be.şiktaş maçını izliyor, oğlum kendi b.sayarında. Ben de fırsattan istifade biraz içimi dökeyim dedim.

Herkese iyi pazarlar

Pazar, Şubat 07, 2010

Sömestr Bitti:((


Soğuk-yağmur-soğuk derken sömestr tatili bitti. Kardeşim, gelinimiz ve yeğenim perşembe günü döndüler. İstediğimiz pek çok şeyi yapamadık, istediğimiz yerleri gezemedik ama birlikte olmak bile güzeldi. Transformers kültürüm acaip arttı:)) Bi de B.akugan mı ne, yeni bir şeyler çıkmış. Tabi bi de B.en 10 çılgınlığı. Uzun bir aradan sonra yine böyle şeyler görmek güzeldi, oğlumun çocukluğunu hatırladık hep:) Tam onların gidecekleri gün babam grip oldu. Neyse ki şimdi daha iyi. Cuma günü önce onlara gittim, ufak tefek alınacaklarını aldım, günlük işlerini hallettim, oradan da halamlara geçtim.

Cumartesi günü eşimle yürüyüş yaptık. Kendime pedometre aldım. Gidiş dönüş 7500 adım kadar atmışım. Aslında ideali 10.000 adımdan başlıyor ama bu başlangıç, iyi sayılır (kendini kandıran çenebaz) . Kayınvalideme uğradık, biraz da onda oturduk. Sonra eve dönüş. Eşim maç seyretti , bense cnbc-e'deki polisiyelere vurdum kendimi. Oğlumun sınavları bitti. O yüzden dün bize çok yakın oturan bir arkadaşına gidip kaldı. Sabah 7'ye kadar internette oyun oynamışlar, allah akıl fikir versin:))

Bugünse nasıl bir yağmur var anlatamam, her şey çürüyecek sanki. Kötü haberler üstüste gelirmiş. Önce kiracı aradı, banyo alt kata su akıtıyormuş, pazar günü usta bulamayacağımızdan pazartesi için sözleştik. Bugünse yağmurdan sonra bizim evin tavanında 3 yerdebirden kocaman lekeler oluştu. Bizim üstümüzde asansörden dolayı çatı arası gibi bir boşluk var. Allahtan karşı dairedeki hanım bu konuda tecrübeli. Bize hemen geçici çözüm olarak akan yerlere naylon sermemizi önerdi. Bu arada o da kendi evini kontrol etti, onda da 2 yerde leke varmış. Büyük çöp torbalarını ıslak yerlere serdik. Yarın da bir çatı tamircisi bulup en kısa sürede tamir ettireceğiz. Bu nedenle canım çok sıkkın. Usta ile uğraşmak kadar zor bi şey yok. Söz verir gelmez, işi yarım yamalak yapar. Neyse ben iyi düşüneyim, iyi şeyler olsun, di mi?

Herkese iyi haftalar.

Çarşamba, Ocak 27, 2010

İstanbul'dan kardeşim geldi



Kardeşim ve yeğenim İstanbul'dan geldi. Ama ben yine kaldığım yerden yani Cuma günüden anlatmaya başlıyayım.

Doğum günümde akşam eşim, ben, oğlum ve kızımız(gelin hanım, gelin) yemeğe çıktık. Sonra hep birlikte eve gelip muhabbete orada devam ettik.

Cumartesi günü kardeşim sabah uçağı ile geldi. Saat 12 gibi annemlerdeydi. Ben de saat 2 gibi oradaydım. Oğlumun tam da bu 2 hafta boyunca sınavları olduğundan onlar babası ile evdeydiler. Akşam saat 6 gibi de onlar geldi. Birlikte akşam yemeği yiyip, 11 gibi evimize döndük. İkisini de çok özlemişim. Hele Kaan'ı 1 yıldır görmüyordum, nasıl uzamış. Belli uzun ve zayıf bir çocuk olacak. O yaştaki tüm çocuklar gibi hiç bir şey yemiyor ve sürekli oyun istiyor.

Pazar günü yine annemlere gittim. İzmir'de hava nasıl soğuk anlatamam. Kuru bir soğuk ve ayaz. Adamın içine işliyor. Kırk kat sarınıp çıkıyoruz. Sömestr tüm çocuklar için kötü bir zamana denk geldi. Dışarı çıkarsan hasta olacaklar, çıkarmayınca evde bunalıyorlar. Neyse, pazartesi artık oğlanı daha fazla evde tutamazdık. Pıtırcık'a götürelim dedik. Aslında Kaan bahane, bayılırım çocuklu özellikle erkek çocuklu filmlere. Onların saftiriklikleri çok hoşuma gider. Bu arada kız anaları kızmasın ama lütfen şu şirin yazıyı da okuyun. Bu arada film çok güzel, 7 yaş üstü çocuklu ailelere öneririm.

Dün de yine annemlerdeydim. Salondaki klima bozulmuş. Tamir ettirseler astarı yüzünen pahalıya gelecek, yeni klima almışlar ama bugün takılacaktı. Dün tabi küçük odada oturduk. Kaan'la adam asmaca, boyama falan yaptık. Bugün de yeni bir aktivite bulmamız lazım. Dışarısı çok soğuk olduğundan hiç sevmediğim halde AVM turu yapıcaz herhalde. Doğal Yaşam parkına gitmek istiyoruz ama bu soğukta çok zor. ir de hasta etmeyelim çocuğu.

Cumartesi günü kardeşimin eşi de gelecek. Önümüzdeki hafta inşallah havalar biraz ısınır da o da gezebilir.

Bugün Bospa var, biraz meyve-sebze alışverişi yapmak istiyorum, sonra da Kaan'la bir şeyler. Evdekiler uyanmaya başladı, ben kahvaltı hazırlığı için kaçıyorum.

Herkese bol güneşli günler...

Cuma, Ocak 22, 2010

Hepi Börtlek

Bugün benim doğum günüm. 48 yıldır bu dünya üzerindeyim. Büyük olasılıkla bir o kadar daha kalamam buralarda ama böyle güzel bi günde de gerek yok ya bu tür düşüncelere. Her sene geriye dönüp bakınca hep aynı şükür duygusuyla doluyorum. Genel olarak istediğim herşeye sahip oldum, bir erkek evlat sahibi olmak dahil:))
Teyzem her zaman bana " sen aklına koyduğunu yaparsın,oğlan oğlan dedin, oğlanı bile buldun der". Sağlığım yerinde, çok şükür maddi olarak büyük sıkıntılarım yok, ailem, sevdiklerim yaşları gereği olan ufak tefek hastalıklar dışında sağlıklı, bu yaştayım anam-babam sağ, evlilikte büyük sorunlarım yok, eşimle 20 senedir iyi idare ediyoruz:)), oğluşum okuyor, sevgi dolu bir çocuk. Kısaca hayatımdan memnunum. Bir daha dünyaya gelsem yine aynı hayatı yaşamak isterim. Ya, kısaca iyi ki doğdum ben:))

Perşembe günü emekli bankacı kızlarla toplantımız vardı.Bana sürpriz yaptılar, aşağıdaki pasta o günkü doğum günü pastam. Petek yapmış pastamı. Görüntüsü kadar içi de muhteşemdi, vişneli ve çikolata parçalı. Tadı, görünüşü harika bu pasta için burdan bir kez daha ellerine sağlık Petek diyorum. Tüm arkadaşlarıma teşekkürler. Dün de Hedomla buluştuk. Onunla da önce her zamanki gibi P.izza V.enedik yaptık. Sonra da E.fes P.astanesine gittik.Çayları söyledik, bir baktım küçük bir pasta, üzerinde mumu ve çıtır pıtır yanan şeyle (adı nedir onun ya?) geldi. Ben "Hedo, koca kadınım ne bu ya küçük çocuk gibi" desem de dinlemedi, zorla bana mumu üfletti. Çok eğlendik. Bu akşam da eşim, oğlum , bi de kızımız (geliiinnnn) hep birlikte dışarıda yemeğe gideceğiz. Benim 40 gün 40 gece sürecek herhalde doğum günü kutlamaları. 50'ye yaklaştıkça sarsıntıyı azaltmak için bööle hoşluklar yapmak lazım galiba.


Salı, Ocak 19, 2010

Gündemden

A.ğca hapisten çıktı, sanki adam kahraman. Katillerin yüceltildiği bir coğrafyadayız, çivisi çıkmış her şeyin. H.ürriyet'ten K.anat At.kaya'yı eskiden beri izlerim, çok severim. Bugün aynı konuda yazmış. Lütfen bir tık.

Dün D.eniz F.eneriydi, bugün İ.H.H. diye başka bir ucube.Hala insanların vicdanlarını sömürerek, kendileri semirmeye devam ediyorlar. Bununla ilgili , yine H.ürriyet'te Y.alçın B.ayer'in köşesinde bir okur mektubu var,kısa olduğu için aşağıya kopyaladım.
"KAYSERİ’den bir okurumuz diyor ki: Haiti felaketi ilk duyulduğunda Türk Kızılayı aynı gece sabaha karşı yola çıktı. Kızılay, bölgeye ulaşan ilk Türk ekibi olarak bu yolculuğu ancak 18 saatte tamamlayabildiği resmi internet sitesinden duyurdu. ‘İslami referanslı’ bir gazetede, İHH yardım ekiplerinin bölgeye ulaştığı ve 3 kamyon dolusu erzakı depremzedelere dağıttığı haberi yer aldı. Uçakla bile 18 saatte ulaşılabilen Haiti’ye, İHH hangi ulaşım araçlarıyla yardım götürdü? Kaos yaşanan bölgede nasıl kamyon temin ederek kimler kanalıyla yardım dağıtıldı? Türkiye’den kalkan uçak sayısı belli ve hepsi Başbakanlık denetiminde uçtu. Hürriyet’ten Faruk Zapcı’ya göre, bölgede yardım dağıtmak bile neredeyse imkânsız. Deniz Feneri’ni unutmayın."

Gazete okurken, tv'de haber izlerken kalbim sürekli bir mengenede sıkıştırılıyor gibi hissediyorum, içim sıkılıyor ve o karamsarlık gün boyu beni bırakmıyor.

Bu kadar mı unutkan bir milletiz, bu kadar mı aptalız? Aziz Nesin'i yine rahmetle anıyorum:(

Pazar, Ocak 17, 2010

Bu aralar




Bir önceki postta yediğim haltı neyse ki düzelltim ama tekrardan listeleri hazırlamak zor geldi. İnşallah unuttuğum kimse yoktur. Geçen hafta kayınpederin 52.siydi. Ev nasıl kalabalıktı anlatamam. O gün bayağı yoruldum ama allah kabul etsin.Annemler de gelmişlerdi mevlüte.Oradan bana geldiler. İnanın 1 yıldan fazla olmuştur bana gelmedikleri. Birlikte yemek yedik, muhabbet ettik, onlara da değişiklik oldu. Anneciğimin ayakları rahatsız olduğundan pek dışarı çıkamıyor, çıkarsa da çabucak yoruluyor.

Dünse bizim liseliler günü vardı yine. 1 ay sonra herkesi görmek güzeldi. Bir sonraki toplatı bende.Sömestreden sonra toplanalım dedik. Herkes çoluğuyla çocuğuyla olmak istiyor tatilde. Benim de kardeşimle yeğenim gelecek İstanbul'dan. Ben de her an onlarla birlikte olmak istiyorum. İnşallah havalar da güzel gider de Kaan'ı gezdiririz.

Geçen haftalarda uzun süredir (yaklaşık 1,5 sene) ihmal ettiğim tahlillerimi yaptırdım. Kolestrolün 206 olması dışında diğerleri iyi. O da kötü sayılmaz çünkü 252'lerden buraya yalnızca gıda rejimi ve yürüyüşle düştü, hiç ilaç almadım. Bu arada gözlerim özellikle yakın ve astiğmat ilerlemiş, gözlüklerimi yeniledim. Bu sefer ki bayağı havalı:))

Bu hafta çarşamba günü emekli bankacılarla olan toplantımız var, H.atay tarafına gideceğiz. Bir arkadaşımız İstanbul'daydı. O yüzden iki toplantı arası biraz uzun oldu bu kez.Perşembe günü de H.edocumla buluşucaz. Bu hafta yine yoğun geçecek:))

Oğlum tatile girdi. Sınavları 25'inde başlayacak, 5 Şubat'ta bitecek, sonra yine 22 Şubat'a kadar tatil. Şu sınavları kazasız bir atlatsak. Çünkü tek dersten bile zayıf gelirse alıcaz seni okuldan dedik, sözümüzden dönemeyiz. Umarım işin ciddiyetinin farkındadır.

İzmir nergis kokuyor, her yer göz alabildiğine nergis. Her köşede nergis satanlar karşınıza çıkıyor. Üstelik öyle ucuz ki. Almamak delilik. Nergis bana yaz geldi diye müjdeliyor sanki, insana mutluluk veriyor. Alın, verin, ekonomiye can verin hem de kendinize mutluluk dopingi yapın:))

Cumayı sabırsızlıkla bekliyorum, 48.kez:)) Yazarım o gün.

Şu an pazar sabahı ve ben 7.30'dan beri ayaktayım. Ne işin var derseniz, hiiiiç. Biri dürttü sanki,kalktım. Şimdi o kanaldan bu kanala dolaşıp eski siyah beyaz Türk filmlerine bakıyorum, bir yandan da bu postu yazıyorum. Az önce S.how tv'de "Şaka ile Karışık" diye Sadri Alışık- Filiz Akın filmi vardı. O bitti, E.ge tv'de (kablolu tv'de bölgesel bir kanal) "Öpüşmek Yasak" diye İzzet Günay- Fatma Girik filmi var.Her şey öyle güzel, öyle naif ki.

Hadi ben kaçtım, herkese iyi Pazarlar...

Çarşamba, Ocak 13, 2010

Hay Bin Kunduz



Sabahın köründe ne işine senin blogla oynamak.Az önce listemdeki bloglardan birine girince sürekli çökme tehlikesi sinyali veriyordu, ben de o bloğu listeden sileyim derken tüm takip ettiğim blogların listesini siliverdim. Yakın gözlüklerini takmadan, uyku sersemi ne işine senin blog düzenlemek? Hay parmaklarım kesileydi de o tuşa basmayaydım:(((((

Salı, Ocak 05, 2010



Yılbaşı öncesi eşimin kuzeni Ankara'dan geldi ve alt katımızdaki teyzede kaldığından yılbaşı gecesi otomatikman bizde toplanıldı. Biz çekirdek aile, kuzen, teyze ve kayınvalide şeklindeydik. Mezeleri hazır aldık, tavukları da öyle. Bir tek pilav pişirdim ve salata yaptım. Hep birlikte yiyip, içerek, sohbet ederek yeni yıla girdik. Herkes gittikten sonra ortalığı topla, bulaşık makinasını boşalt, kalanları tekrar makinaya yerleştir, 3,5 gibi yattım. Ertesi gün de 10 gibi ayaktaydık. Bütün gün evde yayıldık. Genellikle 3 gün evde geçti, ara sıra da yürüyüş yaptık.

2010 umarım 2009 gibi olmaz ama aratmaz da inşallah. Bu yıldan biraz neşe ve mutluluk istiyorum. Biraz da özgürlük. Bunu daha sonra bir postta açıklarım.

Herkese iyi yıllar

Salı, Aralık 29, 2009

Hediyelerim



Bu hafta gerçekten süper geçti. Hep sevdiğim arkadaşlarla buluşup, neşeli saatler geçirdik. Yukarıdakilerse bana verilen hediyeler. Hele alttaki keten masa örtüsü bir harika. Diğeri 2 kişilik kahve takımı ve B.ody S.hop'tan sabun ve b.ody mist ikilisi. Hepsini çok sevdim. Daha da önemlisi arkadaşlarımı görmek ve hasret gidermekti. Cumartesi günü B.ostanlı'daki D.eniz P.ark restorandaydık. O gün havada güzel olduğundan dışarıda denizin kenarında oturduk. Güneş bizi ısıtırken bir yanda da sahleplerimizi içtik. Uzun süredir görüşemediğimiz için(çalışıyor arkadaşım)o kadar çok şey vardı ki konuşacak. O gün eve geldiğimde eşim ve oğlum bile ne kadar mutlu olduğumu farkettiler.

Pazar günü ise diğer 2 arkadaşımla Al.sancak'ta P.izza V.enedik'e gittik. Geleneksel mekan gibi bir yer bizim için:) O gün şarap da içip gelen yıla hoşgeldin, giden yıla da güle güle dedik.

Gelelim yeni yıldan beklediklerime. Her zamanki gibi önce bana, aileme, tüm sevdiklerime sağlık getirmesini istiyorum. E, birazcık ekstra para da fena olmaz yani. Oğluşum da derslerinde başarılı olsun, kalmasın bana yeter. Fazla şey isteyipte daha gelmeden korkutmayayım 2010'u. İleride yeri ve zamanı geldikçe diğer istekleri de sıralarım:))

Cuma, Aralık 25, 2009

Ne var Ne yok?


Uzun süredir savsakladım gene yazmayı. Ama vakit yok valla. Yılbaşı üzeri toplantılar, hediye seçme, alma, verme derken nefes alamıyorum. Geçen cumartesi liseli kızlarla aylık olağan toplantımız vardı. Bu kez G.aziemir'deydik. Herkes geldi. Bazen çocukların okul, kurs sorunlarından dolayı kadro tam olamıyor. Bir de bu yıl için karar alındı, yalnızca pide yaptırılıyor. Ev sahibi açısından süper oluyor, çünkü ne pişiricem derdi yok, yemeğin adı belli. Gelenler için de iyi, bari tek çeşit istediğin kadar ye, doyunca da bırak. Oysa diğerinde yapılan her şeyden yiyorsun, doysan bile aklın kalmasın diye tadıyorsun, sonra kilolar uuuuuu, alıp başını gidiyor.

Pazartesi günü de anneme gittim (her zamanki gibi). Her gidişimde onlara da farklı bir şeyler pişirmeye çaışıyorum. O gün poğaça yapayım dedim, eksik malzemeleri almak için bakkala girince bir baktım yufka da satmaya başlamışlar. Bilirim, böreğe bayılır ikisi de. Hemen plan değişikliği yapıp yufka aldım, tavada börek yaptım. Anneciğimle, babamı mutlu etmek o kadar kolay ki. Uçtular o gün. Zaten gitmem yetiyor da. Onlara ordan, burdan, arkadaşlarımdan bazen bloglarda okuduğum ilginç olaylardan bahsediyorum,zevkle dinliyorlar.

Salı günü sabahtan temizlik vardı, ardından emekli bankacılar toplantısındaydım. O gün de uzun süredir görmediğim arkadaşları görmek güzeldi. Bu toplantıda da çeşidimiz 3'le sınırlı; 1 tatlı, 1 tuzlu, 1 salata. Güzel ve muhabbetli bir gündü:)

Çarşamba hava çok kapalıydı ve eşim de evdeydi. O gün pazara gidip alışveriş yaptık, sonra gel, onları yerleştir, zaman aldı tabi.

Dün ise bir arkadaşımla buluştum. Yeni yıl hediyelerini almak için M.udoya bakmak istiyordum. Arkadaşım da N.arlıdere'de oturuyor. Sen araba vapuru ile Üç.kuyular'a geç, ben seni alırım ,A.gora AVM'ne gidelim deyince hem onu görürüm hem de alışverişte bana fikir verir diye düşünüp, hemen kabul ettim. Önce biraz dükkanları dolaşıp fikir edindik. Daha sonra K.itchenette'e oturduk yemek için. Pizzalarına diyecek yok ama salatalar kötüydü ya. Basmışlar mayonezi, basmışlar tuzu, ağu gibi denir ya. İş yalnızca dekorla, ambiyansla bitmiyor, ben oraya yemek yemeğe gidiyorum, ağız tadıyla da yemek isterim. Üstelik ben ööle müşkülpesent bir insan değilimdir,aza kannat ederim ama olmamış işte. Kısacası memnun kalmadık. Neyse, ordan kalkıp diğer dükkanlara biraz baktık. En sonunda hediyelerin çoğunu M.udodan hallettim. Son olarak da Paşabahçe'ye girip alışveriş işini noktaladık. E, bu kadar dolaşmaya artık biraz oturmak lazım, di mi? R.eyhan'a oturduk, çaylar, pastalar, muhabbet üçlüsü eşliğinde güzel saatlaer geçirdik. Bu arada eski şubemden bir iki elemanı gördüm, konuştuk, haberleşmiş olduk. Sonra beni yine araba vapuruna bıraktı, ben de saat 6 gibi evdeydim.

Akşam eşimin teyzesini çağırdım oturmaya, hem de Aşk-ı Memnu'yu izlemeye. Mısır patlattık, salep içtik, en son da meyve yedik, çatlamadan yattık)

Bugün yengem ve kuzenlerim bana gelecekler. Yengem sağ olsun, ben el açması börek yapıcam dedi. Ben de kek falan bi şeyler yapmak istiyorum. Daha ev halkı uyuyor, miksırı çalıştırıp onları uyandırmak istemiyorum. Ama en geç 9'da da kaldıracağım.

Yarın ve Pazar günü de arkadaşlarımla buluşmalarım var. Yarın ki burada, B.ostanlı'da. Pazar günü ise Al.sancak tarafına gidicez.

Diyorum ya, çok çalışmam lazım, çoook:))