Çarşamba, Ocak 27, 2010

İstanbul'dan kardeşim geldi



Kardeşim ve yeğenim İstanbul'dan geldi. Ama ben yine kaldığım yerden yani Cuma günüden anlatmaya başlıyayım.

Doğum günümde akşam eşim, ben, oğlum ve kızımız(gelin hanım, gelin) yemeğe çıktık. Sonra hep birlikte eve gelip muhabbete orada devam ettik.

Cumartesi günü kardeşim sabah uçağı ile geldi. Saat 12 gibi annemlerdeydi. Ben de saat 2 gibi oradaydım. Oğlumun tam da bu 2 hafta boyunca sınavları olduğundan onlar babası ile evdeydiler. Akşam saat 6 gibi de onlar geldi. Birlikte akşam yemeği yiyip, 11 gibi evimize döndük. İkisini de çok özlemişim. Hele Kaan'ı 1 yıldır görmüyordum, nasıl uzamış. Belli uzun ve zayıf bir çocuk olacak. O yaştaki tüm çocuklar gibi hiç bir şey yemiyor ve sürekli oyun istiyor.

Pazar günü yine annemlere gittim. İzmir'de hava nasıl soğuk anlatamam. Kuru bir soğuk ve ayaz. Adamın içine işliyor. Kırk kat sarınıp çıkıyoruz. Sömestr tüm çocuklar için kötü bir zamana denk geldi. Dışarı çıkarsan hasta olacaklar, çıkarmayınca evde bunalıyorlar. Neyse, pazartesi artık oğlanı daha fazla evde tutamazdık. Pıtırcık'a götürelim dedik. Aslında Kaan bahane, bayılırım çocuklu özellikle erkek çocuklu filmlere. Onların saftiriklikleri çok hoşuma gider. Bu arada kız anaları kızmasın ama lütfen şu şirin yazıyı da okuyun. Bu arada film çok güzel, 7 yaş üstü çocuklu ailelere öneririm.

Dün de yine annemlerdeydim. Salondaki klima bozulmuş. Tamir ettirseler astarı yüzünen pahalıya gelecek, yeni klima almışlar ama bugün takılacaktı. Dün tabi küçük odada oturduk. Kaan'la adam asmaca, boyama falan yaptık. Bugün de yeni bir aktivite bulmamız lazım. Dışarısı çok soğuk olduğundan hiç sevmediğim halde AVM turu yapıcaz herhalde. Doğal Yaşam parkına gitmek istiyoruz ama bu soğukta çok zor. ir de hasta etmeyelim çocuğu.

Cumartesi günü kardeşimin eşi de gelecek. Önümüzdeki hafta inşallah havalar biraz ısınır da o da gezebilir.

Bugün Bospa var, biraz meyve-sebze alışverişi yapmak istiyorum, sonra da Kaan'la bir şeyler. Evdekiler uyanmaya başladı, ben kahvaltı hazırlığı için kaçıyorum.

Herkese bol güneşli günler...

Cuma, Ocak 22, 2010

Hepi Börtlek

Bugün benim doğum günüm. 48 yıldır bu dünya üzerindeyim. Büyük olasılıkla bir o kadar daha kalamam buralarda ama böyle güzel bi günde de gerek yok ya bu tür düşüncelere. Her sene geriye dönüp bakınca hep aynı şükür duygusuyla doluyorum. Genel olarak istediğim herşeye sahip oldum, bir erkek evlat sahibi olmak dahil:))
Teyzem her zaman bana " sen aklına koyduğunu yaparsın,oğlan oğlan dedin, oğlanı bile buldun der". Sağlığım yerinde, çok şükür maddi olarak büyük sıkıntılarım yok, ailem, sevdiklerim yaşları gereği olan ufak tefek hastalıklar dışında sağlıklı, bu yaştayım anam-babam sağ, evlilikte büyük sorunlarım yok, eşimle 20 senedir iyi idare ediyoruz:)), oğluşum okuyor, sevgi dolu bir çocuk. Kısaca hayatımdan memnunum. Bir daha dünyaya gelsem yine aynı hayatı yaşamak isterim. Ya, kısaca iyi ki doğdum ben:))

Perşembe günü emekli bankacı kızlarla toplantımız vardı.Bana sürpriz yaptılar, aşağıdaki pasta o günkü doğum günü pastam. Petek yapmış pastamı. Görüntüsü kadar içi de muhteşemdi, vişneli ve çikolata parçalı. Tadı, görünüşü harika bu pasta için burdan bir kez daha ellerine sağlık Petek diyorum. Tüm arkadaşlarıma teşekkürler. Dün de Hedomla buluştuk. Onunla da önce her zamanki gibi P.izza V.enedik yaptık. Sonra da E.fes P.astanesine gittik.Çayları söyledik, bir baktım küçük bir pasta, üzerinde mumu ve çıtır pıtır yanan şeyle (adı nedir onun ya?) geldi. Ben "Hedo, koca kadınım ne bu ya küçük çocuk gibi" desem de dinlemedi, zorla bana mumu üfletti. Çok eğlendik. Bu akşam da eşim, oğlum , bi de kızımız (geliiinnnn) hep birlikte dışarıda yemeğe gideceğiz. Benim 40 gün 40 gece sürecek herhalde doğum günü kutlamaları. 50'ye yaklaştıkça sarsıntıyı azaltmak için bööle hoşluklar yapmak lazım galiba.


Salı, Ocak 19, 2010

Gündemden

A.ğca hapisten çıktı, sanki adam kahraman. Katillerin yüceltildiği bir coğrafyadayız, çivisi çıkmış her şeyin. H.ürriyet'ten K.anat At.kaya'yı eskiden beri izlerim, çok severim. Bugün aynı konuda yazmış. Lütfen bir tık.

Dün D.eniz F.eneriydi, bugün İ.H.H. diye başka bir ucube.Hala insanların vicdanlarını sömürerek, kendileri semirmeye devam ediyorlar. Bununla ilgili , yine H.ürriyet'te Y.alçın B.ayer'in köşesinde bir okur mektubu var,kısa olduğu için aşağıya kopyaladım.
"KAYSERİ’den bir okurumuz diyor ki: Haiti felaketi ilk duyulduğunda Türk Kızılayı aynı gece sabaha karşı yola çıktı. Kızılay, bölgeye ulaşan ilk Türk ekibi olarak bu yolculuğu ancak 18 saatte tamamlayabildiği resmi internet sitesinden duyurdu. ‘İslami referanslı’ bir gazetede, İHH yardım ekiplerinin bölgeye ulaştığı ve 3 kamyon dolusu erzakı depremzedelere dağıttığı haberi yer aldı. Uçakla bile 18 saatte ulaşılabilen Haiti’ye, İHH hangi ulaşım araçlarıyla yardım götürdü? Kaos yaşanan bölgede nasıl kamyon temin ederek kimler kanalıyla yardım dağıtıldı? Türkiye’den kalkan uçak sayısı belli ve hepsi Başbakanlık denetiminde uçtu. Hürriyet’ten Faruk Zapcı’ya göre, bölgede yardım dağıtmak bile neredeyse imkânsız. Deniz Feneri’ni unutmayın."

Gazete okurken, tv'de haber izlerken kalbim sürekli bir mengenede sıkıştırılıyor gibi hissediyorum, içim sıkılıyor ve o karamsarlık gün boyu beni bırakmıyor.

Bu kadar mı unutkan bir milletiz, bu kadar mı aptalız? Aziz Nesin'i yine rahmetle anıyorum:(

Pazar, Ocak 17, 2010

Bu aralar




Bir önceki postta yediğim haltı neyse ki düzelltim ama tekrardan listeleri hazırlamak zor geldi. İnşallah unuttuğum kimse yoktur. Geçen hafta kayınpederin 52.siydi. Ev nasıl kalabalıktı anlatamam. O gün bayağı yoruldum ama allah kabul etsin.Annemler de gelmişlerdi mevlüte.Oradan bana geldiler. İnanın 1 yıldan fazla olmuştur bana gelmedikleri. Birlikte yemek yedik, muhabbet ettik, onlara da değişiklik oldu. Anneciğimin ayakları rahatsız olduğundan pek dışarı çıkamıyor, çıkarsa da çabucak yoruluyor.

Dünse bizim liseliler günü vardı yine. 1 ay sonra herkesi görmek güzeldi. Bir sonraki toplatı bende.Sömestreden sonra toplanalım dedik. Herkes çoluğuyla çocuğuyla olmak istiyor tatilde. Benim de kardeşimle yeğenim gelecek İstanbul'dan. Ben de her an onlarla birlikte olmak istiyorum. İnşallah havalar da güzel gider de Kaan'ı gezdiririz.

Geçen haftalarda uzun süredir (yaklaşık 1,5 sene) ihmal ettiğim tahlillerimi yaptırdım. Kolestrolün 206 olması dışında diğerleri iyi. O da kötü sayılmaz çünkü 252'lerden buraya yalnızca gıda rejimi ve yürüyüşle düştü, hiç ilaç almadım. Bu arada gözlerim özellikle yakın ve astiğmat ilerlemiş, gözlüklerimi yeniledim. Bu sefer ki bayağı havalı:))

Bu hafta çarşamba günü emekli bankacılarla olan toplantımız var, H.atay tarafına gideceğiz. Bir arkadaşımız İstanbul'daydı. O yüzden iki toplantı arası biraz uzun oldu bu kez.Perşembe günü de H.edocumla buluşucaz. Bu hafta yine yoğun geçecek:))

Oğlum tatile girdi. Sınavları 25'inde başlayacak, 5 Şubat'ta bitecek, sonra yine 22 Şubat'a kadar tatil. Şu sınavları kazasız bir atlatsak. Çünkü tek dersten bile zayıf gelirse alıcaz seni okuldan dedik, sözümüzden dönemeyiz. Umarım işin ciddiyetinin farkındadır.

İzmir nergis kokuyor, her yer göz alabildiğine nergis. Her köşede nergis satanlar karşınıza çıkıyor. Üstelik öyle ucuz ki. Almamak delilik. Nergis bana yaz geldi diye müjdeliyor sanki, insana mutluluk veriyor. Alın, verin, ekonomiye can verin hem de kendinize mutluluk dopingi yapın:))

Cumayı sabırsızlıkla bekliyorum, 48.kez:)) Yazarım o gün.

Şu an pazar sabahı ve ben 7.30'dan beri ayaktayım. Ne işin var derseniz, hiiiiç. Biri dürttü sanki,kalktım. Şimdi o kanaldan bu kanala dolaşıp eski siyah beyaz Türk filmlerine bakıyorum, bir yandan da bu postu yazıyorum. Az önce S.how tv'de "Şaka ile Karışık" diye Sadri Alışık- Filiz Akın filmi vardı. O bitti, E.ge tv'de (kablolu tv'de bölgesel bir kanal) "Öpüşmek Yasak" diye İzzet Günay- Fatma Girik filmi var.Her şey öyle güzel, öyle naif ki.

Hadi ben kaçtım, herkese iyi Pazarlar...

Çarşamba, Ocak 13, 2010

Hay Bin Kunduz



Sabahın köründe ne işine senin blogla oynamak.Az önce listemdeki bloglardan birine girince sürekli çökme tehlikesi sinyali veriyordu, ben de o bloğu listeden sileyim derken tüm takip ettiğim blogların listesini siliverdim. Yakın gözlüklerini takmadan, uyku sersemi ne işine senin blog düzenlemek? Hay parmaklarım kesileydi de o tuşa basmayaydım:(((((

Salı, Ocak 05, 2010



Yılbaşı öncesi eşimin kuzeni Ankara'dan geldi ve alt katımızdaki teyzede kaldığından yılbaşı gecesi otomatikman bizde toplanıldı. Biz çekirdek aile, kuzen, teyze ve kayınvalide şeklindeydik. Mezeleri hazır aldık, tavukları da öyle. Bir tek pilav pişirdim ve salata yaptım. Hep birlikte yiyip, içerek, sohbet ederek yeni yıla girdik. Herkes gittikten sonra ortalığı topla, bulaşık makinasını boşalt, kalanları tekrar makinaya yerleştir, 3,5 gibi yattım. Ertesi gün de 10 gibi ayaktaydık. Bütün gün evde yayıldık. Genellikle 3 gün evde geçti, ara sıra da yürüyüş yaptık.

2010 umarım 2009 gibi olmaz ama aratmaz da inşallah. Bu yıldan biraz neşe ve mutluluk istiyorum. Biraz da özgürlük. Bunu daha sonra bir postta açıklarım.

Herkese iyi yıllar

Salı, Aralık 29, 2009

Hediyelerim



Bu hafta gerçekten süper geçti. Hep sevdiğim arkadaşlarla buluşup, neşeli saatler geçirdik. Yukarıdakilerse bana verilen hediyeler. Hele alttaki keten masa örtüsü bir harika. Diğeri 2 kişilik kahve takımı ve B.ody S.hop'tan sabun ve b.ody mist ikilisi. Hepsini çok sevdim. Daha da önemlisi arkadaşlarımı görmek ve hasret gidermekti. Cumartesi günü B.ostanlı'daki D.eniz P.ark restorandaydık. O gün havada güzel olduğundan dışarıda denizin kenarında oturduk. Güneş bizi ısıtırken bir yanda da sahleplerimizi içtik. Uzun süredir görüşemediğimiz için(çalışıyor arkadaşım)o kadar çok şey vardı ki konuşacak. O gün eve geldiğimde eşim ve oğlum bile ne kadar mutlu olduğumu farkettiler.

Pazar günü ise diğer 2 arkadaşımla Al.sancak'ta P.izza V.enedik'e gittik. Geleneksel mekan gibi bir yer bizim için:) O gün şarap da içip gelen yıla hoşgeldin, giden yıla da güle güle dedik.

Gelelim yeni yıldan beklediklerime. Her zamanki gibi önce bana, aileme, tüm sevdiklerime sağlık getirmesini istiyorum. E, birazcık ekstra para da fena olmaz yani. Oğluşum da derslerinde başarılı olsun, kalmasın bana yeter. Fazla şey isteyipte daha gelmeden korkutmayayım 2010'u. İleride yeri ve zamanı geldikçe diğer istekleri de sıralarım:))

Cuma, Aralık 25, 2009

Ne var Ne yok?


Uzun süredir savsakladım gene yazmayı. Ama vakit yok valla. Yılbaşı üzeri toplantılar, hediye seçme, alma, verme derken nefes alamıyorum. Geçen cumartesi liseli kızlarla aylık olağan toplantımız vardı. Bu kez G.aziemir'deydik. Herkes geldi. Bazen çocukların okul, kurs sorunlarından dolayı kadro tam olamıyor. Bir de bu yıl için karar alındı, yalnızca pide yaptırılıyor. Ev sahibi açısından süper oluyor, çünkü ne pişiricem derdi yok, yemeğin adı belli. Gelenler için de iyi, bari tek çeşit istediğin kadar ye, doyunca da bırak. Oysa diğerinde yapılan her şeyden yiyorsun, doysan bile aklın kalmasın diye tadıyorsun, sonra kilolar uuuuuu, alıp başını gidiyor.

Pazartesi günü de anneme gittim (her zamanki gibi). Her gidişimde onlara da farklı bir şeyler pişirmeye çaışıyorum. O gün poğaça yapayım dedim, eksik malzemeleri almak için bakkala girince bir baktım yufka da satmaya başlamışlar. Bilirim, böreğe bayılır ikisi de. Hemen plan değişikliği yapıp yufka aldım, tavada börek yaptım. Anneciğimle, babamı mutlu etmek o kadar kolay ki. Uçtular o gün. Zaten gitmem yetiyor da. Onlara ordan, burdan, arkadaşlarımdan bazen bloglarda okuduğum ilginç olaylardan bahsediyorum,zevkle dinliyorlar.

Salı günü sabahtan temizlik vardı, ardından emekli bankacılar toplantısındaydım. O gün de uzun süredir görmediğim arkadaşları görmek güzeldi. Bu toplantıda da çeşidimiz 3'le sınırlı; 1 tatlı, 1 tuzlu, 1 salata. Güzel ve muhabbetli bir gündü:)

Çarşamba hava çok kapalıydı ve eşim de evdeydi. O gün pazara gidip alışveriş yaptık, sonra gel, onları yerleştir, zaman aldı tabi.

Dün ise bir arkadaşımla buluştum. Yeni yıl hediyelerini almak için M.udoya bakmak istiyordum. Arkadaşım da N.arlıdere'de oturuyor. Sen araba vapuru ile Üç.kuyular'a geç, ben seni alırım ,A.gora AVM'ne gidelim deyince hem onu görürüm hem de alışverişte bana fikir verir diye düşünüp, hemen kabul ettim. Önce biraz dükkanları dolaşıp fikir edindik. Daha sonra K.itchenette'e oturduk yemek için. Pizzalarına diyecek yok ama salatalar kötüydü ya. Basmışlar mayonezi, basmışlar tuzu, ağu gibi denir ya. İş yalnızca dekorla, ambiyansla bitmiyor, ben oraya yemek yemeğe gidiyorum, ağız tadıyla da yemek isterim. Üstelik ben ööle müşkülpesent bir insan değilimdir,aza kannat ederim ama olmamış işte. Kısacası memnun kalmadık. Neyse, ordan kalkıp diğer dükkanlara biraz baktık. En sonunda hediyelerin çoğunu M.udodan hallettim. Son olarak da Paşabahçe'ye girip alışveriş işini noktaladık. E, bu kadar dolaşmaya artık biraz oturmak lazım, di mi? R.eyhan'a oturduk, çaylar, pastalar, muhabbet üçlüsü eşliğinde güzel saatlaer geçirdik. Bu arada eski şubemden bir iki elemanı gördüm, konuştuk, haberleşmiş olduk. Sonra beni yine araba vapuruna bıraktı, ben de saat 6 gibi evdeydim.

Akşam eşimin teyzesini çağırdım oturmaya, hem de Aşk-ı Memnu'yu izlemeye. Mısır patlattık, salep içtik, en son da meyve yedik, çatlamadan yattık)

Bugün yengem ve kuzenlerim bana gelecekler. Yengem sağ olsun, ben el açması börek yapıcam dedi. Ben de kek falan bi şeyler yapmak istiyorum. Daha ev halkı uyuyor, miksırı çalıştırıp onları uyandırmak istemiyorum. Ama en geç 9'da da kaldıracağım.

Yarın ve Pazar günü de arkadaşlarımla buluşmalarım var. Yarın ki burada, B.ostanlı'da. Pazar günü ise Al.sancak tarafına gidicez.

Diyorum ya, çok çalışmam lazım, çoook:))

Pazartesi, Aralık 14, 2009

Bu Bir Reklamdır:))






Bankadan arkadaşım Petek yukarıda bazı örneklerini gördüğünüz kurabiyeleri yapıyor. Bununla ilgili http://www.izmirbutikkurabiye.com/ sitesine girerseniz hem diğer örnekleri hem de alıp, yiyip memnun olanların yorumlarını görürsünüz. Kurabiyelerin pastaların görünüşü de tadı da ayrı güzel. Türkiye'nin neresinde olursanız olun, hem de çok şık sunum şekilleri ile gönderiyor size.Sunum şekillerini de sitede görebilirsiniz. Yalnızca doğum için değil, diş buğdayı için, bayram için, doğum günleri, nikahlar, özel toplantılar, aklınıza gelebilecek her türlü kutlama için çok güzel örnekleri var. En önemlisi de kullandığı tüm malzemeler organik.
Şiddetle öneririm, pişman olmazsınız. Tek pişmanlığınız "ben neden bu siteyi daha önce keşfetmemişim" olabilir:))

Cumartesi, Aralık 12, 2009

Doğum Günün Kutlu Olsun Canım



Bugün bi tanecik yeğenimin doğum günü. Nice mutlu yıllara Kaan'ım. Sağlıkla, mutlulukla, huzurla ve başarı ile dolu nice yıllar diliyorum. Her yıl doğum günlerinde ayrıyız. Malum onlar İstanbul'da, biz İzmir'de. Ama sömestr tatilinde gelince aramızda küçük bir kutlama yaparız artık. Hediyesini kargo ile gönderdik, almışlar, güle güle kullansın. Çok özlüyorum keratayı. Sarı kafam benim. Neyse ki sömestreye az kaldı. Tekrar doğum günün kutlu olsun canım.

Not:Foto, getty images'dan

Çarşamba, Aralık 02, 2009

Kayınpederimi kaybettik. Bir süredir tedavi görüyordu ama evde idare ediyordu. Son 4 gün hastaneye kaldırdık. Bir insanın nasıl eridiğini görmek, elinden bir şey gelmemek, çaresiz kalmak çok zormuş. Tamam yaşı vardı, mutlu bir ömür sürdü ama baba her zaman babadır. İnsan sevdiklerini kaç yaşında olursa olsun kaybetmek istemiyor.Eşim çok duygusaldır, o çok üzüldü, perişan oldu. Hem o hem de ablası ellerinden geleni yaptılar. Bir yerde tıp da çaresiz kalıyor. Nur içinde yatsın, allah rahmet eylesin. İyi bir insandı, namuslu ve dürüsttü. Misafirperverdi, yedirsin, içirsin bayılırdı. Her şey gönlünce , bol bol oldu. Bu sene bayramımız da bayram gibi olmadı. Allah başka acı, keder vermesin.

Pazartesi, Kasım 23, 2009

Bu Kalp Seni Unutur mu? Asla...



Bu sezon bu diziyi tek geçiyorum. Ama tv'de izleyebiliyor musun derseniz "hayır". Çünkü salı günleri Canım Ailem var , onu seyredip s.how tv'nin kendi sitesinden diziyi ertesi gün hem de reklamsız meklamsız izlemiş oluyorum. Bu siteleri kimler uğraşıp yapıyorlarsa elleri dert görmesin.

Pazartesi opsiyonlu bir gün. Eğer alt katta oturan eşimin teyzesi gelmemişse 8'den 9'a kadar cnbc-e'de önce "two and a half man" ve "big bang theory"'yi seyredip sonra da "Kapalıçarşı" dizisine dönüyorum.Eğer teyzemiz gelmişse yabancı diziler iptal, direkt yerli dizi, kaçırdıklarımı da cumartesi günü 11-12 arası tekrarlarında yakalıyorum.

Salı günü "Canım Ailem" var.Gerçi hala kimse doğru dürüst çalışmadan nasıl herkes taksilerden inmiyor, o yemekler nasıl pişiyor, nasıl hep özel hastanelere gidiliyor anlamıyorum ama idare edin canımmm, o kadar kusur kadı kızında da olurmuş.

Çarşamba izlediğim dizi yok. Eğer yine teyzemiz varsa el mecbur Yaprak Dökümü, yoksa ya bir film bulup izliyorum ya da direkt b.sayarın başındayım.

Perşembe Aşk-ı Memnu.Haklısınız baydılar, üstelik romana bağlı bir son dediklerine göre sonunu da biliyoruz ama izliyorum işte.

Cuma "Hanımın Çiftliği" diyeceğimi sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz, geçen sezondan beri " Melekler Korusun"u takip ediyorum. Orada da mıy mıy İpek'e kılım ama Özgür tiplemesi idealimdeki kız evlat.Ha, bu arada Hümeyra (Melek) ve Yıldız Kültür(Kehribar) de muhteşemler. O dizi bitince gecenin kahkaha bombası "Haneler" e dönüyorum(z). Ailece hayranıyız, özellikle Normancı Yabanın:)

Cumartesi günü telafi günü. Bizimkiler mutlaka maç izliyorlar. Ben de ya kendi odamızda ya da oğlumun odasında 8'den 10'a kadar polisiyelere gark oluyorum. Cnbc-e'de hafta içi izleyemediğim "Cold Case", "Without a Trace" ve "The Closer"ı ardarda izliyorum.

Pazar da boş günüm. Pek izlediğim bir dizi yok.Belki "çok güzel hareketler bunlar" a bakarım, belki tel. muhabbeti yaparım, b.sayara takılırım. halet-i ruhiyeme bağlı.

Bizi kötü alıştırdılar, dizi izlemeden asla olduk. Ama çoğu diziyi sezon sonunu bulsun diye lastik gibi gereksizce uzatıyorlar. Halbuki tadında bitirseler daha güzel olacak.

Hey yönetmenler ve senaristler duyun izleyicinin sesini!

Çarşamba, Kasım 18, 2009

İyi ki Doğdun Blog



Bugün bloğumun doğum günü. 2005'te başladığım blogçuluk serüvenim 4 yılını tamamladı. Biliyorum uzun süredir savsakladım yazmayı ama biraz kendimi toparlayayım , tekrar yazmaya başlayacağım, hem de daha çok foto ile...

Pazartesi, Ekim 26, 2009



Yazmadıkça yazmayası geliyor insanın. Blogları okuyorum, bazen yorum da bırakıyorum ama kendi bloğuma yazmak istemedim uzun süredir. Sonbahar depresyonu mu, sürekli çıkan aksilikler mi, çevremdeki sağlık sorunları mı bilemiyorum ama bir şey beni yazmaktan alıkoydu. Hoş hala da aynı nedenlerle yazmak istemiyorum. Baktım uzun süredir bloğumda yenilik yok, bari yazamıyorum diye yazayım dedim. İşte, maruzatım budur.

Tek yazmak istediğim;29 Ekim geliyor, Cumhuriyet bayramı olmasının yanısıra babamın doğum günü.76 bitiyor. Allah sağlıklı daha nice seneler göstersin inşallah.


Herkese iyi haftalar.

Cuma, Ekim 09, 2009

Uyuzum, Uyuzsun, Uyuz




Bu aralar uyuzum, kızgınım, öfkeliyim, sinir içindeyim. Tek nedeni de kendimim. Sen hayır demeyi bilmezsen, sen aman kimse kırılmasın diye idare etmeye çalışırsan bööle tepene binerler işte. Ne demişler; Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur. Sırtımda semer .ıçımda kamçı, koşturtup duruyorlar beni. Nasılsa çenebaz hazır asker. Bi de ööle tatlı laflarla yaptırıyorlar ki. Bi daha yapmıycam diyorum, ana bi bakıyorum alavere dalavere kürt Memet nöbete( biz de burdan kendi Kürt açılımımızı yapalım), ihale gene bana kalmış.

Detay yazmaya kalksam çok uzun, bir değil bi kaç tane birden iş var şu an başımda. Bari buraya azıcık yazayım da rahatlıyayım dedim. Kafanızı şişirdiysem affola

Cumartesi, Ekim 03, 2009

Bugün



Bugün toplantılarımızın ilki ile sezonu açıyoruz. Liseden kızlarla olan toplantımız var bugün. Öğle yemeği yapıyoruz. Bakalım bizim için neler yapmış arkadaşım? Haziran'dan beri yüzyüze görüşemedik hiç birimiz. Malum yaz tatili, izinler, yazlıklar derken olmuyor. Konuşacak çok şey birikti.

Yarın da F.oça'ya gidip k.validenin yazlığı kapatacağız. Meteoroloji yağmur diyor ama inşallah yağmaz. Son güneşli bir günün tadını çıkarırız umarım.

Dünse öğleden sonra deniz kenarına gittik. Kafede oturup bir şeyler içtik. Hava nasıl güzeldi anlatamam.Ama akşamüstüne doğru hem rüzgar çıktı, hem de güneş bulutların arkasına saklandı. Biz de kalktık, yanıma hırka falan almamıştım, üşüdük.

Herkese bol gezmeli, eğlenceli, dinlenmeli bir hafta sonu...

Resim: Malum yine g.etty i.mages'dan

Çarşamba, Eylül 30, 2009

O Söz...


Yeni izleyebildim bu filmi. Ve bayıldım, hem filme hem de o söze "Hiçbir başarı cezasız kalmaz". Tam bizi anlatan bi söz.

Pazartesi, Eylül 28, 2009

250. Yazı

Ben bile şaşırdım 250 rakamını görünce. Olmuş mu o kadar ya? diye hem şaşırdım hem de keyiflendim. 18 Kasım'da da 4 yılını dolduracak bloğum. Vay be:))




Hafta sonu yukarıda berrak denizini gördüğünüz Çeşme'deydik. Artık yazlığı kapatmak lazımdı. Ama uzun süredir hastalık olayları, oğluşun üni.kayıtları derken fırsat bulup yazlığa gidememiştik. Hafta sonu kuzenler hep birlikte gidelim dediler. Sen evi kapat, sonra gelir bizde kalırsınız, pazar günü de hep birlikte döneriz dediler. Cumartesi sabah 11 gibi evden çıktık. Önce onları evlerine bıraktık. Oradan biz 3 kişilik çekirdek aile kendi evimize geçtik. Yazlıklar sonbaharda çok mahzun oluyorlar. Sitede kimsecikler yoktu. Bir bahçıvanımız ve diğer yardımcı aile ve bir iki kişi daha. Ama çevremizdeki evler sımsıkı kapalıydı. Herkes çekmiş, gitmiş. Ben 3 posta çamaşır yıkadım, bulaşık makinesi çalıştı, buzdolabı boşaltıldı, temizlendi. Eve gelecekler toparlandı, tüm dolap kapıları, çekmeceler aralık bırakıldı ve evimizi kilitleyip doğruca kuzenlere gittik. Saat 7 gibiydi. Bir başka arkadaşlar daha geldiler akşam yemeğine. Hep birlikte yedik, içtik, sohbet ettik. Erkekler F.enerin maçını seyretti, 1 gibi de yattık. Ertesi sabah kahvaltı faslından sonra akşam bizde yemekteki arkadaşlara kahveye gidildi. Orada ağaçlardan meyve topladık. Sonra tekrar eve geliş, bir şeyler yemek ve İzmir'e eve dönüş. Güzel bir hafta sonuydu. Denize giremedik çünkü çok rüzgar vardı. Belki deniz sıcaktır ama çıkınca rüzgardan dolayı çok üşüyor insan.

Bunlar da kuzenin evinden detaylar. (Asortik , itiraf ediyorum, senden özendim böyle bol resimli, bahçe detaylı yazılara)



Bu begonvil, yanındaki muz ağacı ile kardeş kardeş yaşıyor.



Bu da kuzenin kiremit üzerine yaptığı yağlı boya resim. Evin dış duvarlarını süslüyor. Bir kardeşi daha vara ama ben bunu daha çok beğeniyorum.




Bu ördekler de bahçenin ayrı bir köşesini süslüyorlar.




Bahçedeki çiçekler çok ve çeşitli.




Bu da İzmir-P.asaport. Benim dünyada en çok sevdiğim yer. Üni.den başlayark iş hayatı derken , tam 24 yıl bu vapurla(tabi zaman içinde çok çeşitlilik gösterdi bu vapurlar) bu iskeleye geldim. Aradaki 3 yıllık G.üzelyalı maceram hariç. En son yine buradan emekli oldum. Kendimi en rahat, en huzurlu, en mutlu hissettiğim yer. Madem 250. yazı, bunu yazmadan edemedim. Ben galiba şanslı bir insanım. Sevdiğim işi, sevdiğim bir yerde, sevdiğim insanlarla yaptım. O yüzden okul ve iş yıllarımı mutlulukla hatırlıyorum. Umarım herkes benim kadar şanslı olur.

Not:Resimleri ben cep tel. ile çektim.

Çarşamba, Eylül 23, 2009

Yırttık Abicim:))



Oğlum hazırlık sınıfını atladı. O bir yıl, biz de epey bi para kazandık. Yırttık abicim, yırttık:))

Bayramı da geçirdik. İlk gün kahvaltıya babanemize gittik. Görümcem, eşi ve oğlu geldi. Daha sonra da eşimin teyzesi, kuzeni, eşi, kızı ve görümcesi geldiler. Akşam da annemlere yemeğe gittik. Ertesi gün benim 2 halaya ve görümceme, dün de rahmetli amcamlara gittik. İşte bu da geçti gitti. Aslında ailedeki sağlık problemleri sürüyor, ama galiba artık onlarla yaşamaya alışıyorsun, kanıksıyorsun. Elimizden geleni yapıyoruz, gerisi tanrıya, doğaya kalıyor.

Yarın okullar açılıyor. Tüm evladı, torunu okula başlayanlara ve o minik kuzulara başarılı bir yıl diliyorum. Bizimki artık büyüdü ya, bizim okul Ekim'de:)


Not:Resim, g.etty i.mages'dan."Yırttık abicim" lafı da "Ayrılsakta beraberiz" dizisindeki Feridun karakterinden.

Perşembe, Eylül 17, 2009

Bayramınız Kutlu Olsun



Şeker tadında bir Şeker bayramı diliyorum herkese. Bayramınız kutlu olsun.


Not:Resim H.aci B.ekir'in sitesinden.