Cuma, Mart 28, 2008

Yine Yeni Yeniden




Bu başlığı atmamın nedeni, gene dön dolaş George Clooney'i cuma güzeli seçmem.Bakıyorum bakıyorum, şu an için aktörler arasında daha güzelini göremiyorum:))

Bu haftayı kısaca özetlersek; pazartesi anne ziyareti, salı temizlik, çarşamba evde yayılmaca,perşembe yani dün k.valide grubunu ağırlama. Bugünse bir arkadaşımla dışarıda buluşacağız. Dün k.valide, k.peder, teyze, görümcem öğleden sonra bana geldiler. Patatesli kek ve tarifini buradan aldığım zebra keki yaptım. Valla, övünmek için söylemiyorum, bayıldılar. Özellikle patatesli keki son dakikada yapıp ılık ılık çıkardığım için tadına doyamadılar.

Gene bir haftasonu geldi. Hafta çok çabuk mu geçiyor, bana mı öyle geliyor anlayamıyorum. Herkese iyi tatiller, bol bol dinlenmeler...

Perşembe, Mart 27, 2008

İYİ Kİ DOĞDUN KARAKUZUM



Bugün canımın, ömrümün, yaşam amacımın, bi tanecik oğlumun doğumgünü. 17 yaşına giriyor, büyüyor, genç bir erkek oluyor. İyi ki doğdun oğlum, iyi ki doğurdum seni.

Pazartesi, Mart 24, 2008

Sobe



Böğürtlengözün annesi, beni sobelemiş. Çok zevkli bir sobe, geciktirmeden cevaplayalım;

A: Tabii ki canım annem
B: E bu da tabii ki canım babam
C: Canım oğlumun adının baş harfi. Bu adı ona ben koydum, taaaa çocukluğumdan beri hep oğlum olursa koymak istediğim ad:))Aynı zamanda babamın da adınınn başharfi
Ç: Çeşme, yazın güzel yanı ve alttaki harfle bağlantılı
D: Deniz, denizsiz bir yerde yaşayabileceğimi sanmıyorum.
E: Erik, bayılırım, mevsimi de geliyor
F: Frigyalılar, parayı bulup başımıza saranlar
G: Hem benim hem de annemin adlarımızın baş harfleri
Ğ: Çoğu arkadaşım gibi bana da yumu yumu şak şak yumuşak geee şarkısını hatırlattı. Nur içinde yat Barış Manço
H: Hediye, canım arkadaşım, dostum
I: Işık ılık süt iç
İ: İtalya, inşallah bi gün gidicem, görücem,yenicem:))
J: Bilemedim, benim için pek anlamı olmayan bi harf
K: Kahve, çok sevdiğim ama bana yasak olan içecek. Muhabbetler bile eksik oluyor onsuz
L: Leylek leylek havada, yumurtası tavada
M: Memo, eşim
N: Nergis, tam da mevsimi, mis gibi kokutuyor her yeri
O: Osu... hadi yazmayım, bi de RTÜK kapatmasın bloğumu
Ö: ey Özgürlük!
P: Pakize ama Suda olanı değil. Gırgırda Şerefsiz Şeref güzel kadınlara hep Pakize derdi:))
R: Rezistans, ne alaka, kel alaka, şimdi aklıma geliverdi
S: Sevgi, onsuz olmaz
Ş: Şemsiye, rengarenk, desen desen
T: Tatil, tatil, tatil ve Ç-D harfleriyle de bağlantılı
U: Umut, fakirin ekmeği, ye Memet ye
Ü: Üflemeyeceksin değil mi Necati?(C.em Y.ılmaz'ın bir t.at bir d.oku gösterisinden bir replik)
V: Veda, niyeyse bu geldi aklıma, aman uzun süreli vedalar olmasın
Y: Yaz, geldi sayılır
Z: Zonguldak'ın zosu (A.jda ablamızdan seçme ve saçmalar)

Bunlar da benim harflerim, gerçi aynı harf bazen bir çok şey ifade diyor benim için ama özellikle fazla düşünmeden ilk aklıma gelenleri yazmaya çalıştım.

Herkese iyi haftalar, çalışanlara iyi mesailer...

Cuma, Mart 21, 2008

Cücü



Gençliğinde çok yakışıklıydı ama yaşlılığında tam bir kır papaz oldu. Ne mi kır papaz:)) Saçı bembeyaz ve çok kabarık erkek, en azından bizim ailede o anlamda söylenir. Neyse, biz gençliği ile idare edelim. Gözlerini zaten söylemiyorum, ben ayrıca bi de burnuna hastayımdır, niye demeyin, bilmiyorum, ama şekli şemali pek güzeldir burnunun, ona yakışır.

Bu kadar magazinsel haberden sonra biraz da memleket ahvalinden söz edelim. Şimdi düşünün,mesela ben hırsızlık yapmakla suçlanıyorum, n'olur? Mahkemede delillerle suçsuzluğumu kanıtlamaya çalışırım. Gidipte kanunları değiştirin, bu konu artık suç kapsamından çıksın diyemem, di mi? Peki bizdeki, adının aksine kara ve rezil parti napıyor? Suçlamaların aksini kanıtlamak yerine kanun değişikliği ile suçu suç olmaktan çıkarmaya, kendini bu şekilde kurtarmaya çalışıyor. Bu bile suçlamayı kabul ettiklerini göstermez mi? Evet, biz laik düzene karşıyız, bunu değiştirmek ve şeriatı getirmek için deliler gibi içten içe çalışıyoruz demek değil midir? Suçsuz insan korkar mı? Demek ki kendileri bile kendilerini aklayamayacaklarını biliyorlar, kaçamak yönler bulmaya çalışıyorlar, hukuku guguk yapmaya çalışıyorlar. Suçsuz insan korkmaz, gider suçsuzluğunu kanıtlar, aklanır ve yine siyaset yapar ama korkacak şeyi olanlar kaçar, kanunları değiştirmeye çalışır. Umarım bi gün insanlarımızın gözleri açılacak:((

Perşembe, Mart 20, 2008

Dün



Dün aynı dönemde çalıştığımız , birlikte emekli olduğumuz arkadaşımla buradaydık. Konak P.ier'deki M.andolin K.afe. Benim çok sevdiğim yerlerden biri. Denizin yanında, hatta neredeyse içinde. Gelen geçen vapurları, uçuşan martıları keyifle izleyebiliyorsunuz. Çaldıkları müzikler benim yaş grubuma hitap ediyor, örneğin; Bee Gees, Dalida, Chicago, 70-80'lerin tüm yabancı parçaları. Biraz ötemizden ana cadde geçmesine rağmen tek bir araba gürültüsü yok, ne konuştuğunu anlayabiliyorsun.





Resimler kafenin kendi internet sitesinden, ben çekmedim yani. Menü güzel,fiyatlar uygun. Biz salata yedik ama salatalar resmen en büyük boy kaselerde geliyor, sonuna doğru çatlamak üzere olduğunu hissediyorsun. Tabi bir de yanında gelen o ufak ekmekleri saymıyorum, hem sıcacık , hem de çeşit çeşit.Kısacası dün muhabbetle, müzikle dolu bir gün geçirdim. Hava da izin verdi bize, yağmur yağmadı. Kapadı, açtı ama yağmadı. Biraz rüzgar vardı, o kadar.






Size mekanın içini, dışını gösterdim. Hani bazı gazeteciler var, her yazılarında bir yeri methederler , ona benzedi bu yazı da. Ama dün gerçekten çok güzeldi, paylaşmak istedim:))

Pazartesi, Mart 17, 2008

Ortaya Karışık



Cumartesi günü eşimin rutin kontrolu için K.arşıyaka'daki doktoruna gittik. Dönüşte saat 2 falandı, hadi yine Yasemin Kafeye gidelim dedi. Hep sözünü ediyorum ya, Bostanlı sahilinde, sonunda resmini buldum. Bağlı olduğu işletmeye ait siteden yukarıdaki resim. Sağ tarafta epey geniş bir yeşil alan var, sonra da deniz. Gün batımı harika oluyor. İşte cumartesi günü eşimle oradaydık. Çok kalabalıktı. Millet çoluk çocuk gelmiş. Önü çok geniş çimenlik olduğundan herkes çocuğunu gönül rahatlığı ile oynasın diye bırakıyor. Hem gözünün önünde oluyor, hem iki çift laf edebiliyorlar. Ayrıca gökyüzü uçurtmalarla kaplıydı. Biz çocukken niyeyse bilmiyorum uçurtmaya bayrak derdik. Hala da günlük konuşmada öyle kullanıyorum ama şimdi kimse anlamaz diye uçurtma dedim. Pizza ve patates kızartması eşliğinde bira içtim, eşimse kola. Eşim karaciğer yağlanması nedeni ile uzun süredir içemiyor. Benle de dalga geçti. Birkaç sene sonra buralarda şerbet içeceksin diye:(( Şakasına bile tahammülüm yok. Pazarsa felsefe ve ing. çalıştırarak geçti. Oğlumun bu hafta sınavları varmış. Fen konularında kendi idare ediyor da sosyal derslerde hala karşılıklı oku-anlat-yaz şeklinde çalışıyoruz. Gerçi felsefede bazı kavramları anlamada, dolayısıyla da anlatmada ben de zorlandım. Bu akşam da son bi kez üzerinden geçeriz.

Gelelim, şu parti kapatma meselesine. Yok demokratik değilmiş, falanmış, filanmış. İyi de bi kere şeriat ile demokrasi asla bağdaşmayan 2 kavram. Şeriatta insan kul ve din ne emrediyorsa sorgulamadan yapmak zorunda. Üstelik demokrasi şu an o partinin istediği düzene ulaşmak için kullandığı bir araç, amaç değil yani. O düzeni getirirlerse aynı hoşgörüyü kendi gibi düşünmeyenlere gösterecekler mi? Hiç sanmıyorum. Çünkü dinin emirleri kesin ve yorum yapma hakkın yok. Senin yerine ulemalar düşünüp karar veriyor sen nesin ki? Zavallı bir kul. Denileni yap, fazla düşünme, koyun ol, yeter. Yılbaşı kutlanmaz(noelle-yılbaşını bile ayırt edemiyorlar), çam süslenmez, fazla gülünmez, kadın sesi günah, insan resmi yapılmaz, zaten kadının adı yok, hiçbir hakkı hukuku yok. Avrupa ülkelerinde aşırı sağ partilerin kurulması bile yasak. Hatta bunu ima eden konuşmalar, simgeler bile. Çünkü bunun acı sonuçlarını gördüler ve tüm dünyaya gösterdiler(Hitler-Mussolini): Peki onların ki bu yasaklarla demokrasi de biz parti kapatmak isteyince neden demokrasi olmuyor? İktidarda oldukları için mi? İlle istedikleri sonuca ulaşsınlar, niyetlerinin ve icraatlarının sonuçlarını görelim ondan sonra mı biletlerini kesmek gerekiyor. Ama o zaman zaten iş işten geçmiş olacak. Zaten o bileti kesecek ne kurum ne de insan kalacak. Adamlar her türlü hukuki kararı yok sayıyorlar. Şimdiden hukuka bu kadar saygısız olanlar, o zaman değişecekler mi? Zaten ne hukuku? Şeriat hukuku. Eski meclis başkanı, bi de utanmadan başsavcıya tehdit eder gibi ölüm en büyük gerçek demiş. İyi de o ölüm senin de gerçeğin amcacım. Ondan kaçış yok, herkes gidecek oraya. Kimin iyi kimin kötü olduğuna da burada değil, orada karar verecekler. Üstelik de buna sen karar vermeyeceksin. Şimdi de başsavcıyı devreden çıkarmak için anayasa değişikliğine gidiyorlar. Mecliste çoğunluk ellerinde diye anayasa ile oyuncak gibi oynuyorlar. Ayrıca bi de referandum deyip duruyorlar. Sanki çıkacak sonuçlar çok sağlıklı gibi. Doğu'da aşiret reisinin dediği gibi oy atan insan mı halkı temsil ediyor ya da kocasının- babasının dediği partiye oy atan kadınlar mı? Bu kadar olumsuz icraatın üstüne, üstelik amaçları da belliyken daha ne beklenecek? Avrupa, saçımızı okşasın, aferin cici çocuk oldunuz, demokratiksiniz desinler diye mi? Bu kadar mı önemli onlardan aferin almak. Bi düşünün, bugüne dek Avrupa ve Amerika'nın onayladığı hareketler aslında bizim zararımıza olan şeyler değil mi? Adamlar hala Lozan'ın rövanşını almaya çalışırken biz kendi ellerimizle bu olanağı onlara vermeye çalışıyoruz. 1923'den beri dinmeyen sızıları. Bizi Sevre geri götürmeye çalışıyorlar. Bu hükümet zaten onlara bu konuda her türlü desteği sağlamadı mı? Ülkemizde ekonomideki tüm büyük firmalar hep yabancılara peşkeş çekilmedi mi? Hem de ne uğruna? IMF borçlarının faizlerinin ödeme uğruna. Anapara ise hala katlanarak artarken. Yani hiç uğruna satıldı onca şirket. Günün kurtardılar.
Sözün özü; ben bu parti kapatma kararını sonuna dek destekliyorum, başsavcıyı bu büyük cesaretinden dolayı kutluyorum.

Cuma, Mart 14, 2008



Bugünkü güzelimiz C.olin F.irth olsun, hani şu B.ridget J.ones'un günlüğündeki yakışıklı:))

Baktım da geçen cumadan beri yazmamışım ama hem yoğundum hem de oğlum evdeydi. Kendileri pazartesi günü beden dersinde ayağını biraz incitmiş ama bize söylemedi, ertesi gün de okuldan eve arkadaşları ile yürüyerek gelmişler(ki mesafe olarak size Taksim-Tünel arası gibi hatta biraz daha fazla diyeyim). Sonra o akşam ayağına basamıyor. Enişteyi aradık(doktor), ilaç söyledi, jel söyledi, aldık, 2 gün evde yattı, bakım yaptık paşaya. Bu arada canı kısır istedi, yaptım, pasta istedi yaptım, yani hizmet sınırsız(eh, ne de olsa hizmette sınır yoktur bankasından emekliyim, alışığım). Bugün iyiydi, okula gitti. Tabi o dönemde b.sayar bana haram oldu. Neyse iyi artık ve büyütülecek birşey yok. Yalnızca beyefendi babaya ve tabii tüm erkeklere benzemiş, canları çok tatlı. Ben senin acı eşiğin yok diyorum ona. Dokunsan ah diyor. Yahu insan gidip babasının bu huyunu mu alır kardeşim:)))

Geçen hafta cumartesi akşamı arkadaşlar geldi bize. Menü; patatesli kek, poğaça, bisküvili pasta ve cevizli kekti. Pazar günü ise alt kattaki teyzemizi ve k.valideleri yemeğe aldım. Menü; tavuk suyuna çorba, beşamel soslu tavuk, zeytinyağlı enginar, karnabahar ograten ve pilavdı. İki gün çok yoruldum.

Pazartesi günü anneme gidiş, salı günü temizlik, çarşamba ve perşembe oğlan evde diye beyefendiye hizmet, bugün artık benim. Sabahtan yine enginar yaptım. Mevsimi diye ve eşimle ikimiz çok seviyoruz diye ben haftada en az bir kez enginar pişiriyorum bu aralar. Bilmeyenler olursa diye anlatayım ;

Ben 5 tane enginar alıyorum. Derin bir tasa su doldurun , içine yarım limon suyu ve bir avuç un koyun, karıştırın. Bu arada enginar İzmir'de yaprağı ile tüketilir ama buna uygundur. Sanırım İstanbul'daki enginarlar biraz fazla iri ve kart oluyor. Neyse,bu arada elinize mutlaka eldiven takın yoksa simsiyah oluyor eller ayıklarken. Enginarın kafasını sapından ayırın ama sapını sakın atmayın. Enginarın üstünden 2-3 sıra yaprağını koparıp atın. Kalan kafayı, kesme tahtasına yan yatırın ve alttan 1/3 kısmını kesip atın. Kafa kısmındaki yaprak diplerini temizleyip bembeyaz kalmasını sağlayın.Sonra kafası yukarı bakacak şekilde tahtaya koyup 4'e bölün. İçinde tüylü kısmı göreceksiniz. O tüylü kısmı göbekteki birkaç yaprakla birlikte temizleyip atın. Elinizdeki çeyrek enginarı hemen unlu-limonlu suya atın. Böylece tüm enginarları temizleyin. Korkmayın, baştan yavaş gitse de pratiklik kazandıkça fabrikasyon gibi hızlanıyor insan. Saplarını ise başında ve sonundan biraz kesin. Ortasının bembeyaz olduğunu göreceksiniz. Çevresindeki kalın yeşil kısımları atıp o beyaz içi çıkarın. Her biri yarım parmak uzunluğunda olacak şekilde kesip aynı suya onları da atın. Temizleme işlemi bitince enginarları ve saplarını sudan çıkarıp (sakın tekrar sudan geçirmeyin, yıkamayın, o sulu haliyle bırakın) geniş ve yayvan bir tencereye dizin. Üzerine yarım demet taze soğan doğrayın. 1 limonun suyu, 1 kahve fincanı zeytinyağ, ağız tadınıza göre tuz ve 1-2 çay kaşığı toz şeker atın. Tencereyi kısık ateşte , enginarları yakmadan 5-10 dakika sararıncaya kadar tutun, sonra da 2 su bardağı kadar sıcak su koyup 45 dakika kısık ateşte pişirin. Ateşi kapatınca yarım demet ince kıyılmış dere otunu enginarların üzerine serpip yine kapağını kapatın. Bırakın servis yapana kadar öyle kalsın. Ama başka bir borcama falan aktaracaksanız, o zaman yemek pişince sıcakken borcama koyup dereotlarını o zaman serpin ama yine üzerini mutlaka kapatın. O buharla dere otları da yumuşuyor, güzel oluyor. Afiyet olsun. Yanına bol ekşili bir marul salatası, ohhh yeme de yanına yat.

Az önce en küçük halam aradı, aşure yapmış, gel al diye. Giderken doğalgaz faturasını da yatırıcam. İlk faturamız geldi. 21 güne 90 YTL: Bence süper. Çünkü ben onu, sırf elektrik parası olarak veriyorum, klima nedeni ile. Mazot parası cabası ki o da ayda 300 YTL falan tutuyor. Çok sevdim ben bu doğalgazı.(Dilimi ısırayım, şimdi zam mam yaparlar mazallah)

Teyzem pazar günü taşınıyor. Gerçi önce 2 oğlu ve gelini gidip evi yerleştirecekler, teyzem annemde kalacak. 10 gün kadar sonra onu da alıp götürecekler. 20 yıl sonra anneciğimle teyzem gene ayrı düşüyorlar. Gurbet, gurbet, gurbet. Çok üzülüyorum, özellikle annemin durumuna. Şimdi niyetim annemi bana yakın bir yere taşımak. Gerçi annem, ben burda doğdum, yaşadım, ana-baba toprağım diyor gelmek istemiyor ama benim her gün onlara gitmeme imkan yok. O da ayakları rahatsız diye dışarı çıkamıyor. Bütün gün evde tek başına çok sıkılacak. Halbuki bana yakın olursa her gün 5 dakikalığına bile olsa ona uğrarım. Koluna girer, dolaştırırım, bize gelir, bu civarda arkadaşları var, toplanırlar. Neyse , önce teyzem bir gitsin de sonra ben onu ikna ederim. Babam dünden hazır. O zaten çok istiyor bize yakın olmak. E, tabi o hanım köylü olmuş, evlenince annemin semtine gitmiş, o yüzden daha çabuk kabulleniyor. Her şeyin hayırlısı diyorum, zaman gösterecek herşeyi.

Herkese iyi tatiller, bol dinlenmeli ve güneşli bir hafta sonu:))

Cuma, Mart 07, 2008



Bu kardeşimizi(!) geçen akşam BBC P.rime kanalındaki Love S.oup dizisinde gördüm. Sonradan araştırınca gördüm ki "Son Durak-F.inal D.estination" filminde falan da oynamış ama oradan ben de pek iz bırakmamış. Bu Cuma da bu olsun güzelimiz dedim.Adı M.ichael L.andes, hani merak eden olursa diye...

Gelelim çarşambaya. O gün malum anneme gidecektim, toplantıları için. Elim kolum dolu. Börek aldım, kek vardı, pelte vardı. Bir de anneme enginar pişirmiştim, onu da götüreyim, sürpriz yapayım dedim. Artık taksiyle falan giderim diye düşünürken öğle yemeğine eşim geldi. Ben de tabi anında şantajımı yaptım. Yemek veririm ama beni anneme götürürsen diye:)) İyi bir şans oldu o gün. Rahatça gittim anneme. Teyzemin gelini de gelmiş, o da gelirken börek, kurabiye falan almış. Zaten hepsi yaşlı, tansiyonlar, şekerler, kalpler gırla gidiyor. Eyvah dedim, buradan direkt E.ge Ü.niversitesi acile gidicez herhalde diye düşündüm. Çok komikler, çayları sakarinle içiyorlar ama tatlıları afiyetle yiyorlar. Neyse hepsini sağsalim evlerine gönderdik. Eh, bugün de şükür bi vukuat haberi gelmediğine göre hepsi iyi maşallah. Annemlerin 6 arkadaşı gelebildi. 2 tanesi başka şehirlerdeki çocuklarını ziyarete gitmişler. Biri de biraz rahatsızmış.Biz de 4 kişi olunca 10 kişi, curcunaydı ev. Hepsi nasıl neşeli, nasıl hayat dolu. başlarına gelen sağlık sorunlarını bile (şimdi
iyi olduklarından) gülerek anlatıp, kendileri ile dalga geçiyorlar. Güzel bir gündü.Her günümüz böyle olsa keşke

Herkese iyi tatiller, iyi haftasonları....

Salı, Mart 04, 2008

Bal-Kaymak


Pazartesi günü sonunda berbere gittim. Ama önce k.validelerin emekli maaşını çektim, onlara götürdüm, azıcık çene yaptık. Oradan yürüyerek (yakın zaten) berbere gittim, saçımı boyattım, biraz kestirdim ve fönlettim. Bu arada günlük gazetelerin neredeyse tümünü ve bir kaç dergi okudum, kafam ambale oldu. Şu berberde geçen zamana çok acıyorum ama yapacak başka bir şey yok, özellikle de benim gibi tembel biri için. Kendim boyayamam ,çünkü o konuda çok tembelimdir. O gün berber çıkışı anneme uğradım, arkadaşlarını çarşambaya çağırmışlar.

Bugün ise sabahtan yine bankaya gidip taaaa geçen hafta yaptırdığım tahlil sonuçlarımı aldım. Ya , ben durmadan bankaya gidip doktor işinden bahsediyorum, dur onu da açıklayayım;bizim bankanın merkez şb.sinin üst katı sağlık servisi. Doktorlar, lab. falan orada.Sevk almak için bile oraya gidiyoruz. Yani banka-tahlil, ne alaka-kel alaka sanmayın diye açıkladım. Tahlil sonuçlarım (maşallah) çok iyi. Geçen sene bu zamanlarda kolestrolüm 240-250 arası bi şeydi, unuttum. Geçen haftadan beri bal-kaymakları götürüyorum, yaramış, kolestrol olmuş 207, yani düşmüş. Sonuçları görünce hemen eşimi aradım ki o bana kolestrolün var, yeme şu kaymakları der durur. Bak yaramış, bende aksi tesir yapmış, düşmüş kolestrolüm diye gırgır yaptım onunla. Ben de anlamadım valla, karışmamıştır de mi tahlil sonuçlarım ya? Bu arada tam emekli ve yaşlı muhabbeti yaptım ha! Tahlil, kolestrol, yok valla ben o kadar evhamlı değilimdir. Ama senede bir de yaptırmak lazım bu tahlilleri. Artık kısmetse 2009'a. O zamana kadar kırmızı et ve kaymağa devaaammmm:)))))(Yukarıdaki bal-kaymak resmi bana ait, dolaptan çıkarttım çektim, yazının mana ve önemine binaen. Ancak 2 gündür kısmi kısmi yendiğinden pek ufacık tefecik kalmış, idare ediverin artık:)) İlk alındığında tüm tabağı kaplıyordu.

Neyse, banka dönüşü ıspanak aldım, ben ıspanağı pişirirken kadın geldi, temizlik oldu. Bana gelen kadın et sevmiyor, her zaman bana sebze türü bir şeyler yap der. Allah için çalışırken onu da istemezdi, ekmek peynir yer, yumurta kırar, gıkı çıkmazdı. Artık emekliyim, evdeyim diye ben mutlaka bir şeyler pişiriyorum, onun istediği şey olsun diye de özen gösteriyorum.Bu arada gelirken yolda enginar satan bir seyyar görmüş, pazardan bile ucuz(pazarda 5 tane enginar 10 YTL, onda 4 enginar 5 YTL) Bana söyleyince hemen gittim, hem bize hem de ona aldım. Yarınki yemek te hazır. Bu geceden pişiririm. Kadın gittikten sonra yarın annemdeki toplantı için alman keki ve portakallı pelte yaptım. Yarın giderken götürücem. Sonra b.sayarın başına oturup uzun süredir gezemediğim bloglara baktım. Sonra da bir yazma aşkı geldi, sormayın gitsin.

Bu akşam tv'de pek bi şey yok galiba. Ben bindibir geceyi bu yıl hiç izlemedim, bıraktım. Mel mel bakışmalarına kıl oluyorum çünkü. Oğlum gelirken DVD almış ama kendine göre tabi. Jet Li'nin War Lords diye vurdulu kırdılı bir şey. Belki ona bakarız, belki de geçen hafta d.günü olan kuzene gidememiştik, ona gideriz. Havalar güzel ya, artık akşamları çıkmak sorun olmuyor. Tek sorun popoyu kaldırabilmekte:))
Yemekten sonra insana rehavet çöküyor, dizi mizi derken gevşeyip, çıkamıyor insan. Hem bakalım beyimiz hangi ruh hali ile gelecek eve. Belki bu sefer onun canı istemez dışarı çıkmak.

Hadi ben kaçtım. Yarınki tontişlerin toplantısını ve detayları diğer postta yazarım.

Pazar, Mart 02, 2008

Ç.eşme


Cuma günü sabah, bana gelecek olan arkadaşıma mesaj çektim "eğer uyandıysan kahvaltıya gel" diye. Hemen aradı beni. Oğlunu okula , eşini de işe gönderdiğinden ayaktaymış doğal olarak. Hemen atladı geldi. Önce güzel ve uzuun bir kahvaltı, sonra da akşama kadar oturduk. Tüm gün birlikteydik. Kahvaltıyı biraz detaylı yaptığımızdan öğlen bir şey yemedik, 4 gibi çayla kek, börek falan yedik. O çalıştığı için bu kadar uzun süreli görüşemiyoruz. Ya öğle tatillerinde 1 saat kadar oluyor, ya da yazın bize uğrarlarsa 1-2 saat kadar. Benim bankaya ilk girdiği dönemden beri arkadaşım hatta dostumdur. Güzel bir gündü. Cumartesi ise k.valideye ev bakmakla geçti. Ama eldeki para kısıtlı, isteklerse yüksek standartta olunca hem kesemize hem de gönlümüze göre bir ev bulamadık. Zaten 5 aydır bakılıyor. Bulabileceklerini de sanmıyorum. Bu yıl kriz var deniyor. Nakit sıkıntısı nedeni ile ev fiyatları düşürse belki, ama o konuda da okuduğum ekonomi sayfalarındaki görüşler farklı farklı. Bir kısmı ev fiyatları düşecek derken bir kısmı ise yükselecek diyor. Zaman gösterecek herşeyi.

Bugün uzun süredir istediğimiz şeyi yaptık; Çeşme'ye gittik. Sabah 9.30 gibi evden çıktık. Deniz kenarında mükellef bir kahvaltı yaptık, tabii ki A.ltınoluk'ta:)) Bu İzmir'de pek meşhur bir kahvaltı yeridir, artık bir kaç şubesi var. Sahanda kaşarlı yumurta , bal-kaymak ve diğerleri ile tıka basa doyduk. Oradan doğru eve gittik. Geçen bahar diktiğimiz papatyalar rengarenk açmış ve büyümüşler. Yalnız aralarındaki 2 tanesi kurumuş. Bu ay içinde bir kere daha gidip yenileri alalım ve aralara dikelim dedik. Ama ön tarafa diktiğimiz ortancalar kurumuş. Şimdi onları kökleyip, yerine arsız olduğundan kırmızı sardunyalar dikelim diyoruz. Hem bakımı da kolay. Ev de şükür akan bir yer olmamış ama tüm kışın soğuğu, rutubeti eve sinmiş. Nasılsa daha gidip kalmayacağımızdan herşeyi öylece bıraktım. Mayıs sonuna doğru temizletirim. Verandada birkaç saat oturduk, siteyi dolaştık, bizim gibi birkaç aile daha vardı onlarla konuştuk falan , 2 gibi ordan ayrıldık. Önce Ilıca'da tur attık. Deniz kenarında yürüdük. hava rüzgarlı ama çok güneşliydi. Sonra kumru yedik. Fakat ben sabah çok yediğimden ancak yarısını yiyebildim ki bu benim tarihimde pek yazma , demek ki kahvaltıyı gerçekten çok abartmışım. Oradan da Alaçatı'ya geçip ama bu kez araba ile sokaklarında biraz dolaşıp, izmir'e doğru yola çıktık. Yolumuzun üzerinde olduğundan annemlere uğradık. Onlar da tam 5 çayındalarmış, biz de çayımızı içip eve döndük. Ben klasik pazar ütümü yaptım. Baktık dolapta eksikler var, eşimle tekrar çıkıp M.igros'a gittik,biraz alışveriş.

Şimdi oğlum Ş.ahan'ı, eşim spor programlarını izliyor; ben de yarın zaman bulamam diye şimdiden yazıyorum.

Yarın sabah önce gidip k.validelerin emekli maaşlarını çekicem, onlara götürücem. Sonra saçlarımı boyatmak istiyorum. Öğleni bulur zaten. Sonra eve gelir, yemek falan yaparım, biriken ütü dağını biraz eritmeye çalışırım. Teyzem başka bir şehre taşınacağından arkadaşlarını veda etmek için çağıracaktı. Sanırım bu hafta çağıracakmış. O gün için ben de kek ve pasta pişiricem, söz verdim. Hem de onlarla birlikte olup, tüm hizmeti ben yapıcam. Yarın arkadaşları ile konuşup bana gününü söyleyecek. Ben de işlerimi ona göre ayarlıycam.

Teyzem, burada yazmak istemediğim ama kendinden değil, çocuklarından kaynaklanan ve yaklaşık 2 yıldır bizi çok üzen bazı olaylar nedeni ile evini satmak ve taşınmak zorunda kaldı. 80 yaşından sonra kiraya ve kardeşinden (annemden) uzağa gidiyor. Dediğim gibi detaylara girmek istemiyorum. Çok üzülüyoruz ama elden gelen bir şey yok. Bu arada zaten elden gelen herşey yapıldı ona rağmen bu noktaya gelindi. Tam ne sen sor ne ben söyliyeyim durumu. Neyse, sonuç olarak birkaç haftaya taşınıyor ve arkadaşlarına veda etmek için toplantı yapacak. Ben de o gün onlarla olacağım.

Şimdilik bu kadar, gözlerim yanmaya başladı b.sayardan. Herkese iyi haftalar:)))

Cuma, Şubat 29, 2008

Alain Delon




Eski ama her dem klasik:)))

Perşembe, Şubat 28, 2008



İzmir'e bahar geldi, her yer papatya kaynıyor. Hem doğada, hem de çiçekçilerde.Zaten tam da şu mevsim insanı rengiyle kokusuyla çıldırtıyor. Nergisler, papatyalar, mor-pembe sümbüller, bir de benim çocukluğumda kayısı çiçeği diye bildiğim çiçekler(hala daha diğer adını bilmiyorum), laleler. Çiçekçilerin önünden geçerken mis gibi kokuyor. Kokular birbirine karışmış, renkler de. Şükür, sonunda yaz geliyor:)) Çok mu erken paçaları sıvadım ama kim korkar hain soğuklardan. Daha yapsa yapsa bi de Mart'ta bir soğuk yapar, sonra gelsin yaz.

Geçen postta yazdıklarımın daha doğrusu düşlediklerimin hiçbirini yapamadım. Cumartesi sabah k.validem telefon etti öğleden sonra size çaya gelicez diye. Hayır diyemedim. Bu arada tel. etmiş, görümcem ve teyzemizi de çağırmış. Telefondan sonra eşime hadi çıkalım bari biraz dolaşalım, bu güzel havada eve tıkılmak istemiyorum dedim. Biraz dolaşıp bize yakın bir kafede şöyle sıcacık güneş altında birer çay içebildik, o kadar. Ama bende de arada sarı damar tutuyor. Hiç bir şey yapmadım. Gelirken pastaneye uğrayıp börek, kurabiye falan aldım, hazır şeyler yani. Aslında onların bir suçu yok, benim planlarımı bilemezlerdi. Neyse o gün akşamüzeri eşim nezle oldu. Ateşi yok ama halsizlik, burun akıntısı, hapşuruk derken, pazar günü de evdeydik, o da yazık hasta yattı. Pazartesi günü anneme gittim. Salı sabahtan bankaya gittim, bizim sağlık servisi orada. Kan verdim, genel bir baktırayım diye. Çünkü en son 2006 Nisan'da gitmişim. Ve o zaman kolestrol 240'mış. Bakalım bu kez ne çıkacak. Bugün sonuçları verecekler ama gidip gitmemekte kararsızım. Belki yarına bırakırım. Salı günü eve geldikten sonra kadın geldi temizlik için. Ne zaman kadın gitti, ben de hapşırmaya başladım. Eşim iyi olurken ben bu kez hasta oldum. Allahtan grip gibi değil. Aspirinle, portakal-greyfurt suları ile geçirmeye çalışıyorum.

Dün sabahtan bir arkadaşım kahvaltıya geldi. Hem kahvaltı hem muhabbet bana çok iyi geldi. Öğleden sonra da pazara gittim ama inanın gidiş dönüş 45 dakika sürmemiştir. Çünkü yalnızca emginar almaya gittim. Marketlerde tüm sebzeler olmasına rağmen enginar olmuyor, olansa çok kart oluyor. Dün tazecik 5 tane enginar aldım, bugün onları pişiricem.

Yarın yıllık izne çıkan bir arkadaşım uğrayacakmış, az önce tel. etti. Süper, ben de ne yapsam diyordum?

Bugün yazdığım için yarın cuma güzeli yayınlamayacağımı zannetmeyin. Özel istekler varsa saat 24'e dek alabilirim:)))

Cuma, Şubat 22, 2008



Bu cuma güzeli, modası geçmeyenlerden biri. Pek de hülyalı bakmış:))

Çarşamba düşündüğüm gibi dinlendim evde. Dün anneme gittim. İyilerdi, şükür. Bugün yine evde oturmak istiyorum. Dün gece K.anal D. de 32. G.ün programını seyrettim. 2,5 gibi bitti, yatıp uyuyana kadar saat 3'ü buldu. Zorun neydi diyeceksiniz? Baştan biraz bakayım dedim, sonra konuşmalar hararetlenince zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım. Program bitince saate baktım, oooo çok geç olmuş. Konu türban tartışmasıydı. M.A. B.i.rand'ın sunduğu programda konuklar; G.ülsün B.ilgehan, C.engiz Ç.andar, A.li B.ulaç(Z.aman'dan)ve 2 öğretim görevlisiydi, tabii bir de tartışmanın yapıldığı M.altepe ünv. nin öğrencileri. Bu konuda detay ve yorum yazmak istemiyorum, görüşüm belli ama Rektörün yaptığı kısa kapanış konuşması çok güzeldi, anlayana... Yalnız tek korkum düşüncelerini bu kadar net ve basit olarak açıklayan rektörün, birilerinin hedefi haline gelmesi, başına bir iş
gelmesi:((( Umarım her şey orada kalmıştır.

Bugün evdeyim. Sabahtan renklileri attım, şu doğalgaz işi nedeni ile pek çok şey tozlandı. Daha 2. bir parti renkli daha yıkayacağım.Akşam için kiminin papaz yahnisi, kiminin soğan yahnisi dediği et ve arpacık soğandan müteşekkil:)) yemeği yapıcam, ne zamandır canım çekiyordu, şöyle booooll kimyonlu. Yanına pilav. Öğleden sonra belki akşamın acısını çıkarmak için kısa bir öğle uykusu çekerim, şöyle tv karşısında bir T.ürk filmi eşliğinde, 1-2 saat kadar:))

Bu haftasonu İ.zmir'de hava muhteşem olacak. Yarın 19 derece civarında olacak diyor kanallar. Bir yerlere gitmek lazım. Aslında en iyisi Çeşme'ye gitmek, hem yazlık ne alemde akan bir yerleri var mı diye bakmak ama eşim üşenir biliyorum, çünkü pazar günü de annelerini malum(!) Foça'ya götürecek.Hiç olmazsa Bostanlı sahilinde dolaşıp, Y.asemin Cafe'de bir şeyler içilebilinir deniz ve güneşe karşı

Herkese iyi haftasonları

Çarşamba, Şubat 20, 2008

Doğalgaz



Sonunda oldu, artık biz de doğalgazlandık:)) Ama bu bana biraz hastalığa maloldu. Pazartesi günü ustalar kombiyi taktılar. Bu arada biz ekstra radyatör de taktırdığımızdan yatak odası ve b.sayar odası hariç her yer kirlendi. O gün en soğuk gündü ve tüm ev efil efil esiyordu. Kapı, baca her yer açıktı. Gelenler 3 ustaydı. Ayrıca ocağa bağlantı için graniti delecek başka bir usta da geldi. Elektrik kısmını başka bir usta halletti. Eve giren çıkan belli değildi. Neyse, dün de temizlik vardı. Ben normalde temizlik işine hiç karışmam. Her şeyi gelen kadın yapardı. Ama dün bitecek gibi değildi. Ben de ayaktaydım. Tabi gene evde her yer açık. Bünye de çalışmaya alışık olmayınca ben dün gece titremeye başladım. Sanki dayak yemişim gibi tüm vücudum kırık. Hemen bir n.ovalgine aldım, bir de vitamin. Bugün de aynısınsan aldım ama hala kırık kırığım. O yüzden pek evden çıkmıycam bugün.

Geçen hafta cumartesi arkadaşlar bana geleceklerdi yazmıştım. Cuma günü yine temizliğe kadın geldi. Ayrıca lahana sardı bana sağolsun. Önce menüyü sayayım. Mercimek çorbası, beşamel soslu tavuk,pilav, lahana sarması, zeytinyağlı kereviz, yoğurtlu kabak salatası, yoğurtlu havuç ezmesi, marul salatası, muhallebili elma tatlısı. Cumartesi günü arkadaşlarım geldi. Herkesin toplanması 2,5'u buldu. O saatten sonra oturduk, yemeğimizi yedik, ardından tatlı ve en son çay faslı. Ha, yemekte şarap ta içtik. Gerçi birer kadeh, çünkü bu işin bi de evlere dönüşü var, milletin çocukları da vardı. Sağsalim eve gidebilsin herkes diye az içtik. Muhabbet iyidi, ortam iyiydi. Pazar günü ise biraz dinlenip biraz ütü ve tabi pazartesi ustalar gelecek diye iş yapılacak her odayı toparlamakla geçti gün.

Bugğn inşallah dinleneceğim. Yarın anneme gitmek istiyorum. Bugün bir arkadaşım uğrayacak, onu bekliyorum. Oğlum bugün erken gelecek. Çarşambaları 6 ders olduğundan en geç 3'te evde olur. Ben de azıcık uzanır dinlenirim, sıcacık evimde:)) Gerçekten doğalgaz çok iyi. Korkmadan(paradan) yakıyorsun, tüm ev sıcacık oluyor. Herkese tavsiye ediyorum. darısı isteyen herkesin başına...

Pazartesi, Şubat 18, 2008

Kosova Bağımsız



Kosova bağımsız artık. Benim annem Selanikli, babamsa Manastırlı.Sanırım bu yüzden Balkanlarla benim hep bir gönül bağım olmuştur. Kan mı çekiyor dersiniz, genler mi dersiniz, ne derseniz deyin işte. Dün gözlerim dolu dolu izledim bağımsızlık açıklamalarını. Bana ne oluyosa artık:))

Perşembe, Şubat 14, 2008

Bugün Cuma



Bu arkadaş "M.enekşe ile H.alil" dizisindeki kızın(S.edef A.vcı) eşi K.ıvanç K.asabalıymış. Bu cuma güzelimiz olmaya hak kazandı kendileri.

Pazartesi günü sabah işlerimi ayarladıktan sonra anneme gittim. Salı günü ise tüm gün evde İng. ödevi yaptım. Yok , oğlumun değil, bir arkadaşımın oğlu için. Önce kitabı okudum, sonra da özet çıkarıp soruları yanıtladım falan. İşte bizim eğitim sistemimiz böyle bir kandırmaca içinde devam ediyor. Salı günü temizlik yoktu çünkü cumartesi günü bende toplantı var. Hani şu eski arkadaşlarla her ay yaptığımız yemekli toplantı. O yüzden temizliği bugün yaptırıyorum, hem de kadına lahana sarması sardırıyorum. Ben şu sarma işlerini beceremiyorum, napayım? Kadın temizlik yaparken ben de zeytinyağlıları,tatlıyı ve bazı mezeleri hazırlıycam. Yarın 12-1 gibi gelirler. Yarın yalnızca ana yemeği ve pilavı yapmak istiyorum. Ha, tabi bi de ekmek pişiricem. Geçen sefer giderken götürmüştüm, çok beğendiler.

Aslında bugün doğalgazcılar kombiyi takmak için gelmek istediler ama yarınki yemek nedeni ile kabul edemedim onları. Önümüzdeki hafta evde iş olacak yani. Bazı odalara ek radyatör de taktıracağımızdan iş uzun. Salondaki büfenin içi boşaltılacak, sonra da öne çekilecek, çünkü ek kalorifer borusu oradan geçecek. Kombinin takılacağı yerdeki banyo dolapları balkona taşınacak. Duvarlar delineceği için eşyaların üzerlerini örtmek lazım. Velhasıl haftaya iyi yorulucam, ama inşallah sonunda adam gibi ısınıcaz.

Neyse, bu kadar gevezelik yeter, yemekler beni bekler.
Huzurlarınızdan hürmetle ayrılıyorum efenim

Şef Ahçı Çenebaz

Sevgililer Günü

myspace layout images



Herkesin sevgililer günü kutlu olsun. Lütfen hediye hediye diye de adamları hırpalamayın:)))

Bu da benden size sevgililer günü hediyesi olsun...

Pazartesi, Şubat 11, 2008

Uzun Bir Ara

Tatiller benim b.sayardan zorunlu olarak uzaklaşmama neden oluyor. Biraz oğlumdan fırsat bulamamak, biraz da gelen gidenle ilgilenmekten b.sayara ayıracak zaman bulamıyorum. Geçen hafta pazartesiden başlıyayım;

Pazartesi bir önceki postta yazdığım gibi kardeşimle birlikteydik. 2 gece bende kaldı. Her gece saat 2'lere 3'lere kadar oturup muhabbet ettik. Dolayısıyla da sabahları geç kalktık. Geç bir kahvaltıdan sonra salı günü büyük ve ortanca halalarımıza, çarşamba günü ise en küçük halamıza gittik. Hepsi çok mutlu oldular kardeşimi görünce. Yaza da gelicek kardeşim ama genelde o zaman pek İzmir'de kalmıyorlar. Geldiklerinin ertesi günü hemen Çeşme'ye bizim yazlığa gidiyorlar. Zaten eşi işi nedeni ile 1 hafta kalabiliyor. Yani akrabalarla görüşemiyorlar pek yazın. Neyse, çarşamba günü halamdan çıkışta kardeşim bir arkadaşını ziyarete gitti. Ben de anneme geçtim, akşam yemeği için bizi çağırmıştı. Kardeşim ertesi gün gideceği için son bir akşam daha birlikte olalım demiş. Perşembe günü ise akşamüzeri kardeşim İstanbul'a döndü. Tabi, hemen bir mahzunluk çöküyor insanın üzerine. Buna da şükür. Artık inşallah yaza. Hem o zaman yeğenimi de görücem.

Cuma günü ben bir arkadaşımla buluştum. Önce yemek yedik, sonra bir yerlerde oturduk. O kahve içti, bense yeşil çay(Starbuckslar bence çay seçeneklerini de arttırmalılar).Güzel neşeli bir gündü.

Cumartesi günü evden dışarı çıkmadım. Çünkü haftaiçi o kadar çok koşuşturdum ki bir gün evde yayılmak istedim. O gün evin içinde yedik, içtik, tv seyrettik, kısaca tembellik ettik. Gerçi ben okulların açılması şerefine(!) yine 5 gömlek ütüleme moduna girdim, biraz ütü yaptım. Pazar günü de akşamüzeri saat 4 gibi çıkıp k.valideye uğradık. Giderken börek, kurabiye aldık. Gidince çay demledik. Oğlum da kurs dönüşü oraya geldi. 1-2 saat kadar oturduk. Sonrası malum, pazar modu.

Bugün de sabahtan eşim işe, oğlum okula ve ben doooğru b.sayar başına. Daha kahvaltı bile etmedim ama çayımı demledim. Son noktayı koyayım, hemen kahvaltı tepsimi alıp b.sayardan gazeteleri okumaya başlıycam.

Herkese iyi haftalar, çocukları okula başlayan tüm blogger annelerin gözü aydın, blogger öğretmenlerimize de allah kolaylık versin:))

Pazartesi, Şubat 04, 2008

Geçen Hafta


Pazartesi kardeşim geldi, sonunda. Tüm haftayı birlikte geçirdik neredeyse. Bugün de bana gelecek, 2 gece kalacak, perşembe akşam uçağı ile dönüyor. Üzgünüz ama ne yapalım, gördük görüştük ya, buna da şükür. Artık bir daha yaza görüşücez inşallah.

Pazartesi akşamı annemde yemekteydik. Salı günü,temizlik ve sonrası yine anneme kaçış:))

Çarşamba k.validem aşure yaptı.Yukarıdaki resim de ona ait. Ellerine sağlık, çok güzel yapmış. Ben sadece üzerini süsleyip benim apt. daki tüm komşularla aşağıdaki 2 dükkana verdim. Tabi bir de anneme, teyzeme, görümceme, kuzene ve teyzeye. Perşembe yine anneme gittim kardeşim için. Zaman kısa ya, bol bol görmek istiyorum onu.

Cuma ise öğr. görevlisi olan ve okulu uzakta olduğundan normal zamanda pek görüşemediğim bir can arkadaşımla buluştuk. Önce Alsancak'ta bir şeyler yedik, sonra biraz dolaştık, yürüyerek Konak'a doğru giderken Pasaport kahvede deniz kenarında oturup , martı sesleri ve sıcacık bir güneş altında salep içtik. Sonra Konak'ta ben vapura , o otobüse ayrıldık.

Cumartesi gündüz alışveriş, dolaşma, akşam eşimin kuzenine çaya gidiş, dün ise benim yeni evlenen (yaklaşık 2 ay önce ) kuzen bizi öğlen burnch'a çağırdı.Hem kardeşim de düğüne gelememişti(haftaiçi olduğundan) o da takısını taktı. Mükemmel hazırlanmış, az daha patlıyorduk yemekten. Pazar akşamları herhalde okullar kapalı olduğundan eski pazarlar gibi olmuyor. Stres, ütü derdi yok.

Birazdan kardeşim gelecek. Önce sahilde bir yürüyüş sonra da deniz kenarında bira, patates, pizza yapıcaz, azıcık dertleşicez, bolca muhabbet ve kahkaha.

Herkese iyi haftalar.

Çarşamba, Ocak 30, 2008

Kızgınım



İkisi bir arada yakışmıyor bile:(( Öncelikle çok kızgınım, üzgünüm, sıkkınım, karmakarışık bir ruh hali içindeyim. Ama tamamı olumsuz duygulardan oluşan bir ruh hali. Hani hep böyle sıkkınsınızdır, güzel bir şeyler izlerken ya da yaparken bile içinizde bir sıkıntı,bir karamsarlık vardır. O durumdayım. Bu işin üniversite ile sınırlı kalmayacağını herkes biliyor ama başını kuma gömüp, bilmezden gelmeye çalışıyor. Şükür ki bazıları istemeden fikirlerini zikrederek nihai amaçlarını açıkladılar. Bunun hakla, hukukla, eğitim ve insan özgürlüğü ile alakası yok. Bu tamamen ülke rejimini değiştirmek için atılmış sinsice bir adım. Kimse aksini iddia etmesin,yalan olduğunu herkes biliyor. Bugün üniversite, yarın lise, sonra ilköğretim, sonra da Çarşamba'daki o 3 yaşındaki kız çocuğu gibi bebeler. Kamusal alan, özel alan derken tüm ülke İran oluvermişiz.

Bakın Kuran'ı okudum. Yalnızca tek bir surede ve tek bir ayette kadınların ziynet yerlerini örtmeleri gerektiği yazıyor. Ne zamandan beri kafamız ziynet yeri. Üstelik Latife Tekin'in allah saçımızı örtmemizi isteseydi bizi kel yaratırdı sözüne şiddetle katılıyorum. Bunlar dinin içini boşaltıp tamamen şekilciliğe kaçıyor ve dolayısıyla halkı kutuplaştırmaya çalışıyorlar. Laiklik ne zamandan beri dinsizlik? Sen bunca yıldır bu ülkede dinini yaşayamıyormuydun da şimdi yaşayacaksın?

En güzelini dün benim canım ilkokul mezunu babam söyledi: Erkekler bunları tahakküm altına almaya çalışıyor, bu kızlar da onlara alet oluyor. Onlar böyle adamlara layık o zaman.

Defalarca yazmışımdır ama yine yazıcam. Seni insan yerine koymayan, 2. sınıf vatandaş sayan, her türlü hak ve özgürlükten yoksun bırakacak bir düzeni kadın olarak kendin destekliyorsan , diyecek lafım yok, boşuna okumuşsun. Sadece öğretim görmüşsün, eğitim değil, kafanı çalıştırmayı öğrenmemişsin sevgili hemcinsim.

Sanıyormusun ki olay bununla kalacak. Seni maşa yaparak getirmek istedikleri rejimi bir incele de gör bakalım neler kaybedeceksin. Yok öyle hem başörtüsü takarım ama hem de Cumhuriyet'in bana verdiği kazanımları kulllanırım.Sonuçta amaçları Cumhuriyet'i yıkmak olan insanlara elinle yardım ediyorsun. Nene Hatunların, Kara Fatmaların kemiklerini sızlatıyorsun. Onlar Kurtuluş Savaşına bizleri karanlıktan çıkarmak için erkeklerle omuz omuza katıldılar.

Çok öfke doluyum, hırsım geçmedi, geçemez, hepsine. RTE'ye, o sıktırbaşlara, hükümete, düşen oylarını yükseltmek için RTE ile ortaklığa giren MHP'ye

Allah sonumuzu hayır etsin.

Not:Yoruma kapattım bu yazıyı. Kimseyle polemiğe girmek istemiyorum tamamen bir iç dökmedir bu yazı.